TALİBAN’DAN KAÇAN AFGAN ASKERLERİNİN TACİKİSTAN’A SIĞINMASI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Batılı ülkeler askerlerini Afganistan’dan çeker ve diplomatik temsilciliklerini kapatır ya da küçültür iken, Afganistan’ın kuzeyinde, Bedahşan’da da, Taliban’dan kaçan Afgan askerlerinin komşu Tacikistan’a sığındığı, bu suretle Tacikistan’a sığınan Afgan asker sayısının bini aştığı ifade ediliyor[i].

Bedahşah’ın konumu çok stratejik, çok değerli. Çünkü Çin’in Sincan-Uygur Özerk bölgesine komşu; Afganistan, Wakhan koridoru üzerinden Çin’in “sorunlu” bu bölgesine açılıyor.

Afgan askerinin kuzeyde Taliban’dan kaçıp Tacikistan’a sığınması, arkasında ABD’nin olabileceği maksatlı geçişler olabilir. Çünkü ABD’nin, Afganistan’da uzun yıllar kendisi ile çalışmış Afganları, Taliban’dan korumak ve onlardan gittikleri ülkelerde Çin konusunda yararlanmak için, Tacikistan ve diğer Orta Asya Cumhuriyetlerine gönderme çabası akla geliyor. Bir de, şüpheci bakış açısının bir sonucu olarak, kaç yıldır Katar’da Taliban ile görüşen ABD’nin Taliban içerisinde bir damara sahip olabileceği ve bugünlerde Dünya medyasına yansıyan haberlerde ifadesini bulan “kötü” ve “ABD/Batı karşıtı” Taliban algısının ABD’nin bu damarını gizleme (üzerini örtme) amaçlı olabileceği akla geliyor. Tabiatıyla Afganistan’da daha önce Sovyet işgaline karşı başlatılmış İslami direnişin merkezinde ABD’nin olduğunu, Taliban’ın o zamanki ABD merkezli İslami direniş sürecinin bugüne yansıması olduğunu, daha yakın tarihte  ABD’yi IŞİD ile ilişkilendiren iddiaları da hatırlamak gerekir.

ABD, 40 yıldan fazla bir süredir İslam Dünyası ile, Müslümanlar ile, “bu şekilde” oynuyor, İslam Dünyasını ve Müslümanları “bu şekilde” kullanıyor. Bu oynama ve kullanım, uluslararası ilişkilerin olağan/yerleşik/meşru uygulamalarının dışına taşan, hukuk dışı, ahlak dışı, insanlık dışı, çok “kirli” bir oynama ve kullanım… 40 yıldan fazla bir süredir, İslam Dünyası ve Müslümanlar, ABD’nin, politik, ekonomik ve askeri çıkarları için bu şekilde kullanılıyor. Mensubu oldukları dinin değerlerini hiçe sayan, nefis hâkimiyetinden yoksun Müslümanlar… Dün vardı, bugün de var. ABD de ne yapıyor, kullanıyor, kullanmaya devam ediyor, edecek… Tacikistan ile ilgili gelişmeye bakarken her şeyden önce bunları görmek gerekir.

Tacikistan, hem Afganistan’a, hem de Çin’e komşu, şu anda sönmüş-geride kalmış gözükse de bastırılmış olarak bekleyen ciddi sorunlara sahip bir ülke, söz konusu gelişmeler ile birlikte kuvvetle muhtemel o sorunlar Tacikistan’da yeniden gündeme gelecek ve başkent Duşanbe ülke genelinde yine kontrolü kaybedecek… Bu, Çin karşısında ABD’nin işine gelen Tacikistan tablosu… Bir de, Tacikistan’ın yeniden sorunlu bir ülkeye dönüşmesinin komşuları ile sahip olduğu sorunları yeniden canlandırması, sorun ihracı var ki, bunlar da ABD’nin bölgede istifadesine açık olacaktır. Bunlardan, Tacikistan’da baş gösterecek sıkıntının, sadece bu ülke ile sınırlı kalmayacağı, Çin’i, Rusya’yı ve diğer Orta Asya ülkelerini de içine alan oldukça geniş ve ciddi bir sıkıntıya dönüşebileceği çıkıyor.

Onun içindir ki, ABD ile ilişkilendirilebilen Tacikistan konusundaki gelişmeyi sadece Çin’e yönelik olarak görmek, eksik bir bakış açısı olacaktır. ABD, sadece Çin ile karşı karşıya değildir, Rusya ile de karşı karşıyadır. Moskova’nın gözünde, Tacikistan Rusya’nın “arka bahçesi”dir. Ve küresel ısınmanın etkisinde öne çıkan uzakdoğu topraklarının ve Arktik kıyılarının, buraların yer altı ve yer üstü kaynaklarının korunmasındaki güçlük şimdilerde pek gündeme gelmese de giderek Rusya için ciddi bir soruna dönüşecek gözükmektedir. Demek istediğim, Tacikistan ile ilgili gelişmeleri Rusya’ya yönelik olarak da görmek gerekir. Rusya’nın büyük ülkesi, “potansiyel” Çin tehdidinden sonra, ABD tehdidi ile de karşı karşıya kalabilecektir. Dolayısıyla Tacikistan ile ilgili gelişmeye, Pekin kadar, belki Pekin’den daha fazla, Moskova ilgi gösterecektir diye değerlendiriyorum.

Şurası önemli: Rusya ve Çin, bugün ABD karşısında aynı paydada gözüküyor olabilir, buradan hareketle Moskova’nın ve Pekin’in ABD karşısında birlikte hareket etmeleri (dayanışma içine girmeleri) beklenebilir. Ancak gelişmelere bakarken bunun tek çıkış noktası olarak alınması hatalı olacaktır. Çünkü insanın aklına II. Dünya Savaşına dair gizli anlaşmaları çağrıştıran bir sürecin “kalın perdeler gerisinde” yaşanıyor olma ihtimali de geliyor. “Kalın perde”nin gerisinde Rusya, Çin ve ABD arasında yaşanan bir şey var mı, ya da ne yaşanıyor, bilmiyoruz. Fakat uluslararası ilişkilerin yakın tarihi, bize bunların olabileceğini söylüyor. Uluslararası ilişkilerde “olmaz”, “olamaz” diye bir şey yoktur, her şey mümkündür, yeter ki ülke çıkarı onu gerektirsin…

6 Temmuz 2021

[i] Cumhuriyet, 06.7.2021, s. 7-https://www.bbc.com/news/world-asia-57720103, 06.7.2021.


ABD’NİN GİRİT’TE VE BATI TRAKYA’DA ARTAN ASKERİ VARLIĞI ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Yunanistan’ın, NATO üyesi olarak ülkesini zaten ABD’ye açmış iken, son dönemde bu işi daha da ileriye taşımasını, ABD’ye Girit’te ve Batı Trakya’da daha ileri konuşlanma imkânı tanımasını, burada biraz farklı ele almaya çalışacağım. Elbette ki, Yunanistan’ın bu yaptıkları, Yunan emeli ve ABD’nin güncel Türkiye yaklaşımı ile birlikte mütalaa edildiğinde, Türkiye

TÜRKİYE CİDDİ TEHDİT/TEHLİKE ALTINDA

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bu 30 Ağustos’ta aklıma gelenler…. Lütfen hatırlayınız… 1821’de Osmanlı’ya isyan eden ve bu isyan neticesinde 1832’de Osmanlı’dan koparak ayrı bir devlete sahip olan Yunanlılar, Mayıs 1919’da Anadolu’yu işgale başlıyor… Yaklaşık 100 yıl önce (1821) emperyalist Batının desteği ile Osmanlı’dan kopan isyancılar, yaklaşık 100 yıl sonra (1919) yine emperyalist Batının desteği

UKRAYNA’DAKİ ÇATIŞMANIN TRANSDİNYESTER CUMHURİYETİ’NE YANSIMA İHTİMALİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk I. Moldova’nın doğusunda, fazla derinliği olmayan kuzeyden güneye doğru ince bir şerit halinde uzanan 1990’da Moldova’dan kopup tek taraflı bağımsızlık ilan eden, Ukrayna’nın batısından Ukrayna’ya komşu, Rusya himayesindeki, bugüne kadar Rusya dışında kimsenin bağımsızlığını tanımadığı Transdinyester Cumhuriyeti’nde dikkat çekici üç ayrı terör saldırısı yaşanıyor.[i] Bu çalışma, bu saldırıları çıkış noktası

PENÇE KİLİT OPERASYONU, “ERBİL GAZI” VE KÜRTLERE “ULUS İNŞASI”…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Linkedin’de Sayın Erkan Ayan’ın “AB-D neden Kuzey Irak’ta Pençe Kilidi Operasyonuna sessiz?” sorusu ile başlayan, benim bağlantı ağıma dâhil Sayın Murat Sekmen üzerinden muttali olduğum bir paylaşım ile karşılaştım. Bu paylaşımda, Türkiye’nin PKK terör örgütüne yönelik olarak Irak’ın kuzeyinde icra ettiği Pençe Kilit Operasyonu, (Erbil’in kontrolündeki) bölgenin petrol ve doğal

TACİKİSTAN SAVUNMA BAKANI’NIN TÜRKİYE ZİYARETİ ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Geçtiğimiz günlerde (20-21 Nisan’da) Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar’ın önemli bir ziyaretçisi vardı. Tacikistan Savunma Bakanı Orgeneral Sherali Mirzo, Sayın Akar’ın “resmi davetlisi” olarak Türkiye’deydi. Sayın Akar, Sayın Mirzo’yu Milli Savunma Bakanlığı’na gelişinde askeri törenle ve görüntülerde ifadesini bulan dikkat çekici bir samimiyet ile karşılamış. Milli Savunma Bakanlığı tarafından

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.