24 KASIM’DA EĞİTİMİN DURUMU: SİYASET PENCERESİNDEN BİR BAKIŞ

Prof. Dr.r Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

Bugün Öğretmenler Günü…

Kutlu olsun.

Ülkenin bugün gelmiş olduğu noktaya rağmen, Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı ve aydınlattığı yolda hala yürüyebilen öğretmenlerimizi saygı ile selamlıyorum.

Allah, onlara önce sağlık, sonra da güç-kuvvet-sabır versin.

Bu özel günde, dışarıdan devlet destekli PKK terör örgütünün Batman/Kozluk’ta şehit ettiği öğretmen Aybüke Yalçın ve Tunceli’de şehit ettiği öğretmen Necmettin Yılmaz başta olmak üzere, bütün şehit öğretmenlerimizi ve eğitimcilerimizi rahmetle anıyorum. Hepsinin ruhları şad olsun.

Ne onları, ne de onları şehit edenleri, unutacağız.

Yine bu vesileyle, Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü de rahmetle ve şükranla anıyorum. O’nun da ruhu şad olsun. Açtığı ve aydınlattığı yolda yürüyenleri çok olsun; çok olsun ki, başta Cumhuriyet olmak üzere emanetlerine halel gelmesin, ilelebet yaşasın.

Bu özel günde Türkiye’nin eğitimdeki durumunu şöyle bir düşündüm. Şunları hatırladım, şunlar aklıma geldi:

i. Köy okulları kapatıldı. Bir taraftan taşımalı eğitime geçildi, diğer taraftan “yatılı bölge okulları” çoğaldı. Bir düşünün bakalım, bugün bunları nasıl görüyorsunuz?

ii. Sonra nereden nasıl çıktı ise, medreseleri duyar olmaya başladık.

iii. Arkasından medreselerin Milli Eğitim ile koordineli çalıştıklarını duyar olduk.

iv. Bir baktık, Milli Eğitim’e bağlı İmam Hatip okulları çoğalıyor. Normal okullar İmam Hatip okullarına dönüştürülüyor ve İmam Hatiplerin öğrenci kontenjanları dolmuyor, boş kalıyor. Normal okullar talebi karşılamaya yetmezken, kontenjanları boş kolan İmam Hatipler haberlerini hatırlayınız. Ne anlıyorsunuz?

v. Daha yakına geliyorsunuz, Üniversitelerin kampüsleri için “külliye” denilmeye başlandığını duyuyoruz.

vi. Elbette ki hepsi için değil ama, üniversitelerin yönetimine ve üniversitelerdeki eğitimin kalitesine dair haberleri lütfen bir hatırlayınız.

vii. Milli Eğitim’de ciddi öğretmen açığı var, dışarıda da atanmayı bekleyen (öğretmen açığından çok fazla) öğretmenler var!… Atanmayı bekleyen, üniversitelerin ilgili bölümlerinde bunun için okumuş ve mezun olmuş çok sayıda öğretmen adayı var, fakat öğretmen ihtiyacı “sözleşmeliler” ile karşılanıyor!.. Lütfen bir sorgulayınız. Durup düşününüz. Niçin?

Ve son bir sorgulamayı da, yukarıda sıraladığım hususların hepsini üst üste koyarak ya da birlikte mütalaa ederek yapınız.

Eğitime ilişkin bu tabloyu, AKP/Sayın Erdoğan iktidarının 18 yılı aşan iktidarından çıkardım.

Sorarım size, eğer eğitim bir ülkenin geleceği ise, bu tablo ışığında, Türkiye’yi nasıl bir gelecek bekliyor?

Peki, AKP/Sayın Erdoğan iktidarının eğitimdeki durumu bu da, muhalefetten, iktidar olduklarında bundan farklı durumun olacağına dair bir mesaj alınabiliyor mu? Daha doğrusu, muhalefetten eğitime dair bir ses duyuyor musunuz, duyuyorsanız eğitimin hangi veçhesine ilişkin? Siz, ana muhalefet partisi CHP de dâhil, hangi muhalefet partisinden eğitimde esasa dair bir hazırlık ve söylemlerinde eğitimde esasa dair ısrarlı bir vurgu duydunuz?

Hele bir iktidara gelelim de!…

Gerisi kolay!…

Genel anlayış bu. Böyle görüyorum.

Ancak daha acısı var.

Daha acı olan ne, biliyor musunuz?

Eğitimde esasa müteallik bir yaklaşım içine girer ve açıklama yaparsam, medreseler ve imam hatipler ile ilgili çevrelerin oylarından mahrum kalırım düşüncesi…

Muhalefette bunu görüyorum.

Bunun için de “eğitim” muallâkta bırakılıyor…

Muallâkta, “mavi boncuk” dağıtmak kolay ve işe yarıyor!…

İktidara geldin, peki ya sonrası?

Soran yok.

Sorsan da esaslı hazırlık yok.

Bu muhalefetle, iktidar değişse “eğitimde” ne değişir?

İnsan üzülüyor. Ülkenin geleceği adına gerçekten endişe duyuyor.

Beni üzen bir yan da; iktidar peşinde koşan ana muhalefet partisinin, hem iktidarın yolunun ABD’den geçtiği bir yaklaşım için olduğu, hem de medrese ve imam hatip çevresini çağrıştıran isimlere partisinin kapılarını açmış olmak suretiyle onlar üzerinden bu çevrelerin oylarına göz diktiği, algılarına yol açması…

Bir, ABD üzerinden iktidara gelme peşinde isen, o çevrelerin oylarına ihtiyaç duyma ve bunun için partinin kapılarını o çevreler ile ilişkilendirilen isimlere açma niye?

İki, böyle bir anlayışa sahip olduğu algısına yol açmış bir ana muhalefet partisi iktidara gelse ne olur? Ne değişir?

“Milli ülkü…

“Milli ülkü”, milli ve manevi değerlerin çağdaş uygarlık hedefleri ile örtüştürülüp, çağdaş uygarlığın ta kendisi olmak için ufka doğru yürümek demektir.

Siyaset bunun için yapılır.

Çünkü devleti güçlü, milleti mutlu ve müreffeh kılmanın anahtarı budur.

“Eğitim” bütün bunların hepsinin temelini teşkil eder.

Eğitim, eğitim, eğitim…

Ülkedeki eğitime kafa yormayan, gereken önemi göstermeyen bir siyasal parti düşünülemez. Bu, hem eşyanın tabiatına aykırı, hem de böyle bir partinin geleceği olamaz.

Lafa bakarsan, iktidarı ile, muhalefeti ile, hepsinde çok!…

Hem durum ortada, hem de işe, hazırlığa bakarsan çoğunda yok, olanda da kırıntı!…

Onun için de, ülke, bugün bu noktada…

Allah bu ülkenin ve bu milletin yardımcısı olsun.

Son söz: Mensubu olduğu Türk Milletinin bir ferdi ve ülkesinde yaşadığı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir vatandaşı olmakla iftihar eden, bu iftiharın bir gereği olarak çok çalışan, işi ne ise onu en iyi yapan, geçmişini bilen, geçmişine yaraşır işler peşinde koşan, gözü ufukta-hatta ufkun ötesinde evlatlar yetiştiren bütün öğretmenlere ve eğitimcilere buradan selam olsun.

Öğretmenler Gününüz bir kere daha kutlu olsun.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 24 Kasım 2020

Anahtar Kelimeler: 24 Kasım,  eğitim,  Öğretmenler Günü, 

23 NİSAN, MİLLİ BAYRAMLAR VE MHP

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk 23 Nisan… Dün kutladık… Nasıl kutlandığına, hep birlikte bir kere daha televizyon ekranlarından şahit olduk… Lütfen şunu unutmayınız: 23 Nisan, sadece çocuklara armağan edilmiş bir bayram, çocukların bayramı değildir. Aynı zamanda “ulusal egemenlik” bayramıdır da… 23 Nisan, milletin egemenliği ele alışının, milli iradenin ne demek olduğunun hukuken ve fiilen gerçeklik

23 NİSAN MESAJI: “23 NİSAN’I ANLAMAK” ÜZERİNE…

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı… “Milli” bayramlarımızdan… Kutlu olsun. Peki, 23 Nisan’ı niye kutluyoruz, hiç düşündünüz mü?

BU RESMİ VE BU İHTİMALİ BİR DÜŞÜNMELİ…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk I. Türkiye, yaklaşık 40 yıldır, bölücü/ayrılıkçı terörizm ile, PKK terör örgütü ile, mücadele ediyor. Türkiye ile bir şekilde sorunları olan, Türkiye’nin güçlenmesinden rahatsızlık duyan ya da Türkiye’yi bölgedeki çıkarlarının önünde bir engel olarak gören ülkeler de, Türkiye karşısında PKK terör örgütüne bir şekilde destek veriyorlar. ABD ve bazı Avrupa ülkeleri,

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ: SAYIN DEVLET BAHÇELİ, MHP VE MİLLİYETÇİLİK

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk I. Türkiye, Temmuz 2018’den beri (30 ayı aşkın bir süre) “Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi (CHS)” ile yönetilmektedir. Dolayısıyla, CHS’nin uygulamasının sonuçları az çok belli olmuştur. CHS ile ülkenin gelmiş olduğu nokta, hemen her anlamda herkesin gözünün önündedir. Mevcut ortamda, geçtiğimiz günlerde, Cumhurbaşkanı ve iktidar partisi AKP’nin Genel Başkanı sıfatlarını uhdesinde bulunduran

SİYASETTE MİLLİYETÇİLİK REVAÇTA İKEN MHP VE DURUM

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk MHP tabanı ve Milliyetçi-Ülkücü Hareket bağlamında anlamlı bulduğum güncel üç hususa işaret edeceğim. Birincisi, merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’in (bir dönem siyaset yapmış küçük oğlundan sonra) “AKP’de siyaset yapan” büyük oğlu Sayın Tuğrul Türkeş’in açıklamasında kullandığı “azgın milliyetçilik” ifadesi. İkincisi, Cumhuriyet’te (25.1.21, s.9), gazeteci Sayın İpek Özbey’e mülakata veren Sayın Prof.

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.