Posts tagged as: ABD



TALİBAN’DAN KAÇAN AFGAN ASKERLERİNİN TACİKİSTAN’A SIĞINMASI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Batılı ülkeler askerlerini Afganistan’dan çeker ve diplomatik temsilciliklerini kapatır ya da küçültür iken, Afganistan’ın kuzeyinde, Bedahşan’da da, Taliban’dan kaçan Afgan askerlerinin komşu Tacikistan’a sığındığı, bu suretle Tacikistan’a sığınan Afgan asker sayısının bini aştığı ifade ediliyor[i].

Bedahşah’ın konumu çok stratejik, çok değerli. Çünkü Çin’in Sincan-Uygur Özerk bölgesine komşu; Afganistan, Wakhan koridoru üzerinden Çin’in “sorunlu” bu bölgesine açılıyor. Devamı…



HAZAR DENİZİ’NDEKİ ATEŞ KULESİ/PATLAMA

Prof. Dr Osman Metin Öztürk

Dün (Pazar), Hazar Denizi’nde su üzerinde büyük bir ateş kulesi belirmiş, patlama yaşanmış ve bu görüntü başlangıçta Azerbaycan’ın Hazar Denizi’ndeki petrol platformu ile ilişkilendirilmiş… Ancak Azerbaycan’ın Devlet Petrol Şirketi SOCAR bu iddiaları ret eden bir açıklamada bulunmuş…

SOCAR, kendileri tarafından kontrol edilen açık deniz sahalarında ve endüstriyel yapılarda herhangi bir olay yaşanmadığını, petrol platformlarında veya gemilerde herhangi bir kaza olmadığını, çalışmaların normal şekilde devam ettiğini, ateş kulesi görüntüsünün Hazar Denizi’nde çok sayıdaki çamur volkanlarından birinin patlamasından kaynaklandığını açıklamış[i]

SOCAR’ın bu açıklaması, gerçeğin ifadesi ise, sevinirim. Devamı…



AFGANİSTAN/KABİL ULUSLARARASI HAVAALANININ GÜVENLİĞİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Geçtiğimiz günlerde Belçika/Brüksel’de gerçekleşen NATO Zirvesine katılan liderlerin, Türkiye’nin Afganistan/Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın güvenliğinin sağlanmasında öncü bir rol oynayacağına dair “açık bir taahhütte bulunduğu” ve şimdi ülkelerin bunun nasıl gerçekleştirileceği üzerinde çalıştığı; ABD, İngiltere ve diğer ülkelerin Afganistan’daki büyükelçiliklerini açık tutmalarına yardımcı olmak için tasarlanmış bir anlaşmayla, Amerikan birliklerinin Afganistan’dan çekilmesi sonrasında, Türkiye’nin Kabil uluslararası havaalanını güvence altına alacağı; Amerikan birliklerinin güvenli bir şekilde Afganistan’dan tahliyesi garanti edilemezse veya havaalanını Taliban’ın eline geçme ihtimali varsa, bu ülkelerin Afganistan’daki büyükelçiliklerini açık tutma ihtimallerinin çok az olduğu; hatta Avustralya’nın, kendi birliklerinin güvenliğini garanti edemediğini söyleyerek Afganistan’daki büyükelçiliğini çoktan kapatmış olduğu ifade ediliyor[i].

Fransa’nın havacılık ve uzay dergisi “Air & Cosmos”a dayandırılan konuya ilişkin bir başka haberde de, ABD ve NATO güçlerinin Afganistan’dan çekilmesinden sonra, Türk askerinin Kabil Havaalanını koruması ve hava trafiğini yönetmesi konusunda Erdoğan ile Biden’ın “130 milyon dolar” karşılığında el sıkıştığı ifade ediliyor. Bu haberde, dikkati çeken üç önemli husus daha var. Birincisi, ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley’in ve ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in, “cihatçıların (Taliban’ın) ülkeyi (Afganistan’ı) tamamen ele geçirmesinin” iki yılı bulacağına işaret etmeleri, bu işaretlerin Türkiye’de 2023’de yapılacak Cumhurbaşkanı ve Genel Seçimler ile ilişkilendirilmesi ve AKP/Sayın Erdoğan iktidarının 2 yıl (2012-2023 arası) için, Biden’ın siyasal desteğini kazanmaya yönelik siyasal hesaplar bağlamında Kabil Uluslararası Havaalanının güvenliğinin sağlanmasına talip olduğunun belirtilmesidir. İkincisi, Kanada’nın “45e orda (45enord.ca)” sitesi referans gösterilerek haberde yer verilen, ABD’nin Kabil Uluslararası Havaalanının güvenliğinin sağlanmasına ilişkin “B planı”dır. Eğer Türkiye mümkün olamaz ise, ABD’nin “B Planı”, Kabil Uluslararası Havaalanının güvenliğinin sağlanmasının “özel orduya-paralı askerlere” verilmesidir ki, bu durumda bu işi üstlenecek ABD şirketinin tahmini bütçesinin, “Türkiye’nin istediğinden kat kat fazla” olacağına dikkat çekiliyor. Üçüncüsü de, Biden Yönetiminin, “Afganistan’da ölecek ABD askerlerinin kendisine oy kaybettireceği” düşüncesiyle hareket ettiğinin belirtilmesidir[ii].

Anlaşılacağı üzere, Kabil Uluslararası Havaalanının güvenliğinin sağlanması, sıradan bir konu değil, çok boyutlu, çok önemli, çok hassas bir konu… Devamı…



NATO LİDERLER ZİRVESİ YAKLAŞIRKEN

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

14 Haziran’da Belçika/Brüksel’de NATO Liderler Zirvesi var. Bu zirve, Türkiye için olduğu kadar, NATO, AB ve ABD için de önemli. Ancak zirveye, Türkiye’de münhasıran, muhtemel Erdoğan-Biden ilk yüz yüze görüşmesi ve Türkiye’nin Biden Yönetimine yaklaşması açılarından bakılıyor. Türk medyasında, böyle bir genel görüntü var.

Elbette ki, zirvenin bir resmi gündemi var ve bu gündemde çok önemli konuların bulunduğu tahmin edilebiliyor, gelişmelerden çıkarabiliyor: NATO’nun yeni stratejik konsepti, Afganistan, İran, Ukrayna, Çin, Rusya, küresel ısınmanın küresel savunma ve güvenliğe etkisi, bütün bu konular ışığında NATO içinde mali yük paylaşımının gözden geçirilmesi, yeni askeri yapılanmalar ve yeni kuvvet konuşlandırmaları/kuvvet takviyeleri… Bunlar zirvenin muhtemel gündem maddeleri olarak akla gelen konular. Devamı…



ABD’NİN “ASILSIZ” ERMENİ İDDİALARINA İTİBAR ETMESİNİ ANLAMA, ABD’Yİ VE BAŞKAN BİDEN’I KINAMA

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

I. Ermenilerin tarihi gerçekler ile bağdaşmayan ve uluslararası hukuk açısından dayanaktan yoksun, “asılsız” soykırım iddiaları, her 24 Nisan’da gündeme gelir, tartışılır, acaba ABD bu asılsız iddialara itibar eder mi diye merak edilirdi. En sonunda, bu 24 Nisan (2021)’da, ABD Başkanı Joe Biden, Ermenilerin asılsız iddialarına itibar etti. Hem de, Ermenilerin atalarının hikayelerini Amerikan topraklarına getirdiğine vurgu yaparak!… Yani Başkan Biden, karşı tezleri araştırmadan, yakın tarihteki Hocalı katliamını (soykırımını) görmeden, Ermenilerin atalarının ABD’ye getirdiği “hikâyelere” itibar etmeyi uygun görmüş (!) ve Osmanlı döneminde, 1915’de yaşanmış, olaylar için “soykırım” ifadesini kullanmış…

Başkan Biden, açıklamasında kullandığı “soykırım” ifadesi ile, “sözümona” Osmanlı dönemindeki sözde Ermeni soykırımında ölenleri anıyormuş!… Peki, sormazlar mı, madem öyle, ABD’nin önceki Başkanları niçin bu ifadeyi kullanmamıştı, Türkiye niye bu ifadenin kullanılmasına bugüne kadar şiddetle karşı çıkmıştı!… Demek ki, açıklama, Osmanlı döneminde sözde yaşananları anmakla ile sınırlı kalmıyor, kalmayacak… Devamı…



UKRAYNA GERGİNLİĞİ

Prof. Dr. Dr. Osman Metin Öztürk

Karadeniz’deki Rusya-Ukrayna gerginliğinde tansiyon yükseliyor gözüküyor.

Gerginlik tırmanırken, önce Ukrayna’dan savaş istenmediği açıklaması gelmiş; daha sonra Rusya’dan da aynı yönde bir açıklama gelmişti.[i] Ancak Ukrayna’dan ve Rusya’dan bu açıklamalar gelmiş iken; ABD de, bir yandan durumdan endişeli olduğunu, gelişmeleri yakından izlediğini ve Dışişleri Bakanının Ukrayna konusunu Avrupalı ortaklarla görüşmek üzere Avrupa turuna çıkacağını açıklamış[ii], diğer yandan da Karadeniz’e iki savaş gemisi göndermişti. O gemilerin bugünlerde Karadeniz sularına girmesi bekleniyor.

Bu arada,  NATO Genel Sekreteri de, Rusya’ya, Ukrayna sınırına konuşlandırdığı askerleri geri çekmesi çağrısında bulunuyor ki; NATO’dan gelen bu resmi açıklamayı ABD’nin Ukrayna yaklaşımından ayrı düşünmek, eşyanın tabiatına aykırı olacaktır.

Gelinen noktada, gerginlikte, Ukrayna’nın ön plandan arka plana geçtiği, ABD’nin ön plan çıktığı gibi bir tablonun ortaya çıkması üzerine; Moskova, hem ABD’yi uyarıcı ciddi bir açıklama yapmış, hem de Hazar Donanması’ndan 15 kadar savaş gemisini Karadeniz’e sevk etmiştir. İşler bu noktaya gelmiş iken, Biden ile Putin, telefonda Ukrayna’yı konuşmuştur. Bu telefon görüşmesi, Ukrayna gerginliğinin kazandığı ciddiyetin bir işareti olarak görülebilir. Devamı…



“KİŞİSELLEŞMİŞ” DEVLETLER ÜZERİNE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

İsrail’de, Netanyahu’nun 12. yıla giren iktidarında, ideolojinin ve siyaset felsefesinin arkalara gittiği, sağ ve sol ayrımının kalmadığı, bunların yerini “Netanyahu taraftarlarının” ve “Netanyahu karşıtlarının” aldığı belirtiliyor.

İsrail’de geçtiğimiz günlerde gerçekleşen erken genel seçimin sonuçları ışığında yapılmış kısa analizde[i] geçen bu tespit, acaba,

i. küresel ölçekte bu yönde bir siyasal eğilimin varlığının işareti olarak görülebilir mi?

ii. Türkiye için de anlamlı bulunabilir mi? Devamı…



TÜRKİYE’NİN TERÖRİZMLE MÜCADELESİ NASIL GÖZÜKÜYOR?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

Hakkari’de, PKK terör örgütünün saldırısı sonucu 3 işçi (sivil) hayatını kaybetmiş…
Şehit işçilere Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Eli kanlı, bölücü/ayrılıkçı terör örgütünü lanetliyorum.

Ancak…

AKP/Sayın Erdoğan iktidarının bugün terörle mücadelede izlediği stratejiyi anlamak mümkün değil. Terörizmle mücadelede, “ara, bul, yok et” şeklinde ifade edilen ve güvenlik güçlerince yürütülen bir strateji ile yol alınması ne kadar mümkündür? Artık herkes biliyor ki, terörizmle mücadele, “bütüncül” yaklaşmayı gerektiren bir mücadeledir, sadece güvenlik güçlerince yürütülecek bir mücadele değildir. Devamı…



İYİ PARTİ’DEKİ GELİŞMELERİN DIŞ POLİTİKAYA DAİR ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

İç politika ile dış politika arasındaki karşılıklı bağımlı ilişkiyi bilmeyen yoktur. Bu karşılıklı bağımlılık, son 30 yılda (Sovyetlerin dağılmasından sonra) dış politikanın iç politika üzerindeki ağırlığının arttığı bir şekle dönüşmüştür. İç politikalar, artık daha çok dış politikalar üzerinden yürütülür olmuştur. Öyle ki, bir taraftan Rusya’nın, Çin’in, hatta İran’ın bile, ABD’de yapılan son Başkanlık seçimine nüfuz etmeye (seçimi etkilemeye) çalıştığı ileri sürülüyor. Diğer taraftan Başkan Trump’ın seçim kampanyası sırasındaki bazı dış politika tasarrufları, Başkanlık seçimini lehine etkileme amaçlı olarak görülebiliyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)/Sayın Erdoğan iktidarının, 2002’de nasıl iktidara geldiğini de biliyoruz, herkes hatırlıyordur.

Dünyada ve Türkiye’de durum böyle olunca, Türkiye’de iç politikaya ilişkin gelişmeleri, dış politikadan (uluslararası ilişkilerden) bağımsız olarak düşünmek ve değerlendirmek yanlış olacaktır. Çünkü bu, sağlıklı, isabetli sonuçlara ulaşılmasına, yani ileriyi isabetle öngörmeye manidir.

İşbu yazı, belirtilen çerçevede, İyi Parti (İP)’de, İstanbul Milletvekili Sayın Ümit Özdağ’ın İP’in İstanbul İl Başkanı Sayın Buğra Kavuncu ile ilgili açıklamaları/iddiaları ve bu açıklamaların/iddiaların kendisinin Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)’nin liderliğine “oynaması” olarak gören haber/yorumlar[1] üzerine ortaya çıkmış, bunların çağrışımlarının ürünü olan bir yazıdır.

Şöyle başlayayım… Devamı…



TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA MEVCUT DURUM: HAÇLI SEFERLERİ, OSMANLI’NIN SON DÖNEMİ VE ŞARK MESELESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

I. Türk Dış Politikası, öncesi ve sonrası ile 1974’deki Kıbrıs Barış Harekât’ının icra edildiği dönem ve “iki buçuk savaş stratejisinin” konuşulduğu 80’li yılların ikinci yarısından başlayıp 90’lı yılların ortalarına kadar devam eden Türkiye’nin uluslararası terörizm ile mücadelesinin öne çıktığı dönem de dâhil, hiç bugünkü kadar kötü bir durumda gözükmemişti. Dış politikada son 60 yılın en kötüsü bir tablo var.

Türk Dış Politikasında 1923’ten itibaren uygulanmış, bu nedenle yerleşik hale gelmiş, içeride de dışarıda da bilinen, bilindiği için de iç ve dış paydaşları için istikrar ve güven anlamına gelen, özü Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünde saklı olan anlayış artık yok. Uygulamaya ve mevcut duruma bakınca, bu, çok açık olarak görülebiliyor. Devamı…

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.