Şİİ MİLİSLER İRAN’A NİYE DÖNÜYOR OLABİLİR?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

World Politics Review (WPR)’de yer alan kısa bir analizde[i], İran destekli Şii milislerin Suriye’den geri dönüşlerinin ABD’nin stratejisini nasıl etkilediği ele alınmıştır. Analizde ağırlıklı olarak, Suriye’den dönen Afgan Hazara’lardan oluşan Şii milisler üzerinde durulmuştur. Ancak İran’a geri dönüşlerin, sadece bunlarla sınırlı olmadığı; Irak’tan, Suriye’den ve Lübnan’dan da Şii milis dönüşleri olduğu belirtilmiştir.

Analizde Afgan Hazara’ların Suriye’den çekilmesi; İran’ın, bunlara vatandaşlık verme sözü vermesi ve ABD ile yeni bir proxy savaş hazırlanması ile ilişkilendiriliyor. Bir de, son haftalarda İran’da arka arkaya yaşanan sel felaketleri gerekçe gösteriliyor.

Hiç şüphesiz, Şii milislerin İran’a geri dönüşleri, ABD yaptırımları nedeniyle Şii milsilerin finansmanın İran için zora girmiş olması ile de ilişkilendirilebilecektir.

Analizde Afgan Hazara’larının öne çıkması ve İran’ın ABD ile yeni bir proxy savaşa girme hazırlığı içinde olmasına değinilmesi, doğal olarak, Afganistan’ı çağrıştırmaktadır. Mevcut koşullarda, ABD, İran’ın bu oyununa gelir mi? Yani ABD, Afganistan’da İran ile proxy savaşı göze alır mı, almaz mı? Bu önemli. Buna bakmak gerekir.

Elbette ki, proxy bir savaş için coğrafya sınırlaması tayin etmek güçtür. Ancak Şii milislerin Irak’tan, Suriye’den ve Lübnan’dan çekilmesi ve özellikle Afgan Hazara olan Şii milislere işaret edilmesi, doğal olarak Afganistan’ı akla getirmektedir. İran açısından bakılığında, ABD ile proxy savaş için, Afganistan coğrafyası çekici görünmektedir. (i) Afgan Hazara’lar, (ii) Afganistan’da önce Sovyetlere şimdi de ABD’ye karşı ortaya çıkmış İslami direnişte Sünnilerle Şiilerin birlikte hareket etmiş ve ediyor olmaları, (iii) Pakistan-ABD ilişkilerinin bozulmuş olması, (iv) İran’ın Afganistan’da ABD’yi karşısına almasının Çin’e çekici gelebileceğinin düşünülmesi, (v) Afganistan’da tavan yapmış ABD karşıtlığı, (vi) ABD’nin Afganistan’da her açıdan yorulmuş ve yıpranmış olması, (vii) Dünya kamuoyunun artık ABD’nin Afganistan’daki varlığını sorgulaması gibi hususlar, Afganistan’da geçecek muhtemel bir proxy savaşta ABD karşısında İran’a avantaj sağlayabilecek hususlardır.

Bunlardan, Afganistan’da şimdi de ABD-İran proxy savaşı cereyan edebilir sonucu çıkarılabilir mi? ABD; İran ile Afganistan’da girişebileceği muhtemel bir proxy savaşta, (i) İsrail’in desteğinden büyük ölçüde yoksun kalabileceğini, (ii) gücünü Afganistan’a yoğunlaştırmış İran’ı, (iii) İran’ın Afganistan’daki avantajlarını ve (iv) İran ile Afganistan’da girişeceği proxy savaşın kendisinin Çin karşısındaki pozisyonuna zarar verebileceğini görmüyor olabilir mi?

İster istemez, ABD’nin Afganistan’da barış için Katar’da Taliban ile yaptığı görüşmeler de akla geliyor. ABD, hem Taliban ile “barış” görüşmeleri yapıyor, hem de Afganistan’daki askeri varlığını “ufaktan ufaktan” yani göze batmayacak şekilde takviye ediyor. Bunlar, Afganistan’da bir ABD-İran proxy savaşı ile ne kadar ilişkilendirilebilir? Yoksa farklı bir durum mu var?

Bu noktada, Şii milislerin Irak’tan, Suriye’den ve Lübnan’dan İran’a geri dönüşlerinin, geçtiğimiz haftalarda İran’da yaşanan ve bilançosu ağır olan sel felaketleri ilişkilendirilmesinin fazla inandırıcı gelmediğini de ifade etmek gerekir.

Hatırlanacağı üzere, ABD, IŞİD ile mücadelenin bittiğini açıklarken, Suriye’deki İran varlığı nedeniyle Amerikan askerinin bölgede kalmaya devam edeceğini açıklamıştı. Keza İsrail de, Suriye’deki İran varlığından rahatsız olduğunu her fırsatta dile getiriyordu ve Netanyahu’nun Moskova ziyaretlerinin asıl nedenlerinden birinin bu olduğu da biliniyordu. Onun içindir ki; Irak’taki, Suriye’deki ve Lübnan’daki Şii milislerin İran’a geri dönüşlerinin İran ile ABD (ve İsrail) arasında yapılmış örtülü bir pazarlığın/anlaşmanın sonucu olabileceği akla gelmektedir. Bu, mümkün mü?

Mümkün ise, bu da iki farklı soruya yol açmaktadır. Birinci soru; İran değil ise, ABD’nin bölgedeki asıl hedefi nedir,  hangi ülkedir? İkinci soru da, acaba ABD ile İran’ın anlaşması, Afganistan’daki muhtemel proxy savaş üzerinden, gerçekte Çin’i dikkate alan bir anlaşma mıdır? Bu olabilir mi?

ABD’nin İran ile anlaşması, Kürtler ve Suudi Arabistan ile ilişkilendirilebilir. Kürtlerin bölgede müstakil bir devlete kavuşmalarına İran’ın destek vermesi ve ABD’nin Suudi enerji kaynaklarının ve enerji pazarının kontrolünü ele geçirmesi. Bunlar, sadece ABD’nin değil, İsrail’in de işine gelecek hususlardır. Çünkü İsrail de artık enerji zenginidir ve enerji zenginliğine pazar peşindedir.

Afganistan, Wakhan koridoru üzerinden Çin’e komşudur. Hem de Çin’in sorunlu bölgesi, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne komşudur. ABD-Çin rekabeti nedeniyle,  ABD ile İran’ın Afganistan’da proxy bir savaşa girmesi, “gerçekte” ABD’nin İran ile mücadele üzerinden Afganistan’da daha çok kuvvet yığmasına, Afganistan’daki varlığına yönelik eleştirileri savuşturmasına, üstelik NATO’nun Afganistan’daki varlığını takviye etmesine hizmet edecektir ki; bunların hepsinin Çin karşısında ABD için ne anlama geleceğini bir düşünmek gerekir.

Sorgulayıcı bir bakış açısı ve eş zamanlı gelişmeler ile birlikte bakıldığında, ABD’nin, 1979 İran İslam Devrimi’nden bu yana, bu Devrim de dâhil, İran’a yol vermiş olduğu görülebildiği için, bu dışlanabilecek bir ihtimal olarak görülmemektedir.

Daha dün ABD’nin Ortadoğu’ya 120 bin askeri göndereceği konuşuluyordu. Başkan Trump, önceki gün bölgeye sadece 1.500 askerin gönderilmesini öngören bir kararı imzalıyor. Bunu da, yukarıda belirtilen ihtimaller ile birlikte düşünmek yararlı olabilir.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 25 Mayıs 2019.

[i] https://www.worldpoliticsreview.com/articles/27883/how-the-return-of-iranian-backed-militias-from-syria-complicates-u-s-strategy, 24.5.2019.


SUUDİ ARABİSTAN’DAKİ RAFİNERİ SALDIRISI: ARKASINDA İRAN MI, ABD Mİ?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Suudi Arabistan’da Aramco’ya ait iki rafinerinin saldırıya uğraması ve bu suretle ortaya çıkan petrol arzındaki daralma sonrasında, İran’ın adı öne çıkmaya, İran’ı bu saldırı ile ilişkilendirmeye yönelik çabalar devam ediyor. Önce saldırının Yemen’deki İran destekli Husilerin silahlı insansız hava araçları ile yapıldığı öne çıkmıştı. Ancak Husilerin elinde, menzil

SUDAN’IN DEVRİK-HAPİSTEKİ DEVLET BAŞKANI ÖMER EL BEŞİR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Bugünkü (10 Eylül 2019) Türkgün Gazetesi’nin 11. sayfasında Sudan’ın devrik ve hapisteki Devlet Başkanı Ömer el Beşir hakkında bir haber var. “Nereden nereye” dedirten bir haber… Haber, ben de o kadar çok şeyi çağrıştırıyor ki… Bu yazı, bu çağrışımları konu edinen bir yazıdır. Haber, Sudan’ın devrik lideri Ömer

İSRAİL’İN IRAK’TA İRAN HEDEFLERİNİ VURMASI ÜZERİNE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı İsrail’in, 1981’de Irak’ın Osirak nükleer santralini hedef alan saldırılarından sonra, şimdi de Irak’taki İran hedeflerini vurduğu medyaya yansıyor. İsrail, bu yöndeki haberleri yalanlamıyor, dolaylı olarak teyit ediyor. Bu duruma bağlı olarak da, İsrail-İran çatışmasında yeni cephenin Irak mı olduğu (olacağı) soruluyor.[i] Haberde geçtiği üzere, İsrail’in Irak’a hava saldırısında

ABD HİNT-PASİFİK BÖLGESİNDEKİ ASKERİ VARLIĞINI ARTIRIYOR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD’nin, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması (INF)’ndan çekildikten sonra, Hint-Pasifik bölgesine yeniden/yeni füzeler konuşlandıracağı, bölgedeki askeri üs varlığını güçlendireceği ifade ediliyor[i]. Bu, münhasıran ABD Savunma Bakanı Mark Esper’in açıklamalarına dayandırılıyor. Bunlara bakılarak da, Başkan Trump’ın Asya stratejisinde hedefin ne olduğu sorgulanıyor.

ERDOĞAN (AKP) YÖNETİMİNİN ABD VE HDP YAKLAŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Erdoğan (AKP) Yönetiminin ABD yaklaşımı ile HDP yaklaşımı o kadar çok biri birini çağrıştırıyor ki… ABD’ye de, HDP’ye de çok ağır eleştiriler tevcih ediliyor… En yetkili ağızlar, ABD’nin Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğünü tehdit eden PKK terör örgütünün Suriye kolu YPG terör örgütüne açıkça ve ciddi şekilde silah/teçhizat

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.