ASYA: GÜNCEL GELİŞMELER VE ANALİZLER



ABD’NİN GİRİT’TE VE BATI TRAKYA’DA ARTAN ASKERİ VARLIĞI ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Yunanistan’ın, NATO üyesi olarak ülkesini zaten ABD’ye açmış iken, son dönemde bu işi daha da ileriye taşımasını, ABD’ye Girit’te ve Batı Trakya’da daha ileri konuşlanma imkânı tanımasını, burada biraz farklı ele almaya çalışacağım.

Elbette ki, Yunanistan’ın bu yaptıkları, Yunan emeli ve ABD’nin güncel Türkiye yaklaşımı ile birlikte mütalaa edildiğinde, Türkiye açısından ciddi endişeye yol açıyor. Bunda bir tereddüt yok. Ve bunu, daha önce linkedin üzerinden birkaç kez ele almış ve yorumlamıştım.

ABD, Yunanistan’daki ileri yığınaklanmasının Rusya’ya yönelik olduğunu söylüyor, Türkiye’ye yönelik olduğuna dair bir açıklaması bildiğim kadarıyla yok. Böyle bir açıklama olamaz da… ABD’den Girit’te ve Batı Trakya’da artan askeri varlığının Türkiye’ye yönelik olduğunu söylemesi beklenebilir mi? Mümkün değil. Çünkü uluslararası ilişkilerin yerleşik işleyişi de, BM sistemi de, tarafları bağlayan mevcut ve yürürlükteki uluslararası düzenlemeler de, bunu himaye etmez, buna manidir ve uluslararası toplum da, Dünya kamuoyu da bunların farkındadır. Ukrayna’da devam eden bir sıcak çatışma var ve ABD, bu çatışmada, gerçekte Rusya’nın karşısında olan asıl aktördür. Bu ortada/açık olduğu için, ABD, Yunanistan’daki askeri yığınaklanmasının Rusya’ya yönelik olduğunu söyleyebiliyor. Ancak bütün bunlardan, ABD’nin Yunanistan’da artan askeri varlığının Türkiye ile bir alakasının olmadığı da çıkarılamaz. Devamı…



TÜRKİYE CİDDİ TEHDİT/TEHLİKE ALTINDA

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Bu 30 Ağustos’ta aklıma gelenler….

Lütfen hatırlayınız…

1821’de Osmanlı’ya isyan eden ve bu isyan neticesinde 1832’de Osmanlı’dan koparak ayrı bir devlete sahip olan Yunanlılar, Mayıs 1919’da Anadolu’yu işgale başlıyor…

Yaklaşık 100 yıl önce (1821) emperyalist Batının desteği ile Osmanlı’dan kopan isyancılar, yaklaşık 100 yıl sonra (1919) yine emperyalist Batının desteği ile Osmanlı’nın kalan topraklarını işgale başlamıştı.

Yunan Ordusu, Mayıs 1919’da, arkalarında emperyalist Batının ve vardıkları yerlerde yerli işbirlikçilerin desteği ile, İzmir’den başlayarak Anadolu içlerine ilerlemiş, ilerlerken önlerine çıkan şehirleri, kasabaları ve köyleri yıkıp yakarak bir bir ele geçirmiş, ele geçirdikleri yerlerde halka reva gördükleri insanlık dışı-iğrenç muamele ile büyük korku salmıştı… Ezanlar susturulmuş, camiler kirletilmiş, ırz-namus-vicdan kalmamış, mala-mülke-servete el konulmuştu.

Yunan Ordusu, işgal ettikleri yerlerde halka bunları reva görürken, eşraftan ve din adamlarından birlikte çalışabileceklerini bunların dışında tutarak halkı kontrol etmeyi ve işgali sürdürülebilir/kalıcı kılmayı amaçlamıştı. Eşraftan ve din adamlarından yerli işbirlikçiler ile, Osmanlı tebaası bir kısım Hristiyanlar, işgalci Yunan Ordusu ile birlikte hareket etmişti. Devamı…



UKRAYNA’DAKİ ÇATIŞMANIN TRANSDİNYESTER CUMHURİYETİ’NE YANSIMA İHTİMALİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

I. Moldova’nın doğusunda, fazla derinliği olmayan kuzeyden güneye doğru ince bir şerit halinde uzanan 1990’da Moldova’dan kopup tek taraflı bağımsızlık ilan eden, Ukrayna’nın batısından Ukrayna’ya komşu, Rusya himayesindeki, bugüne kadar Rusya dışında kimsenin bağımsızlığını tanımadığı Transdinyester Cumhuriyeti’nde dikkat çekici üç ayrı terör saldırısı yaşanıyor.[i] Bu çalışma, bu saldırıları çıkış noktası almıştır. Devamı…



PENÇE KİLİT OPERASYONU, “ERBİL GAZI” VE KÜRTLERE “ULUS İNŞASI”…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Linkedin’de Sayın Erkan Ayan’ın “AB-D neden Kuzey Irak’ta Pençe Kilidi Operasyonuna sessiz?” sorusu ile başlayan, benim bağlantı ağıma dâhil Sayın Murat Sekmen üzerinden muttali olduğum bir paylaşım ile karşılaştım. Bu paylaşımda, Türkiye’nin PKK terör örgütüne yönelik olarak Irak’ın kuzeyinde icra ettiği Pençe Kilit Operasyonu, (Erbil’in kontrolündeki) bölgenin petrol ve doğal gaz boru hatlarını güvenceye alma, (Erbil’in) petrol ve doğal gaz boru hatları projelerini bitirmesi ile ilişkilendirilmiş…

Paylaşımda dikkat çekici ifadeler var. Onlardan bazıları şunlar: Devamı…



TACİKİSTAN SAVUNMA BAKANI’NIN TÜRKİYE ZİYARETİ ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Geçtiğimiz günlerde (20-21 Nisan’da) Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar’ın önemli bir ziyaretçisi vardı. Tacikistan Savunma Bakanı Orgeneral Sherali Mirzo, Sayın Akar’ın “resmi davetlisi” olarak Türkiye’deydi. Sayın Akar, Sayın Mirzo’yu Milli Savunma Bakanlığı’na gelişinde askeri törenle ve görüntülerde ifadesini bulan dikkat çekici bir samimiyet ile karşılamış. Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya[i] göre; heyetler arası görüşmelerde, ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik ile, savunma sanayinde işbirliği konuları ele alınmış ve taraflar arasında Askeri Çerçeve Anlaşması imzalanmış… Görüşmelerde, Sayın Akar, (i) taraflar arasındaki ortak inanca, tarihi ve kültürel bağlara vurgu yapmış, (ii) sınır güvenliği ve terörle mücadele konularında tecrübe paylaşımına hazır olunduğunu belirtmiş ve (iii) iki ülke arasında askeri eğitim işbirliğinin artırılması gerektiğine işaret etmiş…

Normal koşullarda, bu ziyaret de, ziyarete ilişkin yapılan açıklama da, imzalanan askeri anlaşmanın niteliği de sıradan kabul edilebilecek hususlardır. Ancak hem Türkiye’nin mevcut görüntüsü, hem Ukrayna’daki sıcak çatışma, hem bu sıcak çatışmaya genel sistem kuramı ışığında yaklaşmanın yol açtığı gerekler, hem de küresel politikadaki güncel rekabet, söz konusu ziyareti anlamlı ve önemli kılmaktadır. Devamı…


ÖNCEKİ GELİŞMELER VE ANALİZLER


ZAFER AYI, ZAFER HAFTASI VE ZAFER BAYRAMI MESAJI

30 Ağustos Zafer Bayramı denilince hemen akla; 1922 yılının 26 Ağustos’unda başlayan ve 30 Ağustos’unda Dumlupınar’da zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi (Büyük Taarruz)  gelir.

Ancak 30 Ağustos Zafer Bayramı, sadece “Başkomutanlık Meydan Muharebesi”nde (Dumlupınar’da) kazanılan zafere, Büyük Taarruz’a, işaret etmez. Hem Büyük Taarruz içinde cephelerde kazanılmış zaferler, hem de Türk Tarihinde, Ağustos ayı içinde kazanılmış, başka büyük zaferler de vardır. Malazgirt Zaferi (26 Ağustos 1071), Otlukbeli Zaferi (11 Ağustos 1473), Çaldıran Zaferi (23 Ağustos 1514), Mercidabık Zaferi (24 Ağustos 1516), Mohaç Zaferi (29 Ağustos 1521), Kıbrıs Zaferi (01 Ağustos 1571) ve Sakarya Zaferi (23 Ağustos 1921), Türk Milletinin Ağustos ayında kazanmış olduğu diğer büyük zaferlerdendir.

Bütün bu zaferler, Türk Tarihinin şan ve şerefle dolu olmasında Ağustos ayının ayrı/özel bir yeri olduğuna işaret eder.

Onun içindir ki, Zafer Bayramı’nda sadece Başkomutanlık Meydan Muharebesi sonunda kazanılan zaferi değil, yaklaşık bir hafta süren Büyük Taarruz’un her aşamasında (cephelerde) kazanılmış zaferleri ve Türk Tarihinde Ağustos ayı içinde kazanılmış diğer bütün zaferleri de kutlarız. Aziz Türk Milletinden olma şuuru ile, bu zaferler arasında ayrım yapmaz, bu zaferlerin hepsini aynı şekilde sahipleniriz. Hepsi bizim…

Ağustos ayında kazanılmış ve Türk Tarihine altın harflerle geçmiş olan bu zaferleri bizlere armağan eden ve bugün mensubiyet şuuru içinde bu zaferleri kutlamamıza vesile olan, bu zaferler üzerinden bizlere en olumsuz koşullarda bile gelecek konusundaki umudumuzu muhafaza etmemizi söyleyen, aziz atalarımızı, aziz şehitlerimizi, ebediyete intikal etmiş aziz gazilerimizi, “zafer ayı”, “zafer haftası” ve Zafer Bayramı” münasebetiyle, bir kere daha rahmetle, şükranla anıyorum.

Hepsinin ruhları şad olsun.

Türk Milletinin milli ve manevi değerlerinden beslenen yüksek karakterinin ürünü olan bu zaferler, bizlere ışık olmaya ve yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir.

Zafer ayınız, zafer haftanız ve Zafer Bayramınız kutlu olsun.

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Ankara, 25 Ağustos 2022



LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI’NIN İMZALANIŞININ 99.YILI MESAJI

Devamı…



MAREŞAL GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk…

Türk Milletine, Türk Devletine ve Türk Vatanına adanmış bir hayat…

Sivil-askeri arkadaşları ile birlikte verdiği mücadeleler ve ortaya koydukları bugüne gelmiş yaşayan eserler…

Yaşayan en büyük eseri ise, “temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan”, vatandaşı olmakla iftihar ettiğim, Türkiye Cumhuriyeti Devleti…

Diyor ki, “Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.” Bunları söyleyerek hedefini ortaya koyuyor.

Dediğini yapıyor, koyduğu hedefe ulaşıyor: sivil-asker arkadaşlarıyla birlikte gerçekleştirdiği inkılaplar üzerinden, Türk Devletini ve Türk Milletini az zamanda yoksulluktan ve yokluktan çekip çıkarıp, güce, refaha ve çağdaş uygarlık seviyesine taşıyor. Devamı…

"DİĞER KONULAR/DUYURU KÖŞESİ" ÖNCEKİ YAZILARI

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.