TBMM BAŞKANI’NIN İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA ADAY OLMASI

Ulaştırma Haberleşme ve Denizcilik eski Bakanı, önceki sistemin son Başbakanı ve iktidar partisinin bir önceki Genel Başkanı, şimdinin TBMM Başkanı Sayın Binali Yıldırım, iktidar partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday oldu, bu kamuoyuna ilan edildi…

Yazım bununla ilgili; ancak muhtemel yanlış anlamaları ve istismarları önlemek için önden bazı hususları belirtmemde yarar var.

Ülkenin hali ortada, görülüyor.

Özellikle uluslararası ilişkiler (dış politika) konusunda iktidara yönelttiğim eleştiriler, az-çok herkesçe bilinir.

Keza MHP’nin Cumhur İttifakı’nda yer almasından duyduğum rahatsızlık da yine bilinir.

Yani iktidar partisine ve onun mevcut Genel Başkanı’na ilişkin duruşum bellidir.

Sayın Binali Yıldırım’ın söz konusu adaylığı ile ilgili olarak, kapalı kapılar arkasında ne gibi gelişmeler (gidip-gelmeler) yaşandı, bilmiyorum. Adaylığının resmiyet kazanması öncesinde, bir baskı ve bu baskıyı savuşturma olarak anılabilecek bir gelişme yaşandı mı, bunu da bilmiyorum. Daha doğrusu, bu gibi şeylerin yaşanıp yaşanmadığını bilmiyorum.

Sonuçtan (ilan edilen adaylıktan) yola çıkarak işbu yazıyı kaleme alıyorum. Çıkış noktam bu…

Hiç şüphesiz, Sayın Binali Yıldırım’ın İstanbul Büyükşehir Başkanlığına aday oluşuna çok farklı açılardan yaklaşılabilir. Bu gelişmenin çok sayıda farklı boyutları içerdiği de ileri sürülebilir.  Demokrasi ve hukuk içinde mütalaa edilebileceği cihetle, bunların hiç birisini dışlamam mümkün olmadığı gibi, bunları anlayışla karşılayabileceğimi de ifade etmeliyim.

Bütün bunları niye söyledim? Şunun için, Sayın Binali Yıldırım’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmayı kabul etmesi, bana göre, kendisinin siyaset anlayışını (dolayısıyla demokrasi ve hizmet anlayışını) dışa vuran oldukça anlamlı bir gelişme olmuştur.

Sayın Binali Yıldırım; söz konusu adaylığı üzerinden; oturduğu makam koltuklarına “yapışıp” kalmadığını;  bu suretle, hem makamlara değil hizmete talip olduğunu, hem de makamları hizmet aracı olarak gördüğünü ortaya koymuştur.

Aydın sorumluluğum bunları söylememi gerektiriyor ve belirttiğim bu mülahaza ışığında Sayın Binali Yıldırım’ı samimi olarak tebrik ediyorum. Adaylığı, kendisi ve İstanbul halkı için hayırlı olsun.

Bu vesileyle şunu da ifade etmem gerekir: samimi, iyi niyetli olarak alınan kararların, alındıklarında nasıl göründüğüne odaklanmak kadar, bunların ileride kazanabileceği asıl anlamlara da eğilmek icap eder. Gördüğüm, Sayın Binali Yıldırım’ın, taşlar döşeyerek bir yolda ilerlediğidir. Bu yolun nereye çıkacağını Yaradan ve sanırım kendisi dışında bilen yoktur. Elbette ki, tahminler yürütülebilir. Ancak sabredilirse, hep birlikte görülecektir diye düşünüyorum ve bunu önemsiyorum.

Bu yazdıklarım ile, umarım, yanlış anlaşılmamışımdır. Duruşumun değiştiği ve/veya bir beklenti içinde olduğum algısına yol açmamışımdır. Bu beni yaralar, bana ağır gelir. Aydın sorumluluğu; sorgulayıcılığı, araştırmacılığı, özgür eleştiriyi, bağımsız düşünmeyi, gerçekçi-doğru-dürüst olmayı, gerçeğe samimiyet ile bağlı kalmayı ve usulü dairesinde gerçeği ifade etmeyi içerir. Bu kısa yazımın bu kapsamda mütalaa edilmesini arzu ederim.

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

ASCMER Başkanı

Ankara/30.12.2018


TÜRK SİYASETİNDE GÜNCEL TABLO

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı PKK terör örgütünün kırmızı bültenle aranan Avrupa’daki üst düzey yöneticilerinin Avrupa Parlamentosu (AP)’nda “ağırlanmasına” yönelik siyasilerin tepki açıklamaları bugünkü medyada öne çıkmış gördüm. Hatırlarsanız, AP’da, geçtiğimiz günlerde de Türk Bayrağı yakılmıştı… Kimden ne tepki geldi diye, bugünkü medyaya bir göz gezdirdim. Ana muhalefet partisi CHP’den bir tepki açıklamasına

MEVCUT/HÂKİM SİYASET YAPMA ANLAYIŞI ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Türkiye’nin, Türk siyasetine hâkim mevcut siyaset yapma anlayışı ile, huzura, güvene ve refaha kavuşması mümkün değil. Böyle görüyorum. Sadece hukuksal anlamda değil, genelde, öne çıkmış/belirgin bir “adaletsizlik” tablosu var. Medyaya bakınca görüyorsunuz: “adalet çarkı”na güven eriyor, gelir dağılımı adil değil, vergi yükü adil değil, kayırmacılık ve görevi suistimal yaygın, rüşvetin

CUMHURBAŞKANI RAUF DENKTAŞ’I ANMA MESAJI

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı, ebediyete intikal edişinin 8. yılında, rahmetle, şükranla ve özlemle anıyorum. Hayatını bütün içtenliği ile Kıbrıs Türk Halkına adamış bu değerli şahsiyet, Kıbrıs Türk Halkını, yok olmanın eşiğinden alıp müstakil ve egemen bir devlete kavuşturmuştur. KKTC, O’nun sahip olduğu mücadele adamı, stratejist, mücahit, hukukçu, diplomat, devlet adamı

YENİ YIL MESAJI

ASCMER izleyicilerinin yeni yıllarını kutluyor, yeni yılı esenlik içinde geçirmelerini diliyoruz. Umarız, Türkiye için, bölgemiz için ve Dünya için; 2020 yılı, 2019 yılını aramayacağımız, barışın, sevginin ve kardeşliğin öne çıkacağı, daha iyi ve daha güzel bir yıl olur. Prof. Dr. Osman Metin Öztürk ASCMER Başkanı Ankara, 31 Aralık 2019

GELECEK PARTİSİ GENEL BAŞKANI’NIN İLK KONUŞMASI ÜZERİNE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Sayın Ahmet Davutoğlu’nun, yeni kurulan Gelecek Partisi’nin Genel Başkanı olarak, kamuoyuna yaptığı, partinin tanıtımı niteliğindeki ilk konuşmasını HaberTürk’ten, kesilince Tele 1’den, verildiği kadarıyla, canlı olarak izledim. Öncelikle, yeni kurulan partinin Türkiye için hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. Aşağıda sunduğum ilk izlenimlerime ve görüşlerime rağmen, bana yakışan, böyle bir temennide

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.