KATAR’IN TACİKİSTAN’DA BANKA KURMASINA ANLAM YÜKLEMESİ …

Katar’dan, başında Şeyh Halid Al Thani’nin bulunduğu Ezdan Holding’in, Tacikistan’da İslami esaslara göre işleyen bir banka kuracağı ifade edilmiştir…

Katar, küçük bir ülke olmasına rağmen, eğitime/bilgiye (önleyici istihbarata)  yaptığı ciddi yatırımlar üzerinden güncel uluslararası politikada öne çıkan bir ülkedir. Hem Arap Baharındaki, hem de Suriye, Mısır ve Irak ile ilgili olarak yaşanmakta olan krizlerdeki yeri, bu durumun bir göstergesi niteliğindedir. Ve Katar, belirtilen süreçlerin hepsinde, genelde ABD ile birlikte hareket etmektedir.

Tacikistan ise, jeopolitiği giderek değer kazanan bir ülkedir. Afganistan’a ve Çin’e komşu oluşu, Doğu Türkistan’a açılan Wakhan Koridorunu kuzeyden kontrol edişi, Tacikistan’ın jeopolitik önemini artıran hususlardandır. Özbekistan’ın Af-Pak bölgesi bağlamında kritik bir ülke oluşu ve Taşkent-Duşanbe ilişkileri,  Tacikistan üzerinden Özbekistan’ı etkileme imkanını vermektedir.

Tacikistan, 1992-1997 yılları arasında kanlı bir iç savaşa sahne olmuştur. Sovyetlerin Afganistan’ı işgali sırasında kendisini gösteren İslami Direniş hareketi, Tacikistan ile de bağlantılı olmuş ve Tacikistan’ı yakından etkilemiştir. Tacikistan iç savaşında; (i) kentli dokusu öne çıkmış ülkenin batısına hakim, Özbekistan’ın ve Rusya’nın desteğini arkasına alan eski komünist elit ile, (ii) kırsal dokusu öne çıkmış ülkenin doğusunda, İslami motifi belirgin, Birleşik Tacik Muhalefeti karşı karşıya gelmiş; savaşı, eski komünistler kazanmıştır. Fergana’da da toprakları bulunan Özbekistan, hep İslami aşırıcılığa karşı olmuştur. Tacikistan ve Fergana, İslami aşırıcılık bağlamında, Özbekistan’ın hassasiyet gösterdiği coğrafyalar olma özelliğini taşır. Onun içindir ki, Tacikistan iç savaşını eski komünistlerin kazanması, Özbekistan’ı rahatlatmıştır. Bunlar hatırlanınca, Katar’ın Tacikistan’daki varlığının Özbekistan’ı endişeye sevk edeceğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Katar’ın kuracağı banka üzerinden Tacikistan’da var olması; ABD’ye, Katar üzerinden Özbekistan ve Çin ile “oynama” imkanı verecektir. ABD’nin Af-Pak bölgesindeki askeri varlığının lojistik desteği için Özbekistan’a ihtiyacı vardır ve Katar’ın, kuracağı banka marifetiyle, ABD’nin bu ihtiyacını karşılama potansiyeline sahip olabileceği akla gelmektedir. Tacikistan’daki Katar varlığının, Doğu Türkistan üzerinden, dolaylı olarak, ABD’ye Çin’i etkileme imkanı verebileceği de düşünülmektedir. Ayrıca, ABD’nin Tacikistan’daki Katar varlığı üzerinden Özbekistan ile oynama avantajına sahip olmasının, Ukrayna krizi bağlamında ABD ile karşı karşıya gelen Rusya için de anlamlı olacağı ve Rusya’nın “arka bahçesindeki” nüfuzunu zayıflatacağı da ifade edilebilir.

İmamali Rahmanov’un 1992’den beri Tacikistan’ın Cumhurbaşkanı olduğu ve Katar’ın Arap Baharındaki yeri hatırlandığında, ister istemez akla “Asya Baharı” da gelmektedir. “Asya Baharı”nın Tacikistan ile başlaması ve kırsal kesimde kendisini gösteren İslami motifli siyasal muhalefeti Tacikistan’da iktidara taşıması, Çin’i batıdan kucaklayan oldukça geniş bir coğrafyayı ABD’nin etkisine açacaktır. Bu, bölgede önümüzdeki birkaç yıl içinde “tansiyonun yükselmesi” sonucunu doğurabilecek bir durumdur. Bu takdirde de, acaba Orta Doğu’da “tansiyon düşer mi”, yoksa Orta Doğu’da bazı şeyler “gözlerden kaçırılır mı” soruları akla gelmektedir!…

osmetoz/ascmer, 25 Eylül 2014, www.ascmer.org


“NATO ÜYELİĞİ ONAY SÜRECİ KOLAY DEĞİLDİR”

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Yukarıdaki başlık bana ait değil. Başlık, Sayın Konur Alp Koçak’ın, 11 Kasım 2022 tarihli Türkgün Gazetesi’nin 11. sayfasında yer alan köşe yazısının başlığıdır. Sayın Koçak’ın köşe yazısında yer alan bazı hususlar, işbu çalışmayı kaleme alma ihtiyacını doğurmuştur. Sayın Koçak, köşe yazısında, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in geçtiğimiz günlerde Türkiye’yi ziyareti

ABD’NİN GİRİT’TE VE BATI TRAKYA’DA ARTAN ASKERİ VARLIĞI ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Yunanistan’ın, NATO üyesi olarak ülkesini zaten ABD’ye açmış iken, son dönemde bu işi daha da ileriye taşımasını, ABD’ye Girit’te ve Batı Trakya’da daha ileri konuşlanma imkânı tanımasını, burada biraz farklı ele almaya çalışacağım. Elbette ki, Yunanistan’ın bu yaptıkları, Yunan emeli ve ABD’nin güncel Türkiye yaklaşımı ile birlikte mütalaa edildiğinde, Türkiye

TÜRKİYE CİDDİ TEHDİT/TEHLİKE ALTINDA

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bu 30 Ağustos’ta aklıma gelenler…. Lütfen hatırlayınız… 1821’de Osmanlı’ya isyan eden ve bu isyan neticesinde 1832’de Osmanlı’dan koparak ayrı bir devlete sahip olan Yunanlılar, Mayıs 1919’da Anadolu’yu işgale başlıyor… Yaklaşık 100 yıl önce (1821) emperyalist Batının desteği ile Osmanlı’dan kopan isyancılar, yaklaşık 100 yıl sonra (1919) yine emperyalist Batının desteği

UKRAYNA’DAKİ ÇATIŞMANIN TRANSDİNYESTER CUMHURİYETİ’NE YANSIMA İHTİMALİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk I. Moldova’nın doğusunda, fazla derinliği olmayan kuzeyden güneye doğru ince bir şerit halinde uzanan 1990’da Moldova’dan kopup tek taraflı bağımsızlık ilan eden, Ukrayna’nın batısından Ukrayna’ya komşu, Rusya himayesindeki, bugüne kadar Rusya dışında kimsenin bağımsızlığını tanımadığı Transdinyester Cumhuriyeti’nde dikkat çekici üç ayrı terör saldırısı yaşanıyor.[i] Bu çalışma, bu saldırıları çıkış noktası

PENÇE KİLİT OPERASYONU, “ERBİL GAZI” VE KÜRTLERE “ULUS İNŞASI”…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Linkedin’de Sayın Erkan Ayan’ın “AB-D neden Kuzey Irak’ta Pençe Kilidi Operasyonuna sessiz?” sorusu ile başlayan, benim bağlantı ağıma dâhil Sayın Murat Sekmen üzerinden muttali olduğum bir paylaşım ile karşılaştım. Bu paylaşımda, Türkiye’nin PKK terör örgütüne yönelik olarak Irak’ın kuzeyinde icra ettiği Pençe Kilit Operasyonu, (Erbil’in kontrolündeki) bölgenin petrol ve doğal

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.