AB’Nİ VE AB KOMİSYONU BAŞKANI SAYIN LEYEN’İ KINAMA MESAJI

Sayın Nikolaus Meyer-Landrut

Büyükelçi

AB Türkiye Temsilcisi

Avrupa Komisyonu Başkanı Sayın Ursula von der Leyen, son günlerde, AB’nin Kıbrıs’ta “iki devletli” bir çözüm önerisinin asla kabul etmeyeceğini açıklıyor.

Bir Türk vatandaşı ve bu konuları çalışan bir akademisyen olarak, bu yaklaşımdan ve bu açıklamalardan ciddi olarak rahatsızlık duyuyorum.

Rahatsızlığımın nedenlerini aşağıda paragraflar halinde sunuyorum.

Türkiye, Yunanistan, İngiltere, Kıbrıs Türk Toplumu ve Kıbrıs Rum Toplumu arasında imzalanmış olan 1959-1960 düzenlemeleri (anlaşmaları), halen yürürlüktedir.

AB’nin “tek devlet” yaklaşımı ve yaklaşımındaki ısrarı, AB Antlaşması’nın 2. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiş, AB’nin üzerine bina edilmiş olduğu, insan haklarına saygı ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

Mevcut ve yürürlükte olan düzenlemeler bir yana, uluslararası hukukta, kendilerini diğerlerinden farklı ve ayrı kabul eden toplulukların, içinde yer alacakları kendi veya başka devleti belirleyebilme hakkı (self-determinasyon hakkı) vardır. Bu hak ile bağlantılı, BM Şartı’nın 1/2. maddesi ile 55. maddesi, ayrıca BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi ile BM Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 1. maddeleri vardır. Bunlar görülmüyor.

Bugünkü Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkiye’nin, Yunanistan’ın, İngiltere’nin, Kıbrıs Türk Toplumunun ve Kıbrıs Rum Toplumunun imzalamış olduğu anlaşmalar ile 1960’da ortaya çıkmıştır.  Kıbrıs Cumhuriyeti’nde, 1960-1974 arasında Kıbrıs Türk Toplumunun yaşadığı derin acılar ve bu acılara yol açan olaylarda ifadesini bulan Rumların Kıbrıs’ın tamamına ilişkin (Yunanistan ile bağlantılı) emelleri vardır.

Kıbrıs Türk Toplumunun, 1975’de ilan etmiş olduğu “iç self-determinasyon” anlamına gelen Kıbrıs Türk Federe Devleti (KTFD) ile, 1983’de ilan etmiş olduğu “dış self-determinasyon” anlamına gelen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) gerçeği ortada duruyor iken, Rumların Kıbrıs Cumhuriyeti’ni sahiplenmesindeki “sakatlık” ve Ada’nın tümü konusunda muhatap alınmasındaki “yetkisizlik” çok açıktır. Rumların, Adanın tamamı adına AB’ne tam üye yapılması, hem uluslararası hukuka aykırıdır, hem de bu aykırılığı ortadan kaldırmaz.

AB’nin Kıbrıs’ta “tek devlet” ısrarını anlayabiliyorum!… Bu, Rumların, hukuka aykırı bir şekilde ve Adanın tamamı adına AB’ne kabul edilmesinden kolayca çıkarılabilmektedir. Kıbrıs Adası’na ihtiyacı var.

Ancak AB, konuya bir de KKTC ve Türkiye açısından bakmayı denemelidir.

Kıbrıs Türkleri Annan Belgesine evet, Kıbrıslı Rumlar hayır demiş iken, Kıbrıs Türklerini Kıbrıslı Rumların kontrolünde olacak bir devletin (tek devletin) çatısı altında yaşamaya zorlamak ne demek? Böyle bir zorlamanın, demokrasi, hukuk, özgürlük, insan hakları gibi AB’nin de savunduğu yüksek değerler nezdinde bir yeri olabilir mi? Böyle bir yaklaşım, böyle bir zorlama, “Batılı değerler” ve “21. Yüzyıl” gerçeği ile bağdaşıyor mu?

Türkiye, Adada “tek devletin” ekonomik, askeri ve politik açılardan kendisi için ne anlama geldiğinin/geleceğinin farkındadır. “Tek devlet” demek, Türkiye’nin sonunda Kıbrıs konusundaki hak ve hukukundan ve çıkarlarından vazgeçmek zorunda kalacağı ve ciddi savunma ve güvenlik tehdidine muhatap olacağı bir sürece yol vermek demektir. Kimse, Türkiye’nin böyle bir yol vermesini bekleyemez, beklememelidir. Türkiye’nin buna yol vermeye zorlanması, kabul edilemez.

İktidarlar gelip geçicidir.

Türkiye’yi 19 yıldır yöneten iktidara bakıp, “fırsat, bu fırsat” diyerek Kıbrıs konusuna yaklaşmak, ne BM sisteminin lafzına ve ruhuna uyar, ne AB’ne yakışır, ne de AB’nin hayrına olur.

Yukarıda arz ve izah ettiğim mülahazalar ışığında, Kıbrıs’ta “tek devlet” yaklaşımındaki ısrarı için AB’ni, bu ısrarı sıkça dile getirir olduğu için de AB Komisyonu Başkanı Sayın Ursula von der Leyen’i, Sayın Büyükelçinin nezdinde/aracılığıyla kınıyorum.

Bu yaklaşım, kolaycılığa kaçan, geleceği ihmal eden, dolayısıyla uzun vadeli ciddi sorunlara kapı aralama potansiyeli çok yüksek, yanlış bir yaklaşımdır.

Saygılarımla. 08 Temmuz 2021

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk


SURİYE HALK MECLİSİ’NİN “TALİHSİZ” HATAY AÇIKLAMASI ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Suriye Halk Meclisi, geçtiğimiz gün, Hatay’ın Suriye toprağı olduğunu öne sürerek Hatay’ı geri almak için her şeyi yapacaklarını içeren bir bildiri yayınlamıştı. Türk Dışişleri Bakanlığı, bir soru üzerine, bildiriye dair çok sert bir açıklamada bulunmuştu. Elbette ki, Suriye Halk Meclisi’ni, Türkiye’nin ülke ve ulus bütünlüğünü hedef alan ve tehdit içeren

ÜÇ KİTAPLIK CASUS ROMANI…

Jason Matthews’un üç kitaplık, biri birini tamamlayan (bütünlük arz eden) casus romanından söz ediyorum. – Birinci Kitap: Kızıl Serçe (Red Sparrow), Çeviri: Derya Dinç, Salon Yayınları, İstanbul, 2019, 559 sayfa. (Baskı: Dizgi Ofset Matbaacılık, Karatay/Konya). – İkinci Kitap: İhanet Sarayı (Palace of Treason), Çeviri: Derya Dinç, Salon Yayınları, İstanbul, 2019, 622 sayfa. (Baskı: Dizgi Ofset

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NİN KURULUŞ YILDÖNÜMÜ (CUMHURİYET BAYRAMI) MESAJI

Kıbrıs Türk halkının, vatanına, hürriyetine ve egemenliğine sahip çıkışının ve bu mücadelesini Cumhuriyet ile taçlandırmasının 38. yılını idrak ediyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nin bugünlere nasıl ulaştığını çok iyi biliyor ve Kıbrıs Türk Halkının egemen varlığının simgesi olan KKTC’nin, bilinçli nesiller elinde sonsuza kadar yaşayacağına, yaşatılacağına yürekten inanıyorum. Çok büyük fedakârlıklarla kurulmuş KKTC’nin özgür ve

10 KASIM: ATATÜRK’Ü ANMA MESAJI

Vefatının 83. yılında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, rahmetle, şükranla ve özlemle anıyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, büyük Türk Milleti’nin bir ferdi, çok büyük işleri başarmış kutlu atasıdır.

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI MESAJI

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 98. yılını idrak ediyoruz. Cumhuriyet Bayramı, en büyük milli bayramımız. Bütün Türk vatandaşlarının, kendilerini Türk hisseden herkesin, Cumhuriyet Bayramlarını kutluyorum.

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.