DİĞER KONULAR/DUYURU KÖŞESİ



29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI MESAJI

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 98. yılını idrak ediyoruz.

Cumhuriyet Bayramı, en büyük milli bayramımız.

Bütün Türk vatandaşlarının, kendilerini Türk hisseden herkesin, Cumhuriyet Bayramlarını kutluyorum.

Cumhuriyet’e giden yolun açılmasında, Cumhuriyet’in kurulmasında ve Cumhuriyet’in yaşatılıp bugünlere getirilmesi yolunda, mesai harcayan, emeği geçen, sivil-asker herkese şükranlarımı sunuyorum. Bu yolda toprağa düşmüş bütün şehitleri ve bu yolda kan verip, ter döküp, yararlılık gösterip gazi olanlardan bugün hayatta olmayanları rahmetle ve şükranla anıyorum. Yine bu yolda mesai harcadıkları, can verdikleri, kan ve ter döktükleri halde görevleri gereği isimleri fazla bilinmeyen ve bugün aramızda bulunmayan Cumhuriyet’in şehit ve gazi, “isimsiz kahramanlarını” da aynı şekilde rahmetle ve şükranla anıyorum. Hepsinin ruhları şad olsun.

Cumhuriyeti yaşatma ve bugünlere getirme yolunda mesai harcayanlardan ve çaba içende olanlardan hayatta olanlara, bugün bu yolda yürüyenlere ve kendi koşullarında samimi olarak bu yolda emek harcayanlara sağlık, güç ve kuvvet diliyorum. Yolları açık olsun.

Türk’ün atası Gazi Mustafa Kemal Atatürk, kurduğu Cumhuriyet’i büyük Türk Milleti’ne armağan etmiş, miras bırakmıştır. Onun içindir ki, bu mirasa sahip çıkmak, kendisini büyük Türk Milletinin bir ferdi olarak gören herkesin boynun borcudur.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, halkı yücelten ve halka değer veren, halkı yaşatan, demokratik ve özgürlükçü bir yönetim şeklidir. Çünkü Cumhuriyet, halkın egemenliğini, halkın iradesini ve özgür seçimleri esas alır. Cumhuriyet, bu esasları nedeniyle, büyük Türk Milletinin “milli” benliğine ve karakterine en uygun yönetim şeklidir ki; bu, büyük Türk Milletinin Cumhuriyet’i koruma ve yaşatma sorumluluğunu ayrıca artırmaktadır.

Cumhuriyet’i böyle yaşadım, böyle anladım, böyle gördüm ve görüyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yaktığı, Cumhuriyet ile taçlanmış ateş, yüreğimi hep ısıttı, ısıtmaya devam ediyor, devam da edecek…

Bu ateşte, büyük Türk Milletinin birlik, beraberlik ve barış içinde bir arada yaşama iradesi, vatan ve millet sevgisi, inancı, büyük azmi, inanılmaz büyük gücü, fedakârlığı ve feragati, kendi geleceğine kendisinin sahip çıkması, iç ve dış paydaşlarına duyduğu samimi sevgi ve saygı, akıl, bilim, gerçekçilik, dosta verdiği güven düşmana saldığı korku var.

Büyük zaferler bu ateş ile kazanılmış, bu ateş sayesinde az zamanda büyük işler başarılmıştır. Düşmanların bile saygı gösterdiği güçlü devlet de, mutlu ve müreffeh millet de bu ateşin ürünüdür.

İçi bunlarla dolu Cumhuriyet ateşi, bir yönüyle çok iyi bilinen Türk Tarihinin çok somut, çok büyük bir tezahürüdür, büyük Türk Milletinin yaşayan güç ve ilham kaynağıdır; bir diğer yönüyle de, büyük Türk Milletinin gelecek endişesinden uzak olarak istikbale ümitle bakmasını sağlar. Bunlar nedeniyledir ki, Cumhuriyet ateşi, Türkiye’nin ulusal gücünü besleyen, devleti güçlü kılan, en temel unsurlardandır.

Cumhuriyet ateşi, bu ateşin ışığı, yürüdüğüm yolu hep aydınlattı, hep aydınlatmaya da devam edecek… Kimsenin gücü, yüreğimdeki Gazi Mustafa Kemal Atatürk sevgisini silmeye ve O’nun eseri Cumhuriyet ateşini söndürmeye yetmeyecektir.

Türkiye Cumhuriyet Devleti, kuruluş değerlerini muhafaza ederek, ilelebet yaşayacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın…

İnanıyorum ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve büyük Türk Milleti, tez zamanda, bugünkü olumsuzlukları geride bırakacak ve daha güzel, daha aydınlık, daha ferah günlere ulaşacak, yeniden devletimiz güçlü milletimiz mutlu ve müreffeh olacaktır. Buna olan inancım, tamdır.

Ne mutlu Türk’üm diyene.

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti.

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

26 Ekim 2021, Ankara



ABD’Yİ KINAMA, AKP/SAYIN ERDOĞAN İKTİDARINA DAVET YA DA ÇAĞRI

Bugünkü medyada, ABD Başkanı Biden’ın, Kongre’nin Temilciler Meclisi kanadına bir mektup göndererek, “Suriye’ye yönelik olağanüstü hal durumu”nun süresinin bir yıl daha uzatılmasını istediği yer alıyor. Bu bağlamda, mektupta Türkiye ile ilgili ifadelere de yer verilmiş…. Devamı…



ZAFER AYI, ZAFER HAFTASI VE ZAFER BAYRAMI MESAJI

30 Ağustos Zafer Bayramı denilince hemen akla; 1922 yılının 26 Ağustos’unda başlayan ve 30 Ağustos’unda Dumlupınar’da zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi (Büyük Taarruz)  gelir. Devamı…



KURBAN BAYRAMI MESAJI

ASCMER izleyicilerinin yaklaşan Kurban Bayramlarını kutlar, günlerinin esenlik içinde geçmesini dilerim.

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

ASCMER Başkanı

17 Temmuz 2021 Devamı…



1974 KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI’NIN YILDÖNÜMÜ MESAJI

Kıbrıs Türklerinin kendi topraklarında egemen olmasının, özgür ve bağımsız olarak yaşamasının önünü açan 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 47. yıldönümünde; başta “Kıbrıs Davası”nın asla unutulmayacak ismi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin “Kurucu” Cumhurbaşkanı “Gazi” Rauf R. Denktaş olmak üzere, bu harekata katılarak harekatta şehit düşen, gazi olan ve ter döken Türk Silahlı Kuvvetleri ve Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı mensupları ile, isimli-“isimsiz” bütün sivil kahramanları şükranla anıyorum.

Şehitlere ve sonradan ebediyete intikal etmiş bütün gaziler ile “bilinmeyen” kahramanlara yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun.

Hayatta olan gazilere ve “isimsiz” kahramanlara esenlik diliyorum.

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, Türk Tarihi’nin şanla ve şerefle dolu sayfalarında yerini almıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, bunun bugüne gelmiş, yaşayan nişanesidir. Bu nişane, egemen ve bağımsız bir devlet olarak, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın aziz hatırası ile birlikte, sonsuz kadar yaşayacaktır.

Bu harekâtın anısına Kıbrıs Türk halkının her yıl 20 Temmuz’da kutladığı Barış ve Özgürlük Bayramı’nda yüreğim onlarla…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Ankara, 17 Temmuz 2021 Devamı…



AB’Nİ VE AB KOMİSYONU BAŞKANI SAYIN LEYEN’İ KINAMA MESAJI

Sayın Nikolaus Meyer-Landrut

Büyükelçi

AB Türkiye Temsilcisi

Avrupa Komisyonu Başkanı Sayın Ursula von der Leyen, son günlerde, AB’nin Kıbrıs’ta “iki devletli” bir çözüm önerisinin asla kabul etmeyeceğini açıklıyor.

Bir Türk vatandaşı ve bu konuları çalışan bir akademisyen olarak, bu yaklaşımdan ve bu açıklamalardan ciddi olarak rahatsızlık duyuyorum. Devamı…



VAN/BAHÇESARAY SEYAHATİ: GÖRDÜKLERİM VE ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Van’ın Bahçesaray ilçesi…

Bilmiyorum, hiç gittiniz mi, yolunuz düştü mü ya da en azından merak ettiniz mi?

Hemen her sene, doğuda kar yağışı başlayınca muhakkak haberlerde işitiriz: kar nedeniyle yollar kapandı, kar geçit vermiyor, Bahçesaray’ın Dünya ile ulaşım bağı yine koptu diye…

Bu, bana olacak iş gibi gelmiyordu. Çünkü 21. yüzyıldayız, temel insan hakları diye bir şey var. En önemlisi, AKP/Sayın Erdoğan iktidarının Türkiye’ye çağ atlattığı, bu iktidar sayesinde Dünyanın Türkiye’ye gıpta ile baktığı ifade ediliyor. Eğer öyle ise, kış aylarında kar geçit vermediği için Bahçesaray’ın ulaşım olarak Dünya ile irtibatı niye kesiliyordu? Bahçesaray insanının temel insan haklarından “mevsimsel” ve “kronik” mahrumiyetini, nasıl anlamak ve izah etmek gerekirdi, bu devirde bu kime anlaşılır gelebilirdi?

Van/Bahçesaray benim ülkem, Bahçesaraylı da benim insanım…

Ve Bahçesaray’ın, Bahçesaray’da yaşayanların bu durumu, bu mağduriyeti, bana anlaşılır gelmiyordu. Gidip yerinde görmeliydim, anlamalıydım. Birkaç yıldır böyle bir isteğe sahiptim. Salgın ve getirilen kısıtlamalar seyahatime bir süre mani oldu.

En nihayet, 24 Mayıs sabahı, bu düşünceler ile yola çıktım. Devamı…



19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI MESAJI

19 Mayıs 1919, büyük Türk Milleti’nin vatan topraklarını düşman çizmeleri altında çiğnenmekten kurtarma ve özgür- bağımsız yaşama iradesini dışa vurduğu, bugün vatandaşı olmakla iftihar ettiğimiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulması yolunda çok önemli bir kilometre taşıdır, bir başlangıç, bir işaret fişeğidir.

1919’da, ülke, emperyalistlerin işgali altındadır.

İşgalciler, Anadolu’yu “teslim almak” için, kadın, yaşlı, çocuk, bebek demeden masum sivil halkı vahşice katletmektedir. Irz-namus tanımamaktadır. Anadolu halkına “insanlık dışı” her muameleyi reva görmektedir. Mukaddesata dil ve el uzatmaktadır. Müslümanlara ağır hakaretlerde bulunmakta, ibadetlerini engellemektedir. Anadolu’yu “Hristiyanlaştırma” ve “Türkler”den arındırma, yani Anadolu’da “etnik/dinsel temizlik” peşindedir.

Görülmüştür ki; Osmanlı Yönetimi, hem bunlar karşısında sessizdir, hem özünden uzaklaşmıştır, hem de işgalci emperyalistlere teslim olmuştur. Padişah ve hükümeti, işgali son erdirmeye ve bu amaçla mücadeleye odaklanmak yerine, işgalcilerle Saraylarda bir araya gelip işgale direnişi ortadan kaldırmayı konuşmaktadır, bu yolda işgalcilerle işbirliğine gitmektedir.

19 Mayıs 1919, işte buna tepkidir, yılların birikimi olan bu tepkinin mücadele ve kurtuluş ateşine dönüştüğü gündür.

19 Mayıs 1919, yıllarca cepheden cepheye koşmaktan yoksul ve yorgun düşmüş olmasına rağmen, büyük Türk Milleti’nin özüne döndüğü, özünden/tarihinden aldığı güç ve ilham ile silkinip ayağa kalkarak, emperyalist işgale ve emperyalist işgalcilerle işbirliği içindeki Padişah ve hükümetine direnişi başlattığı, kendi geleceğine sahip çıkma iradesini dışa vurduğu gündür.

19 Mayıs 1919, karşılıklı inancın ifadesidir. Anadolu’ya hâkim yorgunluğa ve yoksulluğa rağmen, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Türk Milleti’ne, Türk Milleti’nin de Mustafa Kemal ve arkadaşlarına inanıp güvendiğinin; tarafların, büyük bir inanç ve güvenç içinde adeta yokluğu paylaşarak birlikte yola çıkışlarının, bu büyük “buluşmanın” ifadesidir.

Bu büyük buluşma nedeniyledir ki; 19 Mayıs 1919, büyük Türk Milleti için güneşin ufkun altında fark edilmeye başladığı çok değerli, çok özel bir gündür.

Kimse unutmasın ki; 19 Mayıs 1919, büyük Türk Milletinin, zamanın emperyalist devletleri karşısında elde ettiği, savaştaki muhataplarının bile “Türk Mucizesi” diye tarif ettiği, Türk’e şan ve şeref katmış bir mücadelenin, mukaddesatın ayaklar altından alınıp baş tacı yapıldığı hayat bulduğu Milli Mücadelenin, başladığı tarihi bir gündür.

19 Mayıs 1919, ezan seslerinin eksik olmadığı özgür ve bağımsız bir ülkede yaşamamızı mümkün kılan, bugünleri borçlu olduğumuz bir gündür.

“19 Mayıs”, işte böyle bir gün…

Onun içindir ki; 19 Mayıs 1919, büyük Türk Milleti’nin en kutlu günlerinden biridir.

Bir kere daha kutlu olsun.

Bugünü anlamlı kılan bir diğer husus da, 19 Mayıs’ı “19 Mayıs” yapan “Türk Mucizesi”nin mimarı, Türk’e şan ve şeref katmış bir zaferin başkumandanı, Türk’ün mukaddesatının samimi ve fedakâr hizmetkârı, bugün vatandaşı olmakla iftihar ettiğimiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür, O’nun sivil-asker mücadele arkadaşlarıdır.

“19 Mayıs”, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten, O’nun sivil-asker mücadele arkadaşlarından ayrı düşünülemez.

Her 19 Mayıs’ta, onları da anıyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle, “19 Mayıs 1919”’un 102. yılında; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve en yakınındaki sivil-asker mücadele arkadaşları olmak üzere, Milli Mücadeleyi başlatan ve zafere ulaştıran asker-sivil bütün kadroyu, bu mücadelede canını vermek, kanını ve terini akıtmak, bir şekilde hizmet etmek suretiyle zafere katkı sunmuş, isimli-isimsiz bütün kahramanları saygı ile anıyorum.

Bütün şehitlerimize ve ebediyete intikal etmiş bütün gazilerimize bu vesileyle bir kere daha Allah’tan rahmet, varsa hayatta olan gazilerimize Allah’tan sıhhat ve afiyet diliyorum.

Hepsinin aziz hatıraları önünde bir kere daha saygı ile eğiliyorum.

Aziz hatıraları, yolumu aydınlatmaya, bana güç ve ilham vermeye devam edecektir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu suretle ortaya çıkmış kuruluş değerleri ile, milli ve coğrafi bütünlüğünü muhafaza ederek, sonsuza kadar yaşayacaktır.

İçeride ve dışarıda mevcut berbat tabloya rağmen, buna inancım tamdır.

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti Devleti.

Ne mutlu Türk’üm diyene.

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

ASCMER Başkanı

Ankara, 18 Mayıs 2020.  Devamı…

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.