ABD İLE LİBYA PAZARLIĞI ÜZERİNE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

“ABD ile Sirte pazarlığı” başlığı ile verilen bir haberde geçen; “…Türkiye’nin Libya’da Rusya’ya karşı desteğini istediği ABD’nin…” ifadesini (Cumhuriyet, 14.8.20, s. 7) görünce, aklıma o kadar çok şey geldi ki…

Türkiye, Libya’da Rusya’ya karşı ABD’nin desteğini alma peşinde imiş… Haberde böyle ifade ediliyor.

Aynı Türkiye, Suriye’de Rusya ile yakın, ortak devriye görevlerini icra ediyor.

Türkiye, Suriye’nin kuzeyinden milli ve coğrafi (toprak) bütünlüğüne yönelik bir tehdit algılıyor ve bu tehdidi beka sorunu olarak değerlendiriyor.

Suriye’nin kuzeyi Türkiye için bu anlama gelirken ve burada Rusya ile işbirliği bu anlam bağlamında önem arz ederken, Türkiye, Libya’da Rusya ile karşı karşıya; üstelik, Rusya’ya karşı ABD’nin desteğini kazanma çabası içindeymiş!…

Uluslararası ilişkilerin bilinen genel/geçerli işleyişi nedeniyle, şu soruları sorma ihtiyacı ortaya çıkıyor: ABD, Libya’da Rusya’ya karşı Türkiye’ye destek verir mi? Ya da niye destek versin? Veyahut ne/neler karşılığında destek verir?

Libya, ABD için, Rusya için, Türkiye için ne ifade ediyor? Türkiye için ne kadar önemli?

Türkiye’nin Libya’da ABD’nin desteği ile Rusya’yı karşısına alması, Suriye’de Ankara-Moskova ilişkilerini bozmaz mı? Böyle bir bozulma, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinden algıladığı beka derecesindeki tehdidi öne çıkarmaz mı? ABD desteğinde Libya’da elde edeceği kazanımlar, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinden kaynaklı beka derecesindeki tehdidi bertaraf etmede ne kadar anlamlı/ değerli? Türkiye’nin Libya’da ABD destekli olarak mesafe alması, Türkiye için Suriye’nin kuzeyinden algılanan tehdidin anlamını yitirmesini sağlayabilir mi?

Acaba Libya için ABD’nin desteğini arayan Türkiye, Suriye’de de ABD ile birlikte hareket etme niyetine sahip olabilir mi? Yani Libya’da Rusya’nın karşısına birlikte çıkacak Türkiye ile ABD, Suriye’de aynı şeyi yapmayı düşünebilir mi? Hatta, Kafkasya ile Karadeniz de, Türkiye ile ABD’nin birlikte çalışacağı alanın kapsamına dâhil olabilir mi, bu tür ihtimallerden söz edilebilir mi?

Bunlar, konunun bir boyutunu teşkil eden hususlar.

Konu, bundan farklı olarak, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerinde müdahil olduğu güncel gelişmeleri/sorunları da çağrıştırıyor ki; bu çağrışımlar da, hem konunun muhtemel bir başka boyutuna, hem de bu iki boyutun biribirlerini tamamlayıcı olabileceğine işaret ediyor.

i. Bilindiği üzere küresel politikada Rusya ve ABD karşı karşıya, çekişiyorlar.

ii. Rusya ve ABD, son günlerde Karadeniz’de sıkça karşı karşıya gelir oldu. İki ülkenin hava ve deniz unsurları, Karadeniz’de, önleme/izleme olayları ile medyaya yansıyor.

iii. ABD’nin, Ukrayna’ya ve Gürcistan’a olan değişmeyen bir ilgisi var. Yakın geçmişte yaşanmış, Ukrayna’daki ve Gürcistan’daki “turuncu/renkli devrimle” akla geliyor.

iv. Ukrayna’nın ve Gürcistan’ın NATO üyeliğinin hep gündemde olan bir konudur. Ve Rusya, ciddi şekilde buna muhalefet etmektedir, karşıdır.

v. ABD, Kırım konusunda, Ukrayna’nın yanında, Rusya’nın karşısında vaziyet almıştır. Türkiye ise, , Kırım konusunda, ABD kadar Rusya’yı karşısına almamış ama, net bir şekilde Ukrayna’nın yanında gözükmüştür.

vi. ABD’nin yeni ortaya çıkmış bir “Belarus ilgisi vardır. Belarus, ABD’den enerji satın alan ülkelere dâhil olmuş gözükmektedir.

vii. Sovyetlerin çökme sürecine girmesi ve çökmeyi hemen izleyen yıllarda Kafkasya’da öne çıkan “militan İslami aşırıcılık” hafızalardadır. Kafkasya, Rusya’nın varlığı ve geleceği açısından önemli bir coğrafyadır. Bu nedenle, Kafkasya’daki “militan İslami aşırıcılık” potansiyeli,  Afganistan deneyiminin de etkisinde,  Moskova tarafından çok ciddi bir tehdit olarak görülmektedir.

viii. ABD-IŞİD (Sünni)  bağlantısına dair iddialar/işaretler bilinmektedir.

ix. Türkiye, hem güncel dış politikasında münhasıran “Sünni siyasal İslam” ile ilişkilendirilen bir ülke görüntü vermekte, hem de Suriye krizi üzerinden “Sünni siyasal İslamcı militanlar” ile ilişki içinde olduğuna dair iddialara/haberlere konu olmaktadır.

x. Azeri-Ermeni sınır hattındaki son çatışma, tırmanarak devam eden gerginlik ve Türkiye’nin “çok yüksek perdeden” verdiği mesajlar ile Azerbaycan’ın yanında bu gerginliğe açıkça taraf olması, dikkat çekicidir, anlamlıdır.

xi. Belarus’ta, geçtiğimiz günlerde gerçekleşen Cumhurbaşkanı seçimini, 1994’den bu yana aralıksız olarak bu görevde bulanan Lukaşenko’nun yeniden kazanması üzerine, seçime hile karıştırıldı iddiaları ile ciddi sokak gösterileri başlamıştır.

Sıralanan bu hususlar, bana, Türkiye’nin ABD’nin desteğini aramasının, sadece Libya ile sınırlı olmayabileceğini çağrıştırıyor. Yukarında belirttiğim hususlar ışığında, Suriye’nin, Kafkasya’nın ve Karadeniz’in de, görünürde Libya ile sınırlı gözüken Türkiye ile ABD arasındaki “muhtemel pazarlığın” kapsamında olabileceği aklıma geliyor. Eğer öyle ise, Türkiye’nin “Soğuk Savaş” yıllarını aratabilecek bir mecrada Rusya ile karşı karşıya kalabileceğini ileri sürmek mümkündür.

Ancak Türkiye’nin ABD ile muhtemel böyle bir işbirliğini, sadece Rusya açısından görmemek gerekir. Böyle bir işbirliği, Çin, AB ve Almanya bağlamında da farklı nedenlerle, ciddi tepkiye yol açabilir diye düşünülmektedir.

Libya’da başlayacak (belki Kafkasya’ya ve Karadeniz’e de yansıyacak) muhtemel bir Türkiye-ABD işbirliğinin, yine gerek uluslararası ilişkilerin bilinen genel/geçerli işleyişi, gerekse ABD ile ilişkilere dair bugüne kadarki deneyim ışığında, bölücü/ayrılıkçı Kürtler, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz konularında Türkiye’nin beklentileri istikametinde somut kazanımlara yol açması beklenemeyecektir diye düşünüyorum.

Bir de, ABD’nin, Trump Yönetimi ile ve salgının etkisinde içine kapanma sürecine girmesi var. Ayrıca önümüzdeki Kasım ayında ABD’de yapılacak Başkan seçimi de var. Kimin ABD Başkanı olacağı belirsizliğini koruyor. Gerek burada, gerekse çalışmanın önceki bölümlerinde belirtilen hususlar ışığında; Türkiye’nin Libya’da ABD ile işbirliğine giderken ve Rusya’yı karşısına alırken, çok iyi düşünmesi gerekir. Hele böyle bir işbirliğinin kapsamına Kafakasya’nın ve Karadeniz’in de dâhil olabileceğinin akla gelebilmesi, titiz düşünme gereğini ayrıca ve daha çok öne çıkarmaktadır.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 14 Ağustos 2020

 


UKRAYNA’DAKİ ÇATIŞMANIN TRANSDİNYESTER CUMHURİYETİ’NE YANSIMA İHTİMALİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk I. Moldova’nın doğusunda, fazla derinliği olmayan kuzeyden güneye doğru ince bir şerit halinde uzanan 1990’da Moldova’dan kopup tek taraflı bağımsızlık ilan eden, Ukrayna’nın batısından Ukrayna’ya komşu, Rusya himayesindeki, bugüne kadar Rusya dışında kimsenin bağımsızlığını tanımadığı Transdinyester Cumhuriyeti’nde dikkat çekici üç ayrı terör saldırısı yaşanıyor.[i] Bu çalışma, bu saldırıları çıkış noktası

PENÇE KİLİT OPERASYONU, “ERBİL GAZI” VE KÜRTLERE “ULUS İNŞASI”…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Linkedin’de Sayın Erkan Ayan’ın “AB-D neden Kuzey Irak’ta Pençe Kilidi Operasyonuna sessiz?” sorusu ile başlayan, benim bağlantı ağıma dâhil Sayın Murat Sekmen üzerinden muttali olduğum bir paylaşım ile karşılaştım. Bu paylaşımda, Türkiye’nin PKK terör örgütüne yönelik olarak Irak’ın kuzeyinde icra ettiği Pençe Kilit Operasyonu, (Erbil’in kontrolündeki) bölgenin petrol ve doğal

TACİKİSTAN SAVUNMA BAKANI’NIN TÜRKİYE ZİYARETİ ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Geçtiğimiz günlerde (20-21 Nisan’da) Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar’ın önemli bir ziyaretçisi vardı. Tacikistan Savunma Bakanı Orgeneral Sherali Mirzo, Sayın Akar’ın “resmi davetlisi” olarak Türkiye’deydi. Sayın Akar, Sayın Mirzo’yu Milli Savunma Bakanlığı’na gelişinde askeri törenle ve görüntülerde ifadesini bulan dikkat çekici bir samimiyet ile karşılamış. Milli Savunma Bakanlığı tarafından

UKRAYNA’DAKİ SICAK ÇATIŞMANIN -GELİNEN NOKTADA- EVRİLME DURUMU

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk I. Ukrayna’daki sıcak çatışmaya, ABD, ABD’nin ortakları ve müttefikleri ile bunların kontrolündeki medya “savaş” diyor. Ben, bugüne kadar “sıcak çatışma” ifadesini kullandım. Rusya ise, “özel askeri operasyon” diyor. “Savaş” kavramını kullanmayı niçin doğru bulmadığıma, kavramın genel-geçerli tanımından ve uluslararası hukuktan hareketle, ayrı bir yazı ile işaret etmiştim. “Özel askeri operasyon”,

MİLLİ SAVUNMA BAKANI’NIN KARADENİZ’DEKİ SERBEST KALMIŞ MAYINLARA DAİR AÇIKLAMALARININ ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk “Karadeniz’deki serseri mayınlarla ilgili açıklamada bulunan Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar, ‘Mayınlar kasıtlı mı bırakıldı diye şüphelerimiz var. Belki NATO’ya ait mayın tarama gemilerinin Karadeniz’e girmesi için bir plan dâhilinde de bu mayınlar bırakılmış olabilir’ dedi.”[i] Haberde, Sayın Akar’ın, mayınların Rus yapımı olduğunu ve hangi ülkenin bıraktığının araştırıldığını, söz

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.