ABD ALASKA’DAKİ LİMANLARINI KULLANMAYA HAZIRLANIYOR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

Alaska Demiryolu Şirketi (ARRC) ile Alberta Demiryolu Geliştirme Şirketi (A2A); Kanada’nın Kuzey Alberta Eyaleti’nin kuzeyini ABD’nin Alaska’daki Kuzey Kutbu kentine bağlayacak 2.400km. uzunluğundaki demiryolu hattının inşası konusunda geçtiğimiz günlerde bir anlaşmaya varmışlar. Projenin toplam değerinin 13 milyar dolar olduğu, “central North America” ile Alaska’daki Anchorage ve Valdez limanları arasında demiryolu bağlantısı kurulmasının 100 yıldan fazla geçmişi olan bir rüya olduğu ve bu suretle Amerika’nın bu bölgesindeki minerallerin Asya pazarına daha hızlı taşınmasının mümkün olacağı ifade ediliyor[i].

Haberde, demiryolu projesinin Amerika Kıtası’nın bu bölgesindeki (ABD’deki) minerallerinin Asya pazarına hızlı taşınması amacını güttüğü ifade edilse de, projenin sadece bu bağlamda görülmesinin ciddi bir eksiklik olacağı düşünülmektedir. Proje, küresel ekonomi ve küresel politika bağlamında oldukça anlamlı bir projedir. Projenin, ekonomik boyutundan çok, uluslararası politikaya ilişkin boyutu ile özellikle dikkat çekici olduğu değerlendirilmektedir.

Bu gelişme, her şeyden önce ABD’nin, Çin’in ekonomik yükselişi ve buna bağlı olarak uluslararası politika kendisi karşısında yeni bir kutup (alternatif) olarak görülmesine geçit vermek istemediğine; küresel ekonomideki ve politikadaki değişimi hem dikkate aldığına hem de kendisini bu değişime uyarlamaya çalıştığına işaret etmektedir.

Haritaya bakılır ise, Bering Boğazı’nın ABD’nin Alaska Eyaleti ile Rusya’nın Uzakdoğu topraklarını biri birine bağladığı; ABD’nin, Kuzey Büyük Okyanus üzerinden Rusya ile “yakından” ve Çin ile de “uzaktan” komşu olduğu görülür. Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol Projesi”ne ilişkin yayınlanmış haritalarda, bu projenin, Çin’in batısına yönelik (Çin’in batısını kapsayan) bir proje olduğu görülür. Bu proje, Çin’in kuzeydoğusunda kalan Rusya’nın Uzakdoğu topraklarına ve bu topraklar üzerinden kuzeyden Amerika kıtasına (Alaska’ya) girişi öngörmez.

Harita ve güncel uluslararası politikaya ilişkin durum, söz konusu demiryolu projesi ile ilgili çok sayıda çıkarsamaya imkân vermektedir.

1. Önümüzdeki dönemde ABD’nin Kanadı üzerindeki nüfuzunun giderek güçlenmesi beklenecektir.

2. ABD ile Rusya arasındaki anlaşmazlığın boyutunun coğrafya olarak büyümesi söz konusu olacaktır. ABD’nin doğrudan ve dolaylı olarak Alaska ile ilgili çabaları, esasen bir süredir Uzakdoğu topraklarına yönelik özel bir stratejiyi devreye sokmuş olduğu anlaşılan Rusya’nın hem bu bölgeye daha çok ilgi ve kaynak aktarmasına hem de bu bölgede ABD’nin yanısıra Kanada ile de karşı karşıya gelmesine yol açabilecektir.

3. ABD, artık Dünyanın en önde gelen enerji üreticilerinden biri olmuştur. Çin ise, hem Dünyanın en büyük enerji tüketicisi, hem de enerjide dışa bağımlı bir ülkedir. Rusya, Dünyanın en önde gelen enerji üreticilerinden biridir ve bu özelliği Çin’in en büyük enerji tedarikçisidir. Hal böyle olunca, söz konusu demiryolu projesi, ABD’nin Alaska’daki Anchorage ve Valdez limanları üzerinden Çin’in petrol ihtiyacını karşılama peşinde (bunun hesabı içinde) olduğu akla gelmektedir ki; bu da, ABD ile Rusya arasındaki anlaşmazlığın ayrıca bu bağlamda da yeni bir boyut kazanabileceğini çağrıştırmaktadır.

4. Denilebilir ki; ABD-Çin ticaret savaşı devam ederken bu mümkün müdür? Mümkündür. Çünkü hem bu savaşın sonsuza kadar sürmesi beklenemez, hem de ABD’nin bu tür anlaşmazlıkları muhataplarını başka alanlarda ABD lehine adım atmaya zorlamak için kullandığını görmek gerekir. Görülecektir ki; ABD-Çin ticaret savaşında tansiyon, Çin’in ABD’den aldığı petrol miktarı arttıkça düşecektir. (Bunu kısmen ABD ile Türkiye arasındaki anlaşmazlığa uyarlamak da mümkündür.)

5. Çin’in, “Bir Kuşak Bir Yol Projesi”nde, yüzünü batıya çevirmiş olması, doğuyu ve kuzeydoğuyu kapsam dışı tutması sorgulanmaya muhtaç bir konudur. Söz konusu proje üzerinden Batının Avrupa kanadına erişim imkânına sahip olan Çin’in, enerji bağlamında Batının ABD kanadını da Rusya ile karşı karşıya getirmek suretiyle, Batı karşısındaki ilerleyişini sürdürme stratejisine sahip olduğu pekâlâ düşünülebilir. Çin’in varsayılan bu stratejisi, mevcut Çin-Rusya “yakın” görüntüsüne rağmen, esasta Rusya’yı ABD karşısında yalnız bırakan, dolayısıyla ABD’ye avantaj sağlayan bir stratejidir. Rusya Devlet Başkanı Putin’in Japonya’daki G-20 Zirvesi münasebetiyle yaptığı liberalizm ile ilgili açıklamalar, Rusya’nın bu durumun farkına olduğunun işareti olarak görülebilir.

6. Küresel ısınmanın etkisinde Arktik Okyanusu kıyılarında, giderek bütün yıl işleyecek yeni bir deniz ticaret yolunun (kuzey yolunun) ortaya çıkmakta olduğu ve Rusya’nın ülkesi nedeniyle bu yeni deniz ticaret yolunun büyük ölçüde Moskova’nın kontrolünde olacağı hatırlandığında; ABD’nin Alaska’ya (Kuzey Büyük Okyanus’un kuzeyine) ağırlık vermesi, Washington’un, aynı zamanda hem bu yeni deniz ticaret yolu üzerinde nüfuz sahibi olmak istediği, hem de bu yolla Avrupa’nın enerji ihtiyacını karşılama peşinde olduğu algısına da yol açmaktadır. Bunun da, yine ABD ile Rusya arasındaki mevcut anlaşmazlığın muhtemel seyri bağlamında görülmesi icap eder. Bu çalışmada belirtilenler ışığında; Rusya’nın, ABD ile olan anlaşmazlığa dair stratejisini gözden geçirmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

7. Son bir husus, yukarıda belirtilen hususlardan hareketle, söz konusu demiryolu projesi; NATO Antlaşması’nın 5. maddesinde geçen coğrafi sınırlama ışığında, önümüzdeki dönemde, NATO’nun bugüne kadar gündeme gelmemiş (yaşanmamış) angajmanlarının günde gelebileceğini çağrıştırmaktadır.

Hiç şüphesiz, yukarıda belirtilen hususlar, doğrudan ve/veya dolaylı olarak Türkiye’yi de çok yakından ilgilendiren hususlardır. Bunların Türkiye’nin uluslararası ilişkilerinde dikkate alınması, Türk diplomasisinin bu gelişmelerin farkında olarak hareket etmesi, icap eder. Fakat görülen dış politika anlayışı ve uygulaması, ne yazık ki, bu konuda iyimser olunmaya manidir. Türkiye, uluslararası ilişkilerinde,  diplomasi bağlamında, bana göre “zenginlik içinde fakir düşmüş” bir ülke görüntüsü vermektedir.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 03 Temmuz 2019,

[i] http://www.globalconstructionreview.com/news/groups-align-push-13bn-canada-alaska-railway/, 03.7.2019


UKRAYNA’DAKİ ÇATIŞMANIN TRANSDİNYESTER CUMHURİYETİ’NE YANSIMA İHTİMALİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk I. Moldova’nın doğusunda, fazla derinliği olmayan kuzeyden güneye doğru ince bir şerit halinde uzanan 1990’da Moldova’dan kopup tek taraflı bağımsızlık ilan eden, Ukrayna’nın batısından Ukrayna’ya komşu, Rusya himayesindeki, bugüne kadar Rusya dışında kimsenin bağımsızlığını tanımadığı Transdinyester Cumhuriyeti’nde dikkat çekici üç ayrı terör saldırısı yaşanıyor.[i] Bu çalışma, bu saldırıları çıkış noktası

PENÇE KİLİT OPERASYONU, “ERBİL GAZI” VE KÜRTLERE “ULUS İNŞASI”…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Linkedin’de Sayın Erkan Ayan’ın “AB-D neden Kuzey Irak’ta Pençe Kilidi Operasyonuna sessiz?” sorusu ile başlayan, benim bağlantı ağıma dâhil Sayın Murat Sekmen üzerinden muttali olduğum bir paylaşım ile karşılaştım. Bu paylaşımda, Türkiye’nin PKK terör örgütüne yönelik olarak Irak’ın kuzeyinde icra ettiği Pençe Kilit Operasyonu, (Erbil’in kontrolündeki) bölgenin petrol ve doğal

TACİKİSTAN SAVUNMA BAKANI’NIN TÜRKİYE ZİYARETİ ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Geçtiğimiz günlerde (20-21 Nisan’da) Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar’ın önemli bir ziyaretçisi vardı. Tacikistan Savunma Bakanı Orgeneral Sherali Mirzo, Sayın Akar’ın “resmi davetlisi” olarak Türkiye’deydi. Sayın Akar, Sayın Mirzo’yu Milli Savunma Bakanlığı’na gelişinde askeri törenle ve görüntülerde ifadesini bulan dikkat çekici bir samimiyet ile karşılamış. Milli Savunma Bakanlığı tarafından

UKRAYNA’DAKİ SICAK ÇATIŞMANIN -GELİNEN NOKTADA- EVRİLME DURUMU

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk I. Ukrayna’daki sıcak çatışmaya, ABD, ABD’nin ortakları ve müttefikleri ile bunların kontrolündeki medya “savaş” diyor. Ben, bugüne kadar “sıcak çatışma” ifadesini kullandım. Rusya ise, “özel askeri operasyon” diyor. “Savaş” kavramını kullanmayı niçin doğru bulmadığıma, kavramın genel-geçerli tanımından ve uluslararası hukuktan hareketle, ayrı bir yazı ile işaret etmiştim. “Özel askeri operasyon”,

MİLLİ SAVUNMA BAKANI’NIN KARADENİZ’DEKİ SERBEST KALMIŞ MAYINLARA DAİR AÇIKLAMALARININ ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk “Karadeniz’deki serseri mayınlarla ilgili açıklamada bulunan Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar, ‘Mayınlar kasıtlı mı bırakıldı diye şüphelerimiz var. Belki NATO’ya ait mayın tarama gemilerinin Karadeniz’e girmesi için bir plan dâhilinde de bu mayınlar bırakılmış olabilir’ dedi.”[i] Haberde, Sayın Akar’ın, mayınların Rus yapımı olduğunu ve hangi ülkenin bıraktığının araştırıldığını, söz

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.