ABD-YUNANİSTAN YAKINLAŞMASI ÇOK DİKKAT ÇEKİCİ

Prof. Dr. Osman Metin öztürk, ASCMER Başkanı

Bugünkü yazılı Türk medyasında Yunanistan-ABD ilişkilerine dair dikkat çekici bir haber var. Yunanistan’da, daha yeni Trakya’daki Dedeağaç ve Atina civarındaki Elevsina limanlarında liman kolaylıklarına sahip olan ABD’nin, şimdi de yine Atina civarındaki Skaramanga limanının kullanımını elde etmeye yöneldiği ifade ediliyor. Haberde, ABD’nin, Yunanistan’daki bu liman kolaylıkları üzerinden, hem Amerikan Donanmasına katılacak 4 fırkateynin inşasını buradaki tersanede gerçekleştirmeyi düşündüğü, hem de buraları 6. Filo’nun bakım merkezi haline getirmeyi planladığı belirtiliyor.

Bu gelişmeyi, birçok açıdan önemli buluyorum.

ABD, Yunanistan’daki askeri varlığını artırıyor. Eğer ABD’nin Girit Adası’ndaki askeri varlığı, Dedeağaç, Elevsina ve Skaramanga limanlarındaki mevcut/muhtemel askeri varlığı ile birlikte dikkate alınırsa, Ege Denizi’nin bir bütün olarak ABD’nin kontrolüne girdiği/gireceği görülüyor. Ege Denizi’nin kuzeyindeki, güneyindeki ve batısındaki ABD askeri varlığı buna işaret etmektedir.  Bu kontrolün, elbette ki, Doğu Akdeniz’in geneli bağlamında da bir anlamı/değeri olacaktır. Keza Kıbrıs da bundan etkilenecektir.

Ege’nin bir bütün olarak bu suretle ABD tarafından kontrol edildiği/edileceği böyle bir tablo, Türkiye için olduğu kadar, Rusya ve Çin için, hatta Avrupa için de son derece önemlidir.

Bu tablo, Türkiye için özellikle önemli olacaktır. Çünkü Türkiye, Yunanistan’ın epeyi bir süredir izleyegeldiği politika nedeniyle, hâlihazırda zaten Ege kıyılarından Ege’nin uluslararası sularına çıkamama “potansiyel tehdidi” ile karşı karşıyadır.  Yunanistan ile yaşadığı sorunların arasında Ege’ye dair deniz/hava sorunlarının ağırlıklı bir yeri vardır. Eğer ABD Ege kıyılarında işaret edilen askeri varlığı bulundurma noktasına gelir ve ABD-Yunanistan ilişkileri mevcut olumlu seyrini korursa, bu, Türkiye için, önümüzdeki dönemde Ege’de karşısında sadece Yunanistan’ı değil, Yunanistan’ın yanında ABD’yi de göreceği anlamına gelecektir. Ancak ve bana göre, bu, bu kadarla kalınmamalı; Batının Şark Meselesi, Yunanlıların “Büyük Yunanistan” hedefi, hala hazmedilememiş Kurtuluş Savaşı’ndaki mağlubiyet ve Ege’deki/Trakya’daki mevcut sorunlar dikkate alınarak, bunun Türkiye için ne anlama gelebileceği çok iyi tahayyül/tasvir edilmeli, konu çok daha geniş/kapsayıcı bir bakış açısı ile alınmalıdır. Uluslararası politikada düzensizliğe doğru iyice belirginleşmiş gidişat, Batının (özellikle ABD’nin) bugüne kadar savunageldiği evrensel değerlerden uzaklaşma yönünde gösterdiği eğilim ve bu eğilimin söz konusu küresel gidişatı besleyici etkisi, bu bağlamda, Türkiye tarafından ayrıca hatırlanması gereken bir husus olarak görülmektedir.

Türkiye için, bugün itibarıyla, Ege’den uluslararası sulara çıkmada “potansiyel tehdit” olarak Yunanistan var, yarın Yunanistan’ın yanında ABD de görülebilecektir. Onun içindir ki, ilk akla gelen husus, Ankara’nın Ege’deki sorunların süratle nasıl çözülebileceğini tezekkür etmesidir.

Türkiye için şu sorular akla geliyor. Acaba Türkiye’nin Batıdan kopacağına dair güçlü bir öngörü mü var, Batıda bu konuda yaygın bir kanaat mi oluşmuş? Ya da Türkiye’yi Batıdan koparmaya yönelik bir senaryo mu uygulamada? ABD’nin Yunanistan’da artan askeri varlığı, bunların ürünü olarak görülebilir mi?

Çin’in Yunanistan/Pire limanında varlık gösterdiği biliniyor. Türkiye ile Çin’in, medyaya fazla yansımasa da, yakın ilişki içinde olduğu bazı haberlerden çıkarılabiliyor. Konuya Çin açısından bakarken, ayrıca ABD-Çin rekabetini ve Çin’in Bir Kuşak Bir Yol projesinin güzergâhında Yunanistan’ın yerini de hatırlamak gerekir. ABD, pekâlâ Yunanistan’a, Çin’in doğudan Avrupa’ya erişimini engelleme işlevini yüklemiş olabilir.

ABD’nin Yunanistan’daki askeri varlığını artırması Rusya’ya yönelik bir boyuta da sahip olabilir. Bu da, akla gelmektedir. ABD, Rusya ile de karşı karşıyadır. Yunanistan’ın, (i) Ortodoks kimliği, (ii) Karadeniz suyolunu ve Rus enerjisini Avrupa’ya taşıma yollarını kontrol eden, (iii) Karadeniz’e (hatta Kafkasya’ya) yakından nüfuz etme imkânı veren jeopolitiği, hiç şüphesiz Rusya karşısında ABD’ye ciddi avantaj sağlayan/sağlayacak hususlardır.

Avrupa açısından bakıldığında ise; ABD’nin Yunanistan’da artacak varlığının, AB ve NATO içinde Moskova’ya müzahir üye eğilimlerinin önüne geçme, Rusya’nın ve Çin’in Avrupa ile yakınlaşmasına engel olma, Avrupa’yı ABD’ye muhtaç bir pozisyonda tutma işlevlerini yerine getirebileceği akla gelmektedir. Onun içindir ki, ABD’nin Yunanistan’daki askeri varlığının artmasına bağlı olarak AB içinde Yunanistan’a yönelik bir tepkinin ortaya çıkması, Yunanistan’ın AB ile ilişkilerinde sorunlu yeni bir dönemin başlaması beklenebilecektir. Yunanistan AB ile olan ilişkilerinde bu suretle yaşayacağı sorunları ABD üzerinden telafi edebildiği ya da giderebildiği sürece, bu sorunlar Yunanistan için anlamlı olmayacaktır. Gördüğüm, yakın tarihinden tanıdığım Yunanistan’ın, yeni bir karanlık ve kaotik sürecin içine girebileceğidir.

Tabiatıyla, belki başlangıçta belirtilmesi gereken bir husus da, Yunanistan-ABD yakınlaşmasının, Yunan-Rum bağlantısı üzerinden, Kıbrıs Adası’nın güneyindeki Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) nezdinde de ifadesini bulacağı; ABD’nin, GKRY’nin sahip olduğu imkân, kolaylık ve avantajlardan da istifade edebileceğidir. Buna Doğu Akdeniz konusu da dâhildir.

ABD-Yunanistan yakınlığı, elbette ki yeni değildir. Ancak güncel olan (bugünkü) yakınlaşma, var olanı, askeri boyutu öne çıkmış olarak daha ileriye taşıyan bir yakınlaşmadır. Yakınlaşmanın dikkat çekici bulunmasının en temel nedenlerinden biri budur. Belki dikkat çekicilik bağlamında öne çıkan bir diğer neden de, ABD-Yunanistan güncel yakınlaşmasının, ABD üzerinden, küresel jeopolitik dengeleri etkileme potansiyeline sahip olmasıdır. Çünkü söz konusu yakınlaşma, ABD’nin Çin ve Rusya karşısında oynadığı “büyük oyunun” bir parçası olduğu algısına yol açmaktadır. Algı böyle olunca,  söz konusu yakınlaşmanın çok yakından ve olumsuz olarak etkilediği/etkileyeceği Türkiye’nin de, bunu Rusya ve Çin üzerinden dengeleyebileceği akla gelmektedir. Moskova’nın Dağlık Karabağ’daki çatışmaya ilişkin son yaklaşımı ve Doğu Akdeniz’de gerginlik yükselmiş iken Çin’den iki kol halinde bazı Avrupa ülkelerine yapılan ziyaretler, bu dengelemenin (belki) işaretleri olarak görülebilir.

ABD-Yunanistan güncel yakınlaşması, Türkiye için, “yol ayrımı” ya da “Batıdan kopuş“ sürecini tetikler mi, tetiklemez mi, göreceğiz. “Kılı kırk yaran” orta ve uzun vadeli projeksiyon çalışmalarına ihtiyaç olduğu çok açıktır. Bu çalışmalar yapılmadan verilecek kararların ve atılacak adımların bedeli Türkiye için ağır olacaktır.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 09 Ekim 2020.


ABD’NİN GİRİT’TE VE BATI TRAKYA’DA ARTAN ASKERİ VARLIĞI ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Yunanistan’ın, NATO üyesi olarak ülkesini zaten ABD’ye açmış iken, son dönemde bu işi daha da ileriye taşımasını, ABD’ye Girit’te ve Batı Trakya’da daha ileri konuşlanma imkânı tanımasını, burada biraz farklı ele almaya çalışacağım. Elbette ki, Yunanistan’ın bu yaptıkları, Yunan emeli ve ABD’nin güncel Türkiye yaklaşımı ile birlikte mütalaa edildiğinde, Türkiye

TÜRKİYE CİDDİ TEHDİT/TEHLİKE ALTINDA

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bu 30 Ağustos’ta aklıma gelenler…. Lütfen hatırlayınız… 1821’de Osmanlı’ya isyan eden ve bu isyan neticesinde 1832’de Osmanlı’dan koparak ayrı bir devlete sahip olan Yunanlılar, Mayıs 1919’da Anadolu’yu işgale başlıyor… Yaklaşık 100 yıl önce (1821) emperyalist Batının desteği ile Osmanlı’dan kopan isyancılar, yaklaşık 100 yıl sonra (1919) yine emperyalist Batının desteği

UKRAYNA’DAKİ ÇATIŞMANIN TRANSDİNYESTER CUMHURİYETİ’NE YANSIMA İHTİMALİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk I. Moldova’nın doğusunda, fazla derinliği olmayan kuzeyden güneye doğru ince bir şerit halinde uzanan 1990’da Moldova’dan kopup tek taraflı bağımsızlık ilan eden, Ukrayna’nın batısından Ukrayna’ya komşu, Rusya himayesindeki, bugüne kadar Rusya dışında kimsenin bağımsızlığını tanımadığı Transdinyester Cumhuriyeti’nde dikkat çekici üç ayrı terör saldırısı yaşanıyor.[i] Bu çalışma, bu saldırıları çıkış noktası

PENÇE KİLİT OPERASYONU, “ERBİL GAZI” VE KÜRTLERE “ULUS İNŞASI”…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Linkedin’de Sayın Erkan Ayan’ın “AB-D neden Kuzey Irak’ta Pençe Kilidi Operasyonuna sessiz?” sorusu ile başlayan, benim bağlantı ağıma dâhil Sayın Murat Sekmen üzerinden muttali olduğum bir paylaşım ile karşılaştım. Bu paylaşımda, Türkiye’nin PKK terör örgütüne yönelik olarak Irak’ın kuzeyinde icra ettiği Pençe Kilit Operasyonu, (Erbil’in kontrolündeki) bölgenin petrol ve doğal

TACİKİSTAN SAVUNMA BAKANI’NIN TÜRKİYE ZİYARETİ ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Geçtiğimiz günlerde (20-21 Nisan’da) Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar’ın önemli bir ziyaretçisi vardı. Tacikistan Savunma Bakanı Orgeneral Sherali Mirzo, Sayın Akar’ın “resmi davetlisi” olarak Türkiye’deydi. Sayın Akar, Sayın Mirzo’yu Milli Savunma Bakanlığı’na gelişinde askeri törenle ve görüntülerde ifadesini bulan dikkat çekici bir samimiyet ile karşılamış. Milli Savunma Bakanlığı tarafından

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.