“YAĞMUR YAĞDIRAN”, “BULUT-KAR ÇALAN” DIŞ GÜÇLER

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

24 Haziran seçimlerinin kampanya döneminde, başta Ankara olmak üzere birkaç ilde sele ve dolayısıyla AKP’li belediyeler aleyhine görüntülere yol açan aşırı yağışlar için, medyada, “dış güçler yağmur yağdırıyor” iddiası gündeme gelmiş, bu iddia “komik” bulunmuştu…

Bir süredir ülkesinin bazı yerlerinde kuraklığın yaşandığı ve şehir su şebekesinden tuzlu suyun aktığı, bu nedenle halkın son günlerde sokaklara döküldüğü İran’da, şimdi bir İranlı general, benzeri şeyler söylüyor…

İranlı general, İsrail’i, İran’ın üzerindeki hava şartlarını manipüle etmekle suçluyor. İsrail’den ve komşu ülkelerden ortak timlerin, bulutları İran’ın boş-verimsiz bölgesine yönlendirdiğini, “bulut ve kar hırsızlığı” ile karşı karşıya olunduğunu iddia ediyor[i].

İran’ın meteoroloji örgütü, bu iddiaları doğrulamamakla beraber, generalin elinde kendilerinin bilmediği bir belgenin olabileceğini ileri sürmektedir.

İran meteoroloji örgütünün bu açıklaması İranlı generalin açıklamasını desteklemiyor görünse de; İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, İran’a ilişkin bu konuda açıklamaları var ve tersinden okunduğunda, bu açıklamalardan İranlı generalin dediği çıkarılabilmektedir.

Peki, Netanyahu ne demiş?

İsrail Başbakanı Netanyahu, İsrail’in benzer su sorunlarını yaşadığını ancak, su sorunu ile başa çıkmanın yollarını bulduğunu, istenirse İran’a yardımcı olunacağını söylüyor; halkın sokaklara döküldüğü ve yönetimi hedef aldığı İran’a İsrail’in su uzmanlığını paylaşmayı öneriyor. Ve diyor ki, İran halkı, zalim ve acımasız bir rejimin kurbanı!…

İsrail, elinde böyle bir teknolojinin bulunduğunu resmen ifade etmekle, bir anlamda, İran’da yaşananların İsrail ile bağlantılı olabileceği algısına yol açmıştır ki; bu, muhataplara güç gösterisi yapmada, onları tehdit etmede, kullanılan bir yöntemdir. İran-İsrail ilişkilerinin güncel durumu, özellikle Suriye’deki durumun İran ve İsrail ile ilgili boyutu hatırlandığında, İranlı generalin haklı olabileceği akla gelmiyor mu?

Netanyahu, hem sahip oldukları su uzmanlığını İran ile paylaşmayı öneriyor, hem de İran’daki rejimi zalim ve acımasız olarak niteliyor. Ve bunlar, İran’da su sorununun yaşandığı ve bunun İran halkını sokağa dökerek yönetimi protesto ettiği bir zamana denk geliyor. Bunlar, İranlı generalin söylediklerini çağrıştırmıyor mu?

Geriye önemli bir soru kalıyor.

İranlı general, açıklamasında, bulutları İran’ın boş-verimsiz bölgesine yönlendiren, “ortak” bir timden söz ediyor. Bu ortak timin de, İsrailli elemanlardan ve bir komşu ülkenin elemanlarından oluştuğunu söylüyor.

Acaba kimdir, bu komşu ülke?

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 04 Temmuz 2018.

[i] http://www.foxnews.com/world/2018/07/03/iran-general-blames-israel-for-cloud-theft-is-behind-climate-change.html, 04.7.2018


ABD’NİN MÜSLÜMAN UYGUR TÜRKLERİNE İLGİSİNİN ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD Senatosu’nda, Sincan Uygur Özerk Bölgesi (Doğu Türkistan)’nde Müslüman Uygur Türklerine yönelik, “Uygur Human Rights Policy Act (Uygur İnsan Hakları Politikası Yasası)” tasarısı kabul edilmiş.[i] Senato’dan geçen metne göre; Pekin’in Müslüman Uygur Türklerine yönelik insan hakları ihlallerine karşı, Washington Çin Hükümeti yetkililerine yaptırımlar uygulayabilecek. Bölgedeki işkence, yargısız gözaltı,

YENİ SİSTEMDE HUKUKSAL AÇIDAN ASKERİ HAREKÂTIN SEVK VE İDARESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı İdlib’de 33 Türk askerinin şehit düştüğü günlerde televizyon ekranlarındaki bazı görüntüler nedeniyle, “yeni sistemde” Milli Savunma Bakanı’nın Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları ile olan ilişkilerine değinme ihtiyacı duymuş ancak, acının dorukta olduğu bir sırada yanlış anlaşılabilirim endişesiyle o günlerde bunu yapmamıştım. Televizyon ekranlarındaki o görüntüler, bana göre, bir

ULUSLARARASI HUKUK IŞIĞINDA TÜRKİYE’NİN SURİYE’DEKİ (İDLİB’DEKİ) ASKERİ VARLIĞI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Türkiye İdlib’de 34 askerini şehit vermesinin acısını yaşarken, iç ve dış kamuoyunda bir sorgulama var ki, yetkililerden Türkiye’nin Suriye’deki (İdlib’deki) varlığına dair açıklamaları duyuyoruz.  Türkiye’nin, “Suriye halkı davet ettiği için Suriye’de olduğu” ifade ediliyor, zaman zaman da Adana Protokolü’ne işaret ediliyor. İdlib üzerinden Suriye krizinde bugün gelinen noktada,

İDLİB: ULUSLARARASI HUKUK VE KORONA VİRÜSÜ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Sayın Erdoğan’ın İdlib konusunda muhataplarına verdiği süre dolmak üzere… Son üç güne girildi… Evet, Türkiye’nin İdlib’deki varlığı “önleyici savunma” kapsamında görülebilir, Türkiye Suriye’de terörizmle mücadele edebilir ama, bir de bu işin “aması” var…

PAKİSTAN’DAN İDLİB’E BİR DİZİ ÇAĞRIŞIM…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD’li “The National İnterest”den, Çin’in Pakistan’ı aşağıladığına (sömürge muamelesi yaptığına) değinen ve Pakistan Başbakanı İmran Han’ı Pakistan halkı ile karşı karşıya getirme amacının güdüldüğü algısına yol açan (içeridiğinden böyle bir algı potansiyeli çıkarılabilen) ilginç bir makale[i]… ABD’nin, yeniden Pakistan ile yakınlaşma çabası içinde olduğu çağrışımına da yol açıyor…

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.