SUDAN’IN DEVRİK-HAPİSTEKİ DEVLET BAŞKANI ÖMER EL BEŞİR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

Bugünkü (10 Eylül 2019) Türkgün Gazetesi’nin 11. sayfasında Sudan’ın devrik ve hapisteki Devlet Başkanı Ömer el Beşir hakkında bir haber var. “Nereden nereye” dedirten bir haber… Haber, ben de o kadar çok şeyi çağrıştırıyor ki… Bu yazı, bu çağrışımları konu edinen bir yazıdır.

Haber, Sudan’ın devrik lideri Ömer el Beşir’in en yakınındaki isim olan Başkanlık Ofisi yöneticisi general Yassir Beşir’in, Ömer el Beşir’in kimlere ne kadar para yardımı yaptığını mahkemede açıklamasını, yani Ömer el Beşir aleyhine tanıklık yapmasını içeriyor.

Bu haberi okuyunca ilk aklıma gelen, hepimizin bir çok vesileyle duyduğumuz ya da yaşayarak öğrendiğimiz “düşmeye gör!…” ifadesi… Hele bir de yanlış işler ile anılarak düşmüşsen, vay düşenin haline!…

İnsan merak ediyor: acaba Ömer el Beşir, Devlet Başkanı iken hiç bugünlere düşebileceğini düşünmüş müdür? Sanmıyorum. Düşünseydi, ne kendisi, ne de Sudan bugün bu durumda olurdu.

Ömer el Beşir, mazlumların umudu olarak, o mazlumların desteği ile iktidara geldi ama, o mazlumların ahını alarak, mazlum kitlesini daha da büyüttü… Bir anlamda kendi eliyle kendi sonunu hazırlamış oldu… Mazlumların ahı, “az da olsa” yerde kalmamış oldu… Niye “az da olsa”? Bunun cevabı aşağıda…

Acaba, bugün kimse, Sudan’ın Ömer el Beşir döneminde parçalandığını; bugün BM’in en genç üyesi kabul edilen, zengin petrol yataklarına sahip Güney Sudan’ın Ömer el Beşir döneminde Sudan’dan koptuğunu biliyor mudur? Sudan halkının; önce Mısır’daki Mehmet Ali Paşa Yönetimine, sonra İngiliz hâkimiyetine karşı, 1956’da bağımsızlığın kazanılmasından sonra da ülkenin milli ve coğrafi bütünlüğünü korumak için verdiği mücadeleyi, bu uğurda canlarını-kanlarını verdiğini, nice Sudanlının bu uğurda hayatlarını hiçe saydığını hatırlıyor mudur? Uğrunda bu kadar fedakarlık yapılmış Sudan bugün bölünmüş/parçalanmış ise, bundan büyük “mazlum ahı” olur mu?

Bu Dünya, bir “etme bulma Dünyası”… Kim zerre kadar kötülük yapmışsa, kim zerre kadar iyilik yapmışsa, hepsinin bir karşılığı vardır, olacaktır. Bu, İslam da dâhil, bütün semavi dinlerin ortak inanç ilkelerindendir.

Ancak bu Dünya bir “etme bulma Dünyası” da, sadece Ömer el Beşir ettiğini bulmuyor, Ömer el Beşir’in yaptığını bütün Sudan halkı çekiyor. Acı olan, kabullenilmesi zor olan da bu…

Haziran 1989’da kansız bir askeri darbeyle iktidara gelen, aralıksız 30 yıl ülkeyi istediği gibi yöneten Ömer el Beşir geçtiğimiz Nisan (2019) ayında, yine askerler tarafından önce istifaya zorlanmış, istifa etmiş, evine çekilmiş, sonra da tutuklanarak hapse atılmıştı. Halen yargılanıyor ve en yakınında kendilerine yer açmış olduğu birlikte çalışma arkadaşları tarafından yalnız bırakılmış…

Ömer el Beşir’e bakarken, kendisinin Müslüman Kardeşler Örgütü ile birlikte anıldığını; Sudan’ın güneyindeki isyanı bastırmak için Janjavid isimli paramiliter bir örgüt kurduğunu, desteklediğini ve bu örgütü kullandığını; bu isyanda yüzbinlerce sivilin hayatını kaybettiğini; 1993’ten itibaren ABD’nin Sudan’ı terör örgütlerine destek veren ülkeler listesine aldığını; Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin de 2008’de hakkında “soykırım”, “insanlığa karşı suç” ve “savaş suçu” suçlarını işlediği iddiasıyla dava açtığını ve 2009’da da hakkında tutuklama kararı verdiğini görmek gerekir.

Yine Ömer el Beşir’e bakarken, hem kendisinin Türkiye, hem de Recep Tayyip Erdoğan’ın Sudan ziyaretlerini de görmek gerekir. Bu bağlamda özellikle, Sudan’ın, 2017 yılının sonuna doğru, Türkiye’nin isteği üzerine, Sudan’ın Kızıldeniz kıyısındaki, Eritre sınırına yakın, Cidde’nin (ve arkasında Mekke’nin) tam karşısına denk gelen, Babül Mendep Boğazı’na girişi-çıkışı yukarıdan ve uzaktan kontrol eden Sevakin Adası’nı Türkiye’ye verdiği akla gelmektedir. Sudan’ın ve Sevakin Adası’nın jeopolitiği, özellikle Mısır ve Suudi Arabistan açısından önemlidir. Nitekim Sevakin Adası’nın Türkiye’ye verilmesine o zaman Mısır’dan açık tepki gelmiştir. Ve Ömer el Beşir’i iktidardan uzaklaştıran ve askerlerden oluşan Geçiş Konseyi’nden gelen açıklamadan da çıkarılıyor ki; Sevakin Adası’nın Türkiye’ye devri, adadaki Osmanlı eserlerinin restorasyonu ve korunması ile ilgili değil, Türkiye’nin burada askeri varlık bulundurması ile ilgili… Yani Türkiye adayı bu amaçla Sudan’dan istemiş oluyor…

Sudan’ın devrik ve hapisteki Devlet Başkanı Ömer el Beşir ile ilgili söz konusu haber, ben de bütün bunları çağrıştırıyor.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 10 Eylül 2019.


ABD’NİN MÜSLÜMAN UYGUR TÜRKLERİNE İLGİSİNİN ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD Senatosu’nda, Sincan Uygur Özerk Bölgesi (Doğu Türkistan)’nde Müslüman Uygur Türklerine yönelik, “Uygur Human Rights Policy Act (Uygur İnsan Hakları Politikası Yasası)” tasarısı kabul edilmiş.[i] Senato’dan geçen metne göre; Pekin’in Müslüman Uygur Türklerine yönelik insan hakları ihlallerine karşı, Washington Çin Hükümeti yetkililerine yaptırımlar uygulayabilecek. Bölgedeki işkence, yargısız gözaltı,

YENİ SİSTEMDE HUKUKSAL AÇIDAN ASKERİ HAREKÂTIN SEVK VE İDARESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı İdlib’de 33 Türk askerinin şehit düştüğü günlerde televizyon ekranlarındaki bazı görüntüler nedeniyle, “yeni sistemde” Milli Savunma Bakanı’nın Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları ile olan ilişkilerine değinme ihtiyacı duymuş ancak, acının dorukta olduğu bir sırada yanlış anlaşılabilirim endişesiyle o günlerde bunu yapmamıştım. Televizyon ekranlarındaki o görüntüler, bana göre, bir

ULUSLARARASI HUKUK IŞIĞINDA TÜRKİYE’NİN SURİYE’DEKİ (İDLİB’DEKİ) ASKERİ VARLIĞI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Türkiye İdlib’de 34 askerini şehit vermesinin acısını yaşarken, iç ve dış kamuoyunda bir sorgulama var ki, yetkililerden Türkiye’nin Suriye’deki (İdlib’deki) varlığına dair açıklamaları duyuyoruz.  Türkiye’nin, “Suriye halkı davet ettiği için Suriye’de olduğu” ifade ediliyor, zaman zaman da Adana Protokolü’ne işaret ediliyor. İdlib üzerinden Suriye krizinde bugün gelinen noktada,

İDLİB: ULUSLARARASI HUKUK VE KORONA VİRÜSÜ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Sayın Erdoğan’ın İdlib konusunda muhataplarına verdiği süre dolmak üzere… Son üç güne girildi… Evet, Türkiye’nin İdlib’deki varlığı “önleyici savunma” kapsamında görülebilir, Türkiye Suriye’de terörizmle mücadele edebilir ama, bir de bu işin “aması” var…

PAKİSTAN’DAN İDLİB’E BİR DİZİ ÇAĞRIŞIM…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD’li “The National İnterest”den, Çin’in Pakistan’ı aşağıladığına (sömürge muamelesi yaptığına) değinen ve Pakistan Başbakanı İmran Han’ı Pakistan halkı ile karşı karşıya getirme amacının güdüldüğü algısına yol açan (içeridiğinden böyle bir algı potansiyeli çıkarılabilen) ilginç bir makale[i]… ABD’nin, yeniden Pakistan ile yakınlaşma çabası içinde olduğu çağrışımına da yol açıyor…

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.