BİDEN YÖNETİMİNİN İLK SAVUNMA BÜTÇESİ TASLAĞI NELER SÖYLÜYOR?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

I. Biden Yönetiminin ilk savunma bütçesi taslağı Kongre’ye sunulmuş. Yeni mali yıla ilişkin taslakta, savunma bütçesi olarak 753 milyar dolar öngörülmüş. Bu rakamın, 715 milyar doları Pentagon’a gidecekmiş ve Pentagon’a gidecek bu rakam, bir önceki yılın rakamına göre, mütevazi bir artışı içeriyormuş.[i]

Savunma bütçesinin sunuş belgesinde, dikkati çeken hususlar olarak, şunlara işaret edilmiş:

a. Çin ile rekabet etmeye, Donanmaya yatırım yapılmasına, nükleer modernizasyonun sürdürülmesine ve “iklim değişikliğinin savunma üzerindeki etkilerini hafifletmeye” öncelik verilecekmiş.

b. “Yurtdışı Acil Durum Operasyonları (Overseas Contingency Operations-OCO)” hesabına yer verilmemiş, bu hesapta bulunan paranın temel savunma bütçesine aktarılması öngörülmüş.

Savunma bütçesinin Kongre’ye sunuluşu vesileyle, Kongre üyeleri, hem savunma bütçesinin kullanımıyla ilgili “ciddi endişelere” sahip olduklarını belirtmiş, hem de savunma bütçesinin “denetimi/izlenmesi” gereğine işaret etmiş.

II. Biden Yönetiminin savunma bütçesi taslağında yer alan hususlar, bazıları Türkiye bakımından anlamlı ve Türkiye için çıkarsamalarda bulunmayı gerektiren, ciddi çağrışımlara yol açmaktadır.

O hususlardan ve çağrışımlardan öne çıkanları şunlar:

Birincisi, ABD’nin “iklim değişikliğinin savunma üzerindeki etkilerini hafifletmeye öncelik vermesi” ile ilgilidir. Türkiye de kaçınılmaz olarak iklim değişikliğinden etkilenecek ülkelerden ise, Türkiye’nin savunma ve güvenlik yapılanmasının da iklim değişikliğinin muhtemel etkileri ışığında gözden geçirilmesine ve güncellenmesine ihtiyaç olacaktır. Esasen, eğer iklim değişikliğinin Rusya’yı ciddi şekilde öne çıkaracağı ve ciddi sorunlar ile karşı karşıya bırakacağı öngörüsü çıkış noktası alınır ise, bunun Türkiye’ye olumlu/olumsuz kaçınılmaz yansımaları olacaktır. O itibarla, Türkiye’nin, şimdiden, özellikle Karadeniz ve Türk Dünyası ile enerji hatlarının muhtemel geleceği konusunda projeksiyonlar üretmesi ve bunlar ışığında çok yönlü bir hazırlık içine girmesi gerekecektir.

İkincisi, ABD’nin savunma bütçesi taslağında, “Yurtdışı Acil Durum Operasyonları (Overseas Contingency Operations-OCO)” hesabına yer verilmemiş olması, bu hesabın kaldırılmış olması ile ilgilidir. ABD’nin Dünya genelinde, irili-ufaklı, sayıları 800’ün üzerinde, askeri üsse sahip olduğu biliniyor. Söz konusu hesabın kapatılması, bu üsler için ne anlama gelecektir? ABD, bu üslerin varlığını gerektiren operasyon ihtiyacını, bundan böyle nasıl karşılamayı düşünüyor olabilir? Acaba söz konusu hesabın kapatılması, ABD’nin “kişiselleşmiş devletlere” ve “proxy unsurlara” yol verebileceği, bunlarla daha yoğun ve yakın çalışmaya yönelebileceği, anlamına alınabilir mi? Belirtilen hususa bakılarak, ABD’nin, Trump döneminde başlayan içine kapanma (ülkesine çekilme) sürecinin Biden döneminde de devam edeceği düşünülebilir mi? Söz konusu hesabın kapatılması/kaldırılması, ABD’nin küresel hegemonyasını tazelemesi ve bayraktarlığını yaptığı evrensel değerlere yeniden yüzünü çevirmesi bağlamında, acaba nasıl yorumlanabilir?

Üçüncüsü, ABD’nin artık “Yurtdışı Acil Durum Operasyonları (Overseas Contingency Operations-OCO)” için bütçeden kaynak aktarmamasının ve bunun muhtemel inikaslarının, münhasıran savunma ve güvenlik bağlamında Türkiye için gelebileceği anlamlar ile ilgilidir. Acaba NATO kapsamda ABD ile yapılmış ikili anlaşmalara dayalı Türkiye’deki ABD askeri varlığının durumu ve geleceği, bundan etkilenir mi, nasıl? Bu yeni durumda, ABD’nin, bölgesel çıkarlarını korumada Türkiye’den istifade etme ihtimali nedir? Yoksa ABD, Türkiye’ye bunun ilerisinde bir rol mü öngörür? Bu muhtemel istifadenin ya da rolün konusu, içeriği ve şekli, ne/neler olabilir? Ve bu istifadenin ya da rolün, Türkiye’ye muhtemel yansımaları ya da bedeli neler olabilir? Türkiye, ne karşılığında, hangi çıkarı için, bu istifadeye ya da role rıza gösterebilir?

Dördüncüsü, “savunma bütçesinin denetimi/izlenmesi” ile ilgilidir. Bu, çağdaş demokratik yönetim bağlamında, “halkın savunmaya katılımı”, “savunmaya sivil katkı” olarak görülebilecek bir işlevdir. Çünkü açıklığı/şeffaflığı sağlar, halk ödediği paraların savunma ve güvenliğe dair olarak nerede-nasıl harcandığını yakından görür, buna imkân verir, bu görme halkın yönetime duyduğu güveni besler, bu güven de savunma ve güvenlik konularında yönetime içerideki ve dışarıdaki muhatapları karşısında güç verir, yönetimin elini kuvvetlendirir. Ancak savunma harcamalarının denetimi/izlenmesi, kolay bir konu değildir, genellikle sıkıntılıdır, gizlilik yanı vardır. Öyle ki, “demokrasi ve özgürlükler ülkesi” ABD’de bile, bu, bir sorun olarak kendisini gösterebilmektedir.

10 Nisan 2021

[i] The Hill, Overnight Defense, e-bülten. (https://mail.yahoo.com/d/folders/1/messages/50469?guce_referrer=aHR0cHM6Ly9sb2dpbi55YWhvby5jb20v&guce_referrer_sig=AQAAACJMHnIAmquElW_wLo9eP8_8t-67ZgS3cni7H1DEOpmlVw9IN8xAlHt8KryeMxMUIMgp4GjBdtreeEy4TuRDI0eLzwrPkcboWwJAjXSihPD44uQ9oPW5BtUPkBqIyHas1KSCinc9K2HhXOHpjDbUSs-_SW03AaJIcu2jBm8yw7bQ, 10.4.2021)


“NATO ÜYELİĞİ ONAY SÜRECİ KOLAY DEĞİLDİR”

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Yukarıdaki başlık bana ait değil. Başlık, Sayın Konur Alp Koçak’ın, 11 Kasım 2022 tarihli Türkgün Gazetesi’nin 11. sayfasında yer alan köşe yazısının başlığıdır. Sayın Koçak’ın köşe yazısında yer alan bazı hususlar, işbu çalışmayı kaleme alma ihtiyacını doğurmuştur. Sayın Koçak, köşe yazısında, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in geçtiğimiz günlerde Türkiye’yi ziyareti

ABD’NİN GİRİT’TE VE BATI TRAKYA’DA ARTAN ASKERİ VARLIĞI ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Yunanistan’ın, NATO üyesi olarak ülkesini zaten ABD’ye açmış iken, son dönemde bu işi daha da ileriye taşımasını, ABD’ye Girit’te ve Batı Trakya’da daha ileri konuşlanma imkânı tanımasını, burada biraz farklı ele almaya çalışacağım. Elbette ki, Yunanistan’ın bu yaptıkları, Yunan emeli ve ABD’nin güncel Türkiye yaklaşımı ile birlikte mütalaa edildiğinde, Türkiye

TÜRKİYE CİDDİ TEHDİT/TEHLİKE ALTINDA

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bu 30 Ağustos’ta aklıma gelenler…. Lütfen hatırlayınız… 1821’de Osmanlı’ya isyan eden ve bu isyan neticesinde 1832’de Osmanlı’dan koparak ayrı bir devlete sahip olan Yunanlılar, Mayıs 1919’da Anadolu’yu işgale başlıyor… Yaklaşık 100 yıl önce (1821) emperyalist Batının desteği ile Osmanlı’dan kopan isyancılar, yaklaşık 100 yıl sonra (1919) yine emperyalist Batının desteği

UKRAYNA’DAKİ ÇATIŞMANIN TRANSDİNYESTER CUMHURİYETİ’NE YANSIMA İHTİMALİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk I. Moldova’nın doğusunda, fazla derinliği olmayan kuzeyden güneye doğru ince bir şerit halinde uzanan 1990’da Moldova’dan kopup tek taraflı bağımsızlık ilan eden, Ukrayna’nın batısından Ukrayna’ya komşu, Rusya himayesindeki, bugüne kadar Rusya dışında kimsenin bağımsızlığını tanımadığı Transdinyester Cumhuriyeti’nde dikkat çekici üç ayrı terör saldırısı yaşanıyor.[i] Bu çalışma, bu saldırıları çıkış noktası

PENÇE KİLİT OPERASYONU, “ERBİL GAZI” VE KÜRTLERE “ULUS İNŞASI”…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Linkedin’de Sayın Erkan Ayan’ın “AB-D neden Kuzey Irak’ta Pençe Kilidi Operasyonuna sessiz?” sorusu ile başlayan, benim bağlantı ağıma dâhil Sayın Murat Sekmen üzerinden muttali olduğum bir paylaşım ile karşılaştım. Bu paylaşımda, Türkiye’nin PKK terör örgütüne yönelik olarak Irak’ın kuzeyinde icra ettiği Pençe Kilit Operasyonu, (Erbil’in kontrolündeki) bölgenin petrol ve doğal

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.