MYANMAR’A (ESKİ BURMA’YA) DİKKAT!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Myanmar, genelde Çin ile Bangladeş arasına sıkışmış gözüken, Bengal Körfezi’ne açılan, diğer komşuları Hindistan, Laos ve Tayland olan bir güneydoğu Asya ülkesidir. Burma ya da Birmanya adlarıyla da bilinen Myanmar, şu günlerde, Batının ağır eleştiri oklarının hedefinde… Görünürdeki gerekçe, Myanmar’da Yönetimin, Rohingya Müslümanlarına uyguladığı ve onları Myanmar’dan kaçıp Bangladeş’e sığınmaya zorlayan “soykırım fiili”dir. BM adına görev yapan özel komisyonun hazırladığı raporda, bu fiilin işlendiği yer almıştır. Görünürdeki bu gerekçeye istinaden Myanmar’a müdahale edilmesi ihtimali belirmiştir. Ancak Myanmar’ın coğrafi konumu, bu ülkenin Çin nezdinde ifade ettiği anlam, yani Myanmar’ın jeopolitiği dikkate alındığında; muhtemel müdahalenin, soykırım fiilinin ilerisinde bir amaç için yapılabileceği, soykırım fiilinin bunun gerçekleşmesine aracılık edeceği akla gelmektedir.

Diğer taraftan, Rohingya Müslümanlarının Myanmar’da sadece etnik bir temizliğe uğramakla kalmadığı, bugün sığındıkları Bangladeş’te de ciddi beslenme sorunu ile karşı karşıya bulunduğu ifade edilmektedir ki; buradan, Myanmar’a müdahaleye yönelik, birkaç koldan, sistemli bir çabanın yürütüldüğü algısına ulaşılmaktadır.

WPR (World Politics Review)’de yer alan Myanmar ile ilgili bir analizde; Myanmar’dan komşu Bangladeş’e kaçmak zorunda kalan Rohingya Müslümanlarının, Haziran ayında başlayan Muson yağmurlarının da etkisiyle, özellikle gıda-beslenme açısından çok olumsuz koşullar altında bulunduğuna dikkat çekilmiş; ayrıca Rohingya Müslümanlarının durumunu yerinde incelemek üzere BM tarafından oluşturulan komisyonun hazırladığı rapordan bahisle, raporda Myanmar’ın siyasi-askeri yöneticilerinin uluslararası hukuku ağır bir şekilde ihlal ettiğine yer verildiğine işaret edilmiştir.[i]

Hatırlanacağı üzere; Myanmar ile ilgili soruşturmayı BM adına yürüten (eski BM Genel Sekreteri) Kofi Annan Başkanlığındaki komisyon, geçtiğimiz günlerde raporunu tamamlamış ve raporu kamuoyu ile paylaşmıştı. Raporda, özetle, (i) Myanmar Ordusu’nun üst düzey generallerinin Rohingya Müslümanlarına karşı soykırım suçunu işledikleri, (ii) Myanmar’da iç yargının işlemediği, (iii) soykırım suçunu işlemekle suçlananlar hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM)’ne gidilmesi gerektiği ve (iv) bu yargılama için elde yeterli bilginin bulunduğu ileri sürülmüştü. Raporda, ayrıca Myanmar’ın sivil lideri konumunda olan,  “fiili” hükümet başkanı pozisyonundaki Aung San Suu Kyi de, olayları engellemek için yetkisini/pozisyonunu kullanmamakla eleştirilmişti.[ii]  Söz konusu raporun kamuoyuna açıklanmasından sonra, Myanmar konusu BM Güvenlik Konseyi’ne taşınmış ve ABD’nin BM nezdindeki Temsilcisi Nikki Haley, burada yaptığı konuşmada, Myanmar’da yaşananları “etnik temizlik” olarak nitelendirmiş ve Dünyanın bunu görmezden gelemeyeceğine işaret etmişti.[iii] Bundan hemen sonra, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeyd Raad El Hüseyin de, etnik temizliğe vurgu yapmış ve Myanmar’ın sivil lideri konumundaki Aung San Suu Kyi’yi, Myanmar Ordusunun sözcüsü olmakla suçlamıştı.[iv]

Uluslararası hukukta, ağır insan hakları ihlalleri, artık ülkelere müdahale gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Ve BM Sistemi ışığında, BM Güvenlik Konseyi, bu tür müdahaleler için karar alabilmektedir. Bu iki husustan yola çıkılarak bakıldığında; Myanmar konusunun, bu mecraya doğru kaymakta olduğu görülmektedir. Yani Myanmar’a müdahale kararının gündeme gelme ihtimalinin yakın ve güçlü olduğu değerlendirilmektedir.

BM’nin Myanmar’a ilişkin söz konusu raporunda, sadece Rohingya Müslümanlarının yaşadığı, ülkenin kuzeybatısındaki, Bangladeş’e komşu Arakan (Rakhine) bölgesine değinilmemiştir. Ülkenin kuzeyinde, Çin’e komşu Kaçin bölgesi ile, ülkenin kuzeydoğusunda Çin’e ve Laos’a komşu San bölgesine de değinilmiştir. Kaçin ve San bölgeleri, Myanmar’ın sorunlu diğer bölgeleridir. Myanmar Hükümeti, bu iki bölgede, Kaçin ayrılıkçı hareketi ile uğraşmaktadır. Ayrılıkçı Kaçinler, zaman zaman hükümet güçlerinden kaçarak Çin’e sığınmaktadırlar. Ancak bu durum, Pekin ile Naypyidaw (Nepido) arasında, bugüne kadar ciddi bir soruna dönüşmemiş gözükmektedir. Bu noktada, Myanmar’ın Bengal Körfezi’ne açılan kıyısında Rohingya Müslümanları ile ilgili sorun yaşanırken, Çin’in Yunnan eyaletine komşu Kaçin bölgesinde de etnik ayrılıkçı Kaçin sorununun yaşanmakta olduğuna dikkat çekmek isterim.  Nedeni de, bu sorunlardan birinin Çin’in Myanmar üzerinden Bengal Körfezi’ne ulaştığı güzergahın başında, diğerinin de sonunda olmasıdır.

Myanmar, yakın zamana kadar, tamamen askeri bir yönetime sahipti ve bu nedenle Batı ile sorunlar yaşıyordu. Kasım 2015’de yapılan genel seçimden, askerler karşısında Batının desteğini arkasına alan Aung San Suu Kyi’nin başında bulunduğu Demokrasi İçin Ulusal Demokrasi Birliği (NLD) önde çıkmış; bu parti, Parlamentodaki toplam 664 sandalyeden 348’ni kazanmıştı. Oğulları İngiltere vatandaşı olduğu ve Myanmar Anayasasına göre bu Aung San Suu Kyi’nin Cumhurbaşkanı adaylığına engel olduğu için, kendisi Cumhurbaşkanı koltuğuna oturmamış; ancak Mart 2016’da, 50 yıllık bir aradan sonra, Myanmar’da ilk defa bir sivil Cumhurbaşkanı göreve gelmişti. Aung San Suu Kyi de, ülkenin fiili hükümet başkanı ve sivil lideri olmuştur. Aynı ay (Mart 2016) içinde, 54 yıllık askeri yönetimden sonra, ilk sivil hükümet kurulmuş; Aung San Suu Kyi, hem Cumhurbaşkanlığının icraya yönelik faaliyetlerini, hem de başta dışişleri bakanlığı olmak üzere birkaç bakanlığın yönetimini üzerine almıştır. Ancak askerler de, hem Parlamento’nun yaklaşık dörtte birini, hem de hükümette üç koltuğu ellerinde tutmaya devam etmişlerdir.

2015’deki seçim ile birlikte ortaya çıkan, Batıya müzahir gözüken bu tablo, Rohingya Müslümanları ile ilgili sorun öne çıktıkça değişmeye başlamıştır. Askerlerin Myanmar yönetiminde yeniden fiili olarak öne çıktığı ve sivil lider Aung San Suu Kyi’nin askerlere açıkça ve güçlü bir şekilde sahip çıktığı, yeni bir görünüm ortaya çıkmıştır. BM’in Myanmar ile ilgili söz konusu raporu, işte böyle bir değişim ve yeni görünüm içinde ortaya çıkmıştır.

BM’nin Myanmar ile ilgili bu raporuna bakarken, Myanmar’ın Bengal Körfezi kıyısındaki Kyaukpyu limanını ihmal etmemek gerekir. Rohingya Müslümanlarının yaşadığı bölgedeki bu liman, Çin için son derece önemlidir.  Çin, bu liman sayesinde, dış ticaretinde Malaka Boğazını kullanma ihtiyacı fazla duymamakta, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını bu limanı kullanarak karşılamaktadır. Yunnan eyaletine bitişik Myanmar üzerinden kısa yoldan doğrudan Bengal Körfezine açılabilmesi, Çin’e, ulaşım maliyetinden ve ulaşım güvenliğinden tasarruf etme imkânı vermektedir. Çin, bütün bu işler için, hem Kyaukpyu limanını ve Yunnan eyaletinin Ruili kentini bu limana bağlayan kara ve demiryolunu elden geçirmiş, hem de liman ile Ruili kenti arasında birkaç yıldır hizmet veren boru hatlarını inşa etmiştir. Ve bütün bunlar, Myanmar’ın, Çin için çok önemli olduğuna işaret etmektedir. Myanmar, Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” projesinin önemli bir parçasını teşkil eder. Ve sadece ekonomik açıdan değil, politik-askeri açıdan da Çin için önemlidir.

Batı, Myanmar’daki askeri yönetim sona erer ve açıkça destek verdikleri Aung San Suu Kyi iktidara gelirse, “Çin’in Myanmar kapısının” kapanacağı ve Çin’i Myanmar üzerinden çevreleyeceği hesabı ile hareket etmiştir. Ancak, bugün gelinen nokta, bu hesabın tutmadığına işaret etmektedir. Aung San Suu Kyi, askerlere yanaşmış, batıdan uzaklaşmış, Myanmar’a BM Güvenlik Konseyi üzerinden Batının müdahale etmesi ihtimali belirmiştir.

Başkanı Obama, 2015’deki seçim öncesinde ABD’nin Aung San Suu Kyi’ye olan desteğini ortaya koymak için, Kasım 2014’de Myanmar’ı ziyaret etmiş; bu ziyarette, Nobel Barış ödülüne sahip Aung San Suu Kyi’nin reformları devam ettireceğine ve azınlıklara yönelik ayrımcılığa son vereceğine olan inancını belirtmişti. Bugün Myanmar’daki tablo, bambaşka bir tablo: ABD, Nobel Barış ödüllü Aung San Suu Kyi’ye dün açıkça destek veriyordu, bugün karşısına almış…

Ne dersiniz, Myanmar’ın yukarında belirtmeye çalıştığım durumu ile Türkiye’nin durumu arasında bir benzerlik kurulabilir mi? Kurulabilir ise, acaba Myanmar’a bakıp Türkiye için ne gibi çıkarsamalarda bulunulabilir ve/veya ne gibi benzerliklere ulaşılabilir? Türkiye’nin Myanmar nezdindeki (varsa) Büyükelçiliğinin raporlarında nelere değinildiğini merak etmemek elde değil…

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 30 Ağustos 2018.

[i] https://www.worldpoliticsreview.com/trend-lines/25709/one-year-on-feeding-rohingya-refugees-in-bangladesh-requires-a-herculean-effort?utm_source=WPR+Free+Newsletter&utm_campaign=6fc4a85136-Daily_Free_08292018&utm_medium=email&utm_term=0_6e36cc98fd-6fc4a85136-64248241&mc_cid=6fc4a85136&mc_eid=a751fb54b2, 30 Ağustos 2018.

[ii] https://tr.sputniknews.com/asya/201808271034907505-bm-sorusturmacilari-myanmar-generallerine-arakan-muslumanlariyla-ilgili-uluslararasi-sorusturma-dava-acilmali/, 30 Ağustos 2018.

[iii] https://www.haberturk.com/nikki-halley-den-myanmar-aciklamasi-2121517#, 30 Ağustos 2018.

[iv] https://tr.sputniknews.com/asya/201808301034967200-bm-insan-haklari-komiseri-myanmar-lideri-suu-kyi-istifa/, 30 Ağustos 2018.


ÇİN, MONREO DOKTRİNİ’İNİ BOŞA ÇIKARIYOR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Çin’in, son 10 yıl içinde, uzay diplomasisi üzerinden Latin Amerika ülkelerine açılımı öngören bir politika izlediği, bu nedenle gelecekte Latin Amerika siyasetinde Çin etkisinin ortaya çıkacağı ve bu durumun ABD’nin Monroe Doktrini’ni boşa çıkarma anlamına gelebileceği ifade ediliyor[i]. Monroe Doktrini, ABD Başkanı James Monroe’nun Aralık 1823’te Kongre’ye yolladığı, ABD’nin Amerika

FENER RUM PATRİKHANESİ YENİDEN SAHNEDE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi’nin epeyi bir süredir sesi çıkmıyordu. Patrikhane’nin Ukrayna Kilisesinin bağımsızlığına yeşil ışık yakması ve Rus Ortodoks Kilisesi’nin buna gösterdiği sert tepki[i], bu durumu değiştirecek, Patrikhane’yi Türkiye’de gündeme taşıyacak gibi gözükmektedir.

RUSYA’NIN “VOSTOK 2018” TATBİKATI: SORU İŞARETLERİ VE ÇAĞRIŞIMLAR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Rusya’nın, 11-15 Eylül 2018 tarihleri arasında, Sibirya’yı ve Uzakdoğu’yu kapsayan bölgede icra edeceği “devasa” Vostok 2018 tatbikatı konusunda, acaba, Rusya, bu tatbikatı Çin’e yönelik olarak yapıyor olabilir mi sorusu gündeme gelmiş. Bu, benim son yıllarda, yazılarımda birçok kez değindiğim ve öğrencilerime anlattığım bir husus. Ayrıca, söz konusu tatbikatın, hem Rusya

ABD HAZİNE BAKANI’NIN AÇIKLAMASININ KISA EKONOMİ POLİTİĞİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk ABD Hazine Bakanı diyor ki, “ticaret savaşındaki” müzakerelerde ABD’nin önceliği Meksika, Kanada ve Avrupa; Çin ile ancak bunlardan sonra müzakereye geçilebilir[i]… Önce NAFTA, sonra AB, en sonunda da Çin…Bu açıklama, önemli ve anlamlı bulunmaktadır. Her şeyden önce, müzakerelerin, dün başlayıp bugün (hemen) bitmediğini, zorlu bir süreç olduğunu, yani zaman alacağını

ABD MERKEZLİ MUHTEMEL İDLİB SALDIRISI ÜZERİNE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk İçinde bulunduğumuz günlerde, ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin, El Kaide’nin Suriye’deki son kalıntılarının bulunduğu İdlib’e yönelik bir saldırıyı başlatması konuşulmaktadır. Bununla eş zamanlı olarak da, Suriye ve Rusya tarafından, İdlib’te arkasında ABD’nin olabileceği bir “kimyasal saldırı” olayının yaşanabileceği ve bunun İdlib’e saldırı gerekçesi olarak kullanılabileceği iddia edilmektedir. ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin,

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.