TAYLAND HÜKÜMETİ’Nİ KINIYORUM

Tayland Hükümeti’nin, Çin’den kaçarak Tayland’a sığınan Müslüman Uygur Türklerinden 109’unu Çin’e iade etmesini şiddetle kınıyorum.

1991’de Sovyetler dağılmasından sonra gündemde oldukça öne çıkmış olan insan hakları olgusu ve diplomasisi, bir süredir aynı hızla Dünya gündeminin arka sıralarına doğru yol almaya devam ediyor… Bu gerilemenin yol açtığı boşluğu ise, acı ve şiddet sarmalı dolduruyor… Hukuk, hukukun genel ilkeleri her gün biraz daha fazla göz ardı ediliyor… Güç her şeye “kadir” görülürken, barış içinde bir arada yaşama giderek zorlaşıyor ve güvenlik endişesi içten içe giderek artıyor… Uygur Türklerinin Çin’e iadesi, bu sürece işaret eden güncel gelişmelerdendir.

Tayland Hükümeti’nin iade kararı uluslararası hukuka aykırıdır. Çünkü Cenevre’de 28 Temmuz 1951 tarihinde imzalanmış olan ve halen yürürlükte bulunan “Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme”nin 33. maddesinin 1. fıkrasında “Hiçbir imzacı devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini, vatandaşlığı, belli bir toplumsal kesime mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayat ve hürriyetinin tehdit edileceği ülkelerin hudutlarından her ne şekilde olursa olsun sınır dışı veya iade edemez.” hükmü yer almaktadır. Bu, Sözleşmeyi imzalayan her devleti bağlayan bir hükümdür ve Tayland, imzacı bir devlet olarak, iade kararı ile, Sözleşmenin bu hükmünü açıkça ihlal etmiştir.

Tayland Hükümeti’nin iade kararını dayandırdığı “Türkiye’de akrabasının ya da bir şekilde Türkiye’ye gitmiş bir yakınının adresini gösterememe” gerekçesi ise, genel olarak uluslararası hukukta, özel olarak da söz konusu Sözleşmede yeri olmayan bir gerekçedir. Bu gerekçe, söz konusu sözleşmenin ne “lafzı” ile, ne de “ruhu” ile bağdaşır. Çünkü Sözleşme, hayatı ve hürriyeti korumayı öngörür ve Müslüman Uygur Türkleri, hayatları ve hürriyetleri tehdit altında olduğu için Çin’den kaçmışlardır. Tayland’ın iade kararını dayandırdığı gerekçe, hem uluslararası hukukun genel ilkelerinden “iyi niyet” ile bağdaşmayan, hem de (üstelik) art niyete işaret eden bir gerekçedir. Bu gerekçe, bağlı soru işaretlerine neden olmakta ve Türkiye’ye gelenleri “töhmet” altında bırakıcı bir mahiyet arz etmektedir. Bu da, Tayland ve Çin Yönetimlerinin gerçekte birlikte hareket ettikleri, Tayland Yönetiminin Pekin’in amaçlarına hizmet ettiği algılarına neden olmaktadır.

Sonuç olarak, Tayland Hükümeti; Müslüman Uygur Türklerinin hayat ve hürriyetlerini görmezden gelmek suretiyle, uluslararası hukuku ihlal etmiş, suç işlemiştir, işlediği suçun vasfı insanlık suçudur. Ayrıca Çin’in Müslüman Uygur Türklerine yönelik olarak işlemekte olduğu insanlık suçunda Çin’e yardım da etmiştir.

Müslüman Uygur Türklerinin hayatlarına ve hürriyetlerine kastedenlerin, bir gün mutlaka Uluslararası Ceza Mahkemesi önüne çıkacaklarına inanıyorum.

Yukarıdaki mülahazalar ışığında, Müslüman Uygur Türklerini Çin’e iade eden Tayland Hükümeti’ni bir kere daha şiddetle kınıyorum.

Küresel gidişattan -acı ve şiddet sarmalının öne çıkışından- rahatsız olanları; din, dil, etnik köken ya da bir başka ayrım yapmadan, Müslüman Uygur Türklerinin iadesine karşı duruş sergilemek suretiyle, bu rahatsızlıklarını dışa vurmaya çağırıyorum.

Allah, Çin’e dönmek zorunda bırakılan Müslüman Uygur Türklerinin yardımcısı olsun.

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

10 Temmuz 2015, Ankara/Türkiye


test

test

YENİ YIL MESAJI

ASCMER izleyicilerinin yeni yıllarını en içten dileklerle kutluyorum. Umarım, 2022 yılı, rahata ve huzura erişeceğimiz, gelecek endişesinden sıyrılacağımız, refaha kavuşma yoluna gireceğimiz, adalete olan güvenimizin tazeleneceği, hukuka saygının kendisini göstereceği, devletin güç ve imkânlarının hukuk içinde kullanılacağı, dengeli ve güven verici bir kalkınma sürecine girileceği, verimli-üretken, iyi-güzel, sağlık-sıhhat, barış-özgürlük dolu, bir yıl olur. Prof. Dr.

SURİYE HALK MECLİSİ’NİN “TALİHSİZ” HATAY AÇIKLAMASI ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Suriye Halk Meclisi, geçtiğimiz gün, Hatay’ın Suriye toprağı olduğunu öne sürerek Hatay’ı geri almak için her şeyi yapacaklarını içeren bir bildiri yayınlamıştı. Türk Dışişleri Bakanlığı, bir soru üzerine, bildiriye dair çok sert bir açıklamada bulunmuştu. Elbette ki, Suriye Halk Meclisi’ni, Türkiye’nin ülke ve ulus bütünlüğünü hedef alan ve tehdit içeren

ÜÇ KİTAPLIK CASUS ROMANI…

Jason Matthews’un üç kitaplık, biri birini tamamlayan (bütünlük arz eden) casus romanından söz ediyorum. – Birinci Kitap: Kızıl Serçe (Red Sparrow), Çeviri: Derya Dinç, Salon Yayınları, İstanbul, 2019, 559 sayfa. (Baskı: Dizgi Ofset Matbaacılık, Karatay/Konya). – İkinci Kitap: İhanet Sarayı (Palace of Treason), Çeviri: Derya Dinç, Salon Yayınları, İstanbul, 2019, 622 sayfa. (Baskı: Dizgi Ofset

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NİN KURULUŞ YILDÖNÜMÜ (CUMHURİYET BAYRAMI) MESAJI

Kıbrıs Türk halkının, vatanına, hürriyetine ve egemenliğine sahip çıkışının ve bu mücadelesini Cumhuriyet ile taçlandırmasının 38. yılını idrak ediyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nin bugünlere nasıl ulaştığını çok iyi biliyor ve Kıbrıs Türk Halkının egemen varlığının simgesi olan KKTC’nin, bilinçli nesiller elinde sonsuza kadar yaşayacağına, yaşatılacağına yürekten inanıyorum. Çok büyük fedakârlıklarla kurulmuş KKTC’nin özgür ve

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.