Posts tagged as: PKK terör örgütü



BEKA SORUNU, “ULUS İNŞASI” VE GÜVENLİ BÖLGE UYGULAMASI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

I. Türkiye’nin bir beka sorunu ile karşı karşıya bulunduğu doğrudur. Bu sorun, ayrılıkçı Kürtler ile ilgilidir. Ve sorunun arkasında, “şimdilik” Irak Kürtlerinin geldiği nokta ve Suriye Kürtleri ile ilgili mevcut gelişmeler vardır.

Türkiye’nin beka sorunu ya da milli ve coğrafi bütünlüğüne yönelik yakın ve ciddi tehdit niçin ayrılıkçı Kürtler ile ilgilidir diye sorulabilir. Türkiye açısından, bu sorunun cevabı şu tablodadır: (i) Irak’ın kuzeyindeki “Irak Kürt Bölgesel Yönetimi”, “ileri” özerkliğin ötesine geçip bağımsızlığa çok yaklaşmıştır. (ii) Suriye’nin kuzeyindeki Kürtler, kantonal yönetimler kurmuş ve bunu ileriye taşıyıp Şam ile “konfederal” bir yapıya gitme peşindedirler. (iii) Bu suretle Irak’ın kuzeyinden başlayıp Suriye’nin kuzeyi üzerinden Doğu Akdeniz kıyılarına açılan bir “Kürt Koridoru” gündeme gelmiştir. (iv) Bu koridor üzerinde müstakil bir Kürt devletinin ortaya çıkması artık sıkça konuşulur hale gelmiştir.

İşte Irak’taki, Suriye’deki ve bölgedeki mevcut bu tablo, doğrudan Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğü ile ilgili potansiyel tehdidi beslemekte ve güçlendirmektedir. Çünkü (i) Türkiye, bölgede en çok Kürt nüfusa sahip olan ülkedir. (ii) “Kuzey Kürdistan” söylemi, Türkiye’nin güneydoğusu için kullanılan bir söylemdir. (iii) Türkiye, bölge Kürtlerinin konfederal yapılanması olan KCK’ye dâhildir ve KCK, “Büyük Kürdistan” emeline işaret eder. (iv) En önemlisi, Türkiye’nin 40 yıla yakındır mücadele ettiği PKK terör örgütünün, Kürt ayrılıkçı hareketinin silahlı kanadını teşkil etmesidir. Yani Türkiye, gerçekte, 40 yıldır ayrılıkçı Kürt hareketi ile mücadele etmektedir.

Irak’ta, Suriye’de ve bölgede Kürtler ile bu gelişmeler olurken, Türkiye’deki ayrılıkçı Kürtlerin, dolayısıyla Türkiye’nin bundan etkilenmemesi ya da bu gelişmelerin er ya da geç Türkiye’ye yansımayacağı düşünülebilir mi?

Irak Kürtlerinden sonra Suriye Kürtlerinin de ileri özerk bir yapıya kavuşması, hele Kürt Koridoru üzerinden müstakil bir Kürt devletinin ortaya çıkması, kaçınılmaz olarak Türkiye’ye de yansıyacak ve Türkiye’deki Kürtler de benzeri talepler ile Ankara’nın karşısına çıkacaklardır.

Bu belirtilenler nedeniyle, Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğünün artık daha yakın ve daha ciddi bir tehdit altında olduğu ve bu tehdidin (resmi olarak dillendirilen beka sorununun) ayrılıkçı Kürtler ile ilgili olduğu çok açıktır.

Beka sorununun (yakın ve ciddi tehdidin) ayrılıkçı Kürtler ile ilgili olduğu doğru ancak, bu, eksik bir tespittir. Ayrılıkçı Kürtlerin Irak’ta ve Suriye’de bugünkü noktaya nasıl geldiklerine de bakmak gerekir. Bakıldığında, çok açık ve net olarak ABD görülür. Bu takdirde, buradan da, Türkiye’nin mevcut beka sorununun sadece ayrılıkçı Kürtler ile ilgili olmadığı, bunlardan çok, ABD ile ilgili oluğu sonucu çıkmaktadır.

ABD, Türkiye’nin 40 yıldır ayrılıkçı Kürt hareketi ile mücadele ettiğini bilmiyor olabilir mi? ABD, bölgede Kürtleri ayağa kaldırıp harekete geçirmesinin, onlara güç ve destek vermesinin, onları himaye etmesinin, Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğüne yönelik tehdidin büyümesine neden olduğunu görmüyor olabilir mi?

Türkiye’nin mevcut beka sorununun, ayrılıkçı Kürtler ile ilgili olduğu kadar, ABD ile de ilgili olduğu artık çok açıktır. Devamı…



İDDİA: TÜRKİYE ORTADOĞU’DA SUUDİ ARABİSTAN’IN YERİNİ ALMAYA SOYUNMUŞ…

Prof. Dr. Osman metin Öztürk

ABD Başkanı Donald Trump: “Suudi Arabistan olmasaydı İsrail’in başı dertte olurdu” demiş[i]

Haberi görünce, twitter’da ve linkedin’de, habere yer vermiş ancak “yorum yapmayacağım” notunu düşmüştüm… Nedeni, haberin bendeki ilk çağrışımının, “bildiğim”(!) Suudi Arabistan algısı olması idi…

Fakat sonra…

Bir süredir, olaylardan-gelişmelerden hareketle, artık enerji satıcısı olan ABD’nin, Suudi Arabistan’ın enerji pazarına göz diktiği, bu nedenle Suudi Arabistan’ı hedef aldığı, bu yolda Arap Baharını kullanabileceği ve Türkiye’nin de bu konuda ABD ile birlikte hareket edebileceği değerlendirmesini yapıyordum. Bu değerlendirmeyi konu edinen birkaç yazı-yorum da yazmıştım…

Bunları hatırlayınca, aşağıdaki anlam yüklemelerini (değerlendirmeyi) yapma gereği ortaya çıktı. Devamı…



ABD PKK TERÖR ÖRGÜTÜ YÖNETİCİLERİ İÇİN ÖDÜL KOYMUŞ!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

ABD, PKK terör örgütünün üst düzey yöneticilerinden Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan’ın kimlik ya da yer tespitini mümkün kılacak bilgiler için para ödülü verileceğini açıklamış… Bu adım üzerinden, NATO’da müttefiki olan Türkiye ile ABD arasında mevcut olan terörle mücadeleye dair işbirliğine verilen değere dikkate çekmiş…

Öncelikle, ABD’nin bu adımının bana inandırıcı gelmediğini belirtmeliyim. Niçin böyle gördüğümü İzah edeyim. Devamı…



MENBİÇ’TEKi ORTAK DEVRİYE GÖREVİNİ NASIL GÖRÜYORUM YA DA ANLIYORUM?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Geçtiğimiz Haziran (2018) ayında Menbiç’te başlaması gereken Türk askerinin Amerikan askeri ile ortak devriye görevi daha yeni başlıyor. Ortak devriye görevinin gerektirdiği “ortak eğitim” daha yeni gerçekleşti. Türk topçuları Fırat’ın doğusunu bombaladı, Menbiç’te ortak devriye görevi ancak bundan sonra fiilen başladı!…

Önce “devriye” nedir, ona bakalım. Devriye, kelime anlamı olarak; bir yerde, güvenliği sağlamak amacıyla dolaşan güvenlik güçlerini ve/veya bunların “dolaşma” eylemini ifade eder. Yani “devriye”, güvenlik sorununa bağlı, bundan kaynaklanan bir olgudur. Dolayısıyla, güvenlik sorununu ortadan kaldırmak için icra edilir.

Buradan Menbiç’teki “ortak devriye” görevine geçelim. Türkiye, PKK terör örgütünün Suriye kolu olan YPG terör örgütünün Menbiç’teki (ve Fırat’ın doğusundaki) varlığını ve faaliyetlerini, kendisi için ciddi bir güvenlik sorunu olarak algılıyor. Ve “beka” derecesinde önemli gördüğü bu güvenlik sorununu ortadan kaldıracağını, Menbiç’i (ve Fırat’ın doğusunu) YPG terör örgütünden temizleyeceğini, bunda kararlı olduğunu açıkça ve defaatle söylüyor. Peki, Türkiye’nin bu durumu ortada iken, Menbiç’te “ortak devriye” ne anlama geliyor? Devamı…



SURİYE KRİZİNDE KRİTİK EŞİK: FIRAT’IN DOĞUSU…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Bildiğim kadarıyla, ABD’nin Suriye’deki varlığı terörle mücadeleye ilişkindir ve IŞİD ile sınırlıdır. ABD liderliğindeki Koalisyon Güçleri, BM Güvenlik Konseyi’nin IŞİD ile mücadeleye dair kararı uyarınca Suriye’de bulunmaktadır.

Bugün itibarıyla, Suriye’nin IŞİD’dan temizlenmesinde sona gelinmiştir. Fırat’ın doğusunda IŞİD kalmamıştır. IŞİD, Türkiye’nin da çabaları ile, Fırat’ın doğusundan temizlenmiştir.

Peki, Fırat’ın doğusunda, terör örgütü olarak, şimdi ne vardır? Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğünü tehdit eden YPG terör örgütü, bölücü/ayrılıkçı Suriyeli Kürtler vardır.

Bu durumda sorulması gereken soru şu değil midir? Eğer Fırat’ın doğusu IŞİD’dan temizlenmişse, ABD’nin orada ne işi vardır? ABD’nin Fırat’ın doğusunda kalışı, uluslararası hukuka aykırıdır, BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye’ye ilişkin kararı ile çelişmektedir. Fakat ABD Fırat’ın doğusunda kalmakla kalmıyor, daha fazlasını yapıyor!… Devamı…



“İRAN OYUNLARI” HIZ KESMİYOR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Mossad’ın 2018 yılı başında ele geçirdiği ileri sürülen İran’a ait nükleer belgelere ilişkin yeni bazı detayların ortaya çıktığı ve bunların, İran’ın nükleer silah üretmek için gereken her şeyi bir araya getirmek için çalıştığını gösterdiği ileri sürülmüştür.[i] Haber İsrail mahreçli ve haberde, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, medyaya sızdırılan yeni detayların, ABD Başkanı Trump’a, ABD’nin İran ile yapılmış nükleer anlaşmadan çekilmesi konusunda daha fazla neden sağladığını söylediği de belirtiliyor. Devamı…

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.