ÜLKENİN DURUMU VE MHP’NİN MEVCUT YÖNETİMİ ÜZERİNE AÇIK MESAJ

Önce tespitte bulunmaya çalışayım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, beka sorunu ile karşı karşıya mı, değil mi? Türk Milleti’nin “büyüklüğünü” besleyen ve buna işaret eden değerler, hedef alınıp yıpratılıyor mu, yıpratılmıyor mu? Türk’ün atası Mustafa Kemal’e ve Milli Mücadele’ye olumsuz bakışı yansıtan olaylar, devam ediyor mu, etmiyor mu? Bu sorulara konu hususlar, ciddi bir toplumsal ayrışmaya ya da kutuplaşmaya yol açmış mı, açmamış mı? Ve bütün bunlar, uluslararası ilişkilerdeki “güç” olgusu ışığında, Türkiye’nin ciddi bir güç kaybını yaşadığına bizi götürüyor mu, götürmüyor mu?

Değerlendirmem; beka sorununun mevcut olduğu, milli değerlerin hedef alındığı, toplumdaki ayrışmanın gelecek adına kaygı verici boyutta olduğu ve Türkiye’nin ciddi bir güç kaybını yaşamakta olduğudur. Bugün itibarıyla, böyle bir Türkiye tablosu görüyorum.

MHP, savunduğu değerler belli olan; kurum olarak kendisi ve seçmen tabanı, ülkenin bu değerler üzerinden varlığını koruyup yükseleceğine inanan bir partidir. MHP’nin seçmen tabanı, ülke ne kadar olumsuz koşullar altında olursa olsun, partisi üzerinden gelecek umutlarını asla yitirmeyen ve istikbale ümitle bakan bir tabandır. Milli ve manevi değerlerin her ikisinden de güç ve ilham alır, bu değerleri olması gerektiği gibi mezcedip kucaklar. Bu taban, “önce ülkem, sonra partim ve ben” der; ülkesi için her türlü fedakârlığı göze alır.

Bu tabana dâhil seçmenlerden biri olarak, bugün ülkenin gelmiş olduğu nokta nedeniyle, üzgünüm, endişeliyim. Ve bu nedenle, MHP’nin mevcut yönetiminin “duruşunu” eleştiriyorum. MHP’nin mevcut yönetimi, kendisi iktidar olmaktan uzak bir görüntü vermekle kalmıyor, 15-16 yılda ülkeyi (yukarıda başlangıçta değindiğim) bugünkü noktaya getiren iktidar ile ittifak yapıyor. İttifak, iktidar partisinin politika yapma anlayışını ve uygulamasını gözden geçirmesine yol açsa; ittifak ile birlikte, ülke uçurumun kenarından uzaklaşmaya başlasa; ittifak ile birlikte, Mustafa Kemal’e ve Milli Mücadele’ye yönelik saldırılar durmuş ve toplumdaki ayrışma (kutuplaşma) hız kesmiş olsa, ittifaka bir itirazım olmayacak… MHP’nin mevcut yönetimi “ülke” adına fedakârlık yapmış diyeceğim… Fakat bunlar da yok; bu yönde işaretler de göremiyorum. Onun içindir ki; MHP’nin mevcut yönetiminden gelen açıklamalardaki “Aklımızla alay ediyorlar.” ifadesi ya da “Aklımızla alay mı ediyorlar?” sorusu için, içimden “Evet! Alay ediyorlar. Siz de bunu itiraf ediyorsunuz.” demek geliyor.

MHP’nin mevcut yönetimi, iktidar partisi ile “ittifak” yaparak iktidar partisinin politika anlayışını ve uygulamasını etkileyebileceğini düşünüyorsa, aradan geçen süre içerisinde yaşananlar, bunun “ülke adına” işe yaramadığını ortaya koymamış mıdır?  “Durmak yok, yola devam” iktidar partisinin sloganı değil mi? Bu slogan ne söylüyor? Daha yeni, Adalet eski Bakanı Bekir Bozdağ’ın, Andımız ile ilgili tartışma bağlamında söylediği “davamdan taviz vermeden yoluma devam edeceğim” ifadesinden ne çıkarmak gerekir, bir işaret değil midir?

Siyaseti, “milletvekili olmak” olarak hiç almadım, böyle görmedim. Böyle görenlerden, hele milletvekili olmak için “parti parti” dolaşanlardan uzak durmayı tercih ettim. Siyaset, bireysel bir amaç için değil, ülkeye hizmet için yapılır. Devleti halkıyla birlikte yükseltmek ileri götürmek için yapılır. Fakir-fukaranın, kimsesizlerin, çaresizlerin sorunlarına çözüm getirmek; halkı, gelecek endişesinden uzak tutmak; farklı etnik ve dinsel/mezhepsel kökenden olanların aynı toplum içinde, huzur,  güven ve refah içinde bir arada yaşamalarını sağlamak için yapılır; bireysel zenginleşme aracı değildir.

Demokrasi, halkın yönetime katılmasına imkân verdiği için tercih edilen bir yönetim şeklidir. Seçimler, buna aracılık eder, aracılık etmesi için vardır. Siyasal partiler, seçmen tercihlerini ülkenin yükselmesi ve ileri gitmesi yolunda “formüle etme” işlevini yerine getirir; ülkenin yükselmesi ve ileri gitmesi yolunda seçmene seçenekler oluşturur. Onun içindir ki, yönetime katılma olgusu, sadece ülkenin yönetimi ile ilgili bir olgu değildir. Bunun içinde parti yönetimine katılma da vardır ve bu katılım, doğrudan yönetimde yer almak şeklinde olmayabilir. Dışarıdan “iyiye iyi, yanlışa yanlış” demek de bir katılımdır, “dolaylı” katılımdır ve “geri besleme” özelliği düşünülürse, oldukça yapıcı ve faydalıdır. “Samimi” eleştiriler, hem muhtemel riskleri savuşturmaya ya da muhtemel fırsatları değerlendirmeye aracılık eder, hem de doğru yolda olunduğunu teyit eder; her iki halde de, partiye güç verir.

Çoğulcu demokratik siyasal yaşam içinde kendisine yer bulmuş bir siyasal partinin, eleştiriden rahatsız olması kabul edilemez ve demokrasinin varlığını tartışmaya açar. Hem Mustafa Kemal’e ve Cumhuriyet’e sahip çıkacaksın, hem de Mustafa Kemal’in “Muallimler: Cumhuriyet, sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.” sözünü unutacaksın…  Hem “haksızlık (yanlış) karşısında susan dilsiz şeytandır” diyeceksin, hem de eleştiriden rahatsız olacaksın!…  Ya İmam Mâtürîdî’ye atfedilen “Düşünmemeyi (dolayısıyla eleştirmemeyi) telkin eden her türlü his, şeytan işidir.” sözüne ne demeli?

Ülkenin hali böyle iken, MHP’nin mevcut yönetiminin iktidar karşısındaki duruşu MHP’nin savuna geldiği değerler ile bağdaştırılamıyor iken, siyasetin ve demokrasinin gereklerinin özü genel olarak yukarıda belirtilenler iken, bu satırların yazarı, bendeniz, ne yapmış? MHP’nin mevcut yönetimini AKP karşısındaki duruşu nedeniyle, yapıcı bir şekilde ve nezaket içerisinde eleştirmiş… MHP Genel Merkezi Balgat’ta olduğu için MHP’nin mevcut yönetimini kastederek “Balgat” demiş… Bu eleştirime, şimdi MHP milletvekili olan bir tanıdığımdan, hem benim “değerli” ve “akademisyen” olduğuma işaret eden, hem de bana “madem bilmiyorsun, bilmediğin konuda araştırmadan, nasıl ahkam kesmişsin, … sana yakışmamış” diyen bir twit almıştım… Dün yine MHP’nin mevcut yönetimini eleştirdim. Yine daha önce aldığım bu twiti bana cevap olarak yollamışlar…

MHP’nin mevcut yönetiminin duruşunu anlamanın hangi özellikleri gerektirdiğini gerçekten bilmiyorum. Ancak geçtim akademisyen olmamdan, okuması-yazması olan, anlayış sahibi, siyasete ilişkin nezaketi bilen birisiyim. Akademik çalışma alanım ile ilgili öngörülerimin bir bir gerçekleştiğini düşünüyor ve duyuyorum. MHP’nin mevcut yönetimi ve kendisini bu yönetim ile özdeşleştirenler, eleştirilerimden alınacaklarına, lütfen söylediklerime kulak versinler… Buradan bir kere daha söylüyorum: ülkeyi (ve MHP’yi) zor günler bekliyor. Bu öngörüm, sadece MHP için değil, hiç şüphesiz iktidar için de geçerlidir.

Bu zorluğun önünü kesme yolunda MHP’nin iktidarı etkilemesi mümkün görülmemektedir. Öyle ise, MHP’nin mevcut yönetimi, çok geç olmadan, “yakın tuttuklarını” kazanamadığını/kazanamayacağını görmeli, “uzak tuttuklarını” da kaybetme sonucunu doğurabilecek, son tahlilde MHP’ye maliyeti yüksek olabilecek gözüken “mevcut duruşunu” gözden geçirmelidir. MHP, iktidarın “bildiğini okuma” şeklinde görülebilecek gidişine ortak olmamalı; kendi öz gücü ile ülke için yapabileceklerini tez elden masaya yatırıp hemen buna odaklanmalıdır. Aksi halde, ülkeye de, MHP’ye de yazık olacaktır.

Ne mutlu Türk’üm diyene.

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

ASCMER Başkanı

Ankara/Türkiye, 22 Ekim 2018


ABD’Yİ KINAMA VE ÇAĞRI

ABD Savunma Bakanı açıklama yapmış[i]…Diyor ki; Türkiye ile Suriye arasındaki sınırın Suriye tarafında, Türkiye ve (IŞİD ile mücadele eden) Washington’un Kürt müttefikleri (YPG) arasındaki gerginliği azaltmak için, Türk tarafının gece-gündüz çok net olarak görebileceği, (askeri) gözlem noktaları kuracağız… Bir düşünün lütfen!… ABD Savunma Bakanının bu ifadesinden neler çıkıyor? YPG, ABD’nin müttefiki… ABD, YPG’yi Türkiye’yi aynı

ANMA MESAJI

Ömrünü Türk Dünyası’na adamış, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’nın Kurucu Başkanı Prof. Dr. Turan Yazgan hocamı, ebediyete intikal edişinin altıncı yılında rahmetle ve şükranla anıyorum. Ruhu şad olsun. Prof. Dr. Osman Metin Öztürk ASCMER Başkanı Ankara, 21 Kasım 2012.

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NİN KURULUŞ YILDÖNÜMÜ MESAJI

Kıbrıs Türk halkının, hürriyetine ve egemenliğine sahip çıkışının ve bu mücadelesini Cumhuriyet ile taçlandırmasının 35. yılını idrak ediyoruz. Kıbrıs Türk Halkının Cumhuriyet Bayramı’nı yürekten kutluyorum. Maruz kalınan “etnik temizlikten” ve buna bağlı olarak yaşanan onca acılardan, dinmeyen gözyaşlarından sonra,  uğruna can verilerek ve kanla sulanarak vatan yapılmış topraklar üzerinde, büyük fedakârlıklarla kurulmuş ve bugünlere gelmiş

10 KASIM-ATATÜRK’Ü ANMA MESAJI

Vefatının 80. yılında, Mustafa Kemal Atatürk’ü; 10 Kasım 1953’de, Anıtkabir’de bugünkü yerini alırken, dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın, O’nun tabutu başında yaptığı, aşağıdaki konuşması ile; rahmetle, şükranla ve özlemle anıyorum. “Atatürk… Seni halife yapmak, padişah yapmak isteyenler oldu. İltifat etmedin. Milli irade yolunu seçtin. Hayat ve şahsiyetini milletinin hizmetine vakfettin. Türk’ün gıpta ettiği, taziz ettiği, övdüğü

YILMAZ ÖZDİL’İN “MUSTAFA KEMAL”İ ÜZERİNE

Sözcü Gazetesi yazarı Sayın Yılmaz Özdil’in uzun yıllar süren araştırmalarının ürünü olan ve Ekim 2018’de Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yayınlanan “Mustafa Kemal” isimli kitabını kısa sürede okuyup bitirdim. Kitap, sonundaki “Mustafa Kemal’li yıllarda dünya…” bölümü hariç, toplam 498 sayfa. Sayın Yılmaz Özdil, değerli ve kalıcı bir eser ortaya çıkarmış… Mustafa Kemal’in ışığına güç vermiş… Öncelikle

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.