TÜRK MEDYASINDA BUNLAR KONUŞULUYOR MU?

ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüşen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir sonraki gün de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüşmüş… (Bu yazıda, tarih hatası nedeniyle, güncelleme yapılmıştır.)

Lütfen dikkat ediniz, bu görüşmeler olurken, Türkiye’nin Hakurk Operasyonu devam ediyor.

Habere göre[i]; Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Başkanı Putin’e; daha fazla sivil ölmemesi ve Türkiye’ye mülteci akınının önlenmesi için İdlib’de ateşkese ihtiyaç olduğunu söylemiş; ilave olarak, Suriye’de siyasi çözüme ihtiyaç olduğunu da belirtmiş…

Lütfen buraya da dikkat ediniz. İdlib konusu, Ankara ile Moskova arasında sorunlu. Moskova destekli Şam güçleri, İdlib’de, Türkiye destekli muhalif unsurlar karşısında ilerliyor. Öyle anlaşılıyor ki, Ankara, Türkiye’nin İdlib’deki muhaliflere verdiği desteği ya Moskova’ya iyi anlatamıyor, ya da anlattıkları Moskova’nın işine gelmiyor. Çünkü başlangıçta doğrudan İdlib’deki çatışmalara dahil olan Ruslar, geri çekilip Şam güçlerine “geriden/dolaylı” destek vermeyi tercih etmişlerdir. Anlaşmazlık olduğu açık; Ankara devam demiş, Moskova sahadan çekilmiş Şam’a destek vermiştir.

Telefon görüşmesinde dile getirildiği ifade edilen diğer konu, Suriye’de “siyasi çözüm” konusu Bu, çok boyutlu bir konu. ABD de, Rusya da bunu istiyor; fakat istekleri ya da anladıkları farklı. Türkiye, bildiğim kadarıyla, siyasi çözüme ilk defa bu düzeyde ve net olarak dile getiriyor. Eğer öyle ise, bunu iyi okumak gerekir.

Eğer Suriye’de siyasi çözüm öne çıkacak ise, buradan çatışmaların duracağı çıkacaktır. Bu takdirde; i. Suriye’de bir kuvvet tasarrufundan söz edilebilir mi ve buradan tasarruf edilecek kuvvetlerin İran’a yönelik olarak Irak’a kaydırılma ihtimali olabilir mi? ii. bu “ihtimali” kuvvet seyrekleştirmesi ve kuvvet kaydırması Suriye Kürtlerinin “konfederal” şapka altında “ileri özerklik” çabalarına dolaylı destek anlamına gelebilir mi, gelmez mi?, iii.ilk iki hususa verilecek cevaplara bağlı olarak, Ankara’nın Washington ile aynı çizgiye gelmiş olabileceğinden söz edilebilir mi, edilemez mi?

Haber de dikkat çekici ve önemli bir husus daha var. O da, haberde, Erdoğan-Putin telefon konuşması hakkında Kremlin’den yapılan resmi açıklamanın “tonu”nun farklı olduğuna ve Kremlin’in, Moskova ve Ankara arasındaki gerginliğin altını çizmiş olduğuna işaret edilmiş olunmasıdır. Ve bu işaret, yukarıda değinilen hususlar bağlamında oldukça anlamlı bulunmaktadır.

Ortada ciddi bir sorun var diye düşünüyorum.

Bir de, İsrail’de, 9 Nisan’da yapılan Parlamento seçimleri sonrasında yeni koalisyon hükümetini kurmakla görevlendirilen Netanyahu’nun bunu başaramaması ve bunun üzerine önümüzdeki 17 Haziran’da(*) Parlamento seçimlerinin yenilenmesi kararının alınması durumu var. Bu gelişme, hiç şüphesiz ABD’nin Ramazan ayından sonra açıklayacağım dediği Ortadoğu’ya ilişkin yeni planını yakından etkilemektedir. Ancak akla gelen sorular vardır. Acaba İsrail’deki bu gelişme, Ankara-Washington ilişkilerini etkileyen bir mahiyet taşıyor mudur? Ya da İsrail’deki bu gelişmenin, Türkiye’nin Hakurk Operasyonunu kolaylaştırıcı bir etkisinden söz edilebilir mi?

Gördüğüm: Ramazan Bayramı sonrasına kalır mı ya da 17 Haziran’da(*) İsrail’de yapılacak Parlamento seçimlerinin sonucu beklenir mi, bilinmez ama, hem Türk Dış Politikasının, hem de bölgenin ciddi ve sıcak gelişmelere “oldukça” açık olduğudur. Bu noktada, 17 Haziran’da (*) İsrail’de yapılacak Parlamento seçimlerinin sonucu beklenebileceğine ihtimal verdiğim halde, 23 Haziran’da İstanbul’da yapılacak Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin sonucunun bekleneceğine ihtimal veremediğimi de belirtmeliyim.  Yani İstanbul’daki “yenileme” seçimi, farklı bir “bölgesel atmosferde” yapılabilir.

Türk medyası, keşke, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptalinden ve 23 Haziran’da yenilenecek seçimden çok, bu konuları konuşsa!… Çünkü Türkiye gerçekten bir beka sorunu ile karşı karşıya ve bu da, asıl bu konuları konuşmayı gerektirmektedir.

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

ASCMER Başkanı

31 Mayıs 2019, Ankara

[i] https://in.reuters.com/article/turkey-russia-syria/turkeys-erdogan-to-putin-we-need-a-ceasefire-in-syrias-idlib-idINKCN1T029V, 31.5.2019

(*) Bu tarih, 17 Eylül olacak. Yani İsrail’de, Parlamento seçimleri 17 Haziran’da değil 17 Eylül’de yeniden yapılacak. Esasen 17 Eylül tarihini; 30 Mayıs tarihinde (işbu yazının kaleme alınmasından bir gün önce), twitter hesabım üzerinden, cri’nin haberi olarak izleyicilerimle paylaşmışım Böyle olmasına rağmen, işbu yazıda, yoğunluğun ve yorgunluğun etkisinde sehven, 17 Haziran tarihine yer vermişim. Bu hatam için, izleyicilerimden özür diliyorum. Bu durumda, Türkiye bakımından, sadece önümüzdeki birkaç haftanın değil, bütün bir yazın dış politika (uluslararası ilişkiler) bağlamında sıcak gelişmelere sahne olacağı değerlendirmesini yapmam gerekecektir. Yani sadece İstanbul’da 23 Haziran’da yenilecek Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini değil, Türkiye’yi bir bütün olarak politik, ekonomik ve güvenlik açılarından etkileme potansiyeli olabilecek, bütün bir “yazı” kapsayan, farklı bir “bölgesel atmosfer” beklentisi söz konusudur. Şu an itibarıyla, “bölgesel atmosfer”de ciddi değişim işaretleri alınmakta; bu da, bir taraftan belirsizlik, diğer taraftan risk olarak kendisini göstermektedir. Bu noktada, iç ve dış politika arasındaki karşılıklı bağımlı ilişki ve bu ilişkide dış politikanın son yıllarda öne çıkmış “belirleyici” görüntüsü nedeniyle, yazıda değinilen “bölgesel atmosfer” ile Türk iç politikası arasında karşılıklı etkilenme/etkileme ilişkisinin olacağını “doğal olarak” varsayma gereği de ortaya çıkmaktadır.


SURİYE KONUSU: ABD, GÜVENLİ BÖLGE VE TÜRKİYE İÇİN BİR ÖNERİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı I. Türkiye açısından Suriye konusunda belirgin bir hareketlilik var.

TÜRKİYE’NİN ÇEK CUMHURİYETİ’NE ATADIĞI BÜYÜKELÇİ VE ABD

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Sayın Egemen Bağış, Türkiye’nin Çek Cumhuriyeti (Çekya) nezdindeki yeni Büyükelçisi… Kamuoyunda ve Türk siyasetinde oldukça geniş yer bulmuş, tartışma konusu olmuş, bir atama… Bu, medyaya yansıyan haberlerden ve yorumlardan anlaşılabiliyor. Bu yazıda, önce kısaca bunun nedenine, sonra da işbu yazıyı yazmama neden olan, “küçük” gibi olsa da “benim

MÜNİH’İN HONG KONG’UN YERİNİ ALMASI ÖNERİSİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Hong Kong, daha önce Britanya Krallığı’na (İngiltere’ye) bağlı iken 01 Temmuz 1997 tarihinden itibaren Çin’e bağlı “özel yönetim” bölgesine dönüşen, bu tarihten itibaren “bir devlet, iki sistem” olarak ifade edilen bir yaklaşım ile Pekin tarafından “uzaktan” yönetilmektedir. Çin’in ana karasının bir parçasıdır. Hong Kong, Çin’in güney kıyısında yer

SUUDİ ARABİSTAN’DAKİ RAFİNERİ SALDIRISI: ARKASINDA İRAN MI, ABD Mİ?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Suudi Arabistan’da Aramco’ya ait iki rafinerinin saldırıya uğraması ve bu suretle ortaya çıkan petrol arzındaki daralma sonrasında, İran’ın adı öne çıkmaya, İran’ı bu saldırı ile ilişkilendirmeye yönelik çabalar devam ediyor. Önce saldırının Yemen’deki İran destekli Husilerin silahlı insansız hava araçları ile yapıldığı öne çıkmıştı. Ancak Husilerin elinde, menzil

SUDAN’IN DEVRİK-HAPİSTEKİ DEVLET BAŞKANI ÖMER EL BEŞİR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Bugünkü (10 Eylül 2019) Türkgün Gazetesi’nin 11. sayfasında Sudan’ın devrik ve hapisteki Devlet Başkanı Ömer el Beşir hakkında bir haber var. “Nereden nereye” dedirten bir haber… Haber, ben de o kadar çok şeyi çağrıştırıyor ki… Bu yazı, bu çağrışımları konu edinen bir yazıdır. Haber, Sudan’ın devrik lideri Ömer

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.