YUNANİSTAN’DA HÜKÜMET İLE KİLİSE ARASINDAKİ ANLAŞMA

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Yunanistan Hükümeti ve “bağımsız” Yunan Ortodoks Kilisesi, din ve devlet işlerini biri birinden ayırmaya yönelik, bir anlaşmayı imzalamış… Yunanistan’ın gerçekten laik bir ülke haline gelmesi bağlamında, anlaşma, tarihi önemde bulunuyor[i].

Anlaşma ile; toplam kamu çalışanlarının yaklaşık % 18’ne denk gelen din adamlarının devlet memuru statüsüne son veriliyor, “bordrodan” çıkarılıyor. Fakat bu, Kilise’nin, kamudan, eğitimden tamamen çıktığı (çekildiği) anlamına da gelmiyor.

Anlaşma ile; hükümet, her yıl 200 milyon Avro ile, Kilise’ye bağlı din adamlarının ücretlerinin ödenmesine katkı sağlayacak. Bu katkının miktarı, din adamlarının sayısı artsa da, azalsa da, değişmeyecek. Anlaşmanın, Kilise’nin kontrolündeki varlığın ortak bir fon eliyle yönetimini içerdiği de belirtiliyor.

Anlaşma ile; Kilise’nin kamudaki yerinin küçüleceği ve siyaset üzerindeki etkisinin azalacağı ifade ediliyor. Ancak buna karşılık, anlaşmanın, Kilise üzerindeki siyasal baskıyı azaltacağını ve bunun Kilise’ye dinsel özgürlük alanında bir rahatlama getireceğini beklemek gerekir.

Anlaşma, İstanbul’daki Rum azınlığın dinsel ihtiyaçlarını karşılama ile sınırlı bir işleve sahip Fener Patrikhanesi’ni rahatsız etmiş, “bize danışmadılar” diyor[ii]. Fakat İstanbul’daki Fener Patrikhanesi’nin bu rahatsızlığının, “danışmama” ile ilgili “şekli”, dolayısıyla bu denli basit bir rahatsızlık olmadığını, daha ciddi olduğunu, görmek gerekir. İstanbul’daki Fener Patrikhanesi’nin, konuyu ele alıp değerlendirmek üzere Kasım ayı sonuna doğru toplanacak olması da buna işaret etmektedir.

İstanbul’daki Fener Patrikhanesi’nin bu gelişmeden ciddi rahatsızlık duyması normalde beklenen bir durumdur. Çünkü her şeyden önce, Yunan Ortodoks Kilisesi, İstanbul’daki Fener Patrikhanesi’nden bağımsız hareket etmek suretiyle, bu Patrikhane’nin “ekümenikliğe” ilişkin pozisyonunu görmezden gelmiştir. Bir de, Yunan Ortodoks Kilisesi’nin attığı bu adımın, İstanbul’daki Fener Patrikhanesi tarafından sevk ve idare edilen “bağlı” kiliselere yansıması ve onların da bağımsız adımlar atmasını özendirmesi ihtimali vardır.

Bilindiği üzere, Lozan Barış Antlaşması ile; İstanbul’da kalmayı tercih eden Ortodoks Rumlar ile Batı Trakya’da kalmayı tercih etmiş Müslüman Türklere, dinsel ihtiyaçlarını karşılamak üzere, mütekabiliyet ilkesinin gereği benzer/eşit statüler tanınmıştır. Fakat bugüne kadar, İstanbul’daki Fener Patrikhanesi bu statüye uymamış, bunun dışına çıkmış, “ekümeniklik” peşinde koşmuştur. “Vatikan benzeri” bir statüye kavuşma, Türkiye Cumhuriyeti Devleti içinde adeta “devlet içinde devlet olma” politikası izlemiştir. Batı Trakya’daki Müftülük ise, öngörülen statüye bugüne kadar bir türlü tam olarak kavuşamamış, baskıya maruz kalmış, hep öngörülen statünün gerisinde olmuştur.

Yunanistan Hükümeti ile Yunan Ortodoks Kilisesi arasındaki söz konusu anlaşmanın, hem İstanbul’daki Fener Patrikhanesi’nin olması gereken statünün içine çekilmesi, hem de Batı Trakya’daki Müftülüğün olması gerek statüye kavuşturulması için bir fırsat olabileceğini, Ankara’nın bu anlaşmadan yararlanabileceğini düşünüyorum.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 09 Kasım 2018

[i] https://www.bbc.com/news/world-europe-46122997, 09.11.2018.

[ii] Hürriyet,09.11.2018, s.15


BİR SEÇİM BAŞARISI İÇİN GÖNDERİLEN TEBRİK MESAJININ ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Hindistan’da seçim sona erdi. Başbakan Narendra Modi ve partisi Bharatiya Janata Partisi (BJP) Parlamentodaki konumlarını güçlendirmiş olarak seçimden çıktılar. Pakistan Başbakanı İmran Han, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’ye tebrik mesajı gönderiyor[i]: “Güney Asya’da barış, ilerleme ve refah yolunda birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum.” Cevap olumlu oluyor.

İRAN KONUSU ABD’DE DEVLETİN ZİRVESİNİ KARIŞTIRMIŞ GÖZÜKÜYOR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk İran ile gerginlik, ABD’de devletin tepesinde ciddi tartışmalara ve iddialara yol açmış gözüküyor. Temsilciler Meclisi’nde, Başkan Trump’ın savaş kararı alma yetkisinin bulunmadığı, bu yetkinin sadece Kongre’ye ait olduğu; ancak, eğer Başkan Trump “görevden alınma” konusunda köşeye sıkışırsa, bir oldu-bitti ile ABD’yi İran ile savaşa sürükleyebileceği ileri sürülüyor. Temsilciler Meclisi üyelerince

ABD İLE İRAN ARASINDA SICAK ÇATIŞMA İHTİMALİ VE TÜRKİYE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, daha yeni ifade etmiş; yaşananlara rağmen, ABD ile İran arasında çatışma olmayacağı görüşündeyim demiş. Bu ifade, elbette ki, değerlidir. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de, İran’ın “mantıklı” olduğu ve iyi bir “müzakereci” olduğunu açıklamış.  Rusya Devlet Başkanı Putin, Soçi’de ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’yu kabul etmesi

GÜNCEL İRAN-ABD İLİŞKİLERİ SORGULANMAYA MUHTAÇTIR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, geçtiğimiz Cumartesi (11 Mayıs 2019) günü, İran’ın resmi haber ajansı IRNA üzerinden, İran’daki siyasal muhaliflere seslenmiş; ülkenin 1980-1988 yılları arasında yaşanan İran-Irak Savaşından daha olumsuz koşullar altında bulunduğuna işaret ederek birlik çağrısında bulunmuş ve İran’ın “benzeri görülmemiş” bir ABD baskısı ile karşı karşıya bulunduğunu belirtmiştir[i]. Ruhani;

ABD ÇİN’İ UYARIYOR: ARKTİK OKYANUSU GÜNEY ÇİN DENİZİ’NE DÖNMESİN!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk ABD Dışişleri Bakanı, Kuzey Kutbu’ndaki faaliyetleri nedeniyle, Çin’i, Kuzey Kutbu’nu (Arktik Okyanusu’nu) Güney Çin Denizi’ne çevirmek istemekle itham ediyor. Bu açıklamayı çıkış noktası alan makalede[i] deniliyor ki; Arktika’nın (Kuzey Kutbu bölgesinin) geleceği;  bölgeyi ve kaynaklarını kontrol etmek için rekabet içinde olan güçler tarafından değil, tüm insanlığın çıkarlarına göre belirlenmeli…

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.