ABD’NİN “ASILSIZ” ERMENİ İDDİALARINA İTİBAR ETMESİNİ ANLAMA, ABD’Yİ VE BAŞKAN BİDEN’I KINAMA

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

I. Ermenilerin tarihi gerçekler ile bağdaşmayan ve uluslararası hukuk açısından dayanaktan yoksun, “asılsız” soykırım iddiaları, her 24 Nisan’da gündeme gelir, tartışılır, acaba ABD bu asılsız iddialara itibar eder mi diye merak edilirdi. En sonunda, bu 24 Nisan (2021)’da, ABD Başkanı Joe Biden, Ermenilerin asılsız iddialarına itibar etti. Hem de, Ermenilerin atalarının hikayelerini Amerikan topraklarına getirdiğine vurgu yaparak!… Yani Başkan Biden, karşı tezleri araştırmadan, yakın tarihteki Hocalı katliamını (soykırımını) görmeden, Ermenilerin atalarının ABD’ye getirdiği “hikâyelere” itibar etmeyi uygun görmüş (!) ve Osmanlı döneminde, 1915’de yaşanmış, olaylar için “soykırım” ifadesini kullanmış…

Başkan Biden, açıklamasında kullandığı “soykırım” ifadesi ile, “sözümona” Osmanlı dönemindeki sözde Ermeni soykırımında ölenleri anıyormuş!… Peki, sormazlar mı, madem öyle, ABD’nin önceki Başkanları niçin bu ifadeyi kullanmamıştı, Türkiye niye bu ifadenin kullanılmasına bugüne kadar şiddetle karşı çıkmıştı!… Demek ki, açıklama, Osmanlı döneminde sözde yaşananları anmakla ile sınırlı kalmıyor, kalmayacak…

Başkan Biden’ın açıklamasında “soykırım” ifadesini kullanması, isabetsiz olduğu kadar, ABD’nin konu hakkında “taraflı” olduğuna ve Türkiye’yi karşısına almasının geldiği noktaya işaret eder. Başkan Biden, açıklamasında, üstelik ABD’nin insan haklarına saygı duyulan, yaşanabilir bir Dünya inşa etmek için çalıştığına da vurgu yapıyor ki; açıklamanın çağrışımları ve doğuracağı muhtemel sonuçlar düşünüldüğünde, bu, çok açık bir çelişki olmaktadır. Çünkü açıklamanın, hem Osmanlı dönemi ile ilgili denilse de Türkiye’nin başına yeni sıkıntılar açacağı, hem de birçok coğrafyada yeni sorunlara kapı aralamak suretiyle hayatı yaşanabilir olmaktan çıkarma potansiyelinin yüksek olduğu çok açıktır.

II. Başkan Biden, seçim kampanyası sırasında, 1915 olayları için “soykırım” ifadesini kullanacağını açıkça belirtmişti. ABD’deki 50 eyaletin 49’unun 1915 olayları için “soykırım” ifadesini kullanmış olduğu biliniyordu. Bu nedenle, ilk bakışta, “soykırım” ifadesinin kullanılmasının beklenen bir durum olduğu ileri sürülebilir. Ancak Biden’ın açıklamasında kullandığı “soykırım” ifadesini bu denli basite indirgemek doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Açıklamanın, Türkiye’ye ilişkin ciddi sonuçları olacağı görülebilmekte; açıklama, uluslararası ilişkiler ve uluslararası politika bağlamında ciddi sonuçları olabilecek çağrışımlara yol açmaktadır.

Her şeyden önce, uluslararası ilişkilerde gücün önemini görmek ve açıklamaya bu açıdan yaklaşmak gerekir. ABD’nin bugünden daha güçlü olduğu geçmiş dönemlerde ABD Başkanları “soykırım” ifadesini kullanmamış iken, bugün ABD Başkanı Biden’ın “soykırım” ifadesini kullanması, Türkiye’nin gücündeki ve caydırıcılığındaki erime ile ilişkilendirilebilir. ABD’nin Türkiye’ye komşu coğrafyalarda son dönemde askeri varlığını artırması ve açıkça Türkiye’yi karşısına almaktan çekinmemesi, hem Türkiye’nin gücündeki ve caydırıcılığındaki erimeye hem de Türk-Amerikan ilişkilerindeki kötüye gidişe işaret eder ki, bu yıl kullanılan “soykırım” ifadesini bu kapsamda görmek gerekir. Öyle anlaşıyor ki; Türkiye, AKP/Sayın Erdoğan iktidarında, güç kaybetmekle kalmamış, aynı zamanda ne ABD ile ilişkilerin “ülke için” arz ettiği önemi görmüş, ne de ABD ile ilişkilerin kötüye gitmesinden kaynaklanan güç kaybını ve denge bozulmasını telafi edecek adımları atabilmiştir. Türkiye eğer, ciddi bir stratejik konsept hazırlayıp komşu coğrafyalardaki adımları için ABD’ye o zaman bu konsept çerçevesinde gereken cevapları vermiş ve bu suretle caydırıcılık potansiyelini koruduğunu ortaya koymuş olsaydı, kuvvetle muhtemel “soykırım” ifadesi bu yıl da kullanılmayacaktı.

İkinci olarak, Başkan Biden’ın bu açıklamasının, uluslararası ilişkiler ve uluslararası politika bağlamında, Türkiye’nin aleyhine olarak, üçüncü ülkeler ve aktörler üzerinde psikolojik bir etkisi olacağı çok açıktır. Türkiye’ye yönelik kötü emellere sahip olanlar, durumdan istifade etmek isteyeceklerdir. Türkiye’nin karşısındaki cephe, politik, ekonomik ve askeri açılardan güçlenecektir. Türkiye’nin gücü erirken karşısındaki cephenin güçlenmesi, Türkiye için ayrıca ciddi bir sorundur. Mücadele edilen bölücü/ayrılıkçı terörizm de dikkate alındığında, içeride de, dışarıda da, Türkiye’yi zor bir dönemin beklediğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Üçüncü olarak, “soykırım” ifadesine bakarken, Kafkasya’yı, Karadeniz’deki hareketliliği, Dağlık Karabağ’daki son çatışmayı hatırlamak gerekir. Güney Kafkasya’daki üç bağımsız devlet (Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan) son bir yıldır ciddi gelişmelere sahne oluyor. Bu gelişmeler, Rusya ile ABD arasındaki güncel rekabet ışığında oldukça anlamlıdır. Batı (AB+NATO), doğuya, Rusya’ya doğru genişleme çabası içindedir, Rusya da buna direnmektedir. Bu direnişte, Kafkasya “kilit “önemi haiz coğrafyadır. Dağlık Karabağ’daki son çatışmada, Ermenistan kaybeden taraf olmuştur. Geçmişte Rusya’nın yakın desteğine sahip olmuş Ermenistan, bu kez Rusya’dan ihtiyaç duyduğu desteği alamamıştır. Bunda, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın isminin ABD ile birlikte geçmesinin bir payı olmuş mudur, bu bilinmez. Ancak Ermenistan’ın ve Başbakanı Nikol Paşinyan’ın Dağlık Karabağ’daki son çatışma sonrasındaki oldukça sıkıntıya düşmüş olduğu hatırlandığında, Başkan Biden’ın açıklamasındaki “soykırım” ifadesinin, Ermenistan’a da, Haziran’daki genel seçim için görevi bırakan Başbakan Nikol Paşinyan’a da “ilaç gibi” geleceğini değerlendirmek gerekir.

Dördüncü olarak, bir önceki paragraf ışığında, Başkan Biden’ın açıklamasındaki “soykırım” ifadesinin Ermenistan’ı (ve Ermeni diasporasını) ABD’nin etkisine açacağını ve ABD’ye müzahir kılacağını, Rusya’nın ise buna tahammül göstermeyeceğini görmek gerekir. Güney Kafkasya, hep yazdım ve söyledim, Rusya’nın ülke ve ulus bütünlüğünü koruması açısından son derece önemlidir. ABD de, bu önemin farkında olarak, Rusya ile rekabetinde, dün “radikal İslami aşırıcılar” üzerinden Kafkasya’da varlık göstermiş ama, Putin’in Başbakan olması ile birlikte o zaman Rusya bunun önüne geçmişti. Şimdi Başkan Biden’ın “soykırım” ifadesini kullanması, Kafkasya’da Rusya için yine sıkıntı anlamına gelecektir, ancak şimdiki sıkıntı biraz daha ağır olacak gözükmektedir. “Dağlık Karabağ’daki son çatışmaya ilişkin olarak gündeme gelen “radikal İslami aşırıcılar” iddiaları ve Başkan Biden’ın “soykırım” ifadesini kullanmasının Ermenistan’ı ABD’nin etkisine açacağı yolundaki değerlendirme birlikte mütalaa edildiğinde, Kafkasya’da Rusya için sıkıntının ne kadar ciddi olduğu anlaşılabilmektedir. Karadeniz’deki daha yeni sona eren Rusya’nın geniş kapsamlı askeri tatbikatı, bu sıkıntının ürünü, caydırıcılığı sağlama amaçlı, “önleyici” güç gösterisi olarak almak mümkündür. Putin-Biden telefon görüşmesinden sonra, hem ABD’nin Ukrayna gerginliği için Karadeniz’e sevk ettiği iki savaş gemisini geri çevirmesi, hem de Rusya’nın Ukrayna gerginliği nedeniyle esasen bölgede bulunan askeri varlığını birdenbire takviye edip bunlar üzerinden oldukça geniş kapsamlı bir askeri tatbikata girişmesi, bundan birkaç gün sonra da Başkan Biden’ın asılsız Ermeni iddialarına itibar ederek açıklamasında  “soykırım” ifadesini kullanması, dikkat çekici eş zamanlılıklardır.

Beşinci olarak, Başkan Biden’ın açıklamasında yer verdiği “soykırım” ifadesi, AB ile ilişkileri etkileyecek ya da etkileme potansiyeli oldukça yüksek bir gelişmedir. Konuya Türkiye’nin AB ile olan ilişkileri bağlamında bakarken, hem AB-ABD ilişkilerini, hem AB’den kopmuş ABD’ye yakın İngiltere’yi, hem de AB ile ABD’nin İran ve Rusya konusunda farklılık arz eden yaklaşımlarını hatırlamak uygun olacaktır. Türkiye, kuvvetle muhtemel, Başkan Biden’ın açıklaması sonrasında, AB ile ilişkilerin geleceğine dair bir strateji geliştirirken bu hususları dikkate alacaktır diye düşünüyorum.

Altıncı olarak, Başkan Biden’ın açıklamasında kullandığı “soykırım” ifadesinin, Ortdaoğu’da, zaten oyundan dışlanmış, yalnız bırakılmış Türkiye’nin bu durumunu daha da ağırlaştırıcı bir etkiye yol açabileceğini beklemek gerekir. Daha düne kadar, Suriye, Suriye’nin kuzeyi hemen her gün dilimizdeydi, çok konuşuyorduk, tartışıyorduk, hatta Suriye’nin kuzeyi ile bağlantılı olarak “beka” sorunundan söz ediyorduk, fakat ne hikmetse son dönemde bunları duymaz olduk, birden bire konuşmaz tartışmaz olduk. Son günlerde duyduğumuz, Türkiye’nin Suudi Arabistan, Mısır ve İsrail ile temas kurmaya çalıştığı… Bu üç ülke, ABD’nin bölgesel ortakları… Ve dikkat çekicidir, Türkiye’nin bu üç ülke ile ilgili temas kurma çabası, Başkan Biden’ın içinde “soykırım” ifadesinin yer aldığı açıklamasından hemen önceye denk geliyor!…

Yedinci olarak, Başkan Biden’ın asılsız soykırım iddialarına itibar etmesine bakarken, Ermeni lobisini ve daha önce Türkiye’ye karşı birliktelik sergilemiş Rum-Yunan lobisi ile Arap lobisini de görmek gerekir. Tabiatıyla, bunlar ışığında, Doğu Akdeniz’deki, Kıbrıs’taki, Ege’deki ve Batı Trakya’daki, Türkiye’nin aleyhine güncel durumu da hatırlamak icap eder.

III. ABD, bugüne kadar, her 24 Nisan’da asılsız soykırım iddialarını gündeme taşıyarak, bunu, hedef ve çıkarları için şu veya bu şekilde kullanmış, istismar etmiştir. “Soykırım” ifadesini kullanmama karşılığında, doğrudan ya da dolaylı olarak, Türkiye’den, ya bir şeyi yapmasını, ya da yapmamasını istemiştir. Bu çok açık olduğu için, görülebildiği için, son 10-15 yıldır, Türkiye’nin artık  “24 Nisan’a ilgisiz kalmasını, sırtını dönmesini” birçok kez yazmıştım ve söylemiştim. Şüphesiz, uluslararası ilişkilerde, ilgisiz kalma-sırtını dönme, bunun muhtemel sonuçlarını göğüslemeyi gerektiren bir hazırlık stratejisini gerektirir. Devletin güçlü, milletin birlik ve beraberlik içinde rahat ve huzur için yaşaması, elbette ki böyle bir stratejinin en temel unsuru olacaktır.

Bugün Türkiye’nin içerideki ve dışarıdaki kötü durumuna bakınca, Başkan Biden’ın açıklaması ile, her yıl ısıtılıp ısıtılıp Türkiye’nin önüne konulan ve Türkiye’den taviz koparmak için kullanılan bu konudan kurtulduk diyemiyorum. Yukarıda sıraladığım hususlardan da çıkarılabileceği üzere, maalesef Türkiye, ciddi politik, askeri ve ekonomik sonuçları olabilecek bir açıklama ile karşı karşıya…

Başkan Biden’ın açıklaması, konjonktürün Türkiye’nin aleyhine olduğu, Türkiye’nin ciddi sıkıntıyı yaşadığı bir döneme denk gelmiştir.

AKP/Sayın Erdoğan iktidarının işaretleri çok önceden algılanan Başkan Biden’ın açıklamasında “soykırım” ifadesine yer vermesinin Türkiye için doğuracağı sonuçları göğüslemeye yönelik bir strateji üretip üretmediğini bilmiyorum. Ancak olsaydı, bu bile caydırıcı olur, Başkan Biden açıklamasında “soykırım” ifadesine yer vermezdi diye de düşünüyorum.

Ancak olan olmuştur.

Serinkanlı olmaya gerektiren bir süreç ortaya çıkmıştır.

Dışarıdan en kolay gözükeni ABD ile ilişkileri “temelli-kökten” kesip atmak olsa da; devlet olma, “karşılıklı ve dengeli çıkar, karşılıklı saygı” temelinde ilişkileri sürdürmeyi gerektirmektedir. Bunun için, konunun “multidisipliner” bir özel çalışma ekibi tarafından, kontrollü, hafiften ağıra doğru aşamaları içeren, her aşamada durup değerlendirmeyi öngören bir kriz stratejisi üzerinden takip edilmesinde ve yürütülmesinde yarar görürüm. Bunun bile, muhataplar üzerinde caydırıcı bir etkiye yol açacağı görülmelidir.

Ve AKP/Sayın Erdoğan iktidarının gönlünden bir türlü çıkaramadığı ABD’ye artık “devlet aklıyla” yaklaşılmalıdır.

Son olarak da, AKP/Sayın Erdoğan iktidarı ile ilgili olarak, 19 yıllık iktidarından çıkan, yaygın bir güvensizliğe bağlı bir korkum var, ona işaret etme ihtiyacı duyuyorum. O korkum da, aklıma gelen, Başkan Biden’ın bu açıklamasına rağmen, AKP/Sayın Erdoğan iktidarının “hiçbir şey olmamış” gibi ABD ile örtülü/açık “iş tutma”ya devam edebileceği ve bu iş tutmanın bazı pazarlıkların ürünü olabileceği ihtimali… Ülkem adına bundan korkarım.

En nihayet; gerçeği araştırmak yerine, Ermenilerin asılsız iddialarını itibar ettiği, bu suretle Türkiye düşmanlarına imkân ve fırsat verdiği, yeni huzursuzluklara kapı araladığı için, Başkan Biden’ı ve ABD’yi elbette ki kınıyorum. Hem de şiddetle… ABD’nin son yıllarda yaptıkları dostluk ve müttefiklik ile zaten bağdaşmıyordu, Başkan Biden’ın bu açıklaması ile, bu daha da ileriye taşınmıştır.

Türk Devleti güçlü, Türk Milleti büyüktür.

Eminim, Türkiye, bu büyük haksızlığın da üstesinden gelecektir.

Büyük Türk Milleti, Amerikan halkından ayrı tuttuğu, kendisine “kara çalan” Başkan Biden’ı ve ABD’yi asla unutmayacaktır!…

ABD, ileride Türkiye’ye mahcup düşecektir.

Tarih, bunu bize gösterecektir.

 25 Nisan 2021


NATO LİDERLER ZİRVESİ YAKLAŞIRKEN

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk 14 Haziran’da Belçika/Brüksel’de NATO Liderler Zirvesi var. Bu zirve, Türkiye için olduğu kadar, NATO, AB ve ABD için de önemli. Ancak zirveye, Türkiye’de münhasıran, muhtemel Erdoğan-Biden ilk yüz yüze görüşmesi ve Türkiye’nin Biden Yönetimine yaklaşması açılarından bakılıyor. Türk medyasında, böyle bir genel görüntü var. Elbette ki, zirvenin bir resmi gündemi

ABD ARTIK TÜRKİYE’DEN HAK ETTİĞİ CEVABI ALMALIDIR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Gün geçmiyor ki, ABD’nin Türkiye karşıtlığına işaret eden bir haber ile karşılaşılmasın… İnsan gayri ihtiyari “yetti artık” diyor. Biden Yönetimi, daha yeni Ermenilerin asılsız iddialarına, Amerikan iç hukukuna ve uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Türkiye’nin aleyhine olarak itibar etmişti. Geçen her gün, ABD’nin Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğünü hedef alan

ÜLKE İÇİNDE ASKERİ ÜSSE SALDIRI GİRİŞİMİ VE ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bugünkü medyada, Diyarbakır’daki 8 nci Ana Jet Üssü’ne, bomba yüklü maket uçakla saldırı girişiminde bulunulduğuna dair haberler var. (20.5.21, Sözcü, s.15, Cumhuriyet, s.12) Bomba yüklü maket uçak düşürülmüş, can ve mal kaybı/zayiat yokmuş… Türkiye için, çok üzücü ve düşündürücü bir gelişme… Niye böyle gördüğümü, yol açtığı çağrışımları, anlatayım.

ORTADOĞU KAYNIYOR: FİLİSTİN, KÜRTLER VE TÜRKİYE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Ortadoğu, bir süredir, ilginç, “ne/neler oluyor” dedirtecek gelişmelere sahne oluyor. Yakın zamana kadar, biri birlerini hasım/rakip gören, biri birleri aleyhine çalışan ve biri birleri hakkında çok ağır sözler sarf eden bölge ülkeleri arasında, içinde bulunduğumuz günlerde bir yakınlaşma-yaklaşma süreci yaşanıyor. Bu, İran-Suudi Arabistan ilişkilerinde, Katar-Suudi Arabistan ilişkilerinde, Türkiye’nin Mısır, Suudi

ABD’DE BORU HATTI SİSTEMİNE SİBER SALDIRI VE ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk I. ABD’de, Doğu kıyıları boyunca, 5.500 milden fazla bir alanı kapsayan ve günde 100 milyon galondan fazla benzin, dizel, jet yakıtı ve ev tipi ısıtma yağı taşınmasına boru hatlarıyla aracılık eden sisteme siber saldırı olmuş[i]… Saldırıyı yapan da, saldırı ile ne istendiği de henüz bilinmiyor. Ancak saldırının gerçek boyutunu öğrenmek-anlamak

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.