RUSYA İLE MISIR YAKIN ASKERİ İŞBİRLİĞİNE GİDİYOR…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Rusya ile Mısır’ın; karşılıklı olarak biri birlerinin askeri üslerinden yararlanmasını öngören bir “ön anlaşma” konusunda mutabakata vardıkları[i] ifade edilmiştir.

Gerek tarafların uluslararası ilişkilerindeki durumları, gerekse küresel ve bölgesel dengelerdeki güncel durum nedeniyle, bu gelişmenin oldukça önemli olduğu düşünülmekte ve bir o kadar da Türkiye’yi etkileme potansiyelini içerdiği değerlendirilmektedir. Önemli bir gelişme…

Suriye’deki deniz ve hava üssünden sonra, Rusya’nın Mısır’ın hava üslerinden de yararlanma imkânına kavuşması, Doğu Akdeniz çanağında, dengeleri Moskova lehine ciddi şekilde değiştirecektir. Bu çanakta, son dönemde keşfedilen doğal gaz kaynakları ve buna bağlı olarak kendisini hissettiren muhtemel anlaşmazlıklar hatırlandığında, değişimin boyutunun ne kadar ciddi olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Çünkü bu değişim, Moskova’nın, etki alanını genişletmede çok ciddi bir avantaj elde etmesine hizmet edecektir. Güncel durum nedeniyle, bundan, öncelikle ABD’nin ve İsrail’in rahatsızlık duyması beklenmelidir. Mısır’ın, Suudi Arabistan ve ABD ile olan yakın ilişkileri hatırlandığında ise; bağlı bir başka değişim daha kendisini göstermektedir. O da, ülkesini ABD’ye açmış olmasına ve Suudi Arabistan’a çok yakın durmasına rağmen, Mısır’ın, artık geleceğini Washington’da ve Riyad’da görmediğidir ki; bunun, İran bağlamında da anlamlı sonuçları olacağı açıktır.

Moskova ile Kahire arasındaki askeri yakınlaşma yeni, ilk defa ortaya çıkmış bir durum değildir. Soğuk Savaş yıllarında, tarafların oldukça yakın oldukları ve bunda, Batının tarihi Filistin topraklarında İsrail’in doğuşuna dolaylı/doğrudan müzahir oluşlarının belirgin payı olduğu bilinmektedir. Böyle bakınca, Moskova’nın, Suriye krizine askeri açıdan angaje olması suretiyle başlayan Orta Doğu’ya dönüşünün,  Kahire ile imzalanan “ön anlaşma” üzerinden bir adım daha ileri gittiğini söylemek mümkündür. Bu durum, ABD’nin Orta Doğu’daki güncel varlığı ile karşılaştırıldığında, daha anlamlı olmaktadır. Kanaatim/sezgilerim, söz konusu “ön anlaşmanın” ortaya çıkmasında, İsrail ile örtülü işbirliği içinde olduğu kabul edilen Suudi Arabistan’ın Filistin’e adeta dayattığı barış anlaşmasının ve Sina Yarımadası’nın kuzeyindeki Ariş yerleşim yerinde birkaç hafta önce Cuma namazı sırasında bir camiye yapılan 300’den fazla kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısının da etkili olduğu yönündedir. Yani söz konusu gelişme, sıradan bir gelişme değildir, küresel ve bölgesel dengeleri etkileme potansiyeli yüksek bir gelişmedir.

Peki, Türkiye, bu gelişmenin neresinde olabilir. Bunun için, önce bilinen bazı hususların altını çizmek gerekir. Her şeyden önce, Ankara-Kahire ilişkileri “bozuk” gözükmektedir. Türkiye, yakın geçmişte Rusya’nın bir askeri uçağını düşürmüştür. Türkiye’de, iktidar partisinin o kadar eleştirmesine rağmen içten içe ABD’ye (ve Trump’a) olan “muhabbet” duyduğu algısına yol açan işaretler vardır. Son Soçi Zirvesi’nde dair görüntüler de dahil, medyada yer alanların aksine, Türkiye ile Rusya ve İran arasında anlaşmazlık (bir soğukluk)   bulunduğu algısına yol açmıştır. Belirtilen bu hususlar ışığında, Rusya ile Mısır arasındaki söz konusu ön anlaşmanın Türkiye’yi etkileme potansiyelinin olduğu değerlendirilmektedir. Bu bağlamda aklıma gelen, savamadığım bazı sorular var. Acaba Ankara ile Moskova arasında hala ciddi bir güven sorunu mu var? Moskova, Ankara ile olan ilişkilerinden algıladığı “güvensizliğe” bağlı riskleri dengeleme peşinde olabilir mi? Moskova ile Kahire’nin bir araya gelmesinin arkasında, Ankara’dan duydukları rahatsızlığın bir payı olabilir mi? Öyle ise, bu, ayrıca ne anlama (anlamlara) gelebilir? Acaba Rusya, içten içe, “düşürülen savaş uçağının intikamını alma” peşinde olabilir mi?

Gerçekçi bir bakış açısı ile bölgeye ve Türkiye’ye bakıldığında görülenlerin neden olduğu bu sorular, Moskova-Kahire yakınlaşmasının Türkiye için önemli olduğuna işaret etmektedir. Peki, bölgede Türkiye’yi yakından ilgilendirdiğini değerlendirdiğim bu gelişmeler olurken Ankara neye odaklanmış gözükmektedir? ABD’deki “malum” davaya…

Böyle giderse, Türkiye, uluslararası ilişkilerinde “göğüslemekte” zorlanacağı çok ciddi durumlar ile karşı karşıya kalabilir.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 01 Aralık 2017.
[i] “Russia ready to use Egyptian airbases in snub of U.S.”https://www.upi.com/https:/www.upi.com/Top_News/World-News/2017/12/01/Russia-ready-to-use-Egyptian-airbases-in-snub-of-US/9231512133588/, 01.12.2017.

VAY HALİMİZE… VAY Kİ VAY…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar, “YPG, PKK’nın tam da kendisidir” demiş[i]… Ne zaman diyor bunu? İdlib’de Rusya’nın YPG ile müzakerelere başladığının ileri sürüldüğü bir sırada ve Soçi’deki Erdoğan-Putin görüşmesinin bir gün öncesinde… Sayın Hulusi Akar’ın söz konusu ifadesi, Soçi’deki görüşmede, Putin karşısında, Sayın Erdoğan’ın elini güçlendirme amaçlı mı, yoksa

“TALİBANLI AFGANİSTAN”: “1 MART TEZKERESİ”, İRAN’IN “MOLLA DEVRİMİ” VE BAZI ÇAĞRIŞIMLAR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bugünlerde, Dünyada da, Türkiye’de de, ağırlıklı olarak, ABD’nin 20 yıl kaldığı Afganistan’dan çekilmesi ve Afganistan’ın Taliban’ın kontrolüne girmesi (“Talibanlı Afganistan”)konuşuluyor. Bu bağlamda, değinme ihtiyacını duyduğum hususlar-çağrışımlar var. “Talibanlı Afganistan”, bana, ilk olarak, 2003’teki “1 Mart Tezkeresi”ni çağrıştırıyor. ABD’nin, 2001’de Afganistan’a ve 2003’te Irak’a müdahale gerekçeleri… Ve ABD’nin 20 yıl kaldığı

HUDSON INSTITUTE: ABD’NİN AFGANİSTAN’DAN ÇEKİLMESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Amerikan düşünce kuruluşu Hudson Enstıtute, Afganistan’da bugün yaşananlarla ilgili olarak, “Şimdi ne olacak? Afganistan’daki Amerikan Yenilgisinin Küresel Sonuçları”[i] başlıklı bir çalışma yayınlamış. Burada, bazı ufak eklemeler ile bu çalışmanın genel olarak tercümesine yer verilmiş ve sonlarda da kısa yorum ve değerlendirmede bulunulmuştur. Hudson Instıtute uzmanları Nadia Schadlow, Robert Greenway, Michael

İKİNCİ S-400 FÜZE SAVUNMA SİSTEMİNİN ALINMASINI NASIL ANLIYORUM?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bugünkü medyada, Türkiye’nin Rusya’dan ikinci bir S-400 hava savunma sistemi alacağı, buna dair pazarlıkların sürdüğü, tarafların anlaşmaya yakın olduğu yer alıyor. Bu yazının kaleme alındığı an itibarıyla, bu habere Ankara’dan yalanlama gelmediğini biliyorum. Şahsen, haberin doğruluğunu teyit etme imkânım bulunmamaktadır. Eğer doğru ise, çok dikkat çekici ve düşündürücü bulunması gereken

AFGANİSTAN’IN KUZEYİ: TALİBAN, ABD, ÇİN VE TÜRKİYE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Taliban’ın, Afganistan’ın kuzeyinde, Özbekistan’ın güneyinde kalan Şibirgan kenti ile, Tacikistan’ın güneyinde kalan Kunduz kentini ele geçirdiği, ABD’nin de B-52 bombardıman uçakları ile Şibirgan’daki Taliban mevzilerini bombaladığı ifade ediliyor[i]. Afganistan kuzeyinde, Taliban’ın ele geçirdiği Şibirgan ve Kunduz vilayetleri, bu nedenle ABD’nin B-52 uçakları ile bombaladığı ve “hayalet gambot uçakları”[ii] sevk ettiği

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.