Posts tagged as: NATO



ABD’NİN UKRAYNA YAKLAŞIMI TÜRKİYE BAKIMINDAN NASIL OKUNUYOR?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Cenevre’de, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile Ukrayna konusunu görüşen ABD Dışişleri Bakanı Blinken, “Eğer herhangi bir Rus kuvveti Ukrayna sınırını geçerse, bu bir işgaldir. Ortaklarımız ve müttefiklerimizle buna hızlı, şiddetli ve müşterek bir yanıt veririz.”[i] demiş…

ABD Dışişleri Bakanının bu ifadesi ile karşılaşınca, bir kere daha bazı hususlar bir film şeridi gibi zihnimden geçti. Ancak burada hepsine değinmeyeceğim. Daha önce benzeri gelişmeler sırasında da dile getirdiğim üzere, Türkiye’nin dış politikadaki mevcut durumu ışığında, bu ifadenin de Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği bakımından durup düşünülmesi, değerlendirilmesi gerekir. Böyle bir değerlendirme, hiç şüphesiz, Türk diplomasisinin geleceği bakımından da anlamlı olacaktır. Devamı…



KAZAKİSTAN’DAKİ SON OLAYLAR NASIL GÖRÜNÜYOR?

 Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Geçtiğimiz hafta Kazakistan’ın güneyinde, özellikle Almatı ve civarı ile Jambıl Eyaletinde yoğun olarak kendisini gösteren, başkent Nursultan’a ve diğer bazı şehirlere de sirayet eden kaos/anarşi ve terör ortamı, 8-10 gün gibi kısa bir sürede etkisini kaybetmiş gözüküyor. Medyaya yansıyan haber, yorum ve açıklamalardan, olayların, “saman alevine” benzer şekilde ortaya çıkmış ve sönmüş olduğu gibi bir algı ediniliyor. Ancak bu görüntü ve algı yanıltıcı olabilir. Olayların uluslararası politikaya dair bazı konular ve durumlar ile gösterdiği eş zamanlılık, bir anlamda konjonktür, bunu söylemektedir. Eş zamanlılık ya da konjonktür, olayların etkisini kaybetmiş (saman alevi gibi çabuk sönmüş) gözükmesinin, buzdağının suyun üzerinde kalan kısmı gibi olabileceğini akla getiriyor ki; bu da, temkinli olmayı gerektirmektedir.

Kazakistan’daki son olaylara bakarken, uluslararası politikaya dair şu hususlar akla geliyor, şunlar görülüyor. Devamı…



ABD’Yİ KINAMA, AKP/SAYIN ERDOĞAN İKTİDARINA DAVET YA DA ÇAĞRI

Bugünkü medyada, ABD Başkanı Biden’ın, Kongre’nin Temilciler Meclisi kanadına bir mektup göndererek, “Suriye’ye yönelik olağanüstü hal durumu”nun süresinin bir yıl daha uzatılmasını istediği yer alıyor. Bu bağlamda, mektupta Türkiye ile ilgili ifadelere de yer verilmiş…. Devamı…



“TALİBANLI AFGANİSTAN”: “1 MART TEZKERESİ”, İRAN’IN “MOLLA DEVRİMİ” VE BAZI ÇAĞRIŞIMLAR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Bugünlerde, Dünyada da, Türkiye’de de, ağırlıklı olarak, ABD’nin 20 yıl kaldığı Afganistan’dan çekilmesi ve Afganistan’ın Taliban’ın kontrolüne girmesi (“Talibanlı Afganistan”)konuşuluyor.

Bu bağlamda, değinme ihtiyacını duyduğum hususlar-çağrışımlar var. Devamı…



AFGANİSTAN’IN KUZEYİ: TALİBAN, ABD, ÇİN VE TÜRKİYE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Taliban’ın, Afganistan’ın kuzeyinde, Özbekistan’ın güneyinde kalan Şibirgan kenti ile, Tacikistan’ın güneyinde kalan Kunduz kentini ele geçirdiği, ABD’nin de B-52 bombardıman uçakları ile Şibirgan’daki Taliban mevzilerini bombaladığı ifade ediliyor[i]. Afganistan kuzeyinde, Taliban’ın ele geçirdiği Şibirgan ve Kunduz vilayetleri, bu nedenle ABD’nin B-52 uçakları ile bombaladığı ve “hayalet gambot uçakları”[ii] sevk ettiği bölge, Çin’in Sincan-Uygur Özerk Bölgesine açılan Wakhan koridorunu kontrol açısından, dolayısıyla Çin-ABD rekabeti bağlamında, son derece önemlidir.

Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz ay (Temmuz) içinde, bir Taliban heyeti Çin’i ziyaret etmiş, Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi ile bir araya gelmiş[iii] ve Taliban’dan, Çin’in Afganistan’ın yeniden inşası için yatırımlarını memnuniyetle karşılayacaklarını dair bir açıklama gelmişti[iv]. Pekin’den şu an itibarıyla bir açıklama gelmemiş olması, Çin’in, Taliban’ın Afganistan’ın kuzeyinde, Wakhan koridorunu yakından ilgilendiren söz konusu ilerleyişinden rahatsız olmadığı anlamına alınabilir. Bunlar, Taliban’ın Çin ile olan ilişkilerinin olumlu bir mecrada olduğuna işaret eden hususlar olarak görülüyor. Ve hiç şüphesiz, bunda, Sovyet işgali sırasında, Çin’in dolaylı yollardan İslami direnişçilere verdiği desteğin bugüne gelmiş hatırasının payı olduğu da ileri sürülebilir. Devamı…



HAZAR DENİZİ’NDEKİ ATEŞ KULESİ/PATLAMA

Prof. Dr Osman Metin Öztürk

Dün (Pazar), Hazar Denizi’nde su üzerinde büyük bir ateş kulesi belirmiş, patlama yaşanmış ve bu görüntü başlangıçta Azerbaycan’ın Hazar Denizi’ndeki petrol platformu ile ilişkilendirilmiş… Ancak Azerbaycan’ın Devlet Petrol Şirketi SOCAR bu iddiaları ret eden bir açıklamada bulunmuş…

SOCAR, kendileri tarafından kontrol edilen açık deniz sahalarında ve endüstriyel yapılarda herhangi bir olay yaşanmadığını, petrol platformlarında veya gemilerde herhangi bir kaza olmadığını, çalışmaların normal şekilde devam ettiğini, ateş kulesi görüntüsünün Hazar Denizi’nde çok sayıdaki çamur volkanlarından birinin patlamasından kaynaklandığını açıklamış[i]

SOCAR’ın bu açıklaması, gerçeğin ifadesi ise, sevinirim. Devamı…



NATO LİDERLER ZİRVESİ YAKLAŞIRKEN

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

14 Haziran’da Belçika/Brüksel’de NATO Liderler Zirvesi var. Bu zirve, Türkiye için olduğu kadar, NATO, AB ve ABD için de önemli. Ancak zirveye, Türkiye’de münhasıran, muhtemel Erdoğan-Biden ilk yüz yüze görüşmesi ve Türkiye’nin Biden Yönetimine yaklaşması açılarından bakılıyor. Türk medyasında, böyle bir genel görüntü var.

Elbette ki, zirvenin bir resmi gündemi var ve bu gündemde çok önemli konuların bulunduğu tahmin edilebiliyor, gelişmelerden çıkarabiliyor: NATO’nun yeni stratejik konsepti, Afganistan, İran, Ukrayna, Çin, Rusya, küresel ısınmanın küresel savunma ve güvenliğe etkisi, bütün bu konular ışığında NATO içinde mali yük paylaşımının gözden geçirilmesi, yeni askeri yapılanmalar ve yeni kuvvet konuşlandırmaları/kuvvet takviyeleri… Bunlar zirvenin muhtemel gündem maddeleri olarak akla gelen konular. Devamı…



ABD ARTIK TÜRKİYE’DEN HAK ETTİĞİ CEVABI ALMALIDIR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Gün geçmiyor ki, ABD’nin Türkiye karşıtlığına işaret eden bir haber ile karşılaşılmasın…

İnsan gayri ihtiyari “yetti artık” diyor.

Biden Yönetimi, daha yeni Ermenilerin asılsız iddialarına, Amerikan iç hukukuna ve uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Türkiye’nin aleyhine olarak itibar etmişti.

Geçen her gün, ABD’nin Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğünü hedef alan PKK/YPG terör örgütüne verdiği desteğin boyutunun büyüdüğüne işaret eden haberler ile karşılaşılıyor. Geçtiğimiz günlerde, ABD Merkez Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Frank McKenzie, Suriye’de, Suriye Demokratik Güçleri (SDG)’nin kontrolündeki bölgeyi ziyaret etmiş, PKK terör örgütünün Suriye kolu YPG sorumlularıyla görüşmüş ve ABD’nin YPG’ye gönderdiği zırhlı araçların önünde kameralara poz vermişti.

ABD’nin, bırakınız NATO üzerinden resmen müttefik olma ile bağdaşmamasını, başta BM Şartı olmak üzere BM sistemine vücut veren uluslararası düzenlemelerin lafzını ve ruhunu ihlal eden Türkiye’ye yönelik bu tavrı her gün farklı bir gelişme ile haberlere konu oluyor. İşte size bunlardan en güncel iki haber daha… Devamı…



BİR HABER IŞIĞINDA TÜRK DIŞ POLİTİKASINA BAKIŞ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

Bugünkü medyada yer alan, iddiaya dayandırılmış bir haber dikkatimi çekti… Yazma ihtiyacı duydum.

Uluslararası ilişkiler, salt devlet bağlamında görülemeyecek, çok daha geniş bir alanı kapsayan bir olgudur.

“Devlet” bağlamında, uluslararası ilişkiler, çoğu zaman kimin elinin kimin cebinde olduğunu bilmenin zorluk arz ettiği bir alan… Bunun nedeni, uluslararası ilişkilerin “iki yüzü” olmasıdır. Bu yüzlerden biri, herkesin okuyarak, görerek ya da işiterek bildiği “görünen-açık” yüzüdür. Diğer yüzü de, hem neden olacağı siyasal, hukuksal, mali sorunlar-zorluklar gözetilerek, hem de güdülen amaç ve bu amaca ulaşılmasına daha uygun olması nedeniyle, “örtülü (perde gerisinde, gizli)” yapılanları içeren yüzüdür. Uluslararası ilişkilerin bu “iki yüzlü” niteliği, anormal bir durum değildir. Eğer uluslararası ilişkilerin mücadele, çevre, sınırlı kaynak ve çıkar boyutları dikkate alınırsa, bu normaldir. Varlığı korumanın, sürdürmenin ve geliştirmenin kaçınılamaz bir gereğidir. Normal-doğru olmayan, uluslararası ilişkilerin bu “iki yüzlü” niteliğinin, ülke için değil, kişisel siyasal-maddi hırslar için istismar edilmesidir. Uluslararası ilişkiler, siyasal iktidar sahiplerince “kişisel” kirli işlerini gizlemede bir “örtü” olarak kullanılabileceği gibi, yine bunların iktidarlarını sürdürmeye yönelik “dış destek” arayışlarına bağlı pazarlıklara da indirgenebilir. Devamı…



TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA MEVCUT DURUM: HAÇLI SEFERLERİ, OSMANLI’NIN SON DÖNEMİ VE ŞARK MESELESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

I. Türk Dış Politikası, öncesi ve sonrası ile 1974’deki Kıbrıs Barış Harekât’ının icra edildiği dönem ve “iki buçuk savaş stratejisinin” konuşulduğu 80’li yılların ikinci yarısından başlayıp 90’lı yılların ortalarına kadar devam eden Türkiye’nin uluslararası terörizm ile mücadelesinin öne çıktığı dönem de dâhil, hiç bugünkü kadar kötü bir durumda gözükmemişti. Dış politikada son 60 yılın en kötüsü bir tablo var.

Türk Dış Politikasında 1923’ten itibaren uygulanmış, bu nedenle yerleşik hale gelmiş, içeride de dışarıda da bilinen, bilindiği için de iç ve dış paydaşları için istikrar ve güven anlamına gelen, özü Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünde saklı olan anlayış artık yok. Uygulamaya ve mevcut duruma bakınca, bu, çok açık olarak görülebiliyor. Devamı…

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.