“ANKARA TAVİZ VERMEYE AÇIK” GÖRÜNÜYORMUŞ!…

Türk medyasında yer alan bir habere[i] göre, “…Avrupalı ve ABD’li diplomatlar, Biden’ın, ‘Ankara taviz vermeye açık gözüktüğü için’ Brüksel’e (AB’ye) Türkiye’ye yaptırım uygulamama çağrısı yaptığını” belirtmiş… Türkiye’ye yeni yaptırımlar yokmuş, mevcut yaptırımlar da askıya alınacakmış…

“Türkiye taviz vermeye açık” ifadesi!.. Türkiye için, hem iç politika, hem de bölgedeki mevcut durum açısından çok anlamlı bir ifade…

ABD’de Biden’ın Başkanlık koltuğuna oturmasının üzerinden iki ay geçmiş olmasına rağmen hala Biden-Erdoğan telefon görüşmesi gerçekleşmemiştir. Biden’ın, ilk teması geciktirerek Erdoğan üzerinde baskı oluşturmayı amaçaldığı ifade edilmiştir. ABD’nin,  Türkiye’de demokrasi, hukuk, adalet ve insan hakları sorunlarının öne çıkmasından ve baskının artmasından rahatsız olduğu; Kongre üyelerinin, bunları gerekçe göstererek, Başkan Biden’e Türkiye’ye baskı yapması için çağrılarda bulunduğu bilinmektedir.

Bölgeye bakıldığında ise, Türkiye, hemen hemen bütün bölgesel konularda (sorunlarda) ABD ve Avrupa ile karşı karşıyadır. Terörizmle mücadele, Irak, Suriye, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Ege, Batı Trakya, Rusya ile ilişkiler, bölgedeki “militan Sünni İslami aşırıcılık” … Bunlar hemen akla gelen konulardır. Bu konuların bazılarındaki Türkiye-ABD karşıtlığı çok ciddidir. ABD’nin bölgedeki varlığı ve bir kısım faaliyetleri, Türkiye’yi milli ve coğrafi bütünlüğünü koruma konusunda endişeye sevk edecek derecededir, Türkiye’nin hak ve menfaatlerini derinden olumsuz etkilemektedir.

AKP/Erdoğan iktidarı, siyasal açıdan eski gücünde değildir. Anketler, iktidarın seçmen nezdindeki siyasal desteğinde belirgin bir erime olduğuna işaret etmektedir. Sayın Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin ve hem Cumhurbaşkanı hem de iktidar partisi AKP’nin Genel Başkanı olmanın sağladığı avantajları kullanarak, iktidarını sürdürme peşindedir. Bu yönde belirgin bir “siyasal hırsa” sahip olduğu bilinen Sayın Erdoğan’ın, içeride dış politika ağırlıklı siyaset yapma anlayışını bugün daha ileriye taşıma ihtiyacı içinde olduğu değerlendirilmektedir. Bunun, iktidarı, içerideki siyasal destek kayıplarını bu suretle telafi etmek istemeye iteceği kuvvetle muhtemel görülmektedir.

“Türkiye taviz vermeye açık” ifadesini, bu koşullarda düşünmek uygun olacaktır. Bu koşullar, AKP/Erdoğan iktidarının taviz vermesi muhtemel konuları ve muhtemel tavizin derecesini Türkiye için önemli kılmaktadır. Eğer Biden Yönetiminin Ortadoğu’da ekonomi ve diplomasi üzerinden mesafe almayı öngören bir yaklaşım içinde olmayı seçtiği düşünülürse, konunun (tavizin) Türkiye için önemli olmanın da ötesinde, kaygı verici olabileceğini de akla getirmektedir. Dış politikada sivil katılıma her zamankinden daha çok ihtiyaç var.

19 Mart 2021

[i] (Cumhuriyet, 19.3.21, s.1)


TÜRKİYE: ON BÜYÜKELÇİYİ “İSTENMEYEN KİŞİ” İLAN ETME ÜZERİNE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Geçtiğimiz günlerde, 10 ülkenin (ABD, Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda) Türkiye’de görev yapan Büyükelçileri, kamuoyunda “Kavala davası” olarak bilinen konu hakkında ortak bir açıklama yapmış ve Türkiye’ye tutuklu olarak cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın “serbest bırakılması” çağrısı yapmıştı. Bu çağrı sonrasında; Cumhurbaşkanı ve AKP Genel

VAY HALİMİZE… VAY Kİ VAY…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar, “YPG, PKK’nın tam da kendisidir” demiş[i]… Ne zaman diyor bunu? İdlib’de Rusya’nın YPG ile müzakerelere başladığının ileri sürüldüğü bir sırada ve Soçi’deki Erdoğan-Putin görüşmesinin bir gün öncesinde… Sayın Hulusi Akar’ın söz konusu ifadesi, Soçi’deki görüşmede, Putin karşısında, Sayın Erdoğan’ın elini güçlendirme amaçlı mı, yoksa

“TALİBANLI AFGANİSTAN”: “1 MART TEZKERESİ”, İRAN’IN “MOLLA DEVRİMİ” VE BAZI ÇAĞRIŞIMLAR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bugünlerde, Dünyada da, Türkiye’de de, ağırlıklı olarak, ABD’nin 20 yıl kaldığı Afganistan’dan çekilmesi ve Afganistan’ın Taliban’ın kontrolüne girmesi (“Talibanlı Afganistan”)konuşuluyor. Bu bağlamda, değinme ihtiyacını duyduğum hususlar-çağrışımlar var. “Talibanlı Afganistan”, bana, ilk olarak, 2003’teki “1 Mart Tezkeresi”ni çağrıştırıyor. ABD’nin, 2001’de Afganistan’a ve 2003’te Irak’a müdahale gerekçeleri… Ve ABD’nin 20 yıl kaldığı

HUDSON INSTITUTE: ABD’NİN AFGANİSTAN’DAN ÇEKİLMESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Amerikan düşünce kuruluşu Hudson Enstıtute, Afganistan’da bugün yaşananlarla ilgili olarak, “Şimdi ne olacak? Afganistan’daki Amerikan Yenilgisinin Küresel Sonuçları”[i] başlıklı bir çalışma yayınlamış. Burada, bazı ufak eklemeler ile bu çalışmanın genel olarak tercümesine yer verilmiş ve sonlarda da kısa yorum ve değerlendirmede bulunulmuştur. Hudson Instıtute uzmanları Nadia Schadlow, Robert Greenway, Michael

İKİNCİ S-400 FÜZE SAVUNMA SİSTEMİNİN ALINMASINI NASIL ANLIYORUM?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bugünkü medyada, Türkiye’nin Rusya’dan ikinci bir S-400 hava savunma sistemi alacağı, buna dair pazarlıkların sürdüğü, tarafların anlaşmaya yakın olduğu yer alıyor. Bu yazının kaleme alındığı an itibarıyla, bu habere Ankara’dan yalanlama gelmediğini biliyorum. Şahsen, haberin doğruluğunu teyit etme imkânım bulunmamaktadır. Eğer doğru ise, çok dikkat çekici ve düşündürücü bulunması gereken

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.