İRAN KONUSU ABD’DE DEVLETİN ZİRVESİNİ KARIŞTIRMIŞ GÖZÜKÜYOR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

İran ile gerginlik, ABD’de devletin tepesinde ciddi tartışmalara ve iddialara yol açmış gözüküyor.

Temsilciler Meclisi’nde, Başkan Trump’ın savaş kararı alma yetkisinin bulunmadığı, bu yetkinin sadece Kongre’ye ait olduğu; ancak, eğer Başkan Trump “görevden alınma” konusunda köşeye sıkışırsa, bir oldu-bitti ile ABD’yi İran ile savaşa sürükleyebileceği ileri sürülüyor.

Temsilciler Meclisi üyelerince işaret edilen bir diğer husus da; ABD’nin Irak ile savaşa nasıl girdiğidir. Deniliyor ki, Yönetim, Irak’ın nükleer silah programı olduğu konusunda Kongre’ye “yalan” söyledi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) aksini söylediği halde, Kongre, Yönetimin Irak “yalanına” göre karar verdi. Benzer durum, şimdi İran konusunda da var. İran’ın nükleer programını sınırlayan bir anlaşma vardı, Yönetim tek taraflı olarak bu anlaşmadan çekildi, IAEA buna rağmen İran’ın anlaşmaya uyduğunu söylüyor[i], fakat Trump Yönetimi bunun aksini söylüyor ve İran’ın üzerine gidiyor.

Öncelikli soru şu: ABD, devletin üst kademesinde bu denli ciddi görüş ayrılıkları var iken, İran ile “fiilen” bir savaşa girebilir mi? Girer ise, bu savaşın, içeride ve dışarıda, çok yönlü muhtemel sonuçları konusunda neler söylenebilir.

Gözden kaçırılmaması gereken husus, söz konusu görüş ayrılıklarının devletin üst kademesi ile sınırlı olmaması, kamuoyuna yansımış olmasıdır. Kamuoyu; Trump Yönetiminin güncel Ortadoğu yaklaşımını, geçmişi, geleceği ve uluslararası hukuku görmezden gelen bir yaklaşım olarak görmektedir.

Dışarıdan bakıldığında şunu söylemek mümkündür: Eğer Trump Yönetiminin Ortadoğu’ya ilişkin güncel yaklaşımı enerji politik merkezli bir yaklaşım ise; bu, anlaşılır bir yaklaşımdır. Çünkü ABD, artık Dünyanın en önde gelen enerji zengini ülkelerindendir. Mevcut ekonomik sıkıntılarını aşabilmesi, “yeniden büyük Amerika” idealinin hayat bulabilmesi ve Çin karşısında küresel hegemonik konumunu koruyabilmesi için, enerji zenginliğini bir an evvel değerlendirmesine ihtiyaç vardır. Trump Yönetimi, böyle bir düşünce ile hareket ediyor olabilir.

Eğer öyle ise; bu takdirde de şu soru akla geliyor: Trump Yönetimi bunu niçin Kongre ile paylaşmıyor? Kongre ile paylaşılmamasının arkasında ne olabilir? Kanaatim, asıl sorunun burada olduğu ya da bunun önemli olduğu yönündedir. Gizlenen/saklanan ne var? Varsa bu niye yapılıyor?

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 23 Mayıs 2019.

[i] Overnight Defense,  https://mail.yahoo.com/d/folders/1/messages/32670?guce_referrer=aHR0cHM6Ly9sb2dpbi55YWhvby5jb20v&guce_referrer_sig=AQAAACJMHnIAmquElW_wLo9eP8_8t-67ZgS3cni7H1DEOpmlVw9IN8xAlHt8KryeMxMUIMgp4GjBdtreeEy4TuRDI0eLzwrPkcboWwJAjXSihPD44uQ9oPW5BtUPkBqIyHas1KSCinc9K2HhXOHpjDbUSs-_SW03AaJIcu2jBm8yw7bQ, 23.5.2019.


“TALİBANLI AFGANİSTAN”: “1 MART TEZKERESİ”, İRAN’IN “MOLLA DEVRİMİ” VE BAZI ÇAĞRIŞIMLAR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bugünlerde, Dünyada da, Türkiye’de de, ağırlıklı olarak, ABD’nin 20 yıl kaldığı Afganistan’dan çekilmesi ve Afganistan’ın Taliban’ın kontrolüne girmesi (“Talibanlı Afganistan”)konuşuluyor. Bu bağlamda, değinme ihtiyacını duyduğum hususlar-çağrışımlar var. “Talibanlı Afganistan”, bana, ilk olarak, 2003’teki “1 Mart Tezkeresi”ni çağrıştırıyor. ABD’nin, 2001’de Afganistan’a ve 2003’te Irak’a müdahale gerekçeleri… Ve ABD’nin 20 yıl kaldığı

HUDSON INSTITUTE: ABD’NİN AFGANİSTAN’DAN ÇEKİLMESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Amerikan düşünce kuruluşu Hudson Enstıtute, Afganistan’da bugün yaşananlarla ilgili olarak, “Şimdi ne olacak? Afganistan’daki Amerikan Yenilgisinin Küresel Sonuçları”[i] başlıklı bir çalışma yayınlamış. Burada, bazı ufak eklemeler ile bu çalışmanın genel olarak tercümesine yer verilmiş ve sonlarda da kısa yorum ve değerlendirmede bulunulmuştur. Hudson Instıtute uzmanları Nadia Schadlow, Robert Greenway, Michael

İKİNCİ S-400 FÜZE SAVUNMA SİSTEMİNİN ALINMASINI NASIL ANLIYORUM?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bugünkü medyada, Türkiye’nin Rusya’dan ikinci bir S-400 hava savunma sistemi alacağı, buna dair pazarlıkların sürdüğü, tarafların anlaşmaya yakın olduğu yer alıyor. Bu yazının kaleme alındığı an itibarıyla, bu habere Ankara’dan yalanlama gelmediğini biliyorum. Şahsen, haberin doğruluğunu teyit etme imkânım bulunmamaktadır. Eğer doğru ise, çok dikkat çekici ve düşündürücü bulunması gereken

AFGANİSTAN’IN KUZEYİ: TALİBAN, ABD, ÇİN VE TÜRKİYE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Taliban’ın, Afganistan’ın kuzeyinde, Özbekistan’ın güneyinde kalan Şibirgan kenti ile, Tacikistan’ın güneyinde kalan Kunduz kentini ele geçirdiği, ABD’nin de B-52 bombardıman uçakları ile Şibirgan’daki Taliban mevzilerini bombaladığı ifade ediliyor[i]. Afganistan kuzeyinde, Taliban’ın ele geçirdiği Şibirgan ve Kunduz vilayetleri, bu nedenle ABD’nin B-52 uçakları ile bombaladığı ve “hayalet gambot uçakları”[ii] sevk ettiği

SURİYE’DE NELER OLUYOR, RUSYA NEYİN PEŞİNDE OLABİLİR?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk İsrail’in, Suriye’deki Hizbullah ve İran bağlantılı hedeflere yönelik olarak 19 Temmuz’da başlattığı füze saldırıları, İsrail ile Rusya’yı karşı karşıya getirmiş gözüküyor[i]. Rusya’nın Suriye’deki “Muhalif Tarafları Uzlaştırma Merkezi” Başkan Yardımcısı General Vadim Kulit, İsrail’in Halep yakınlarına fırlattığı sekiz füzeden yedisinin, Humus yakınlarına fırlattığı dört füzenin hepsinin, Rus füze savunma sistemi tarafından

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.