RUSYA’NIN SURİYE’DEN ÇEKİLME KARARI ÜZERİNE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Rusya’nın Suriye’deki askerlerinin büyük bölümünü geri çekme kararı alması; Dünya’daki, Orta Doğu’daki ve Rusya’daki mevcut koşullar ışığında, Moskova için, hem politik, ekonomik ve askeri açılardan, hem de stratejik/taktik açıdan oldukça önemli/değerli bir hamle gibi gözükmektedir.

ABD’nin Kudüs üzerinden yaptığı Orta Doğu hamlesi, Washington-Tel Aviv-Riyad üçlüsünün Tahran’ı karşılarına almış olması, Çin’in artık sahaya ineceğini açıklaması, Türkiye’de iktidarın sıkıntı içinde olması, Lübnan’da artan gerilim, Kürtlerin durumu, Irak’ın ve Suriye’nin geleceği… Bütün bunlardan,  Orta Doğu’nun ciddi şekilde karışabileceği, bunun öncesinde (arifesinde) bulunulduğu çıkarılabilmektedir. Bu ihtimalin Rusya açısından pratikte geldiği anlam, Orta Doğu’nun kontrol edilebilir olmaktan çıkması ve harcamalarda artıştır. Onun içindir ki; çekilme kararı ile birlikte akla ilk gelen husus, Rusya’nın, hem Orta Doğu’da güç duruma düşmekten (dolayısıyla Suriye krizi üzerinden kazandığı itibarını kaybetmekten), hem de Orta Doğu için daha fazla kaynak harcamaktan kurtulma düşüncesi ile hareket etmiş olabileceğidir.

Fakat Rusya’nın Suriye’den çekilme kararı, sadece bu faktör ile değil, başka bir çok faktör ile de ilişkilendirilebilir.

Suriye’den çekilme kararı, uluslararası kamuoyu nezdinde Rusya’nın itibarını artıracak, imajını güçlendirecek bir karardır. Çünkü Rusya; sadece Suriye krizini hal yoluna koymakla kalmamış, askerlerini çekmek suretiyle Suriye’ye/Suriye halkına duyduğu saygıyı da dışa vurmuş olmaktadır. Rusya, aynı zamanda, hem dolaylı olarak da BM sistemine bağlılığını, hem de küresel sorumluluklarının farkında olduğunu ve bu sorumluluğunu ciddiyet içinde yerine getirdiğini de dışa vurmuş sayılmaktadır.  ABD artık meydanda yokken, Çin henüz meydana inmemiş iken, bunu önemsemek gerekir.

Çekilme kararı, Orta Doğu halkları nezdinde, Moskova’nın çekiciliğini artıracaktır.  ABD Kudüs konusundaki son kararı ile Orta Doğu’yu karıştırırken, Rusya’nın Suriye krizine askeri açıdan müdahil olup Suriye’de işleri yoluna koyduktan sonra çekilmesi, Orta Doğu halklarının gözünden kaçmayacak kadar anlamıdır ve değeridir. Bundan şüphe duymamak gerekir. Eğer objektif olarak bakılırsa, bu tablo ve çekilme kararı, sadece bölge kamuoyunda değil, uluslararası kamuoyunun genelinde Rusya’ya sempati ile bakılmasına hizmet edecektir.

ABD’nin NATO’yu ve AB’yi de peşine takarak Rusya’yı karşısına aldığı günümüz tablosu hatırlandığında ve bu bağlamda Rusya’yı uluslararası politikada yalnızlaştırmayı öngören -psikolojik bir boyuta da sahip- bir operasyonu yürüttüğü düşünüldüğünde,  Suriye’den çekilme kararı, ABD’nin Rusya’ya yönelik bu politikalarını büyük ölçüde boşa çıkaracak, en azından etkisini azaltacak, aşağıya çekecektir.

Çekilme kararı, Orta Doğu’da ortaya çıkabilecek, muhtemelen İran (ve Türkiye) ile bağlantılı “yeni” ve büyük bir karmaşada, Moskova’nın bu karmaşaya müdahil olma konusunda üzerinde fazla baskı hissetmemesine hizmet edebileceği gibi, bölgede ortaya çıkabilecek bu tür bir gelişme karşısında Rusya’nın hareket serbestisinin artmasına da hizmet edebilecektir. Çünkü Rusya, tabir caiz ise, “sırasını savmıştır” ve sıra, ABD’ye ve/veya Çin’e gelmiş olacaktır. Dünya kamuoyu, Rusya’dan değil, bu kez iki süper güç ile ilgili olarak böyle bir beklenti içine girecektir.

ABD’nin ve/veya Çin’in Orta Doğu’ya askeri açıdan eylemli olarak angaje olması; politik, ekonomik ve askeri açılardan çok belirgin olarak Rusya’nın işine gelmekte, Rusya’ya avantaj sağlamaktadır. ABD ve/veya Çin, hem oldukça uzak yerlerden bölgeye gelecektir (ki, bu ayrıca bir maliyet unsurudur), hem de Orta Doğu gibi “zor” bir coğrafyaya angaje olmaları ciddi kaynak tüketimi anlamına gelecektir. ABD ve/veya Çin bu durumda olurken, bölgenin bir parçası olan Rusya, hem kaynak tasarruf etmiş/güçlenmiş olacak, hem muhtemel gelişmelere dışarıdan “örtülü” olarak etkin müdahalelerde bulunma imkanını elinde tutmuş olacak; ayrıca eğer ABD’nin ve Çin’in Rusya’nın uluslararası politikadaki rakipleri olduğu hatırlanırsa, Orta Doğu gibi zorlu coğrafyaya angaje olmaları, bu rakiplerinin ilgi ve kaynaklarının bölünmesine, Rusya karşısındaki pozisyonlarının az-biraz bile olsa zayıflamasına da yol açabilecektir.

ABD’nin ve/veya Çin’in Orta Doğu’da güçlük çekmeyeceği ve/veya bölgeye angaje olmalarının onların avantajlarına olacağı düşünülse bile; Rusya’nın, Orta Doğu’da ABD’nin ve/veya Çin’in işini zorlaştırmada işe yarayabilecek imkan ve yeteneğe sahip olduğu ve bunun Suriye krizi üzerinden çok belirgin hale gelmiş olduğu unutulmamalıdır.

Bu bağlamda son bir husus da, ABD’nin ve/veya Çin’in Orta Doğu’daki muhtemel büyük karmaşaya müdahil olmasının, Rusya’nın ABD ve Çin ile karşı karşıya geldiği konularda/coğrafyalarda Moskova’yı rahatlatabileceğidir.

Eğer Rusya’nın Suriye’den çekilmesi, yukarıda ele alındığı gibi Orta Doğu’daki muhtemel yeni büyük karmaşa bağlamında görülür ve bu karmaşanın da İran (ve Türkiye) ile bağlantılı olabileceği düşünülür ise; Suriye’den çekilme kararı, Moskova’ya “dostça girişimlerde” bulunma ve/veya “arabulucu” olma avantajını da güçlü bir şekilde sunabilecektir. Bu noktada, Suriye’den çekilmiş gözüken Rusya’nın, bir taraftan İran (ve Türkiye) üzerinden açık veya “örtülü” olarak bölgede ayrıca etkili olma, diğer taraftan Orta Doğu’da artan cazibesinin etkisinde bölgede farklı/yeni “proxy” unsurlara sahip olma imkanlarına kavuşabileceği de akla gelmektedir.

Çin’in Orta Doğu’daki muhtemel yeni büyük karmaşaya müdahil olduğu bir durumda ortaya çıkan Rusya’nın bir diğer avantajı da, kuvvetle muhtemel Pekin’in Moskova ile yakın çalışmaya ihtiyaç duyabileceği ve bunun da, Moskova’nın orta ve uzun vadede Çin ile ilgili olarak sahip olduğu düşünülen “örtülü” endişelerini dengelemesine hizmet edebileceğidir.

Rusya’nın Suriye’den çekilme kararı bağlamında öne çıkan bir başka husus da, son günlerde petrol fiyatlarında baş gösteren düşüş ve bunun Rusya için gelir kaybı anlamına gelmesidir. Önümüzdeki bahar aylarında (Mart 2018’de) Rusya’da Devlet Başkanı seçimi olacaktır ve Putin aday olacağını açıklamıştır. Seçim ve seçim harcamaları dikkate alındığında, Suriye’den çekilme kararının arkasında bu konunun da yer aldığı ileri sürülebilir.

Neresinden nasıl bakılırsa bakılsın, Suriye’den çekilme kararı, bugünkü koşullarda, Rusya açısından rasyonel ve yerinde bir karar gibi gözükmektedir. Olayların, bu adımın ne kadar önemli ve kritik bir adım olduğunu ortaya koyacağını düşünüyorum.

Uluslararası ilişkiler (dış politika), bir yönüyle, bir devletin, bir ülkenin, bir ulusun varlığının, geleceğinin, çıkarlarının ve onurunun söz konusu olduğu bir alandır. Onun içindir ki, diplomasi, bana göre, hem çok hassas olmayı, hem de şüpheci olmayı gerektirir. Uluslararası ilişkilerde (dış politikada) sürprize yer yoktur.  Sürprizin bedeli çok ağır olacağı için, çok küçük ihtimaller için  yoğun ve uzun mesailer harcanır. Böyle düşününce ve bakınca, Trump’ın Başkan seçimine ilişkin Rusya müdahalesine dair iddiaların da etkisinde, şunlar aklıma geliyor:  Acaba Putin ile Trump arasında, kamuoyuna yansıyan olaylara rağmen, hedefinde Çin’in yer aldığı “örtülü” bir işbirliği olabilir mi? Çin’i Orta Doğu’ya çekerek enerjisini törpüleme!… Bu mümkün mü?

Yukarıda belirtilen hususlar ışığında, elbette ki Türkiye için de söylenecekler vardır. Belki Rusya’nın Suriye’den çekilmesi konusuna en çok Türkiye açısından eğilmek gerekir.  Ancak bunu yapmayacağım. Çünkü Türkiye’yi yönetenlerin buna ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Onlar, her şeyi, en iyi şekilde biliyor. Bizimki dışarıdan “gazel okumak” olacaktır…

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 11 Aralık 2017.


BİR SEÇİM BAŞARISI İÇİN GÖNDERİLEN TEBRİK MESAJININ ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Hindistan’da seçim sona erdi. Başbakan Narendra Modi ve partisi Bharatiya Janata Partisi (BJP) Parlamentodaki konumlarını güçlendirmiş olarak seçimden çıktılar. Pakistan Başbakanı İmran Han, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’ye tebrik mesajı gönderiyor[i]: “Güney Asya’da barış, ilerleme ve refah yolunda birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum.” Cevap olumlu oluyor.

İRAN KONUSU ABD’DE DEVLETİN ZİRVESİNİ KARIŞTIRMIŞ GÖZÜKÜYOR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk İran ile gerginlik, ABD’de devletin tepesinde ciddi tartışmalara ve iddialara yol açmış gözüküyor. Temsilciler Meclisi’nde, Başkan Trump’ın savaş kararı alma yetkisinin bulunmadığı, bu yetkinin sadece Kongre’ye ait olduğu; ancak, eğer Başkan Trump “görevden alınma” konusunda köşeye sıkışırsa, bir oldu-bitti ile ABD’yi İran ile savaşa sürükleyebileceği ileri sürülüyor. Temsilciler Meclisi üyelerince

ABD İLE İRAN ARASINDA SICAK ÇATIŞMA İHTİMALİ VE TÜRKİYE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, daha yeni ifade etmiş; yaşananlara rağmen, ABD ile İran arasında çatışma olmayacağı görüşündeyim demiş. Bu ifade, elbette ki, değerlidir. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de, İran’ın “mantıklı” olduğu ve iyi bir “müzakereci” olduğunu açıklamış.  Rusya Devlet Başkanı Putin, Soçi’de ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’yu kabul etmesi

GÜNCEL İRAN-ABD İLİŞKİLERİ SORGULANMAYA MUHTAÇTIR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, geçtiğimiz Cumartesi (11 Mayıs 2019) günü, İran’ın resmi haber ajansı IRNA üzerinden, İran’daki siyasal muhaliflere seslenmiş; ülkenin 1980-1988 yılları arasında yaşanan İran-Irak Savaşından daha olumsuz koşullar altında bulunduğuna işaret ederek birlik çağrısında bulunmuş ve İran’ın “benzeri görülmemiş” bir ABD baskısı ile karşı karşıya bulunduğunu belirtmiştir[i]. Ruhani;

ABD ÇİN’İ UYARIYOR: ARKTİK OKYANUSU GÜNEY ÇİN DENİZİ’NE DÖNMESİN!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk ABD Dışişleri Bakanı, Kuzey Kutbu’ndaki faaliyetleri nedeniyle, Çin’i, Kuzey Kutbu’nu (Arktik Okyanusu’nu) Güney Çin Denizi’ne çevirmek istemekle itham ediyor. Bu açıklamayı çıkış noktası alan makalede[i] deniliyor ki; Arktika’nın (Kuzey Kutbu bölgesinin) geleceği;  bölgeyi ve kaynaklarını kontrol etmek için rekabet içinde olan güçler tarafından değil, tüm insanlığın çıkarlarına göre belirlenmeli…

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.