UKRAYNA’DAKİ SICAK ÇATIŞMANIN -GELİNEN NOKTADA- EVRİLME DURUMU

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

I. Ukrayna’daki sıcak çatışmaya, ABD, ABD’nin ortakları ve müttefikleri ile bunların kontrolündeki medya “savaş” diyor. Ben, bugüne kadar “sıcak çatışma” ifadesini kullandım. Rusya ise, “özel askeri operasyon” diyor.

“Savaş” kavramını kullanmayı niçin doğru bulmadığıma, kavramın genel-geçerli tanımından ve uluslararası hukuktan hareketle, ayrı bir yazı ile işaret etmiştim. “Özel askeri operasyon”, sınırlı askeri harekât demektir. Amacın, kapsamın ve katılımcı askeri unsurların sınırlı/dar tutulduğu anlamına gelir. Amacı, kapsamı ve unsurları özel olarak belirlenmiş bir operasyon söz konusudur. Amacı, kapsamı ve unsurları Moskova tarafından bilindiği için, Rusya’nın “özel askeri operasyon” nitelemesinde bulunması doğaldır. Bunlar bilinmediği, “gizli” olduğu için ve “özel askeri operasyonları” da kapsadığı için, Ukrayna’daki sıcak çatışma için, genel/soyut bir kavram olan “sıcak çatışma” kavramını kullanılması, bana göre, uygun bir tercihtir.

II. Ülkesel hak ve menfaati korumada diplomasinin yetersiz kalması, bu nedenle silaha başvurulması ve bunun “özel askeri operasyon” şeklinde icrası, uygulamada ucu açık bir süreçtir. Silahla korunmak istenen hususun ülkesel bir hak ve menfaat olması ve muhatabın durumuna/pozisyonuna tam olarak nüfuz edilememesi, haliyle özel askeri operasyonun başlangıçta tayin edilmiş sınırlarının dışına çıkılması sonucunu doğurabilir. Koşullara bağlı olarak, bu kaçınılmazdır; bu, hemen her sıcak çatışmanın doğasında olan bir durumdur. Bu nedenle adına ne denilirse denilsin her sıcak çatışma gerçekte ucu açık bir süreç demektir. Bu öyle bir süreçtir ki, içinde, sürecin seyrine bağlı, bütün taraflar için söz konusu, öngörülebilir ve öngörülemez ciddi riskler söz konusudur. Onun içindir ki, (i) özel bir askeri operasyona hazırlık, akılcı, gerçekçi ve bütüncül bir yaklaşımı gerektirir. (ii) “Özel askeri operasyon” olarak öngörülüp nitelendirilip bu suretle başlayan bir sıcak çatışmanın daha sonra kapsamlı bir savaşa dönüşme ihtimali her zaman için söz konusudur. (iii) Özel askeri operasyonun hazırlık sürecinde, uygulamada ortaya çıkabilecek muhtemel ve beklenmeyen durumlar için, ayrı/özel harekât planları hazırlama da vardır. (iv) Özel askeri operasyonda, süreci yönlendirmede inisiyatifi elde tutmak çok önemlidir. İnisiyatif, “aşamalı” ve “kontrollü” bir sürece imkân verir. (v) İnisiyatif istenildiği gibi kullanılamıyorsa, ihtimal dâhilinde olan gelişmeler için ilgili hazırlıklar devreye sokulur, ihtimal dâhilinde olmayan/beklenmedik gelişmeler için ise öncesinde genel ve gelişme vuku bulduğunda ayrı/özel bir hazırlıklar yapılır.

III. Rusya, imparatorluk, “Sovyetler” ve ABD ile “Soğuk Savaş” deneyimi olan, süper bir güçtür. Çok ciddi bir askeri varlığa sahiptir. Öyle ki, ABD, yakın zamana kadar uzay çalışmaları konusunda Rusya’nın imkân ve yeteneklerini kullanıyordu. ABD, Sovyetlerin dağılmasından sonra bir atalet içine girmişti. Rusya ise, Putin ile birlikte hemen her alanda tırmanışa geçti. ABD Kongre’sine dair haberlerden takip edebildiğim kadarıyla ABD’de Amerikan askeri gücünün modernizasyonuna ve takviyesine ihtiyaç duyulurken, Rusya “Putin’li yılları” askeri açıdan çok iyi değerlendirdi diye düşünüyorum. Örneğin, Rusya, Putin’li yıllarda, bir şehri bütünüyle yok edecek nükleer imkân ve kabiliyete sahip Dünyanın en büyük denizaltılarını Rus Donamasına kattı. Bunlara şu üç nedenle işaret etme ihtiyacı duydum: (i) Ukrayna’daki sıcak çatışmada Ukrayna karşısında böyle bir Rusya vardır. (ii) Rusya’nın Ukrayna’daki özel askeri operasyonunun kapsamı ve sınırları nedeniyle, Moskova’nın Ukrayna karşısında başarısız olduğu yönündeki söylemler, gerçekçi olmaktan uzak, hatta maksatlıdır. (iii) Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik “özel askeri operasyonun” hazırlığı sırasında -karine olarak- süreci bir bütün olarak gördüğünü, ihtimaller ve beklenmeyen durumlar üzerinde çalıştığını ve hazırlık yaptığını varsaymak gerekir. Bu noktada şunu da görmek gerektiğini düşünüyorum: Eğer 1997’de, NATO ile Rusya arasında düzenli danışmaları ve ortak operasyonları içeren bir işbirliği zeminini oluşturmak amacıyla NATO ile Rusya arasında “NATO-Rusya Kurucu Senedi”nin imzalandığı, NATO’nun 2002’deki Roma Bildirisi ile “NATO-Rusya Konseyi”nin kurulmuş olduğu ve sonrasında, 2004 yılında, Rusya’nın NATO Karargâhında yer alarak öngörülen sınırlar içinde NATO’daki çalışmalara bizzat katıldığı hatırlandığında, NATO’nun (ABD’nin/Batının) Ukrayna’daki sıcak çatışmaya dair muhtemel yaklaşımı ve atacağı muhtemel adımlar konusunda, Rusya’nın isabetli öngörülere sahip olacağını ve bunlara ilişkin bir hazırlık içinde olacağını, “ayrıca” varsaymak gerekir.

Bu noktada şuna değinmeden geçemeyeceğim: yukarıda Rusya’nın askeri gücüne ilişkin ifadeleri kullanırken, bunu Ukrayna’daki sıcak çatışma bağlamında dile getirmiştim, ABD’nin askeri gücünü küçümsemek için kullanmamıştım. Aksi düşünülemez. Hatırlanacaktır, daha önce birçok çalışmamda ifade ettiğim üzere, Dünyada savunma bütçesi en yüksek olan ülke ABD’dir. ABD, savunma bütçesi bağlamında, açık ara, Çin’in ve Rusya’nın önündedir. Ancak bu büyük savunma bütçesi, Amerikan ekonomisinin ve toplumunun içinde bulunduğu durum ve ABD’nin bütün Dünyaya yayılmış yoğun askeri varlığı ışığında, artık fazla işlevsel ve etkin bulunamamaktadır, bana anlamlı gelmemektedir. Amerikan toplumunda baş gösteren huzursuzluğu hatırlayınız… Gücün sindirici, caydırıcı, cezbedici, aidiyet duygusunu pekiştirici, güçle özdeşleşmeyi teşvik edici bir işlevi vardır. ABD eski gücünde olsaydı, Amerikan toplumu bugünkü durumda olur muydu? Demek ki, ABD eski gücünden uzak ki, Amerikan toplumu bu durumda… Bu, bana göre, ABD’nin cari gücü bakımından tek başına anlamlı bir işarettir.

IV. Yeniden Ukrayna konusuna dönersek; doğrudan ya da dolaylı olarak Ukrayna’daki sıcak çatışma ile ilgili önemli güncel gelişmeler var.

a. Rusya, Ukrayna’daki sıcak çatışmanın yönetimini bir generale bırakmıştır.

b. Kazakistan’daki son olayların anıları tazeliğini korurken ve Güney Kafkasya’da bir hareketlilik gözlemlenirken, Rusya için Baltıklarda yeni bir cephenin açılması ihtimali belirmiştir. Baltık ülkelerinden NATO üyeliğine dair açıklamalar gelmiştir. NATO, Baltık Denizi’nde bir tatbikat gerçekleştirmiştir/gerçekleştirmektedir. Ve Rusya, bu gelişmeler karşısında, Baltıklar bölgesine ağır silahlar sevk etmiştir.

c. Rusya’nın Karadeniz’deki Moskova isimli güdümlü füze kruvazörü, önce Ukrayna tarafından iki adet Neptün füzesi ile vurulmuş, sonrasında limana çekilirken çıkan yangınla batmıştır. Moskova kruvazörü, 2014’deki Kırım olayları sırasında Ukrayna savaş gemilerini baskılamış, bugünkü sıcak çatışmada da Ukrayna’nın güneyden-denizden kuşatılmasında kritik işleve sahip, bir savaş gemisidir. Ayrıca batan kruvazörün adının “Moskova” olması ve bu kruvazörün 2014 Kırım olaylarındaki kritik işlevi, bu gemiye saldırının arkasında ciddi psikolojik/sembolik bir boyutun olabileceğini de akla getiriyor.

d. ABD’den, Rusya’nın Ukrayna’da savaş suçu işlediği iddialarından sonra, bu kez Rusya’nın Ukrayna’da “taktik nükleer silah” kullanabileceği uyarısı geliyor.

e. Tüm bunlar yaşanırken de, Türkiye’den, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı, Ukrayna’da bekleyen “22 gemimizi bir an önce kurtarmalıyız” diyor.

Bu ve benzeri gelişmeler, bir taraftan Ukrayna’daki sıcak çatışmanın mahiyet değiştirme, diğer taraftan da Rusya’nın Ukrayna’daki sıcak çatışma ile eş zamanlı gerginlikler ile karşılaşma ihtimaline işaret ediyor. Ufukta, Rusya’nın “özel askeri operasyonunun” bir “savaşa” evrilebileceği ihtimali belirmiş gözüküyor diye bakmak mümkün. Ancak hemen burada ifade edeyim, bu evrilme, Rusya için de, ABD (Batı ve NATO dâhil) için de, ciddi güçlükler/zıtlıklar içeren bir evrilme. Çünkü bu evrilmeyi hem önleyici, hem de teşvik edici, iç içe geçmiş, boyutlar var. Bu da, evrilme konusunda isabetli tahminlerde/öngörülerde bulunulmasını güçleştiriyor.

V. a. ABD, Ukrayna üzerinden küresel hegemonyasını tazelemek istiyor ama, artık eski gücünden uzak gözükmektedir. Ukrayna hamlesi, ABD’ye enerji zenginliğini değerlendirme, dolayısıyla küresel hegemonyasını tazeleme imkânı sunuyor, böyle bir potansiyel var ama, Avrupa’nın Rusya ve Çin konusunda ABD’nin yanında sergilediği duruşta sorunlar vardır. Ukrayna’daki sıcak çatışma durumunun uzun sürmesinin, ABD’nin Avrupa desteğinde (dolayısıyla NATO desteğinde) bir gevşemeye/gerilemeye yol açma ihtimali zayıf gözükmemektedir. Ve ABD, Ukrayna’daki sıcak çatışmanın yükünün yavaş yavaş kendisine kaymasını kaldırabilecek bir durumda gözükmemektedir.

b. Rusya açısından bakıldığında, geniş/büyük ülkeye sahip olmanın beraberinde getirdiği savunma güçlüğünü görmek gerekir. ABD, doğudan ve batıdan okyanuslarla çevrilidir ve bunun ABD’ye sağladığı savunma/güvenlik avantajı vardır. Rusya için, böyle doğal bir savunma avantajı yoktur. Doğu Akdeniz (Suriye dâhil) ve Karadeniz (Ukrayna dâhil) ayrı bir sorundur. Türkiye ayrı bir sorundur. Doğu Avrupa ve Baltıklar ayrı bir sorundur. Güney Kafkasya’daki hareketliliğin içinde potansiyel riskler/tehlikeler vardır. Kazakistan’daki son olayların işaret ettiği Orta Asya’dan algılanan riskler/tehlikeler vardır. Orta ve uzun vadede Çin ile ilgili olarak akla gelen potansiyel riskler vardır. Japonya ile sorunlar vardır. Militan İslami aşırıcılık ilgili, enerji güvenliği ile ilgili riskler/tehditler söz konusudur. 17 milyon km² büyüklüğünde bir ülkeye sahip olunca tablo böyle oluyor. Rusya, karadan 14 ülkeye komşu, 14 ülke ile kara sınırına sahiptir. Eğer ABD’nin sadece iki ülke ile kara sınırına sahip olduğu dikkate alınırsa, Rusya’nın geniş/büyük ülkesini korumak için oldukça ihtiyatlı hareket etmesi gerektiğinin kendisi için bir zorunluluk olduğunu görmek ve bunu anlamak gerekir. Böyle bir tabloda, hem Rusya’nın Ukrayna’daki sıcak çatışmayı “özel askeri operasyon” olarak nitelemesini, hem de bu sıcak çatışmada Rusya’nın Kiev karşısında başarılı olmadığı iddialarını, objektif ve tarafsız olarak bir düşünmekte yarar görürüm. Karadan 14 ülkeye komşu, eş zamanlı olarak, bu kadar çok mevcut ya da potansiyel risk, tehdit ya da tehlike ile karşı karşıya bulunan Rusya’nın Ukrayna’daki sıcak çatışmaya “gereğinden fazla” odaklanması beklenebilir mi? Böyle bir odaklanma Rusya için ciddi risk demek değil midir? Batı/NATO destekli ABD’nin de, istediği bu değil midir?

c. Ukrayna’daki sıcak çatışmanın küresel dengeleri yakından ilgilendiren bir mahiyet arz etmesine rağmen, bu çatışmaya küresel ölçekte bir ilginin olmadığı açıktır. Ukrayna’daki sıcak çatışma konusunda ABD ile beraber eden aktörler bellidir: Avrupa’nın önde gelen bazı ülkeleri ile Rusya’ya komşu küçük Avrupa ülkeleri, NATO, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya, Güney Kore, belki örtülü olarak Türkiye… Bu kadar. Peki, Dünya bunlardan ibaret mi? Çin, Hindistan, BM, BM üyesi 190’nın üzerindeki ülkenin geri kalanı, Ukrayna’daki sıcak çatışmanın neresinde, ne kadar varlar? Neredeyse yok mertebesinde varlar. Ukrayna NATO üyesi değil ama, ne hikmetse NATO çok aktif, çok önde!… Peki, siz hiç Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ)’nün ve Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ)’nün Ukrayna’daki sıcak çatışma ile ilgili olarak adının geçtiğini duydunuz mu? Hayır, şahsen ben duymadım. Ama bütün bu aktörlerin, belli bir noktadan sonra, seslerini duymak beklemek gerekmez mi? Gerçekçi ve akılcı bir yaklaşım, bu beklentiyi beslemiyor mu?

VI. Gelinen noktada ve arz edilen hususlar ışığında, Ukrayna’daki sıcak çatışmanın geleceği konusunda tahmin yürütmek, öngörüde bulunmak ciddi güçlük arz ediyor ama, ben yine de bunu yapacağım. Ukrayna’daki sıcak çatışmanın uzun sürmesi, ABD’yi, ciddi sıkıntıya yol açacaktır. Çünkü aldığı destek azalacak, azalan destek amacına ulaşma maliyetini artıracak, artan maliyet ABD için içeride de dışarıda da sorun olarak kendisini gösterecektir. Hiç şüphesiz, bu bağlamda, uzayacak süreçte, ABD’nin karşısında olarak devreye girmesi muhtemel diğer aktörleri de hatırlamak gerekir.

Ukrayna’daki sıcak çatışmanın uzun sürmesinin Rusya için elbette ki riskleri vardır. Ancak Rusya’nın bu riskleri dengeleme imkânına sahip olduğunu, bu konuda avantajlarının olduğunu, değerlendiriyorum. Rusya, ABD’den farklı olarak, şimdiye kadar işi tek başına, yani kendi öz kaynakları ile götürmüştür. Süreç uzarsa, destek alması muhtemel yerler ile temasa geçme avantajına sahiptir. ABD’den farklı olarak, sıcak çatışma, Rusya’ya yakın ve Rusya’nın bildiği bir coğrafyada geçmektedir. Ve Rusya, bu coğrafyada ABD’den “farklı” bir nüfuza ve birikime sahiptir.

Evet, başlangıçta belirtilen gelişmeler ışığında, Ukrayna’daki sıcak çatışmanın, Rusya’nın nitelemesi ile özel bir askeri operasyon olmaktan çıkıp bir “savaşa” evrilebileceği ihtimali belirmişse de; ABD’ye, Rusya’ya ve Dünyanın geri kalanına ilişkin olarak yukarıda belirtilen hususlar ışığında, bu ihtimalin çok da güçlü olmadığını düşünüyorum. Ancak bunu düşünürken, Çin’in orta ve uzun vadeli muhtemel hedeflerini/beklentilerini dışarıda bıraktığımı belirtmeliyim. Çünkü Rusya ile ABD’nin karşı karşıya gelmesinin Çin’in çok işine gelen bir yanı da vardır.

VII. İnanıyor ve umut ediyorum ki, münhasıran enerji konusu, bir orta yol bulunmasına hizmet edecek ve bu suretle, Ukrayna’daki sıcak çatışmada tansiyonu düşecek, konu zamana bırakılacaktır. Eğer tarafların (Ukrayna’nın, Rusya’nın ve ABD’nin -Batı ve NATO dâhil-) ellerine, kendi kamuoylarına ve Dünyaya bu sıcak çatışmadan elde ettikleri “kazanca” işaret edecek bir şeyler verilebilirse, bunun oldukça kısa sürede mümkün olabileceğini düşünüyorum.

Bunu en çok da Ukrayna halkı için umut ve temenni ediyorum. Çünkü olan, Ukrayna halkına oluyor/olacaktır. Sıcak çatışma uzarsa, acılar ve yıkım daha da artıracak, telafi de o oranda zorlaşacaktır.

17 Nisan 2022

Anahtar Kelimeler:

ABD’NİN GİRİT’TE VE BATI TRAKYA’DA ARTAN ASKERİ VARLIĞI ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Yunanistan’ın, NATO üyesi olarak ülkesini zaten ABD’ye açmış iken, son dönemde bu işi daha da ileriye taşımasını, ABD’ye Girit’te ve Batı Trakya’da daha ileri konuşlanma imkânı tanımasını, burada biraz farklı ele almaya çalışacağım. Elbette ki, Yunanistan’ın bu yaptıkları, Yunan emeli ve ABD’nin güncel Türkiye yaklaşımı ile birlikte mütalaa edildiğinde, Türkiye

TÜRKİYE CİDDİ TEHDİT/TEHLİKE ALTINDA

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bu 30 Ağustos’ta aklıma gelenler…. Lütfen hatırlayınız… 1821’de Osmanlı’ya isyan eden ve bu isyan neticesinde 1832’de Osmanlı’dan koparak ayrı bir devlete sahip olan Yunanlılar, Mayıs 1919’da Anadolu’yu işgale başlıyor… Yaklaşık 100 yıl önce (1821) emperyalist Batının desteği ile Osmanlı’dan kopan isyancılar, yaklaşık 100 yıl sonra (1919) yine emperyalist Batının desteği

UKRAYNA’DAKİ ÇATIŞMANIN TRANSDİNYESTER CUMHURİYETİ’NE YANSIMA İHTİMALİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk I. Moldova’nın doğusunda, fazla derinliği olmayan kuzeyden güneye doğru ince bir şerit halinde uzanan 1990’da Moldova’dan kopup tek taraflı bağımsızlık ilan eden, Ukrayna’nın batısından Ukrayna’ya komşu, Rusya himayesindeki, bugüne kadar Rusya dışında kimsenin bağımsızlığını tanımadığı Transdinyester Cumhuriyeti’nde dikkat çekici üç ayrı terör saldırısı yaşanıyor.[i] Bu çalışma, bu saldırıları çıkış noktası

PENÇE KİLİT OPERASYONU, “ERBİL GAZI” VE KÜRTLERE “ULUS İNŞASI”…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Linkedin’de Sayın Erkan Ayan’ın “AB-D neden Kuzey Irak’ta Pençe Kilidi Operasyonuna sessiz?” sorusu ile başlayan, benim bağlantı ağıma dâhil Sayın Murat Sekmen üzerinden muttali olduğum bir paylaşım ile karşılaştım. Bu paylaşımda, Türkiye’nin PKK terör örgütüne yönelik olarak Irak’ın kuzeyinde icra ettiği Pençe Kilit Operasyonu, (Erbil’in kontrolündeki) bölgenin petrol ve doğal

TACİKİSTAN SAVUNMA BAKANI’NIN TÜRKİYE ZİYARETİ ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Geçtiğimiz günlerde (20-21 Nisan’da) Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar’ın önemli bir ziyaretçisi vardı. Tacikistan Savunma Bakanı Orgeneral Sherali Mirzo, Sayın Akar’ın “resmi davetlisi” olarak Türkiye’deydi. Sayın Akar, Sayın Mirzo’yu Milli Savunma Bakanlığı’na gelişinde askeri törenle ve görüntülerde ifadesini bulan dikkat çekici bir samimiyet ile karşılamış. Milli Savunma Bakanlığı tarafından

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.