MHP’DEKİ MEVCUT YÖNETİM VE HAS PARTİ/SAYIN NUMAN KURTULMUŞ ÖRNEĞİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

Genel Başkan Sayın Bahçeli’nin ifadesiyle, MHP, “son kale”dir.

Ne demek, “son kale”?

Anladığım, AKP iktidarında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş değerlerinin ve “milli” karakterinin korunmasına ve geleceğine dair artan bir endişe ortaya çıkmış; MHP diyor ki; “vatandaşlarımız endişe etmesin, MHP var, MHP ‘son kale’dir, buna geçit vermez.”

Doğru. Niye?

Çünkü MHP, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş değerlerine ve “milli” karakterine sahip çıkan bir partidir. Özü, felsefesi budur. Bu,  tüzel kişiliğine vücut veren resmi belgelerde de ifadesini bulmuştur.

Peki, O zaman sorulmaz mı; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş değerlerinin ve “milli” karakterinin korunmasına ve geleceğine dair artan endişe AKP iktidarında ortaya çıkmışsa ve bu endişe azalmıyor, devam ediyorsa, MHP’nin Cumhur İttifakı’nda, AKP’nin/Sayın Erdoğan’ın yanında, işi ne?

Hem “MHP son kale” diyerek dolaylı bir şekilde AKP’nin/Sayın Erdoğan’ın izlediği siyasetin ülkeyi getirdiği noktaya işaret edeceksin, hem de AKP’nin/Sayın Erdoğan’ın yanında yer almak suretiyle böyle bir siyasete güç ve ömür kazandıracaksın!…

Hiç oluyor mu?

MHP, niye AKP’ye/Sayın Erdoğan’a yol arkadaşlığı yapar? Bu yol arkadaşlığı, MHP’nin özü, ruhu, felsefesi ve tüzel kişiliğine vücut veren resmi belgeler ile örtüşüyor mu?

MHP’nin mevcut yönetimi AKP’nin/Sayın Erdoğan’ın ülkeyi getirdiği noktaya dair kamuoyundaki endişeyi paylaşıyor ve bu endişeyi izale etme peşinde ise, bu endişenin izale edilmesinde izlenecek siyaset AKP/Sayın Erdoğan ile -siyasal anlamda- “yol arkadaşlığı” mıdır? Bu, ne kadar isabetli bir tercih olabilir? Siyaseten yapacağı başka hiç bir şey kalmamış mı ki, MHP’nin mevcut yönetimi bu yola girmiş?

Vatandaşlarımızın hemen hepsi şu sözü bilir: “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.” Seçmen, MHP tabanı, MHP’ye/Sayın Bahçeli’ye böyle bakmaz mı? MHP’nin/Sayın Bahçeli’nin AKP/Sayın Erdoğan ile -siyasetteki- yol arkadaşlığını, bir “ölçü” olarak görmez mi?

Bir de yine vatandaşlarımızın hemen hepsinin bildiği, Hz. Mevlana’nın “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.” sözü var. Bir yanda MHP’nin özü, ruhu, felsefesi ve tüzel kişiliğine vücut veren resmi belgelerin içeriği, diğer yanda da MHP’nin/Sayın Bahçeli’nin Cumhur İttifakında yer alışı… Bunlar MHP’nin, ya olduğu gibi görünmediği ya da göründüğü gibi olmadığı çıkarsamasına yol vermiyor mu, zemin oluşturmuyor mu? Seçmenin, MHP tabanının kafasını karıştırmak niye?

MHP, bir siyasal partidir, muhalefettedir. İlk seçimde halkın karşısına çıkacaktır. Seçmene ne söyleyecek? Söyleyeceği seçmene inandırıcı gelecek mi? Seçmen söylediklerine güvenecek mi? Ne kadar inanacak, ne kadar güvenecek?

MHP’nin bu gidişi iyi değil, geleceğini karartıyor, dolayısıyla “son kale” işlevine zarar veriyor, haliyle Türkiye’nin geleceği ile ilgili endişeyi azaltmıyor, besliyor diye düşünüyorum.

İster istemez, 2012’de AKP’ye katılmış, HAS Parti/Sayın Numan Kurtulmuş örneği aklıma geliyor, zihnimden kovamıyorum…

Genel olarak yaklaşıldığında, siyasette destek, beğenmekten ileri gelir. Yani beğenme, destek vermenin içinde saklıdır. Bu genel bir varsayımdır. Buradan hareket edildiğinde, MHP’de AKP’nin/Sayın Erdoğan’ın izlediği siyaseti beğenenler varsa, bunlar MHP’yi bırakıp AKP’ye/Sayın Erdoğan’ın yanına gidebilirler denilmez mi? Bu soru, belirtilen durumun ve koşulun doğal bir sonucu olmaz mı? AKP’yi/Sayın Erdoğan’ı beğeniyorsan MHP’de ne işin var, denilmez mi? Ben diyorum ki, lütfen bırakın, MHP özüne, ruhuna, felsefesine dönsün, tüzel kişiliğine vücut veren resmi belgelerin içeriği ile uyumlu bir siyaset ile kamuoyunun önüne çıksın.

AKP’ye/Sayın’a Erdoğan’a destek olanların, MHP’den İP’e, CHP’ye ve diğer partilere gidenlere söyleyecek sözü olabilir mi? Diğer partilere giden Türk Milliyetçilerine ve Ülkücülere gönül koymamın, onlarla arama mesafe koymamın, bana geri dönüp MHP’deki mevcut yönetime de bunları söyleme hakkı vermez mi?

MHP’deki mevcut yönetim yaman bir çelişki içindedir. Bu çelişki giderek büyüyor ve dikkat çekici oluyor. Anlamı, siyasal faturasının ağır olacağı yönünde…

Eğer MHP’nin AKP’ye/Sayın Erdoğan’a verdiği destek doğru ise, MHP ile yollarını ayırmış Türk Milliyetçileri ve Ülkücüler için MHP’deki mevcut yönetimin söyledikleri haksızlıktır. Gidenler gitmiştir de, kalanlar ne yapıyor, gidenlerden farklı bir şey mi yapıyorlar?

Son söz: Bilge Kağan’dan esinlenerek, “Ey Türk! ‘İlini ve töreni’ bozma, bozandan, bozmaya çalışandan uzak dur. Zarar telafi edilebilir iken, gel ‘vazgeç, pişman ol’.”

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 27 Mayıs 2020.


KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NİN KURULUŞ YILDÖNÜMÜ (CUMHURİYET BAYRAMI) MESAJI

Kıbrıs Türk halkının, vatanına, özgürlüğüne ve bağımsızlığına sahip çıkışının ve bu mücadelesini Cumhuriyet ile taçlandırmasının 39. yılını idrak ediyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nin bugünlere nasıl ulaştığını çok iyi biliyor ve Kıbrıs Türk Halkının özgürlüğüne ve bağımsızlığına sahip çıkışının simgesi olan KKTC’nin, bilinçli nesiller elinde, sonsuza kadar yaşayacağına, yaşatılacağına yürekten inanıyorum. Çok büyük fedakârlıklarla kurulmuş

10 KASIM: ATATÜRK’Ü ANMA MESAJI

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Osmanlının son döneminde arka arkaya yaşanan savaşlarda yoksul ve yorgun düşmüş, yıpranmış, tükenme noktasına gelmiş büyük Türk Milletinin vatan sevgisinin, özgürlük ve bağımsızlık özleminin, yüksek karakterinin ve mücadele azminin farkında olarak, aziz vatanı düşman çizmeleri altında çiğnenmekten kurtarmak ve büyük Türk Milletini özgürlüğüne ve bağımsızlığına kavuşturmak için, Milli Mücadele’yi başlatan, “Kurtuluş

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI MESAJI

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 99. yılını idrak ediyoruz. Cumhuriyet Bayramı, en büyük milli bayramımız. Bütün Türk vatandaşlarının, kendilerini Türk hisseden herkesin, Cumhuriyet Bayramlarını kutluyorum.

ZAFER AYI, ZAFER HAFTASI VE ZAFER BAYRAMI MESAJI

30 Ağustos Zafer Bayramı denilince hemen akla; 1922 yılının 26 Ağustos’unda başlayan ve 30 Ağustos’unda Dumlupınar’da zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi (Büyük Taarruz)  gelir. Ancak 30 Ağustos Zafer Bayramı, sadece “Başkomutanlık Meydan Muharebesi”nde (Dumlupınar’da) kazanılan zafere, Büyük Taarruz’a, işaret etmez. Hem Büyük Taarruz içinde cephelerde kazanılmış zaferler, hem de Türk Tarihinde, Ağustos ayı içinde kazanılmış,

LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI’NIN İMZALANIŞININ 99.YILI MESAJI

Türkiye (Cumhuriyeti) Devleti’nin, egemen ve bağımsız bir devlet olarak, diğer devletler ile eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, “Dünya milletleri ailesi” içinde yer almasına imkân veren, Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanışının 99. yıl dönümü… Bir kere daha kutlu olsun. Lozan Barış Antlaşması, Türk Milletinin yüreğindeki “istiklal” ateşinin ve bütün Dünyaya timsal olmuş büyük zaferinin belgesidir.

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.