TRUMP YÖNETİMİ “GEÇMİŞTE” YAŞIYOR

Prof. Dr. Osman metin Öztürk

Batı ile yaşadığı gerginliklerin Çin’in Skynet kitlesel (uydu) gözetleme sistemini tehlikeye attığı; ABD’nin başlattığı ticaret savaşının ve uyguladığı yaptırımların, Çin’in güvenlik birimlerini yenilikçi çözümler üretmeye zorladığı ifade ediliyor.[i]  Belirtilen bu tespitler, Trump Yönetiminin Çin yaklaşımının işe yaradığına işaret ediyor. Anacak bu, ABD’nin Çin sorununu kendisi açsından kalıcı/güvenilir bir çözüm yoluna soktuğu anlamına gelmiyor.

Niçin bu anlama gelmediğine özetle açıklık getireceği düşünülen iki hususa işaret edilebilir. Birincisi, ABD’nin Çin ile rekabeti sürdürme, buna dayanma gücünde ciddi sorun olduğunun kabul edilmesidir. Çin sürekli cepheyi genişletirken ABD kendi cephesini küçültüyor, içeride ve dışarıda artan sorunları yaşıyor, bunlar olurken ABD’nin gücü artmıyor geriliyor, böyle bir süreç işliyor. Yani ABD’nin Çin ile mücadeleyi sonuna kadar bu şekilde sürdüremeyeceği değerlendirilmektedir.

İkincisi de, ABD’nin, geçmiş olaylardan hala dersler çıkarmadığı, uluslararası ilişkilere dair düşünce kalıplarını fazla değiştirmediği, kendisini bir özeleştiriye tabi tutmadığıdır. Bu noktada İran akla geliyor. ABD, yıllarca İran’a ambargo uygulamış ama, bugün görüyoruz ki, ambargo işe yaramamıştır. Trump Yönetimi, İran’a uygulanan ambargonun işe yaramadığını, ambargolu yıllarda İran’ın asimetrik çözümler ürettiğini ve bir nükleer program geliştirdiğini, bugün çok daha güçlü bir İran’ın ortaya çıkmış olduğunu görmüyor. Görmediği için de, bugün aynı şeyi Çin’e yapıyor.

İran konusunda belirtilenler nedeniyle, ABD’nin Çin ile başlattığı ticaretin savaşının ve Çin’e uyguladığı yaptırımların sonucu az-çok bugünden bellidir. O da, bugünden daha güçlü Çin.

Eğer ABD’nin Çin yaklaşımı Çin’i yenilikçi çözümler üretmeye zorluyorsa; Çin’in mevcut imkân ve kabiliyeti ile dinamizmi dikkate alındığında, ticaret savaşı ve yaptırımlar, ilerleyen dönemde, ABD’nin karşısına çok daha güçlü bir Çin çıkarmaz mı? ABD, küresel hegemonik güç olarak yerini kendi eliyle Çin’e bırakmış olacağı bir durumu yaşamaz mı?

ABD, hem bugün Çin’in mevcut (olan) gücünü, küresel hegemonya “hevesindeki” tazeliği, bu hevesin Dünya’daki tezahürlerini, teknolojide taklitçilikten yenilikçiliğe geçtiğini görmüyor, hem de başlattığı ticaret savaşı ve uyguladığı yaptırımlar ile Çin’i daha da güçlenmesi yolunda adeta tahrik ve teşvik etmiş olacağını görmüyor.

Bugün itibarıyla; kendisini yenileyemeyen, yenileyemediği için cazibesi ve önderlik işlevi bir erime süreci içine girmiş gözüken, giderek artan bir şekilde küresel sorumluluklarına sırtını dönen, dönmekle kalmayıp açıkça bununla çelişen yaklaşımlar sergileyen, aynı zamanda her konuda “kendi derdine düşmüş” bir ülke algısına yol açan bir ABD görüntüsü vardır. Böyle bir görüntüye sahip ABD’nin Çin karşısında ne kadar geleceği olabilir?

Trump Yönetiminin Çin ile başlattığı ticaret savaşının ve Çin’e uyguladığı yaptırımların Çin’in Skynet kitlesel (uydu) gözetleme sistemini tehlikeye atması ve Çinli yöneticileri zora sokması, bağımsız kaynaklarca henüz teyit edilmiş bir durum olmasa da, önemlidir, fakat fazla abartılmamalıdır. Çünkü bu, yukarıda belirtilen hususlar ışığında,  bir savaşta mevzilerden birinin kazanılması yolunda mesafe alınmasının ilerisinde bir anlam ifade etmez, bu savaşın sonucu konusunda anlamlı bir işaret olarak görülemez. Savaş yeni başlamış, devam etmektedir.

Bu savaşta; Çin’in, hem koşullardaki değişimi dikkate aldığı, hem de koşullardaki değişimi her gün biraz daha fazla etkilediği (yönlendirdiği) görülmektedir. ABD de böyle görülebilmekte mi? Rasyonalite, bu durumun, savaşın geleceği açısından daha anlamlı olduğunu söylemektedir.

Sovyetlerin resmen çöktüğü 1991 yılının hemen öncesinde ve sonrasında, ABD, koşullar ile istediği gibi oynayabiliyor, istediğini yapabiliyordu. Aradan 27 yıl geçmiş; bu, uluslararası politikada çok uzun bir süre değil. Fakat değişimin hızı o kadar büyük ve geçen her gün bu hız daha çok artıyor ki, 27 yılda birçok şey değişti, değişmeye de devam ediyor. 27 yılın sonunda gelinen bugünkü nokta şudur: ABD, ne 1991 sonrasında “yeni bir Dünya düzeni” kurabilmiştir, ne de ortaya çıkan küresel düzensizliğin önüne geçebilmiştir. Üstelik küresel düzensizlik her gün biraz daha artıyor.

Onun içindir ki, Trump Yönetiminin geçmişte yaşadığını ve bunun da ABD’nin geleceğini bağladığını düşünüyorum.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 24 Eylül 2018.

[i] https://www.scmp.com/news/china/science/article/2165372/how-tensions-west-are-putting-future-chinas-skynet-mass?utm_medium=email&utm_source=mailchimp&utm_campaign=enlz-scmp_today&utm_content=20180924&MCUID=6453d665d8&MCCampaignID=334e533871&MCAccountID=3775521f5f542047246d9c827&tc=18, 24.9.2018.


RUSYA’NIN ATİNA BÜYÜKELÇİLİĞİ’NİN AÇIKLAMASI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Atina’daki Rusya Büyükelçiliği, twitter hesabından, 1982 Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin tüm devletlere karasularını 12 mile kadar çıkarma hakkını verdiğine dair bir mesajı kamuoyu ile paylaşılmış. (Sözcü, 16.10.20, s.14) Rusya’nın Atina Büyükelçiliğinin bu paylaşımı, Türkiye açısından, çok anlamlıdır. Evet, doğru. 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 3. maddesinde, her devletin karasularının

“ÇİN KOMÜNİST PARTİSİ’NİN TEKNO-TİRANLIĞI”

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Aşağıda bağlantı adresi (kaynağı) belirtilen çalışmada, özetle deniliyor ki; ABD Çin’in dolaylı istihbarat faaliyetlerinin önüne geçmeye ve Çin’e veri akışını sınırlamaya çalışırken, Birleşmiş Milletler (BM), Çin merkezli ortak küresel veri merkezleri kurmak için Pekin ile birlikte çalışıyor.

TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA MEVCUT DURUM: HAÇLI SEFERLERİ, OSMANLI’NIN SON DÖNEMİ VE ŞARK MESELESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı I. Türk Dış Politikası, öncesi ve sonrası ile 1974’deki Kıbrıs Barış Harekât’ının icra edildiği dönem ve “iki buçuk savaş stratejisinin” konuşulduğu 80’li yılların ikinci yarısından başlayıp 90’lı yılların ortalarına kadar devam eden Türkiye’nin uluslararası terörizm ile mücadelesinin öne çıktığı dönem de dâhil, hiç bugünkü kadar kötü bir durumda

ABD-YUNANİSTAN YAKINLAŞMASI ÇOK DİKKAT ÇEKİCİ

Prof. Dr. Osman Metin öztürk, ASCMER Başkanı Bugünkü yazılı Türk medyasında Yunanistan-ABD ilişkilerine dair dikkat çekici bir haber var. Yunanistan’da, daha yeni Trakya’daki Dedeağaç ve Atina civarındaki Elevsina limanlarında liman kolaylıklarına sahip olan ABD’nin, şimdi de yine Atina civarındaki Skaramanga limanının kullanımını elde etmeye yöneldiği ifade ediliyor. Haberde, ABD’nin, Yunanistan’daki bu liman kolaylıkları üzerinden, hem

“KAPALI MARAŞ”IN AÇILMASI ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Konuşulan ve yazılan, “Kapalı Maraş”ın açılması… Oysa ortada, “Kapalı Maraş”ın açılması diye bir şey yok. “Kapalı Maraş”ın oldukça küçük bir kesiminde “sahilin kullanılması” halka açılmış. Olan, bundan ibaret ancak, yansıtılması/yansıması, bunun biraz ilerisinde, biraz farklı… Bu nedenle de, içeriden ve dışarıdan tepkiler var. KKTC’den gelen tepkilerin arkasında konjonktürel

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.