SAYIN BAHÇELİ HDP KONUSUNDA “YÖNTEM” HATASI YAPIYOR OLABİLİR Mİ?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, HDP konusunda dikkat çekici bir çıkış daha yaptı, bir defa daha bu partinin kapatılması için harekete geçilmesini istedi. Bu seferki çıkışı öncekilere göre daha ileri ve kararlılığı yansıtıyor. Çünkü diyor ki, eğer harekete geçilmez ise, MHP, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde harekete geçecek…

Hiç şüphesiz, parti kapatmak, demokratik siyaset bağlamında, en son önlem olmak durumundadır. Fakat eğer AKP/Sayın Erdoğan iktidarının HDP’li siyasetçiler konusunda münhasıran 2014’den başlayarak bugüne doğru atmış olduğu adımlar ve aynı dönemde yargı yerlerince HDP’li siyasetçiler hakkında verilmiş mahkûmiyet kararları ile açılmış-başlatılmış devam eden davalar-soruşturmalar dikkate alınırsa, sıra en son önlem olan parti kapatmaya gelmiş demektir. AKP/Sayın Erdoğan iktidarı, HDP hakkında 5-6 yıl öncesine götürülebilen bir süreci başlatmıştır. Bu süreçte bugüne kadar yaşananlar, süreci, bugün parti kapatma aşamasına getirmiştir.

AKP/Sayın Erdoğan iktidarının HDP’ye ilişkin bu yaklaşımının temelinde oy hesapları olduğu ve HDP ile ilgili yargı kararlarının ve yargı yerlerince açılmış devam eden dava ve soruşturmaların yürütmenin kontrolüne girmiş yargı iddialarının konuşulduğu bir ortamda yaşanması ayrı bir konudur. Burada, konuya bu açıdan yaklaşılmamıştır.

Ortada idarenin ve yargının “olan/olmuş” tasarrufları vardır ve bunlar artık parti kapatma aşamasına gelindiğini söylemektedir. Bu saatten sonra HDP konusunda kapatma adımını atmaması, bana göre, AKP/Sayın Erdoğan iktidarının inandırıcılığını ayrıca aşındıracak, samimiyetini ayrıca sorgulatacaktır. Böyle görüyorum.

Bir başka açıdan; eğer Türkiye bir hukuk devleti ise, eğer kanunların uygulanmasını sağlamak AKP/Sayın Erdoğan iktidarının görevlerinden ise, eğer HDP ile ilgili sürecin bugüne kadar olan öncesi (yaşananlar) normal olarak bugün partinin kapatılması gereğini ortaya çıkarmış ise, HDP ile ilgili kapatma işlemini başlatması, ülkeyi yönetme sorumluluğunu üzerine almış AKP/Sayın Erdoğan iktidarına düşen bir görev olmaktadır.

Bu noktada, geçtiğimiz ay (Aralık 2020) kurulduğu medyaya yansıyan Kürt Demokrat Partisi (KDP) ile bu partinin AKP/Sayın Erdoğan iktidarının güdümünde olduğu iddiaları da hatırlanmalıdır. Niye hatırlanmalıdır? Çünkü bu, AKP/Sayın Erdoğan iktidarının HDP’ye bakışına-yaklaşımına işaret eden bir başka husustur. KDP’nin kurulmasına ve HDP ile ilgili gelişmelere bakınca çıkarılıyor ki, AKP/Sayın Erdoğan iktidarı, HDP’yi “çökertmeye” soyunmuş, bunun için her taraftan “kuşatmaya” yönelmiş ve bugün bu kuşatmada son kerteye (yani kapatmaya) gelinmiştir.

Böyle bakınca, işin özü bakımından, Sayın Bahçeli’nin HDP’nin kapatılmasını istemesi yerinde ve haklı bir istek olarak gözükmekle beraber, HDP’nin kapatılmasına dair işlemi gerekirse MHP başlatacak demesi siyaseten ciddi bir “yöntem hatası” olacaktır. Böyle düşünüyorum. MHP, HDP’nin kapatılmasını istemekte haklıdır ama, kapatma işleminde düğmeye basan olmakla siyaseten çok ciddi bir hata yapmış olacaktır. HDP ile ilgili süreci bugün kapatma noktasına taşıyan AKP/Sayın Erdoğan iktidarıdır, dolayısıyla kapatma işleminde düğmeye basanın ve bu işin “günahı ile sevabı ile” bütün sorumluluğunu üzerine alanın da iktidar olması gerekir. AKP/Sayın Erdoğan iktidarının, 6-7 yıldır HDP/HDP’li siyasetçiler konusunda doğrudan-dolaylı adımlar atarken bu işin kapatma noktasına geleceğini görmemiş olabileceği düşünülebilir mi?

Lütfen şu hususa dikkat buyurunuz: AKP/Sayın Erdoğan iktidarının HDP/HDP’li siyasetçiler konusunda doğrudan-dolaylı olarak bugüne kadar atmış olduğu adımlar, sıradan yönetsel ve hukuksal tasarruflardır. İktidarın, olan hukuku uyguladığı tasarruflar olarak görülüyordu. Ancak HDP’nin kapatılması, bunun çok ilerisinde bir adımdır. Yönetsel ve hukuksal tasarruf boyutu şüphesiz olmakla beraber, “parti kapatmanın” bunun ötesine geçen, içeride ve dışarıda ciddi tepkiye yol açacak, ciddi siyasal sonuçları olacak, bir adımdır. MHP, HDP’nin kapatılması işlemini başlatmak suretiyle, içeride ve dışarıda MHP bakımından ciddi olumsuz siyasal sonuçları olabilecek böyle bir adımı niye atsın?

MHP, “tek başına” iktidar hedefi olan bir partidir. Bugün Sayın Bahçeli bu hedeften uzaklaşmış, bu hedefi görmüyor olabilir. Ancak Sayın Bahçeli hep MHP Genel Başkanı olarak kalacak diye bir şey yoktur, olamaz. Yarın MHP’nin başına yeni bir isim geçer, o isim de yeni bir kadro ile, münhasıran “tek başına iktidar” hedefine odaklanabilir. Eğer Sayın Bahçeli, MHP olarak, bugün HDP’nin kapatılması işlemini başlatır ise, bu, MHP’nin gelecek yönetimi ve “tek başına iktidar” hedef için, ciddi bir siyasal yük ve siyasal engel olarak kendisini belli edecektir. Sovyetler çökeli 30 yıl olmasına rağmen MHP’ye hala Soğuk Savaş yıllarının ürünü düşünce kalıpları ile bakılmaya devam edildiği hatırlanır ise, HDP’nin kapatılması işlemini başlatan olması, bu düşünce kalıplarını hem besleyecek, hem de öne çıkaracaktır. Ne demek istiyorum? Şunu: Sayın Bahçeli’nin “kapatma” işlemini başlatması, MHP için ağır olumsuz siyasal sonuçları olacak, ciddi bir “yöntem hatası” olacaktır.

HDP konusunda işi bu noktaya getiren AKP/Sayın Erdoğan iktidarıdır, “kapatma” işlemini başlatmak da AKP/Sayın Erdoğan iktidarına düşer.

AKP/Sayın Erdoğan iktidarının Cumhur İttifakını genişletme çabası medya üzerinden takip edilmektedir. Lütfen hatırlayınız: Kürt Demokrat Partisi (KDP) ve KDP’yi iktidar ile ilişkilendiren haber ve yorumlar. Sayın Erdoğan’ın Sayın Oğuzhan Asiltürk’ü evinde ziyaret etmesi. İP’de yaşananların AKP ile ilişkilendirilebilmesi. İktidarın bu çabaları, Cumhur İttifakında MHP ile yolları ayırma niyetinin bir işareti olarak da görülebilmektedir. Bu görme, objektif-gerçekçi bakıldığında, anlaşılır da gelmektedir. Çünkü Sayın Bahçeli’nin iktidara verdiği açık ve net destek ile Cumhur İttifakındaki varlığı, AKP/Sayın Erdoğan iktidarına, MHP tabanı ile Milliyetçi-Ülkücü Hareket’e yeteri kadar nüfuz etme imkânı sağlamıştır. İktidar, gelinen noktada, hem bu nüfuzun ilerisine geçilemeyeceğinin, hem de Sayın Bahçeli’nin verdiği desteğin maliyet-fayda analizinde maliyet unsurunun öne çıktığının farkındadır.

MHP’nin 13. Olağan Büyük Kurultay’ının 14 Mart 2021 tarihinde yapılacağı ve Sayın Bahçeli’nin bu Kurultayda yeniden tek aday olarak Genel Başkanlığa aday olacağı biliniyor. Kamuoyuna açıklanmıştı. Bendeniz de dâhil, Sayın Bahçeli’nin AKP/Sayın Erdoğan iktidarına açık ve net destek vermesinden ve Cumhur İttifakında yer almasından rahatsız ciddi bir kesim var. MHP tabanı ile Milliyetçi-Ülkücü Hareket’te gördüğüm bu rahatsızlığın bu Kurultayda bir tepkiye dönüşme ihtimalini zayıf görmüyorum. Bunu niçin söylüyorum, yıllardır TBMM çatısı altında HDP ile birlikte yer almış Sayın Bahçeli bugüne kadar durmuş niye şimdi “kapatma” konusunu bu şiddette ve tam da Kurultay arifesinde gündeme getiriyor sorusu aklıma geliyor da ondan söylüyorum. Eğer HDP’nin kapatılması konusuna, Kurultay’da muhalifleri susturma ve Sayın Bahçeli’nin yeniden Genel Başkan seçilmesini sağlama açılarından yaklaşılıyorsa, bu yanlıştır. Yanlışın da ilerisinde, bunlar için, partinin geleceğinin karartılması ve gelecek yönetimlerinin bugünden elinin-kolunun bağlanması kabul edilemez.

Denilebilir ki; AKP/Sayın Erdoğan iktidarının HDP’yi kapatma işlemini başlatması, iktidara MHP tabanı ile Ülkücü-Milliyetçi Hareket’e nüfuz etme imkânı sağlayabilir, Sayın Bahçeli bunun önüne geçmek için HDP’nin kapatılması işlemini başlatmak istiyor. Ancak hem bu nüfuzun çok sınırlı kalacağını düşünüyorum, hem de MHP’deki erime ile Milliyetçi-Ülkücü Hareket’teki savrulmanın işaret ettiği bir iktidar nüfuzu zaten artık vardır ve olan nüfuzun ilerisine geçilmesi çok zayıf bir ihtimaldir. Çünkü MHP tabanı ile Ülkücü-Milliyetçi Hareket, büyük ölçüde değerlerine samimi olarak bağlı, dolayısıyla bu denli bir zayıflık göstermekten uzak büyük bir kitledir. Yani, böyle bir gerekçeyi HDP’nin kapatılması işlemini başlatmanın bahanesi olarak kullanmak samimi bulunmayacaktır.

Bana göre, eğer Sayın Bahçeli, “önce ülkem, sonra partim, en son ben” ilkesinde samimi ise; önce ülkenin AKP/Sayın Erdoğan iktidarından (dolayısıyla mevcut kötü durumdan) kurtulması için, sonra da MHP’nin “tek başına iktidar” hedefinin önünü tıkamamak-açık tutmak için, HDP’nin kapatılması işlemini başlatmaktan uzak durmalı, bu işi “başlattığı süreci tamamlaması” için AKP/Sayın Erdoğan iktidarına bırakmalı, ondan istemeli, hatta iktidarı bunu yapmaya zorlamalıdır. MHP için doğru olanın bu olduğunu düşünüyorum.

Sayın Bahçeli, HDP konusunda “yöntem hatası” yapmamalıdır. “Şekil” sadece hukukta değil, siyasette de önemlidir.

14 Ocak 2021


CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ: SAYIN DEVLET BAHÇELİ, MHP VE MİLLİYETÇİLİK

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk I. Türkiye, Temmuz 2018’den beri (30 ayı aşkın bir süre) “Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi (CHS)” ile yönetilmektedir. Dolayısıyla, CHS’nin uygulamasının sonuçları az çok belli olmuştur. CHS ile ülkenin gelmiş olduğu nokta, hemen her anlamda herkesin gözünün önündedir. Mevcut ortamda, geçtiğimiz günlerde, Cumhurbaşkanı ve iktidar partisi AKP’nin Genel Başkanı sıfatlarını uhdesinde bulunduran

SİYASETTE MİLLİYETÇİLİK REVAÇTA İKEN MHP VE DURUM

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk MHP tabanı ve Milliyetçi-Ülkücü Hareket bağlamında anlamlı bulduğum güncel üç hususa işaret edeceğim. Birincisi, merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’in (bir dönem siyaset yapmış küçük oğlundan sonra) “AKP’de siyaset yapan” büyük oğlu Sayın Tuğrul Türkeş’in açıklamasında kullandığı “azgın milliyetçilik” ifadesi. İkincisi, Cumhuriyet’te (25.1.21, s.9), gazeteci Sayın İpek Özbey’e mülakata veren Sayın Prof.

SORULARLA “SÖZDE” TARTIŞMASI: ANAYASA NE DİYOR, UYGULAMADA DURUM NEDİR?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Ana muhalefet partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine, kullandığı “sözde Cumhurbaşkanı” ifadesi için, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından 1 milyon liralık tazminat davası açılmış… Duruma, üzüldüm. CHP’li değilim, siyasal çizgim belli, biliniyor, Sayın Erdoğan’ın Sayın Kılıçdaroğlu aleyhine yine yüklü miktarda yeni bir tazminat davası

CUMHURBAŞKANI RAUF DENKTAŞ’I ANMA MESAJI

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı, ebediyete intikal edişinin 9. yılında rahmetle, şükranla ve özlemle anıyorum. Denktaş, hayatını Kıbrıs Türk Halkına adamış; sahip olduğu mücadele adamı, mücahit, hukukçu, diplomat, devlet adamı ve lider kimlikleri, Kıbrıs Türk Halkının yok olmanın eşiğinden müstakil ve egemen bir devlete kavuşmasında ifadesini bulmuş; Türk Milletinin içinden çıkmış,

SAYIN DEVLET BAHÇELİ, “ATA”; KONUŞMASI DA, “NUTUK”-“HİTABE”!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı I. Gazeteci Sayın Mustafa Önder, Türkgün’deki köşesinde, iki gün[i], “Devlet Ata Hitabesi!-(I)” ve “Devlet Ata Hitabesi!-(II)” başlığı altında, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin Aralık ayının son haftasında MHP İl Başkanlarına yaptığı konuşmayı işlemiş… Sayın Önder, bu iki yazısında, konuşmasından hareketle Sayın Bahçeli ile ilgili ilginç (!) nitelemelerde

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.