MAREŞAL GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk…

Türk Milletine, Türk Devletine ve Türk Vatanına adanmış bir hayat…

Sivil-askeri arkadaşları ile birlikte verdiği mücadeleler ve ortaya koydukları bugüne gelmiş yaşayan eserler…

Yaşayan en büyük eseri ise, “temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan”, vatandaşı olmakla iftihar ettiğim, Türkiye Cumhuriyeti Devleti…

Diyor ki, “Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.” Bunları söyleyerek hedefini ortaya koyuyor.

Dediğini yapıyor, koyduğu hedefe ulaşıyor: sivil-asker arkadaşlarıyla birlikte gerçekleştirdiği inkılaplar üzerinden, Türk Devletini ve Türk Milletini az zamanda yoksulluktan ve yokluktan çekip çıkarıp, güce, refaha ve çağdaş uygarlık seviyesine taşıyor.

Diyor ki, “Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü Türk Milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir. Çünkü Türk Milleti, millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir.”

Diyor ki, “Türk Milletinin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek millî ülkümüzdür.”

Diyor ki, “Benim yaratılışımda fevkalade olan bir şey varsa, Türk olarak dünyaya gelmemdir.”

Diyor ki, “Biz daima hakikat arayan, onu bulunca ve bulduğuna kani olunca, açıkça söylemekten kaçınmayan insanlar olmalıyız.”

Diyor ki, “Biz milliyet fikirlerini tatbikte çok gecikmiş ve çok ilgisizlik göstermiş bir milletiz.”

Diyor ki, “Anladık ki, kabahatimiz kendimizi unutmuş olduğumuzmuş. Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak, ilk önce biz kendi benliğimize ve milliyetimize bu saygıyı, hissî, fikrî ve fiilî olarak, bütün davranış ve hareketlerimizle gösterelim.”

Diyor ki, “Türkler milliyetperver ve dinlerine hürmetkâr bir millettir. Bizim hükümet şeklimiz, tam bir demokrat hükümetidir.”

Diyor ki, “Biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle iş birliği yapan bütün milletlere saygı duyar ve riayet ederiz.”

Diyor ki, “Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.”

Diyor ki, “Bizim milletimiz derin bir maziye maliktir. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”

Diyor ki, “(Türk), Yıldırımdır, kasırgadır, Dünya’yı aydınlatan Güneş’tir.”

Diyor ki, “Bu memleket tarihte Türk’tü, hâlde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır”

Diyor ki, “Bu dünyadan göçerek Türk milletine veda edeceklerinin çocuklarına, kendinden sonra yaşayacaklara, son sözü şu olmalıdır: ‘Benim Türk Milletine, Türk cemiyetine, Türklüğün istikbaline ait ödevlerim bitmemişti, siz onları tamamlayacaksınız. Siz de, sizden sonrakilere benim bu sözümü tekrar ediniz. Bu sözler, bir ferdin değil, bir Türk Milleti duygusunun ifadesidir. Bunu, her Türk, bir parola gibi kendinden sonrakilere mütemadiyen tekrar etmekle son nefesini verecektir.”

Diyor ki, “Türkler, Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların ve sâirenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilakis, Türk Milletinin millî rabıtalarını gevşetti; millî hislerini, millî heyecanlarını uyuşturdu.”

Diyor ki, “Türklük benim derin kaynağım, en derin övünç membaım oldu. Benim hayatta yegâne fahrim, servetim, Türklükten başka bir şey değildir.”

Diyor ki, “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürüdür.”

Diyor ki, “Türk’ün haysiyeti, onuru ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür.”

Diyor ki, “Türkler, demokrat, hür ve sorumluluklarını bilen vatandaşlardır; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları ve sahipleri, bizzat kendileridir.”

Diyor ki, “Türklük esastır. Bu mevcudiyeti tarih içinde araştırmak, birbirini izleyen bir tarih zinciri içinde tespit edilecek Türk medeniyeti ile övünmek yerinde olur. Fakat bu övünmeye layık olmak için bugün çalışmak lazımdır.”

Diyor, diyor, diyor…

Ve dediklerini bir bir hayata geçiriyor…

Mücadelesi, hep Türk Milleti, Türk Devleti ve Türk Vatanı için olmuş…

Kişisel servet peşinde koşmadığı gibi olan kişisel servetini de Türk Milletine ve Türk Devletine bırakmış…

İşte bütün bunlar nedeniyledir ki, Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk’ün atasıdır.

İşte bütün bunlar nedeniyledir ki, Atatürk’ün, aziz Türk Milletinin ve kendisini Türk hisseden herkesin/her Türk vatandaşının gönlünde ayrı-özel bir yeri vardır.

İşte bütün bunlar nedeniyledir ki, Atatürk bilinçli ve sistemli bir şekilde hedef alınmakta, unutturulmaya ve eserleri/izleri silinmeye çalışılmakta, bunun için de bunları yapanların Türk’e, Türk Milleti’ne, Türk Devleti’ne ve Türk Vatanı’na bakışları sorgulanmaktadır.

İktidarlar gelip geçici ve her birinin farklı siyasal tercihleri var.

Ama Türk Devleti baki, Türk Milleti baki ve kendisini Türk hissedenler/hisseden Türk vatandaşları var. Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, eserlerine ve izlerine sahip çıkıp yaşatmak bunların boyunlarının borcudur diye düşünürüm. Hele, sahip oldukları ve savuna geldikleri değerler ve yaşadıkları çevrelerde bu değerler üzerinden tebeyyün ve tebarüz etmeleri nedeniyle Ülkücüler ve Türk Milliyetçileri için bu borcun çok daha ağır olduğunu düşünürüm. Ancak borç olarak ifade ettiğim bu hususun, aynı zamanda büyük onuru içerdiğini de ifade etmem gerekir ki; bu da aynı madalyonun diğer yüzüdür.

Hem Atatürk’e sahip çıkmak, hem de Atatürk karşıtlıkları açık olanlarla birlikte yol yürümek… Bunun bir “anlaşılabilirlik” sınırının olması gerekir. Çünkü Atatürk karşıtlıkları açık olanlarla yol yürümek, hem onların bu karşıtlıklarına yol verme anlamına gelir, hem de onların sizdeki Atatürk sevdasının gölgesine sığınıp bildiklerini okumalarına imkân verir. Birlikte yol yürüme, en azından Atatürk karşıtlıklarının hız kesmesine hizmet etmelidir. Eğer yukarıda belirttiğim Atatürk’ün sözlerinde ve eserlerinde ifadesini bulmuş her şeye sözlü-eylemli karşıtlık hız kesmiyorsa, iktidarlarında Atatürk karşıtlıkları açık olanlar ile birlikte yol yürüme, Atatürk’e sahip çıkma ile bağdaşmayan, Türk Devleti ve Türk Milleti için bedeli çok ağır olabilecek, çok ağır bir çelişki olacaktır.

12 Haziran 2022


ZAFER AYI, ZAFER HAFTASI VE ZAFER BAYRAMI MESAJI

30 Ağustos Zafer Bayramı denilince hemen akla; 1922 yılının 26 Ağustos’unda başlayan ve 30 Ağustos’unda Dumlupınar’da zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi (Büyük Taarruz)  gelir. Ancak 30 Ağustos Zafer Bayramı, sadece “Başkomutanlık Meydan Muharebesi”nde (Dumlupınar’da) kazanılan zafere, Büyük Taarruz’a, işaret etmez. Hem Büyük Taarruz içinde cephelerde kazanılmış zaferler, hem de Türk Tarihinde, Ağustos ayı içinde kazanılmış,

LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI’NIN İMZALANIŞININ 99.YILI MESAJI

Türkiye (Cumhuriyeti) Devleti’nin, egemen ve bağımsız bir devlet olarak, diğer devletler ile eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, “Dünya milletleri ailesi” içinde yer almasına imkân veren, Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanışının 99. yıl dönümü… Bir kere daha kutlu olsun. Lozan Barış Antlaşması, Türk Milletinin yüreğindeki “istiklal” ateşinin ve bütün Dünyaya timsal olmuş büyük zaferinin belgesidir.

19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI MESAJI

19 Mayıs 1919, büyük Türk Milleti’nin vatan topraklarını düşman çizmeleri altında çiğnenmekten kurtarma ve özgür- bağımsız yaşama iradesini dışa vurduğu, bugün vatandaşı olmakla iftihar ettiğimiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasına giden yolda, bir başlangıçtır, bir işaret fişeğidir.

3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ (DÜNYA TÜRKLERİNİN GÜNÜ) MESAJI

Türk’ün atası Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1923 yılında, Türk Ocakları’nda yaptıkları konuşmada şunları söylemiş:

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.