UKRAYNA’DAKİ ÇATIŞMANIN TRANSDİNYESTER CUMHURİYETİ’NE YANSIMA İHTİMALİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

I. Moldova’nın doğusunda, fazla derinliği olmayan kuzeyden güneye doğru ince bir şerit halinde uzanan 1990’da Moldova’dan kopup tek taraflı bağımsızlık ilan eden, Ukrayna’nın batısından Ukrayna’ya komşu, Rusya himayesindeki, bugüne kadar Rusya dışında kimsenin bağımsızlığını tanımadığı Transdinyester Cumhuriyeti’nde dikkat çekici üç ayrı terör saldırısı yaşanıyor.[i] Bu çalışma, bu saldırıları çıkış noktası almıştır.

II. Saldırılar, Ukrayna’daki sıcak çatışma devam ederken, Ukrayna’daki sıcak çatışmada Rusya’nın ikinci aşamaya geçildiğini açıkladığı ve nükleer silah kullanımının konuşulduğu bir sırada gerçekleşiyor. Yani eş zamanlılık, önem atfetmeyi gerektiren etkenlerden bir tanesi.

III. İşin iç yüzü bilinemediği için dışarıdan bakıldığında, ilk bakışta, hemen kendisini belli eden iki farklı çağrışım var. Birinci olarak, Ukrayna’ya bitişik Transdinyester Cumhuriyeti, Rusya’nın himayesinde olduğu ve Rus askeri unsurlarına ev sahipliği yaptığı için, söz konusu saldırılar hemen Rusya ile ilişkilendirilebiliyor. Çünkü bu, Rusya’nın, Ukrayna’yı batıdan taciz edip ikinci bir cephe açmasını, bu suretle Ukrayna’nın (ABD’nin/Batının) gücünü bölmesine hizmet eder. İkinci olarak, tam aksi yönde, söz konusu saldırılar, Rusya’yı Transdinyester Cumhuriyeti üzerinden de angaje edip Rusya’nın gücünü bölmeyi amaçlayan, arkasında Ukrayna’nın (ABD’nin/Batının) olduğu bir gelişme olarak da görülebilir.

IV. Ancak haberde geçen bir husus var. O da, Moldova’nın ve Transdinyester Cumhuriyeti’nin güneyinde kalan ve Karadeniz’e açılan Ukrayna topraklarını Ukrayna ana karasına bağlayan Zatoka Köprüsünün Rusya’nın füze saldırısı ile tahrip edilmesidir. Bu tahrip, Ukrayna’nın söz konusu topraklarını elde tutmasını zorlaştıran ve Kiev için, Kırım benzeri bir sonucu çağrıştıran bir gelişmedir. Çünkü Ukrayna’nın söz konusu toprakları, Rusya himayesindeki Transdinyester Cumhuriyeti’nin güneyinde ve Karadeniz’e açılma yolu üzerindedir. Transdinyester Cumhuriyeti için, Karadeniz’e açılma ihtimali belirmiştir. Bu, bir yönüyle eğer gerçekleşirse Transdinyester Cumhuriyeti’ne güç verecek, ayakları üzerinde durmasını sağlayacak, bağımsızlığını korumasına ve sürdürmesine imkân verecek bir ihtimaldir, diğer yönüyle de Transdinyester Cumhuriyeti’ni Moskova’ya daha çok itecek (başka bir ifade ile Transdinyester Cumhuriyeti’ni Moskova için daha kullanışlı hale getirecek) bir durumdur. Bir üçüncü yönüyle de, Transdinyester Cumhuriyeti’nin gözünün bundan böyle güneyindeki Ukrayna topraklarında olacağı ve bunun da Transdinyester Cumhuriyeti’ni ayrıca Moskova’ya iteceğidir. Bunlardan yola çıkarak söz konusu saldırıları Rusya ile ilişkilendirmek mümkün ve söz konusu saldırılar ile Zatoka Köprüsünün Ruslar tarafından tahrip edilmesindeki eş zamanlılık da bunu ayrıca beslemektedir diye düşünülebilir.

V. Esasen, Moskova’nın, ülkesini savunma sorumluluğunu yerine getirirken, devasa ülkesi nedeniyle, eş zamanlı cephelerle karşılaşma ihtimalini dikkate alan bir savunma stratejisine sahip olduğu düşünülür ve kabul edilirse, Ukrayna’nın (ABD’nin/Batının) Transdinyester Cumhuriyeti üzerinden Rusya’ya karşı bir cephe açmasının Moskova üzerinden baskı oluşturmak adına fazla bir değeri olmayacaktır. Çünkü Rusya gibi bir süper gücün, eş zamanlı olarak birçok cephede bunları göğüsleyebilecek imkâna ve kabiliyete sahip olduğu tartışma konusu olmaktan uzak olacaktır. Bu noktada, ayrıca, Moskova’nın kontrolündeki Transdinyester Cumhuriyeti’ni Ukrayna’daki sıcak çatışmanın bir parçası haline getirmenin, başta Romanya olmak üzere Doğu Avrupa ülkelerine yönelik Rusya tehdidini artıracağını da görmek gerekir. Böyle bakınca, ne Ukrayna’nın, ne de ABD’nin/Batının bunu istemeyeceği düşünülebilir. Yani bu mülahazalar ile de, Transdinyester Cumhuriyeti’ndeki terör saldırılarını Rusya ile ilişkilendirmek mümkündür.

VI. Ancak konu bu suretle kapatılamıyor. Başka çağrışımlara yol açan, Moldova Cumhurbaşkanı’nın söz konusu saldırılara ilişkin açıklamaları var. Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu, Transdinyester’deki söz konusu saldırıları “iç karışıklık” olarak yorumlamış, bölgede bir “iktidar kavgası” yaşandığına ve saldırıların bununla ilgili olduğuna işaret etmiş. Bu açıklamanın içinde, Moldova’nın Transdinyester Cumhuriyeti’ni tanımadığı ve Transdinyester bölgesini ülkesinin bir parçası olarak gördüğü var. Bu açıklamayı unutmadan, bir an için İsveç’in ve Finlandiya’nın NATO üyeliği konuşulurken beklenmedik bir şekilde Moldova’nın NATO üyeliğinin gündeme gelip gerçekleştiği ve/veya Ukrayna’daki sıcak çatışmanın önce Transdinyester Cumhuriyeti’ne dolayısıyla “NATO üyesi Moldova”ya sıçradığını, Moldova’nın NATO üyeliği gerçekleşmez ise Moldova üzerinden Romanya’ya sıçradığını düşünelim. Böyle bir durumda NATO doğrudan devreye girecek, Rusya’ya karşı NATO Antlaşması’nın 5. maddesindeki “müşterek savunma” mekanizması işletilecektir. Böylece NATO, Ukrayna NATO üyesi olmadığı için yapamadığını, bu durumda yapabilecek, doğrudan Rusya’yı karşısına alabilecektir. Hiç şüphesiz böyle bir ihtimal, kolay bir durum değildir, çok yönlü ve çok ciddi çağrışımları olacaktır. Ancak nükleer silah kullanımının konuşuluyor olmasının da etkisinde, böyle bir ihtimal bütünüyle dışlanamamaktadır. Tabiatıyla bu paragrafta belirtilenler de, Transdinyester Cumhuriyeti’ndeki terör saldırılarını Ukrayna ve ABD/Batı ile ilişkilendirmeye yol vermektedir.

VII. Yukarıda arz ve izah ettiğim hususlar ışığında, şu aşama itibarıyla, değerlendirmem; Rusya’nın, Transdinyester Cumhuriyeti üzerinden Ukrayna’daki sıcak çatışmanın çapını büyütmek (krizi tırmandırmak) istediği ve bunu, sanılanın aksine, Ukrayna’daki sıcak çatışmaya son verecek bir anlaşmayı mümkün kılmak için yaptığı yönündedir. Rusya’nın çatışmayı/krizi tırmandırmasının arkasında, muhataplarını masaya çekmek, masanın etrafındaki herkese ceplerinde bir şeyler olarak masadan kalkma imkânı vermek, bu suretle bir anlaşmaya ulaşılmasını sağlamak olduğunu değerlendiriyorum. Tabiatıyla böyle bir anlaşma, Rusya’nın mevcut/önceki kazanımlarını koruyacak bir anlaşma olacak; Moskova’nın muhataplarının masada ceplerine koyacakları, çatışmanın/krizin tırmandırılması suretiyle “sonradan” elde edilmiş hususlar olacaktır. Bu arada, “sonradan” elde edilmişlerden Moskova’ya kalanlar da olabilecektir.

27 Nisan 2022

[i] https://odatv4.com/dunya/dunya-ukrayna-ya-odaklanmisti-sosyalist-ulkeye-saldiri-236822, 27 Nisan 2022


“NATO ÜYELİĞİ ONAY SÜRECİ KOLAY DEĞİLDİR”

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Yukarıdaki başlık bana ait değil. Başlık, Sayın Konur Alp Koçak’ın, 11 Kasım 2022 tarihli Türkgün Gazetesi’nin 11. sayfasında yer alan köşe yazısının başlığıdır. Sayın Koçak’ın köşe yazısında yer alan bazı hususlar, işbu çalışmayı kaleme alma ihtiyacını doğurmuştur. Sayın Koçak, köşe yazısında, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in geçtiğimiz günlerde Türkiye’yi ziyareti

ABD’NİN GİRİT’TE VE BATI TRAKYA’DA ARTAN ASKERİ VARLIĞI ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Yunanistan’ın, NATO üyesi olarak ülkesini zaten ABD’ye açmış iken, son dönemde bu işi daha da ileriye taşımasını, ABD’ye Girit’te ve Batı Trakya’da daha ileri konuşlanma imkânı tanımasını, burada biraz farklı ele almaya çalışacağım. Elbette ki, Yunanistan’ın bu yaptıkları, Yunan emeli ve ABD’nin güncel Türkiye yaklaşımı ile birlikte mütalaa edildiğinde, Türkiye

TÜRKİYE CİDDİ TEHDİT/TEHLİKE ALTINDA

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bu 30 Ağustos’ta aklıma gelenler…. Lütfen hatırlayınız… 1821’de Osmanlı’ya isyan eden ve bu isyan neticesinde 1832’de Osmanlı’dan koparak ayrı bir devlete sahip olan Yunanlılar, Mayıs 1919’da Anadolu’yu işgale başlıyor… Yaklaşık 100 yıl önce (1821) emperyalist Batının desteği ile Osmanlı’dan kopan isyancılar, yaklaşık 100 yıl sonra (1919) yine emperyalist Batının desteği

PENÇE KİLİT OPERASYONU, “ERBİL GAZI” VE KÜRTLERE “ULUS İNŞASI”…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Linkedin’de Sayın Erkan Ayan’ın “AB-D neden Kuzey Irak’ta Pençe Kilidi Operasyonuna sessiz?” sorusu ile başlayan, benim bağlantı ağıma dâhil Sayın Murat Sekmen üzerinden muttali olduğum bir paylaşım ile karşılaştım. Bu paylaşımda, Türkiye’nin PKK terör örgütüne yönelik olarak Irak’ın kuzeyinde icra ettiği Pençe Kilit Operasyonu, (Erbil’in kontrolündeki) bölgenin petrol ve doğal

TACİKİSTAN SAVUNMA BAKANI’NIN TÜRKİYE ZİYARETİ ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Geçtiğimiz günlerde (20-21 Nisan’da) Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar’ın önemli bir ziyaretçisi vardı. Tacikistan Savunma Bakanı Orgeneral Sherali Mirzo, Sayın Akar’ın “resmi davetlisi” olarak Türkiye’deydi. Sayın Akar, Sayın Mirzo’yu Milli Savunma Bakanlığı’na gelişinde askeri törenle ve görüntülerde ifadesini bulan dikkat çekici bir samimiyet ile karşılamış. Milli Savunma Bakanlığı tarafından

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.