AFGANİSTAN ÇOK ZOR BİR KONU

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Taliban Afganistan’da ilerlemeye devam ederken, ABD Başkanı Biden, bugün (Cuma) Beyaz Saray’da, Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani ve Afganistan Ulusal Yüksek Uzlaşma Konseyi Başkanı Abdullah Abdullah ile görüşüyor. Görüşmenin konusu belli; Afgan hükümeti ile Taliban arasındaki ABD destekli barış görüşmeleri. Taraflar arasındaki görüşmelerin nasıl başlatılabileceği ele alınacak[i]

Konunun geldiği bu noktada akla gelen üç husus var.

a. Afganistan’ın önceki (ABD destekli) Cumhurbaşkanlarından Hamid Karzai, geçtiğimiz günlerde AP’ye verdiği mülakatta[ii], Afganistan’ın “tamamen rezalet ve felaket içinde” olduğuna, ABD’nin Afganistan’da başarısızlığına işaret etmişti. Bu açıklama, farklı çağrışımlara yol açıyor. Birincisi, Karzai’nin bu açıklamalarının, ABD ve Afgan Hükümeti karşısında Taliban’ın elini güçlendirdiğidir. İkincisi, Karzai’nin ABD’yi eleştirmesi, bir taraftan üzerindeki “ABD yafta”sından kurtulmak istemesine ve diğer taraftan muhtemel Taliban ya da Taliban-Hükümet ortak yapılanması içinde kendisine yer bulmak istemesine bağlanabilir. Üçüncüsü de, Hamid Karzai’nin ABD’yi eleştirmek üzerinden Taliban ya da Taliban-Hükümet ortak yapılanması içinde kendisine yer bulma çabasının arkasında ABD’nin olabileceğidir. Bu son çağrışım, ABD Dışişleri Bakanı Blinken’in “ABD Afganistan’dan çekiliyor ama, Afganistan’ın geleceğinden ayrılmıyor.” ifadesi[iii] ışığında ayrıca anlam kazanıyor.

b. Afganistan’daki son cumhurbaşkanlığı seçimi, bana göre, Afganistan için kırılma noktası olmuştur ve niçin öyle olduğu bugünlerde anlaşılacaktır. Normalde Nisan 2019’da yapılması gereken Cumhurbaşkanlığı seçimi, olaylar nedeniyle iki kez ertelenmiş ve ancak Eylül 2019’da yapılabilmişti. Ekim 2019’da açıklanması gereken seçim sonucu da, sonuca ilişkin tartışmalar-kavgalar yüzünden ancak Aralık 2019’da açıklanabilmişti. Afganistan Seçim Komisyonu, seçimi mevcut Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin kazandığını açıklamış ancak, ikinci sıradaki Abdullah Abdullah seçimde hile yapıldığını, seçimi kendisinin kazandığını iddia etmişti. Abdullah Abdullah, destekçileri ile birlikte kendi bölgesine çekilmiş ve mücadeleye hazırlanmaya başlamış, bu arada silahlı çatışma ve bombalama olayları yaşanmıştı. ABD’nin Afganistan Özel Temsilcisi (Irak’tan hatırlayacağımız-Sünni) Zalmay Halilzad devreye girmiş, her iki tarafla görüşmeler yapmış ancak, bundan da bir sonuç elde edilememişti. Sonuçta, Eşref Gani ile Abdullah Abdullah, Mart 2020’de, ayrı yerlerde, ayrı ayrı törenlerle Cumhurbaşkanlığı yemini etmişlerdi. Anlaşmazlık çözülmez bir hal almış gözükürken, Mayıs 2020’de, Cumhurbaşkanı eski 1. Yardımcısı Raşim Dostum’un da katkılarıyla, uzlaşma sağlanmış; Eşref Gani’nin Cumhurbaşkanı olması, Abdullah Abdullah’ın da yeni ihdas edilen Afganistan Ulusal Yüksek Uzlaşma Konseyi Başkanı olması kabul edilmişti. Yani anlaşma, resmi gücün Eşref Gani ve Abdullah Abdullah arasında paylaştırılması suretiyle sağlanmıştı. Başkan Biden’ın, bugün Beyaz Saray’da, hem Eşref Gani’yi, hem de Abdullah Abdullah’ı kabul etmesinin arkasında bu var. Başkan Biden, her iki isme de kulak vermek ve her ikisini de memnun etmek durumunda olduğunu hissedecektir. Çünkü aksi takdirde, kulak verilmeyen ve memnun edilmeyen tarafın Taliban’a katılmasına yol vermiş olacaktır. Ayrıca Taliban’ın da ülkenin yönetimini tek başına eline almak için, Afganistan’ın resmi yönetimindeki bu “iki başlılığı” istismar etmek isteyeceği de açıktır.

c. Geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen NATO Zirvesi ile ilgili olarak iç ve dış medyada yer alan haber ve yorumlarda, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi sonrasında, Kabil Uluslararası Havaalanının güvenliğinin sağlanmasının ve hava trafiğinin yönetilmesinin ABD için çok önemli olduğu, Türkiye’nin bu işe talip olduğu, hatta Erdoğan ile Biden’ın 130 milyon dolar karşılığında bu iş için el sıkıştığı hususları yer almıştı. Bu haber ve yorumlara göre, ABD ve NATO Afganistan’dan çekilecek, ancak orada bulunan Türk askeri (ABD’nin talep ettiği görevi yerine getirmek için) Afganistan’da kalmaya devam edecekti. (i) Haber ve yorumlardan, çekilme sonrasının ABD için çok önemli olduğu ve Türkiye’nin bu denli önemli bir konuda ABD’yi rahatlatabileceği çıkıyor. (ii) Bugünlerde, ABD’den gelen bir heyet, bu konuyu Türk makamları ile görüşüyor. (iii) Ve Eşref Gani ile Abdullah Abdullah arasındaki anlaşmazlığın çözümünde (Türkiye’ye yakınlığı ile bilinen) Raşit Dostum’un katkısının olduğu biliniyor. Ancak Başkan Biden’ın bugün Beyaz Saray’da Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani ve Afganistan Ulusal Yüksek Uzlaşma Konseyi Başkanı Abdullah Abdullah ile bir araya geldiği üst düzey toplantıda, Raşit Dostum olmadığı gibi, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan da yok. Bu, bana göre, ABD’nin Ankara’ya bakışı ifade eden bir durumdur. ABD, “Türk nüfuz bölgesi”nde Ankara’ya ihtiyaç duymuyor gözüküyor. ABD, “Türkiye Afganistan’da rahat çalışsın” diye Sayın Erdoğan’ı bu üst düzey toplantıya davet etmemiş olabilir mi? Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde, Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta, Ege’de, Batı Trakya’da Türkiye’yi karşısına almış bir ABD’nin, “Türkiye Afganistan’da rahat çalışsın” diye Türkiye’yi bu toplantıya davet etmemiş olabileceği ne kadar gerçekçi bulunabilir?

Bütün bunlara niye işaret ettim?

Şunun için: Türkiye’nin Afganistan’da talip olduğu görevin içerdiği riskler çok ciddidir. Üstelik bu risk, sadece Afganistan’daki Türk askeri varlığı ile sınırlı değildir, Türkiye’nin ülkesi için de söz konusu olabilecektir. Türkiye’nin mevcut durumu, bunları kaldırabilecek olmaktan uzaktır. İçeriden ve dışarıdan ülkemizin milli ve coğrafi bütünlüğüne göz dikmiş olanlara fırsat vermemek gerekir.

ABD, Afganistan’dan çıkamaz, Çin elini bağlıyor. Dün Sovyetleri Afganistan’a çeken İran’daki karışıklıklar vardı; bugün ise, ABD’yi Afganistan’da kalmaya zorlayan Çin var. Taliban, bir taraftan Sovyetler ve ABD deneyimine sahip, diğer taraftan Sünni İslam ve ABD karşıtlığı paydalarına sahip bir yapılanma… Bu gerçeği görmek gerekir. Bir başka gerçek de, Amerikan kamuoyunun gözünde artık Afganistan’ın bir kâbus gibi algılanması…

ABD’nin işi çok zor…

Bu zor işin ucu açık!… ABD’nin “dağılması” ihtimali dahi var.

26 Haziran 2021

[i] https://www.yahoo.com/news/biden-meet-afghanistan-leaders-amid-070007758.html, 25.6.2021

[ii] https://apnews.com/article/joe-biden-afghanistan-ef29617f97733dee2b567cedfde2f064, 25.6.2021

[iii] https://www.usatoday.com/story/news/politics/2021/06/25/biden-meet-afghanistan-president-taliban-claims-resurgence/5319429001/, 25.6.2021


TÜRKİYE: DIŞARIDAKİ VE İÇERİDEKİ ŞU TABLOYA BİR BAKIN!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Türkiye, dışarıdan adeta kuşatma altında… Batıda, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunlara Atina lehine artık ABD de angaje olmuş; Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’yi karşısına almış ABD, Yunanistan’da da Türkiye’yi karşısını almış ve buradaki askeri varlığını sürekli artırmaktadır. PKK/YPG terör örgütüne verdiği destek, artık herkesçe biliniyor. Doğuda, Azerbaycan-Ermenistan sınırında sıcak çatışma

KAFKASYA’YA DAİR BİR KAÇ HUSUS DAHA…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Kısa bir süre önce, “Kafkasya’yı ne bekliyor?”[i] diye bir yazı kaleme almıştım… Aşağıdaki hususlar o yazıyı tamamlıyor…

YA HİNDİSTAN KAOSA/İSTİKRARSIZLIĞA SÜRÜKLENİRSE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk “ABD demek kaos demek”, ne kadar doğru olur bilemiyorum. Ancak ABD’nin genelde kaoslarla anıldığı, gittiği hemen her yerde bir şekilde kaos çıktığı ya da kaoslara angaje olduğu ifade edilebilir. Türkiye’den bakıldığında da böyle görülebiliyor. Türkiye için, ABD’nin kaos üreticisi bir ülke olma özelliği artık o kadar belirgin ki… Kaos, kelime

PEŞMERGE “TÜRK KERKÜK”E NİYE GERİ DÖNER!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Irak’ın kuzeyindeki “Türk Kerkük”ün güvenliğinin sağlanmasının Bağdat ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasında varılan anlaşma uyarınca IKBY’e bağlı Peşmergeye bırakılmasına gösterilen tepki giderek büyüyor[i]. Konuyu, geçtiğimiz 29 Ekim’de twitter ve linkedin hesaplarım üzerinden dile getirmiş, Irak Türkmen Cephesi (ITC)’nin önceki Başkanı ve Kerkük Milletvekili Sayın Erşat Salihi’nin kişisel twitter

KAFKASYA’YI NE BEKLİYOR?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Çin’in yükselişi, Çin-ABD rekabetinin baş göstermesi, ABD’nin Çin’i çevreleme politikasına yönelmesi ve bu bağlamda bir taraftan Asya-Pasifik stratejisini güncelleyip Hint-Pasifik’e dönüştürmesi ve bu suretle Hindistan’ı yanına çekmeye yönelmesi diğer taraftan da AUKUS[i] gibi bölgesel savunma yapılanmasına öncülük etmesi, Tayvan konusunda artan gerginlik, Çin’e komşu Afganistan’da kontrolün Taliban’ın eline geçmesi ve

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.