UNUTTUKLARIMIZDAN YA DA HATIRLAMADIKLARIMIZDAN BİR ÖRNEK…

ABD’nin Kudüs konusunda aldığı karar sonrasında, İslam ülkelerinde oldukça cılız gözüken protestolar olmaktadır. Batılı ülkelerde yaşayan Müslümanların tepkisi, İslam ülkelerindeki tepkiden daha etkin gözüküyor. Türkiye’de ise, Cumhurbaşkanı, birkaç gündür, hem ABD’nin Kudüs konusunda almış olduğu karara ve İsrail’e olan tepkisini ifade ediyor, hem de İslam ülkeleri nezdinde girişimde bulunuyor. Bu girişimleri, Türkiye’nin İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dönem Başkanı olmasının da etkisinde, Kudüs konusunu görüşmek üzere, 13 Aralık 2017 günü İstanbul’da “İİT Olağanüstü Liderler Zirvesi”nin düzenlenmesi ile sonuçlanmış bulunuyor.

Hiç şüphesiz Filistin’in desteğe ihtiyacı vardır ve bu bağlamda, yapılanlar önemlidir.

Ancak bu konuda, tarihi de hatırlamak gerekmez mi?

Bilineceği üzere, Osmanlı padişahları, Yavuz Sultan Selim’den itibaren aynı zamanda halife sıfatını taşımıştır. 1909-1918 yılları arasında padişahlık yapan Sultan Mehmet Reşat (V. Mehmet), Osmanlı Devleti’nin 35. Padişahı ve 114. İslam Halifesidir. Osmanlı Devleti, 1914 yılında, Birinci Dünya Savaşı’na katılma kararı alınca, Padişah Sultan Mehmet Reşat; Şeyhülislam Mustafa Hayri Efendi’ye (Ürgüplü), “Cihad-ı Ekber” olarak da anılan bir fetva hazırlaması talimatını vermiş ve hazırlanan fetva ile, Dünyadaki bütün Müslümanların Osmanlı Devleti yanında savaşa katılmasını istemişti. Fetvada, “Halife” kimliği ile Osmanlı Padişahının cihat ilan ettiği, bütün Müslümanların “mallarıyla” ve “canlarıyla” bu cihada katılmalarının farz olduğu, Osmanlı Devleti’ne karşı savaşa girmiş devletlerin saflarında yer alan Müslümanların, Müslüman  (Osmanlı) askerlerini öldürmekle büyük günaha girecekleri vurgulanmıştı. Bu fetva, İslam Dünyasına duyurulmuş ancak bir işe yaramamıştı. Cihat fetvası, İslam Dünyasında sınırlı bir hareketlenmeye yol açmışsa da, Pakistan dışında destek veren İslam ülkesi çıkmamıştır.

Dahası, bazı Araplar, Halife Padişah’ın fetvasını tanımadıklarını beyan ederek, Osmanlı Devleti’nin aleyhine Kudüs şehri ve Filistin topraklarının İngilizlere teslimine yardımcı da olmuştur.

Tarih böyle söylüyor…

Benzer durumları yeniden yaşamamak için tarihi iyi bilmenin ve unutmamamın, geçmişten dersler çıkarmanın ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmıyor mu?

Öte yandan, bu tip gelişmeler karşısında, protestolardan çok, “akıla karşı akılla hareket etmek” gerektiğini de anlamanın zamanı gelmedi mi? Ne zaman bu anlaşılmış olacak?

Bakalım, 13 Aralık 2017 günü İstanbul’da yapılacak “İİT Olağanüstü Liderler Zirvesi” ne gibi gelişmelere sahne olacak ve bu zirveden nasıl bir sonuç çıkacak…  12 Aralık 2017.

Şebnem Öztürk

Emekli Ankara İdare Mahkemesi Başkanı


ASILSIZ ERMENİ İDDİALARINA DAİR YAZIYA CEVABIMDIR

Stella Morabito’nun, the federalist.com’da yayınlanan “Why President Trump Should Recognize The Armenian Genocide” başlıklı yazısına[i]  verdiğim cevabı aşağıda sizlerle paylaşıyorum. “Hanımefendi, Yazınızı taraflı bulduğumu, yazınızın objektif olmadığını değerlendiriyorum. 1915 yılında yaşananlar, cephede savaşan bir ülkenin cephe gerisini sağlama alma çabasıdır. Bunu, savaşta olan her ülke yapar. ABD de, İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD’de yerleşik Japonlar

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK BAYRAMI MESAJI

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nin “Büyük Millet Meclisi (BMM)” olarak kuruluşunun 98. yılında, aziz Türk Milleti’nin “23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı”nı kutluyorum. “23 Nisan”, genel Türk Tarihi bağlamında olduğu kadar, Türk Demokrasi ve Hukuk Tarihi bağlamında da önemli bir yere sahiptir. Herkes bilir ki; aynı millete mensup olmanın bir ölçüsü de, sevinçlerin ve üzüntülerin ortak

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.