VAY HALİMİZE… VAY Kİ VAY…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar, “YPG, PKK’nın tam da kendisidir” demiş[i]

Ne zaman diyor bunu?

İdlib’de Rusya’nın YPG ile müzakerelere başladığının ileri sürüldüğü bir sırada ve Soçi’deki Erdoğan-Putin görüşmesinin bir gün öncesinde…

Sayın Hulusi Akar’ın söz konusu ifadesi, Soçi’deki görüşmede, Putin karşısında, Sayın Erdoğan’ın elini güçlendirme amaçlı mı, yoksa Sayın Erdoğan’ı (görüşmeyi) dolaylı yönlendirme amacı mı güdülüyor, bilemiyorum ama, bu ihtimaller aklıma geliyor. Bu konu, Soçi’deki görüşmeden sonra belki açıklık kazanabilir.

Bu noktada, Sayın Hulusi Akar’ın Kara Kuvvetleri Komutanı iken, Ocak 2015’de ABD’de Pentagon’da “Liyakat Lejyonu” madalyası aldığını ve madalyanın Sayın Akar’ın “Suriye konusundaki tutumu ve Türkiye ile ABD askeri kuvvetlerinin işbirliğine katkılarından” dolayı verildiğini[ii], hatırlamak gerekir diye düşünüyorum.

Yarınki Soçi görüşmesi ile ilgili olarak dikkatimi çeken bir başka husus da şu: Geçtiğimiz günlerde Türk medyasında, Rusya Devlet Başkanı Putin’in Rusya Savunma Bakanı Şoygu ile Sibirya’da birkaç gün süren bir tatil yaptığı, nehirde balık tuttuğu, dağlarda yürüyüş yaptığı geçmiş ve ilginçtir, bu tatil, “Putin Soçi’de Erdoğan ile görüşmeye Sibirya’da hazırlanıyor” şeklinde yorumlara neden olmuştu.

Ardından Soçi’de yarın Putin ile bir araya gelecek Sayın Erdoğan’ın da, “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bazı bakan ve danışmanları ile basketbol maçı yaptığı” Türk medyasına yansıdı[iii]… Konjonktür nedeniyle, bunları önemsiyorum. Diplomasinin siyaset psikolojisinin aydınlattığı bölümünde bunlar bana oldukça anlamlı geliyor.

Sayın Erdoğan, son New York seyahati ile ilgili yorumların ve sonrasının bir benzeri ile Soçi seyahatinde ve sonrasında da karşılaşabilir diye düşünüyorum.

Daha yeni, hatırlayacaksınızdır, Başkan Biden Sayın Erdoğan’a randevu vermemiş ve YPG’ye mali yardımları artırmayı tam da Sayın Erdoğan’ın New York dönüşüne denk getirmişti…

Sayın Erdoğan’ın yarınki Soçi seyahati öncesinde de, hem İdlib’de artan gerginlik ve askeri hareketlilik var, hem de Rusya’nın YPG ile müzakerelere başladığı iddia ediliyor[iv]. Bunlar, yarın gerçekleşecek Soçi’deki görüşme için ciddi sıkıntı işaretleri.

Şu artık bir gerçek: Sayın Erdoğan’ın uluslararası politikaya dair pozisyonu artık oldukça zayıf.

Bu zayıflık, Soçi’deki görüşme için şu üç ihtimali çağrıştırıyor:

a. Sayın Erdoğan’ın Putin’den beklediği gibi bir karşılık görmesi çok zor.

b. Ya istediğini elde etmek için çok yüksek bir “taviz” vermesi gerekecektir.

c. Ya da duygusallık gösterip aşırı tepki vererek, Ankara-Moskova ilişkilerinde ipler kopacaktır. Bu bağlamda, Al Arabiya’ya dayandırılan, güncel bir haberi dikkat çekici buluyorum. Bu habere göre, Türk askeri Suriye’nin kuzeyinde Al Hasakah mevkiinde Rus Hava Kuvvetlerine bağlı bir helikopteri hedef almış, Rus helikopteri açılan ateşten kızıl ötesi güdümlü ısı çeken sistem sayesinde kurtulmuş[v]. Haber doğru ise, bu gelişme dikkat çekici; çünkü Soçi’deki görüşmeden bir gün önce oluyor. Bir de bu haberin çağrıştırdığı bir başka olay var: Kasım 2015’de Türkiye Suriye’de bir Rus savaş uçağını düşürürken Sayın Hulusi Akar Genelkurmay Başkanı idi ve Sayın Akar, dönemin Başbakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’nu “bir Rus uçağını düşürdük” diye bilgilendirmişti[vi]. Türkiye-Rusya ilişkileri oldukça kritik bir süreçten geçerken, bunların hatırlanması gerekir diye düşünüyorum.

Soçi’de, ABD Başkanı Biden’ın Sayın Erdoğan’a ilişkin son yaklaşımının bir benzerini Rusya Devlet Başkanı Putin’in de göstermesini zayıf bir ihtimal olarak göremiyorum ki; Biden’ın ve Putin’in aynı yöndeki yaklaşımlarının Türk iç politikasına yansımalarının olması kaçınılmazdır. O yansıma, herhalde Türkiye’nin iktidar değişikliğine zorlanması şeklinde olacaktır.

Eğer öyle ise; Türkiye’de iktidara gelmek de, iktidardan gitmek de, seçmene değil, büyük güçlere bağlı olmuyor mu? Siyasal egemenlik olgusu anlamını yitirmiş olmuyor mu?

Bir de, ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylediği “dostlarla iktidara geleceğiz” sözü var. O dostlardan biri de ABD ise, AKP/Sayın Erdoğan gitmiş, yerine CHP gelmiş ne fark eder, ne değişir?

Yazık bu ülkeye.

Türkiye, bugün içeride ve dışarıda içine düşmüş olduğu berbat durumu hak etmiyor.

Atatürk ne yapmış, ne söylemiş, Atatürk’e sözde sahip çıkanlar ne yapıyor, neyin peşinde koşuyorlar, kimlerle birlikteler!…

Yuh olsun, “Atatürk’ten geçinenlere”, denilmez mi?

28 Eylülü 2021

[i] Türkgün, 28.9.2021, s. 7

[ii] https://www.yenisafak.com/dunya/cuvalci-generalden-turk-komutana-liyakat-madalyasi-2071449, 28.9.2021.

[iii] Odatv4 haberi: https://lnkd.in/d3_sjBbN (Haber kaldırılmış olabilir)

[iv] https://odatv4.com/analiz/idlib-te-garip-seyler-oluyor-tsk-ve-rus-birlikleri-alarmda-211450, 28.9.2021.

[v] https://odatv4.com/analiz/idlib-te-garip-seyler-oluyor-tsk-ve-rus-birlikleri-alarmda-211450, 28.9.2021.

[vi] Gazeteci Sayın Ruhat Mengi’nin Sayın Ahmet Davutoğlu ile yaptığı mülkattan (Sözcü, 23.9.2021, s. 11)


“TALİBANLI AFGANİSTAN”: “1 MART TEZKERESİ”, İRAN’IN “MOLLA DEVRİMİ” VE BAZI ÇAĞRIŞIMLAR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bugünlerde, Dünyada da, Türkiye’de de, ağırlıklı olarak, ABD’nin 20 yıl kaldığı Afganistan’dan çekilmesi ve Afganistan’ın Taliban’ın kontrolüne girmesi (“Talibanlı Afganistan”)konuşuluyor. Bu bağlamda, değinme ihtiyacını duyduğum hususlar-çağrışımlar var. “Talibanlı Afganistan”, bana, ilk olarak, 2003’teki “1 Mart Tezkeresi”ni çağrıştırıyor. ABD’nin, 2001’de Afganistan’a ve 2003’te Irak’a müdahale gerekçeleri… Ve ABD’nin 20 yıl kaldığı

HUDSON INSTITUTE: ABD’NİN AFGANİSTAN’DAN ÇEKİLMESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Amerikan düşünce kuruluşu Hudson Enstıtute, Afganistan’da bugün yaşananlarla ilgili olarak, “Şimdi ne olacak? Afganistan’daki Amerikan Yenilgisinin Küresel Sonuçları”[i] başlıklı bir çalışma yayınlamış. Burada, bazı ufak eklemeler ile bu çalışmanın genel olarak tercümesine yer verilmiş ve sonlarda da kısa yorum ve değerlendirmede bulunulmuştur. Hudson Instıtute uzmanları Nadia Schadlow, Robert Greenway, Michael

İKİNCİ S-400 FÜZE SAVUNMA SİSTEMİNİN ALINMASINI NASIL ANLIYORUM?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bugünkü medyada, Türkiye’nin Rusya’dan ikinci bir S-400 hava savunma sistemi alacağı, buna dair pazarlıkların sürdüğü, tarafların anlaşmaya yakın olduğu yer alıyor. Bu yazının kaleme alındığı an itibarıyla, bu habere Ankara’dan yalanlama gelmediğini biliyorum. Şahsen, haberin doğruluğunu teyit etme imkânım bulunmamaktadır. Eğer doğru ise, çok dikkat çekici ve düşündürücü bulunması gereken

AFGANİSTAN’IN KUZEYİ: TALİBAN, ABD, ÇİN VE TÜRKİYE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Taliban’ın, Afganistan’ın kuzeyinde, Özbekistan’ın güneyinde kalan Şibirgan kenti ile, Tacikistan’ın güneyinde kalan Kunduz kentini ele geçirdiği, ABD’nin de B-52 bombardıman uçakları ile Şibirgan’daki Taliban mevzilerini bombaladığı ifade ediliyor[i]. Afganistan kuzeyinde, Taliban’ın ele geçirdiği Şibirgan ve Kunduz vilayetleri, bu nedenle ABD’nin B-52 uçakları ile bombaladığı ve “hayalet gambot uçakları”[ii] sevk ettiği

SURİYE’DE NELER OLUYOR, RUSYA NEYİN PEŞİNDE OLABİLİR?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk İsrail’in, Suriye’deki Hizbullah ve İran bağlantılı hedeflere yönelik olarak 19 Temmuz’da başlattığı füze saldırıları, İsrail ile Rusya’yı karşı karşıya getirmiş gözüküyor[i]. Rusya’nın Suriye’deki “Muhalif Tarafları Uzlaştırma Merkezi” Başkan Yardımcısı General Vadim Kulit, İsrail’in Halep yakınlarına fırlattığı sekiz füzeden yedisinin, Humus yakınlarına fırlattığı dört füzenin hepsinin, Rus füze savunma sistemi tarafından

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.