TÜRKİYE’NİN TERÖRİZMLE MÜCADELESİ NASIL GÖZÜKÜYOR?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

Hakkari’de, PKK terör örgütünün saldırısı sonucu 3 işçi (sivil) hayatını kaybetmiş…
Şehit işçilere Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Eli kanlı, bölücü/ayrılıkçı terör örgütünü lanetliyorum.

Ancak…

AKP/Sayın Erdoğan iktidarının bugün terörle mücadelede izlediği stratejiyi anlamak mümkün değil. Terörizmle mücadelede, “ara, bul, yok et” şeklinde ifade edilen ve güvenlik güçlerince yürütülen bir strateji ile yol alınması ne kadar mümkündür? Artık herkes biliyor ki, terörizmle mücadele, “bütüncül” yaklaşmayı gerektiren bir mücadeledir, sadece güvenlik güçlerince yürütülecek bir mücadele değildir. AKP/Sayın Erdoğan iktidarı, hem terörizmle mücadele ettiğini söylüyor, hem de mücadele ettiği terör örgütünün arkasında olduğunu artık herkesin görebildiği, kendisinin de bu nedenle suçladığı, ABD’yi bir türlü gönlünden çıkaramıyor!…

Böyle bir terörizmle mücadele olur mu? Böyle bir anlayış ve yaklaşım ile terörizmle mücadelede mesafe alınabilir mi?

Terörizmle mücadelenin güvenlik güçlerine bırakılmış gözükmesi, “bataklık-sivrisinek” benzetmesini akla getiriyor. Herkes biliyor ki, bataklık kurutulmadıkça, sivrisinekleri öldürmek, sorunu çözmüyor. AKP/Sayın Erdoğan iktidarının cari terörizmle mücadele stratejisi ve bunun uygulaması buna benzemiyor mu?

AKP/Sayın Erdoğan iktidarının, terörizmle mücadelenin böyle olmayacağını, teröristlerin öldürülmesine indirgenmiş gözüken bir terörizmle mücadele stratejisinin başarıya ulaşamayacağını bilmemesi mümkün mü?

Hayır. Bana göre, mümkün değil. Niye?

Çünkü iktidarlarında, daha önce, Dünyada bölücü/ayrılıkçı terörizmle mücadele eden ülkeleri incelemişlerdi. Bunu biliyoruz. Örneğin kamuoyunda, İngiltere’nin bölücü/ayrılıkçı IRA ile mücadelesini çok konuşmuştuk, bunu hatırlıyoruz.

Peki, biz hatırlıyoruz da, AKP/Sayın Erdoğan iktidarı niye şimdi bunları hatırlamıyor, unutmuş gözüküyor?

Bu sorunun cevabına ilişkin olarak iki husus aklıma geliyor.

Birincisi, AKP/Sayın Erdoğan iktidarı, hatırlarsanız, “askeri vesayet” söylemi ile iktidara gelmiş, terörizmle mücadelenin “askeri vesayeti” beslediğini ileri sürmüştü. Askeri vesayet artık yok. Şimdi bunun yerini “AKP/Sayın Erdoğan iktidarının vesayetinin” aldığı konuşuluyor. Bu konuşmaya bakınca ve iktidarın söz konusu söylem ve iddialarını hatırlayınca, insanın aklına, terörizmle mücadelenin şimdi de AKP/Sayın Erdoğan iktidarının vesayetini beslediği akla geliyor. Çünkü “askeri vesayet” dönemindeki terörizmle mücadelenin, “bugün” AKP/Sayın Erdoğan iktidarının izlediği terörizmle mücadeleden pek de bir farkı olmadığı görülüyor.

İkincisi de, iktidarın, terörizmle mücadelenin değinilen cari stratejiye indirgenmiş görüntüsü üzerinden, içeride gerçek gündemi kamuoyunun dikkatinden kaçırma amacını gütmüş olabileceğinin düşünülmesidir. Çünkü cari terörizmle mücadele stratejisinin, AKP/Sayın Erdoğan iktidarına, hem kamuoyuna mazeret sunma, hem de kamuoyunun dikkatini dağıtma/yansıtma avantajını sağladığı görülebiliyor. Bu terörizmle mücadele stratejisinde, AKP/Sayın Erdoğan iktidarı için, kuvvetle muhtemel, Türkiye’nin Kürt kökenli vatandaşları/seçmenleri de, “gönülden bir türlü çıkmayan/çıkarılamayan” ABD sayesinde,  bir sorun teşkil etmeyecektir.

Lütfen şunu bir düşününüz: hem terörizmle mücadele beka sorunu olarak takdim edilecek, öyle ki Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki askeri varlığı bu kapsamda takdim edilecek, bu suretle terörizmle mücadelenin arz ettiği ciddiyete en yetkili ağızlardan resmi olarak ısrarla vurgu yapılacak; hem de mücadele edilen terör örgütünün ve terörizm sorunun arkasındaki ABD’den bir türlü kopulamayacak, yaşanan onca şeye rağmen hala ABD’ye yakın olma hevesi gösterilebilecek!…

Böyle bir tabloda, bölücü/ayrılıkçı terör örgütü ile, devlet destekli uluslararası terörizm ile mücadele edildiğini söylemek, hele bu mücadelede çok büyük başarı elde edildiğini ileri sürmek, kamuoyuna inandırıcı gelebilir mi?

Terörizmle mücadele böyle olmaz, bu mücadelede böyle mesafe alınamaz.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 6 Kasım 2020


UKRAYNA’DAKİ ÇATIŞMANIN TRANSDİNYESTER CUMHURİYETİ’NE YANSIMA İHTİMALİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk I. Moldova’nın doğusunda, fazla derinliği olmayan kuzeyden güneye doğru ince bir şerit halinde uzanan 1990’da Moldova’dan kopup tek taraflı bağımsızlık ilan eden, Ukrayna’nın batısından Ukrayna’ya komşu, Rusya himayesindeki, bugüne kadar Rusya dışında kimsenin bağımsızlığını tanımadığı Transdinyester Cumhuriyeti’nde dikkat çekici üç ayrı terör saldırısı yaşanıyor.[i] Bu çalışma, bu saldırıları çıkış noktası

PENÇE KİLİT OPERASYONU, “ERBİL GAZI” VE KÜRTLERE “ULUS İNŞASI”…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Linkedin’de Sayın Erkan Ayan’ın “AB-D neden Kuzey Irak’ta Pençe Kilidi Operasyonuna sessiz?” sorusu ile başlayan, benim bağlantı ağıma dâhil Sayın Murat Sekmen üzerinden muttali olduğum bir paylaşım ile karşılaştım. Bu paylaşımda, Türkiye’nin PKK terör örgütüne yönelik olarak Irak’ın kuzeyinde icra ettiği Pençe Kilit Operasyonu, (Erbil’in kontrolündeki) bölgenin petrol ve doğal

TACİKİSTAN SAVUNMA BAKANI’NIN TÜRKİYE ZİYARETİ ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Geçtiğimiz günlerde (20-21 Nisan’da) Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar’ın önemli bir ziyaretçisi vardı. Tacikistan Savunma Bakanı Orgeneral Sherali Mirzo, Sayın Akar’ın “resmi davetlisi” olarak Türkiye’deydi. Sayın Akar, Sayın Mirzo’yu Milli Savunma Bakanlığı’na gelişinde askeri törenle ve görüntülerde ifadesini bulan dikkat çekici bir samimiyet ile karşılamış. Milli Savunma Bakanlığı tarafından

UKRAYNA’DAKİ SICAK ÇATIŞMANIN -GELİNEN NOKTADA- EVRİLME DURUMU

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk I. Ukrayna’daki sıcak çatışmaya, ABD, ABD’nin ortakları ve müttefikleri ile bunların kontrolündeki medya “savaş” diyor. Ben, bugüne kadar “sıcak çatışma” ifadesini kullandım. Rusya ise, “özel askeri operasyon” diyor. “Savaş” kavramını kullanmayı niçin doğru bulmadığıma, kavramın genel-geçerli tanımından ve uluslararası hukuktan hareketle, ayrı bir yazı ile işaret etmiştim. “Özel askeri operasyon”,

MİLLİ SAVUNMA BAKANI’NIN KARADENİZ’DEKİ SERBEST KALMIŞ MAYINLARA DAİR AÇIKLAMALARININ ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk “Karadeniz’deki serseri mayınlarla ilgili açıklamada bulunan Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar, ‘Mayınlar kasıtlı mı bırakıldı diye şüphelerimiz var. Belki NATO’ya ait mayın tarama gemilerinin Karadeniz’e girmesi için bir plan dâhilinde de bu mayınlar bırakılmış olabilir’ dedi.”[i] Haberde, Sayın Akar’ın, mayınların Rus yapımı olduğunu ve hangi ülkenin bıraktığının araştırıldığını, söz

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.