MHP’DE PARTİ TÜZÜĞÜ VE PARTİ PROGRAMI RAFA MI KALDIRILMIŞ?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

I. MHP, bugün, 08 Kasım 2009 tarihinde gerçekleşmiş 9. Olağan Büyük Kongre’de kabul edilerek yürürlüğe girmiş Parti Tüzüğü ve Parti Programı ile yönetilmektedir. Parti Tüzüğü, Anayasa ve ilgili kanunlar ışığında, genel esasları itibarıyla, MHP’nin nasıl işleyeceğini ve çalışacağını öngörüyor. Parti Programı ise, bu işleyişin ve çalışmanın detaylarındırıldığı, partinin işleyiş ve çalışma esaslarının somutlaştırıldığı bir belgedir.

Parti Tüzüğü ve Parti Programı, temelde MHP tabanından beslenmiş, dünü, bugünü ve yarını dikkate alan, MHP tabanı da da dâhil, MHP’nin bütün seçmenlere sunmuş olduğu, tek taraflı, resmi, hukuksal ve siyasal bağlayıcılığı olan “siyasal taahhüt” sözleşmeleridir. Bu iki belgeyi, MHP’nin “biz buyuz” belgeleri olarak görmek de mümkündür.

Mahiyeti bu olduğu için, Parti Tüzüğü ve Parti Programı, Genel Başkan da dâhil, partinin bütün organlarını hukuksal ve siyasal açıdan bağlar. Parti Tüzüğüne ve Parti Programına uyma zorunluluğu vardır. Nitekim bu husus, MHP’nin Parti Tüzüğünün 1. maddesinde de açıkça öngörülmüştür.

II. MHP Parti Tüzüğü’nün 2. maddesinde, partinin “temel amacı” maddeler halinde sıralanmıştır. Sıralanan bu hususlardan, bu çalışmanın konusu itibarıyla anlamlı bulunanlar aşağıya çıkarılmıştır.

a.. “… seviyeli, ilkeli, dürüst bir siyaset anlayışı ile adaleti ve hakkaniyeti esas alan bir yönetim anlayışını tesis etmek; toplumsal barışı ve huzuru hâkim kılmak,”

b.“Yüce Türk Milletinin milli ve manevi değerleri ile tarihi ve kültürel zenginliklerine sahip çıkmak,”

c. “Temel insan hak ve hürriyetlerini geliştirmek, hukukun üstünlüğünü hâkim kılmak, demokratik standartları yükseltmek,”

d. “Kardeşlik hukukunu ve dayanışma kültürünü geliştirmek, milli birlik ve bütünlüğü tesis etmek,”

e. “…dengeli ve adaletli bölüşüm sistemine dayanan bir gelir dağılımı oluşturmak,”

f. “Yatırım ve istihdam kapasitesi yüksek, … bir ekonomi tesis etmek,”

III. MHP Parti Tüzüğü’nün 3. maddesinde de, partinin “temel değerleri ve ilkeleri” belirtilmiştir. Burada da,

a. MHP’nin, Türk Milletinin tarihi ve kültürel birikimlerinden, milli ve manevi değerlerinden, bilimsel gelişmelerden alacağı ilhamla, demokratik düzen içerisinde, “Lider Ülke Türkiye” hedefini gerçekleştirme azim ve kararlılığında olduğu,

b. MHP’nin, Türk Milletinin milli ve manevi değerler manzumesinin tamamını benimseyerek siyaset yapacağı ve toplumsal merkezin siyasi temsilcisi olacağı,

c. MHP’nin, “meşruiyetçilik” anlayışı içerisinde, her türlü siyasi faaliyetini, hukuk kuralları çerçevesinde, dürüstlüğe, ahlâk kurallarına ve milletimizin ortak değerlerine uygun olarak yürüteceği,

d. MHP’nin, “milliyetçiliği”, Türk Milletine olan derin bağlılık ve sevgi olarak gördüğü, bu bağlılıktan ve sevgiden aldığı ilham ve cesaretle, var oluşunu anlamlandırmayı ve geleceğini garanti altına almayı temel hedef olarak kabul ettiği ve bunun için her türlü çabayı gerekli gördüğü,

e. MHP’nin, “milli birlik ve bütünlük” bağlamında, zengin ortak değerlerin bütünleştiriciliğini esas alan bir anlayışla, ekonomik ve sosyal birikimlerimizin ortak hedeflere seferber edilmesini milli birlik ve bütünlüğün teminatı saydığı,

f. MHP’nin, Türkiye için, Cumhuriyeti ve demokrasiyi elzem olan ve birbirini tamamlayan iki ayrılmaz değer olarak kabul ettiği,

g. MHP’nin, “insan haklarına saygı” bağlamında, insan haklarının ve bu hakları diğer insanlarla eşit ölçüde kullanma yetki ve özgürlüğünün kutsallığına, bunları her türlü istismardan korumanın, teminat altına almanın ve bunlara işlerlik kazandırmanın vazgeçilemezliğine ve ertelenemezliğine inandığı,

h. MHP’nin, zulmü ve işkenceyi insanlık suçu olarak gördüğü ve ret ettiği,

i. MHP’nin, siyasi faaliyetlerin, “hukukun üstünlüğünü” esas alan, çok partili, demokratik ve hür “parlâmenter rejim” içinde yürütülmesi gereğine inandığı,

j. MHP’nin, “parlamenter demokrasilerde” egemenliğin yegâne sahibinin millet olduğuna ve milli iradenin tecelli ettiği yegâne merciin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) olduğuna inandığı,

k. MHP’nin, sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak, refahı yaygınlaştırmayı, “merhametli” ve “hakkaniyetli” sosyoekonomik bir düzenin tesis edilmesini amaçladığı,

l. MHP’nin, gelirin adil dağılımını gerçekleştirme, toplumun millî duyarlılıklarını yaşatma, bencillik ve vurdumduymazlığa karşı feragat ve fedakârlık gibi güzel hasletleri yüceltme ve toplumsal dayanışma yoluyla toplumsal barışın pekiştirilmesine katkı sağlama peşinde koşacağı,

m. MHP’nin, toplumsal dayanışma ve uzlaşma kültürünün geliştirilmesine inandığı,

n. MHP’nin, İlkeli, seviyeli ve temiz siyaset yapacağı,

o. MHP’nin, sağlıklı bir demokrasinin hoşgörü, dürüstlük, tutarlılık ve samimiyet gibi ahlâki değerlerle bezenmiş bir siyasi kültür zemini üzerinde yükselebileceğine inandığı,

p. MHP’nin, demokratik olgunluk ve uzlaşı kültürünün egemen olduğu, aşırılıkların törpülendiği ve Türkiye’nin milli ve manevi değerlerini ortak payda olarak kabul eden bir siyaset anlayışının hâkim kılınması için çaba harcayacağı,

r. MHP’nin, hukukla sorunlu, milletin ortak değerleriyle kavgalı, Cumhuriyetin temel nitelikleriyle çatışan, gerginlikten beslenen, siyaset anlayışlarını ret ettiği,

s. MHP’nin, insanın gönlünü, sevgisini ve saygısını kazanmak suretiyle bir “gönül seferberliği” anlayışı içerisinde hedefine ulaşmak isteyeceği ve bu anlayışı aynı zamanda yurt ve dünya barışına katkı sağlayacak vicdani bir sorumluluk olarak kabul ettiği,

öngörülmektedir.

IV. Parti Tüzüğünün bu çalışmanın konusu itibarıyla anlamlı bulunan ve özetle yukarıda verilen içeriği, MHP’nin Parti Programında, daha ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Parti Programı, Genel Başkan sıfatıyla Sayın Devlet Bahçeli’nin “Sunuş” yazısı ile başlıyor. Bu yazıda Sayın Bahçeli;

a. MHP’nin, Türk Milletinin tarihinden ve köklerinden gelen değerlerinden ilham alarak, demokratik standartları yükselterek, temel insan hak ve özgürlüklerini koruyup geliştirerek, vatandaşlarımızın hayat kalitesini artırarak, huzur ve güveni sağlayarak Türk Milleti’ne hizmet etmeyi, temel ilke, hedef ve politika olarak benimsediğini,

b. MHP’nin, her hal ve şartta, sorumlu siyaset anlayışının bir gereği olarak “önce ülkem ve milletim, sonra partim” şiarı ile siyaset yapacağını,

c. MHP’nin, 21. yüz yılın bir “Türk asrı” olacağına inandığını,

d. MHP’nin, “temel görüş ve ilkelerine bağlı kalarak”, dünyadaki değişimi ve gelişimi doğru okumak suretiyle Türk Milleti’nin beklentilerini en üst seviyede karşılamak için program, hedef, politika ve projelerini, Türk Milleti’nin ve insanlığın yararını gözeterek, sürekli geliştireceğini,

e. Parti Programının, “Tek Başına İktidar” yürüyüşünde MHP’nin Türk Milleti ile sözleşmesi olduğunu,

f. MHP’nin, Türkiye’yi, teslimiyetten saygınlığa, yoksulluktan refaha, yozlaşmadan temiz topluma, zulmetten adalete ve karanlıktan aydınlığa kavuşturacağını,

ifade ediyor.

V. MHP’nin Parti Programının sonraki bölümlerinde yer alan ve bu çalışmanın konusu itibarıyla anlamlı bulunan hususlar, özetle, aşağıda ve müteakip maddelerde sunulmuştur.

a. MHP, “geleceğe Türkçe bakan” bir partidir.

b. MHP, “lider ülke Türkiye” ülküsünü, ortak bir milli tavır geliştirilmek suretiyle gerçekleştirecektir.

c. MHP, Türkiye’nin iyiliğine olmadığına inandığı her hareket karşısında tek başına da olsa sonuna kadar duracaktır.

d. MHP, milliyetçiliği hayatın her alanında uygulanabilir bir siyasal yönetim projesi olarak benimsemiş bir partidir.

e. MHP, toplumun ve devletin her alandaki temel sorunlarını, “Dokuz Işık” olarak adlandırılan ilkeleri ışığında tanımlamış ve çözüm yolları üretmiş bir partidir. “Dokuz Işık”tan birincisi “milliyetçilik”tir. Milliyetçilik, Türk Milletinin, çağın kudretli, itibarlı ve güçlü toplumlarından biri olarak milletler camiasının en ileri safında yer almasını sağlamada, sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmelerin fikrî temelini ve itici gücünü oluşturur. İkincisi olan “ülkücülük”, Türk Devletine ve Türk Milletine hizmet aşkıyla çok çalışmayı, feragati ve fedakârlığı ifade eder. Üçüncüsü olan “ahlakçılık”, Türk Milletinin yüksek vasıflı karakterinin korunarak yarınlara aktarılmasını temel alır ve beşerî ilişkilerde sevgi, hoşgörü ve adalete dayanır. Dördüncüsü olan “ilimcilik”, bilgi toplumuna giden yolda bilimi ve bilimsel verileri kullanmayı, her türlü meseleye ön yargısız ve metodolojik muhakemeyle bakmayı öngörür. Beşincisi olan “toplumculuk”, toplumsal gelir grupları arasındaki dengesizliğin ve bölgeler arası gelişmişlik farkının giderilmesi suretiyle toplumsal barışa sahip bir toplum oluşturmayı öngörür. Bu ilke, devletin varlığını millete dayandıran felsefenin ürünü bir ilkedir. Altıncısı olan “köycülük”, devletin adaletinin ve şefkatinin hissedildiği, kimsenin aç ve açıkta bırakılmadığı, huzur ve güvenin sağlandığı, medeniyetin getirdiği bütün imkânlardan yararlanan, ülkenin en ücra köşesinde bile, kalkınmış köylerde mutlu köylüler oluşturmayı amaçlar. Yedincisi olan “hürriyetçilik ve şahsiyetçilik”, bireyin ve toplumun huzurunun ve mutluluğunun önündeki bütün engellerin aşılarak, temel hak ve özgürlükler ile hukukun üstünlüğünün teminat altına alınmasını devletin en temel görevi kabul eden bir anlayışın bir ifadesidir. Sekizincisi olan, “gelişmecilik ve halkçılık”, tarih boyunca toplumların ve medeniyetlerin ilerlemesinin, daha iyiyi arama ve mükemmele ulaşma arzusundan kaynaklandığı; ileri gitme isteğinin itici kuvvetini, gelişmecilik ruhunun oluşturduğu gerçeğini çıkış noktası alır. Ve dokuzuncusu olan “endüstri ve teknikçilik” de, bilim ve teknolojide çağı yakalamak, ülkemizin kendine özgü koşulları ile küresel koşulları dikkate almak suretiyle, uluslararası rekabet şartlarında üretim yapabilen ve ürettiğini hızla ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürerek genel refah seviyesinin yükseltilmesine katkı sunan bir sanayileşmeyi öngörür.

VI. Parti Programı’nda “MHP’nin misyonu” olarak şunlar öngörülmüştür:

a. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmezliğini, birlik ve bütünlüğünü, hak ve menfaatlerini korumak,

b. Türk Millet’inin milli ve manevi değerleri ile tarihi ve kültürel zenginliklerine sahip çıkmak,

c. İnançlı, yüksek ahlâklı ve çağın gerektirdiği niteliklere sahip nesiller yetiştirmek,

d. Hak ve adaleti, huzur ve güveni, her alanda hâkim kılmak,

e. Türkiye’nin müreffeh ve onurlu geleceğini inşa etmek,

f. Barış, mutluluk ve adaletin hâkim olduğu bir dünya nizamının tesisinde ülkemizin söz sahibi olmasını sağlamak.

VII. Parti Programı’nda “MHP’nin vizyonu” olarak şu yer almaktadır: “Geniş vatandaş kitlelerinin teveccühünü kazanarak tek başına iktidar olmak, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet ve yeni bir dünya düzeni anlayışıyla; ekonomik, sosyal, kültürel, teknolojik gelişimini ve bilgi toplumuna geçişini sağlayarak ülkemizi, bölgesinde ve dünyada süper güç ve Lider Ülke konumuna getirmektir.”

VIII. Parti Programı’nda “MHP’nin ‘temel değerleri ve ilkeleri’” olarak şunlara yer verilmiştir:

a. Milliyetçilik

Milliyetçilik, Türk Milletine mensubiyet bilincini geliştirmeyi hedefleyen ve onun ayırt edici vasıflarını, dünyayı ve olayları yorumlayışta temel referans kabul eden fikirler ve duyarlılıklar bütünüdür. Milliyetçi düşünce sistematiğinin unsurları arasında milli kimlik, milli dil, millî kültür, millî hâkimiyet, millî devlet ve dayanışma kavramları belirleyici bir öneme sahiptir.

b. Demokrasi

Demokrasi, devlet idaresinde milletin en iyi şekilde temsil edildiği bir rejimdir. MHP, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünün, insan hak ve özgürlükleri ile fikir, teşebbüs ve vicdan özgürlüğünün en geniş anlamda teminat altına alındığı bir sistem olarak görmekte ve benimsemektedir. Birlik ve beraberlik içerisinde toplumsal barışın, huzur ve güven ortamının tesis edilebilmesini, demokratik rejimin bütün kurum ve kuralları ile sağlıklı işleyebilmesine bağlı görmektedir.

MHP’nin “çoğulcu demokrasi ideali”, sayı ve güç ölçülerine bakılmaksızın, toplumu oluşturan bütün vatandaşların hak ve menfaatlerinin korunmasını, siyasi ve sosyal katılımlarının sağlanmasını, fırsat eşitliği tanınmasını ve ekonomik değerlerin bölüşümünden hak ettikleri payı alabilmelerini öngörmektedir.

MHP, çoğunluk iktidarı prensibinin çoğunluk diktasına dönüşme ihtimalîni önleyecek, kişi haklarını güvence altına alacak, usul ve mekanizmaları geliştirmeyi; bireyin ve/veya toplumun özgürlüğünü ve geleceğini tehlikeye sokan her türlü kışkırtma ve şiddet içeren eylemleri hukukun üstünlüğü prensibi içinde engellemeyi temel görevlerden biri olarak görmektedir.

c. İnsan hak ve özgürlükleri

MHP, temel hak ve özgürlüklerin ve bunları diğer insanlarla eşit ölçüde kullanma yetki ve özgürlüğünün kutsallığına, bunları her türlü istismardan korumanın, teminat altına almanın ve bunlara işlerlik kazandırmanın vazgeçilemezliğine ve ertelenemezliğine inanan bir partidir.

d. Hukukun üstünlüğü

MHP, hukukun üstünlüğünü, demokratik sistem içerisinde düzeni sağlayan bir kanunîlikten öte, insanın yüce değerini tanımak, kabul etmek ve bunları güvence altına almak şeklinde değerlendirmektedir.

MHP, hiçbir kişi ya da kurumun hukukun üstünde olamayacağı gerçeğinden hareketle, hukuku, Cumhuriyetin temel niteliklerinin de güvencesi olarak görmektedir.

e. Laiklik

MHP, devlet düzeninin, din ve vicdan özgürlüğünü de içerdiği ölçüde laik ve demokratik olacağına inanmaktadır. Laiklik, vatandaşların inançlarını yok saymadan bir arada kardeşçe yaşamasını temin ettiği ölçüde bir değer ve anlam ifade eder. MHP, lâikliği, çağdaşlaşmayla birlikte millî birlik ve bütünlük ile din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olarak görmektedir.

f. Milli birlik ve bütünlük

MHP, Türkiye’deki yöresel ve geleneksel farklılıkları, millî hayatımızın zenginliği olarak telâkki eden bir inanç ve şuurla, tarih boyunca olduğu gibi tüm toplumsal renklerin hoşgörülü bir tutumla, adalet ve özgürlük ile karşılıklı anlayış ve iş birliği içerisinde ortak hedeflere seferber edilmesini Türkiye’nin millî birlik ve bütünlüğünün teminatı saymaktadır.

MHP, Türkiye için, Cumhuriyeti ve demokrasiyi, vazgeçilmez ve birbirini tamamlayan iki ayrılmaz değer olarak görmektedir.

g. Sosyal devlet

MHP, bireyin, ailenin ve toplumun çıkarlarını ve haklarını birlikte gözeten bir partidir. Merhametli ve hakkaniyetli sosyoekonomik bir düzenin tesis edilmesinden yanadır. Uygulanan ekonomik sistemin, refahın artırılmasını ve yaygınlaştırılmasını temin etmesi kadar, sosyal sonuçlarının yıkıcı olmamasını da gözetir.

MHP, devletin ekonomide her şeye müdahale etmesi yerine, koordinasyonu sağlayıp yönlendirmesini, etkin denetim yapmasını ve önderlik etmesini esas alır.

Sosyal devlet; istikrarı ve adil gelir dağılımını sağlayarak sosyal dengeleri gözeten, yaşlısını, kimsesizini, yoksulunu ve engellisini gözetip kollayan, bütün vatandaşlarını eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik hizmetlerinden yararlandıran ve hizmet sunumunda kaliteyi amaç edinen bir devlettir.

h. Sosyal adalet ve Türk toplumculuğu

MHP, (sosyal adaleti ve) toplumculuğu, dayanışmacı ve bütünleştirici karakteri bağlamında ele alır. MHP için, mensupları birbirinden giderek uzaklaşan, hatta birbirine yabancılaşan bir toplum yerine; dayanışmayı, paylaşmayı ve kardeşliği esas alan, ahenk içinde ve huzurlu bir toplumsal düzenin tesis edilmesi esastır.

Tük toplumculuğu, “millî bir duruştan” beslenir. Türk Milletinin asırların imbiğinden süzülerek gelmiş kültüründen feyiz alan Türk toplumculuğunun, herhangi bir yabancı ideoloji ile benzerliği veya yakınlığı yoktur.

Türk toplumculuğu; gelirin adil dağılımını, toplumun millî duyarlılıklarını yaşatmayı, bencillik ve vurdumduymazlığa karşı feragat ve fedakârlık gibi güzel hasletleri yüceltmeyi hedef alır, toplumsal barışın pekiştirilmesine katkı sağlamayı öngörür.

i. Yönetimde şeffaflık

MHP, vatandaşa daha iyi hizmet sunmak için, kamu yönetiminde, vatandaşın güveni ve memnuniyeti ile sürekli etkinliği esas alan, katılımcı, kollayıcı ve koordine edici bir “hadim devlet” anlayışından yanadır. Bunu, “devlet milleti için vardır” anlayışının bir gereği olarak görür.

MHP, çağdaş demokrasiler için, idarî işlemlerde keyfîliğin önüne geçilebilmesinde, herkese eşit muamele yapılabilmesinde ve vatandaşla devlet arasındaki kopukluğun önlenebilmesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinin açık ve denetlenebilir olmasının büyük önem arz ettiğine inanır.

MHP, hukukun üstünlüğü ilkesi doğrultusunda hareket edilmesini, takdir yetkisinin eşit şekilde kullanılmasını ve makamların nüfuz yeri olarak kullanılmasının önüne geçilmesini, bunun için idarî işlemlerin önceden belirlenmiş usul ve esaslara göre gerçekleştirilmesini savunur.

MHP, her türlü devlet görevinin kişisel, siyasi ya da belirli bir grubun nüfuz yeri olmaktan çıkartılıp hizmet yeri olmasının sağlanmasını savunur; bunu, kayırmanın ve yolsuzluğun önlenmesi bağlamında zorunlu görür.

Demokratik, lâik, insan haklarına saygılı, sosyal hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda; sosyal adaleti, toplumsal huzuru, hizmette eşitlik ile vatandaşı bilgilendirmeyi esas alan; değişimde ve gelişimde millî ve evrensel değerleri bütünleştiren; devleti vatandaşla kucaklaştıran açık ve katılımcı bir idarî yapı, MHP’nin kamu yönetimine ve hizmetlerine ilişkin anlayışının temelini oluşturur.

IX. Parti Programı’nda, MHP’nin “Türk Milletine hizmet yolunda ‘temel hedefleri’” olarak aşağıdakilere yer verilmiştir:

a. Hukukun üstünlüğünü ve adaleti her alanda hâkim kılmak,

b. Demokratik standartları yükseltmek,

c. Cumhuriyetin temel niteliklerini korumak,

d. Her alanda toplumsal uzlaşmayı sağlayarak, toplumsal dayanışmayı güçlendirmek ve kardeşliği pekiştirmek,

e. Temel insan hak ve hürriyetlerini teminat altına almak,

f. Güçlünün değil haklının yanında olan adil bir sistem oluşturmak,

g. Milletin değerlerini temsil eden, milletin hizmetinde, güçlü, adil, müşfik ve insani bir devlet anlayışını hâkim kılmak,

h. Seviyeli, ilkeli, dürüst, ahlaki siyaset anlayışını hâkim kılmak,

i. Ahlaki kirlilik ve yolsuzluklarla kararlı ve etkin mücadele suretiyle temiz siyaseti, temiz yönetimi tesis etmek,

j. Teknolojik gelişmeyi, verimliliği, istikrarlı büyümeyi ve istihdam sağlamayı esas alan güçlü bir “üretim ekonomisi” oluşturmak,

k. Özel sektörün dinamizmini ve teşebbüs gücünü desteklemek,

l. Ekonomik ve sosyal politikaları dar ve sabit gelirlileri gözetecek şekilde ahenk içinde uygulamak,

m. Kazancın vergilendirilmesi ile üretimin devamının sağlanması dengesini gözetmek,

n. Tarımda kendi kendine yetebilen hale gelmek, ileri teknolojiyi kullanan bir üretim yapısına geçmek, çiftçimizin gelir ve refah düzeyini artırmak,

o. Küçük sanayici ve esnafı destekleyerek yatırımı, üretimi ve istihdamı artırmak,

p. Adil bir gelir dağılımı sağlamak,

r. Çalışanların çalışma şartlarını iyileştirmek ve onları adil bir ücret sistemine kavuşturmak,

s. İstihdam edilebilirliği yüksek, eğitimli, sağlıklı, vasıflı, yüksek ahlak ve seciye sahibi, Türk kültür ve değerlerini özümsemiş, evrensel düzeyde iddia sahibi bir gençlik yetiştirmek,

t. Çevre şartlarını sürekli iyileştirerek yaşanabilir hale getirmek,

u. Türkiye’nin jeostratejik konumunu dikkate alan, gelişmeleri ve sorunları gerçekçi, karşılıklı menfaate dayanan milli bir strateji çerçevesinde değerlendiren, Türkiye merkezli ve çok yönlü bir dış politika yürütmek,

v. Türkiye’yi bölgesel ve küresel bir güç haline getirmek,

X. Parti Programı’nda MHP’nin “temel görüşleri” olarak şunlara yer verilmiştir:

a. MHP, demokratik siyasi kültür, uzlaşma ve sorumluluk ahlakını önde tutan bir siyaset ve yönetim anlayışının yerleşmesinin öncüsü olacaktır.

b. Türk Milletinin tarihinden, kültüründen, geleneklerinden ve inanç dünyasından feyiz alarak şekil bulmuş MHP’nin milliyetçilik anlayışı, Türk Milletine ve insanlığa hizmeti, varoluşunun yegâne unsuru olarak görmektedir.

c. MHP, toplumsal dayanışma ve uzlaşma kültürünün geliştirilmesi suretiyle, barış, huzur ve refah içinde topyekûn kalkınmanın gerçekleştirilmesini öngörmektedir.

d. MHP, hiçbir kişi ya da kurumun hukukun üstünde olamayacağı gerçeğinden hareketle, hukuku, Cumhuriyetin temel niteliklerinin güvencesi olarak da görmektedir.

e. MHP, sağlıklı bir demokrasinin ancak hoşgörü, dürüstlük, tutarlılık ve samimiyet gibi ahlâki değerlerle bezenmiş bir siyasi kültür zemini üzerinde yükselebileceğine inanmakta ve ilkeli, seviyeli ve temiz siyaseti demokrasinin teminatı olarak görmektedir.

f. MHP, toplumun demokrasiye ve devlete olan güven duygusunun zaafa uğramasına neden olan siyasetteki yozlaşmanın önüne geçilmesinin, ancak milli, ahlaki ve toplumsal duyarlılığa sahip demokratik katılımla mümkün olabileceğini savunmaktadır.

XI. Parti Programı’nda MHP’nin demokrasi anlayışına işaret edilen hususların yer aldığı bir diğer başlık da “milliyetçilik ve demokrasi” başlığıdır. Bu başlık altında şunlara yer verilmiştir:

a. MHP’nin özgürlüklere verdiği değere burada da vurgu yapılmıştır.

b. MHP, “kuvvetler ayrılığı” ilkesini, demokratik hukuk devletinin hayatiyet kaynağı ve yaşam sigortası olarak görmektedir.

c. MHP için, devletin üç temel fonksiyonu olan yasama, yürütme ve yargının görev ve yetkilerinin en rasyonel şekilde dengelenmesi ve bunların uyumlu bir şekilde icra edilmesi hayati önem taşımaktadır.

d. MHP, erkler arasında yetki aşımı ve çatışması ekseninde gelişen tartışmaların, herkesin Anayasadan kaynaklanan görev ve yetkilerinin sınırları içinde kalarak hareket etmesi suretiyle giderilebileceğine inanmaktadır.

e. MHP için, millet ve millî irade esastır.

f. MHP’nin siyaset anlayışı, hukukla sorunlu, milletin ortak değerleriyle kavgalı, Cumhuriyetin temel değerleriyle çatışan gerginlikten beslenen, siyaset anlayışlarını ret eder.

g. MHP’nin siyaset anlayışı, siyasetin ahlaki bir temele dayandığı, demokratik olgunluk ve uzlaşı kültürünün egemen oluğu, aşırılıkların törpülendiği, Türkiye’nin milli ve manevi değerlerinin ortak payda olarak kabul edildiği bir siyaset anlayışıdır.

h. MHP, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü hedef almaması, terör ve şiddeti siyasi amaç ve araç olarak görmemesi kaydıyla, her siyasi görüşün partileşerek bu görüşlerini Anayasal çerçevede kalarak, demokratik platformlarda açıklama, savunma ve yayma özgürlüğüne sahip olması gerektiğini temel ilkelerinden biri olarak görmektedir.

i. MHP, siyasi partilerin sadece Türk milleti tarafından ve seçim sandığı yoluyla tasfiye edilebileceğine inanmaktadır.

j. MHP, terör ve şiddeti siyasi amaç ve araç olarak gören ve destekleyen partiler dışında, siyasi partilerin kapatılmasına karşı olup parti kapatma yerine bireysel sorumluluk esasını öngörmektedir.

k. MHP, milletvekili dokunulmazlığının, kamu vicdanının kabul edeceği makul esaslara bağlanması ve TBMM içerisindeki yasama ve denetleme faaliyetlerinin dışında kalan hususlardaki dokunulmazlıkların kaldırılması, gerektiğine inanmaktadır.

l. MHP, kamu hizmetlerinin, açıklık, katılımcılık ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde, vatandaşa en yakından, hızlı ve etkili sunumunu esas alır, sivil toplumdan ve katılımcılıktan yanadır.

m. MHP, özgür ve bağımsız medyadan yanadır. Basın, yayın ve diğer iletişim araçları üzerinde kısıtlamanın ve sansürün olmadığı, bununla birlikte mesleki denetim ve kamuoyu denetiminin sağlanarak basın ve yayın ahlakının gelişip kurumsallaştığı, sağlıklı işleyen özgür ve bağımsız bir medya yapılanmasını, demokrasinin teminatı olarak görmektedir.

XII. Bu çalışmanın konusu itibarıyla anlamlı bulunan ve Parti Programı’nda yer alan MHP’nin diğer bazı konulara ilişkin görüşleri de şu şekildedir:

a. MHP için, Türkiye’nin 21’inci yüzyılda “lider ülke” olma arzusunun gerçekleştirilmesinde, toplumsal dayanışma ve uzlaşma kültürünün geliştirilmesi son derece önemlidir. Uzlaşma kültürünün gelişmesi ve geniş toplumsal destek bulması için, siyasi alanda da uzlaşmanın tesis edilmesini gerekli görmektedir.

b. MHP, ülke menfaatine olduğu tartışmasız olan konularda, siyasî partilerin işbirliği yaparak ve iktidar-muhalefet ayrımı gözetmeden millet yararına icraat yapmasını, siyasî uzlaşmanın bir gereği olarak görmektedir.

c. MHP, ekonomide de uzlaşmadan yanadır.

d. MHP için, adalet, uzlaşmanın dinamiklerinden biridir. Uzlaşma için, haklıyı koruyan bir adalet sistemine, yargı bağımsızlığına, suç ve ceza arasında dengenin gözetilmesine, kesin hüküm olmadan suçlu göstermenin önlenmesine ihtiyaç vardır.

e. MHP, yolsuzlukla mücadeleyi ve etkin denetimi, uzlaşmanın dinamiklerinden kabul eder. Yolsuzlukla mücadele, MHP için milli siyaset konusudur. MHP, temiz siyasetten, temiz yönetimden, dürüstlük kültürünün geliştirilmesinden, bağımsız ve etkin denetimden, kurumsal yapılanmadan, yolsuzlukların hesabının sorulmasından yanadır.

f. MHP, kamu yönetiminde, vatandaş memnuniyetini, uluslararası normlarda sendikalaşmayı, nüfuz ve güç kullanımının önlenmesini, kamu hizmetlerinin sivil oluşumlarca denetlenmesini savunur.

g. MHP, siyasi yozlaşmanın ve ahlaki erozyonun önlenmesinden yanadır; ilkeli, seviyeli ve temiz bir yönetim anlayışını savunur.

h. MHP, ekonomiye, kamu maliyesine, bankacılık ve finansal piyasalara ilişkin olarak, istikrarlı ve istihdam dostu büyümeden, sosyal adalet ve adil gelir dağılımından, küresel rekabet gücüne sahip üretim ekonomisinden, adaletli ve etkin bir vergi sisteminden, akılcı ve geleceği dikkate alan kamu yatırım politikası ile borç yönetim politikasından ve uluslararası standartlarda finansal sistemden yanadır.

i. MHP, özelleştirmeyi, devletin ekonomiye doğrudan müdahalesinin sınırlandırılması, verimliliğin arttırılması, ekonomide rekabet ortamının tesisi, kamu maliyesi üzerindeki yükün hafifletilerek kaynakların etkin kullanılması, üretim ve istihdam artışı sağlanması, teknoloji transferi ve ihracat kapasitesinin geliştirilmesi, sermayenin tabana yayılması olarak görmektedir.

j. MHP’nin sanayileşmeden anladığı, tüketici sağlığını ve tercihlerini gözeten, çevre normlarına uygun üretim yapan, yerel kaynakları harekete geçiren, nitelikli iş gücü istihdam eden, ileri teknoloji kullanan ve üreten, özgün tasarım ve marka yaratarak uluslararası piyasada rekabet edebilen bir sanayinin oluşturulmasıdır. MHP, bu bağlamda, büyüme, istihdam ve ihracat kapasiteleri yüksek olan sektörlerde katma değeri yüksek ürünlerin üretimine ağırlık vermeyi öngörmektedir.

k. MHP, tarıma ve kırsal kalkınmaya önem verir. Tarım kentlerini, hayvancılığın geliştirilmesini, ormanların korunmasını ve geliştirilmesini öngörür.

l. MHP’nin sosyal hedef ve politikalarında, demokrat ve erdemli nesiller yetiştirilmesi, eğitim ve öğretim dilinin Türkçe olması, çağdaş eğitim sistemi, mesleki eğitim sistemi, yurt dışındaki Türk çocuklarının eğitimi, gençliğin milli değerlerle donatılması, millî kültürün korunması, geliştirilmesi ve tanıtılması, ailenin, kadının ve çocuğun korunması, sigortasız çalıştırmanın önlenmesi, sendikal haklar ve çoklu danışma mekanizması, yaşlılar, emekliler, engelliler, kentleşme, afet vardır.

m. MHP, her türlü yapılaşmanın, coğrafi ve jeolojik etütleri tamamlanmış, başta deprem olmak üzere sel, heyelan ve diğer doğal afetlere karşı güvenli alanlarda kurulmasından, mevcut yerleşimlerde ise bu doğrultuda kentsel dönüşüm projelerinden yanadır.

n. MHP, çevre duyarlığı olan, bütüncül çevre politikasına sahip bir partidir.

o. MHP, asayişin tesisi ve terörle mücadele, ülke güvenliği ve milli savunma bağlamında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin saygınlığına önem verir; iki bin yıllık köklü maziye sahip Türk Ordusunun, Türk Milleti’nin vicdanında mukim saygınlığının, gelişi güzel günlük polemik konusu yapılarak iç ve dış kamuoyunda yıpratılmasına karşıdır.

p. MHP’nin dış politikaya ilişkin temel ilkesi, bölgede ve dünyada barışı sağlayarak sürekli kılmak ve uluslararası iş birliğini geliştirmektir. MHP, Türkiye’nin lider ülkeler arasında yerini alması için, ülkemizin coğrafî, stratejik ve jeopolitik konumunu dikkate alan, bölgesel ve uluslararası barışa katkıları içeren etkili bir dış politikadan yanadır.

MHP, dış politikada, devlet ciddiyeti, üslubu ve anlayışıyla hareket edecektir.

MHP’nin dış politika hedefi, 21’inci yüzyılın stratejik odağı durumundaki Avrasya jeopolitiğinin merkezinde yer alan Türkiye’nin, dünya siyasetinde ve uluslararası ilişkilerde güçlü, itibarlı, sözü dinlenen, dostluğu aranan ve dostluğuna güvenilen bir ülke olmasını sağlamaktır.

MHP, başta komşularımız olmak üzere, tüm ülkelerle dostane ilişkilerin kurulup ilerletilmesini, uluslararası mahiyet arz eden her türlü bölgesel iş birliğine yönelik oluşumların teşvik edilerek bu oluşumlara uluslararası camianın etkili bir üyesi olarak dâhil olunmasını, anlaşmazlıkların barışçıl yollardan çözülmesini, bölgesel ve küresel düzeyde barış, istikrar, güvenlik ve ortak refaha katkıda bulunulmasını amaçlar.

MHP, uluslararası ilişkilerde herhangi bir ön yargı ile yaklaşmamayı, gelişmeleri ve sorunları gerçekçi ve çok yönlü milli bir strateji çerçevesinde değerlendirmeyi öngörür.

MHP’nin dış politika bağlamında Türk Milleti için vazgeçilemez gördüğü hususlar, millî kültürümüze, toprak bütünlüğümüze ve üniter devlet yapımıza saygıdır.

MHP, uluslararası ilişkiler bağlamında, diğer devletlerin bağımsızlığına ve ülke bütünlüğüne saygıyı ve iç işlerine karışmamayı temel ilke olarak benimsemiş, ama aynı zamanda bu anlayışı diğer devletlerden bekleyen bir partidir.

MHP, dış politikada sadece ticareti esas alan bir anlayış ile hareket edilmesini değil; bununla birlikte, tarihî ve kültürel boyutları da dikkate alan şahsiyetli bir dış politikadan yanadır.

MHP, Türkiye’ye karşı tarihten gelen husumetleri bugüne taşıyan ve Türkiye’nin milli çıkarlarını hedef alan ülkelere karşı, uluslararası hukuk ve meşruiyet çerçevesinde gereken caydırıcı politikaları uygulayacaktır.

MHP için asıl olan, Türkiye’nin bağımsız, etkili ve sonuç alıcı bir dış politika izleyebilmesidir.

MHP için, Türk Dünyası, dış politikamızın öncelikli ve ayrıcalıklı ilgi alanıdır.

MHP, Türkiye dışındaki soydaş ve akraba topluluklar ile, uluslararası hukuk ve uluslararası ilişkilerin yerleşik diğer kuralları çerçevesinde yakından ilgilenilecek ve bunlar için gerekli kurumsal işbirliği yapılanmalarını öncelikle oluşturacaktır.

XIII. MHP’nin mevcut ve yürürlükte olan Parti Tüzüğü ve Parti Programı, bu çalışmanın konusu itibarıyla, yukarında özetle ifade edilen hususları içeriyor. Bu hususlar, başlangıçta da ifade edildiği üzere, MHP yönetimini hem hukuksal ve siyasal açıdan, hem de etik açıdan bağlayan hususlardır. MHP’nin yapı ve işleyişinin bu hususlara uygun olması zorunluluğu vardır.

Eğer Parti Tüzüğü ve Parti Programı, MHP’nin “biz buyuz” belgesi ise, “MHP’nin “ağzından çıkmış taahhüt sözleri” ise, MHP’nin icraatlarının, izlediği politikanın bunlara uygun olması icap eder.  Kaldı ki, lafzı ve ruhu ile, Parti Tüzüğü de, Parti Programı da, bunu öngörmektedir.

Hiç şüphesiz, her şey yazıldığı gibi hayata geçirilemiyor. Ama az, ama çok, bir sapma muhakkak oluyor. Önemli olan, “sapma açısının” minumumda tutulması, “makasın” çok açılmaması, hele “yazılan ile taban tabana zıt” uygulamalara meydan verilmemesidir.

“İnandırıcılık” ve “samimiyet”, siyasal partiler için “varlık” ve “iktidar” bağlamında çok önemli hususlardır. Bir partinin, kendi yaptığı parti tüzüğünü ve parti programını “rafa kaldırarak” ya da “unutarak”, bunlarla ciddi uyuşmazlık gösteren bir icraat içinde olması, o partinin samimiyetinden şüphe duyulmasına, o partiye olan inancın kaybolmasına yol açar. Tersi de, o partinin samimi bulunmasına, o partiye inanılmasına yol açar ve bu suretle o partiyi iktidara taşır.

XIV. AKP, 18 yıldır aralıksız ve tek başına Türkiye’yi yönetmektedir. Artık Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında ifadesini bulmuş bir parti olarak görülmektedir. Özellikle Nisan 2017’deki referandum ile Anayasada değişiklik yapılmasından sonra Sayın Erdoğan’ın AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı sıfatlarını birlikte taşıması ile birlikte, AKP’nin, Sayın Erdoğan’ın şahsında ifadesini bulmuş parti görüntüsü daha da belirgin bir hal almıştır.

Geçen 18 yılda Türk siyasetinde yaşananlar, kamuoyunda, siyasal açıdan güzel veya çirkin, bir AKP ve Sayın Erdoğan algısı ortaya çıkarmıştır. Türk kamuoyu, AKP’yi de, Sayın Erdoğan’ı da artık daha iyi tanımaktadır. AKP’nin ve Sayın Erdoğan’ın “siyasal duruşları” konusunda kamuoyunda tebeyyün etmiş bir algı vardır.

Türkiye, AKP ve Sayın Erdoğan yönetiminde, aşağıdakileri görmüştür, bugün aşağıdaki hususlarda ifadesini bulan bir görünüm içindedir.

a. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile; kuvvetler ayrılığı anlamını yitirmiştir. Sayın Erdoğan, Cumhurbaşkanı ve iktidar partisi AKP’nin Genel Başkanı olarak, hem yürütme, hem de yasama üzerinde tartışma konusu olmaktan uzak “tam” bir kontrol yetkisine sahiptir. Medyaya yansıyan haberlerden Sayın Erdoğan’ın yargıyı da güçlü şekilde kontrolü altında tuttuğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, yasamanın, yürütmenin ve yargının tek elde toplandığı bir Türkiye algısı ortaya çıkmıştır. Bu ortamda, anayasal denetim mekanizmaları da işlevsel ve etkin olamamaktadır.

b. Ortaya çıkmış algı, “fiilen” gücün tek elde toplandığı ve bu gücün, kendisini hukukun üstünde gördüğüdür ki; bu algı, “teknik” anlamda, “polis devleti” olgusunu da çağrıştırır. Bu bağlamda, bir taraftan toplumda sıkça gündeme gelir olan can ve mal güvenliği endişesi ile gelecek endişesinin arkasında bu algının olduğunu, diğer taraftan da sıkça polisiyle önlemlerle dizginlenmeye çalışılan bir toplum görüntüsünün ortaya çıkmış olduğunu söylemek mümkündür. Bu iki hususun işaret ettiği bir diğer nokta da, vatandaşın devlete duyduğu güvende gerileme baş gösterdiğidir.

c. Devletin teşkilat ve kadro olarak “küçültülmesi” ve “askeri vesayete” son verilmesi söylemi ile yola çıkılmıştı. Bugün gelinen nokta, devletin teşkilat ve kadro olarak daha da büyümesi, askeri vesayetin yerini denetimsiz/kontrolsüz siyasi vesayetin alması vardır. Yani “vesayet baki”, vasiler değişmiş, milletin kendisine güvensizlik sürüyor.

d. Özelleştirmelerde, özelleştirmenin başlangıç amacını hatırlayan yok.

e. Cumhuriyet’in temel nitelikleri, 2002’den bu yana şu veya bu şekilde hedef alınır hale gelmiştir. Bugün görülen, Cumhuriyet’in aşınmış, devlet düzeninin bozulmaya başlamış olduğudur.

f. Hukukun üstünlüğü ciddi şekilde anlamını yitirmiş gözükmektedir. Yargıya güvende dikkat çekici bir gerileme vardır. Mahkemelerin ve hâkimlerin bağımsızlığı ile hâkimlik ve savcılık teminatı hızla anlamını yitirmektedir. Temel hak ve özgürlüklerin korunmasındaki ve kullanılmasındaki sıkıntı giderek artmaktadır. Yargının bağımsızlığını kaybettiği ve yürütmenin kontrolüne girdiği algısı, toplumda giderek daha çok paylaşılan bir algı olarak gözükmektedir.

g. Öyle ki, bugün itibarıyla, siyasal iktidar için, adeta “canının istediğini, canının istediği şekilde, canının istediği zamanda yapabilir” denilmektedir. Böyle bir algı ortaya çıkmıştır. Bu algının bir yorumu da, anayasanın bütün kurum ve hükümleri ile yürürlükte ve işler olup olmadığının tartışmalı olduğudur.

h. Farklılıkların barış içinde bir arada yaşamasını gözeten değil, en ufak farklılıkları bile “ötekileştirme” konusu yapan bir siyaset anlayışı öne çıkmıştır. Onun içindir ki, toplumdaki ayrışma ve buna bağlı olarak milli birlik ve beraberlikteki gerileme çok belirgindir. Devlet düzeni ile farklılıkların barış içinde bir arada yaşaması bağlamında son derece önemli olan “laiklik” adeta hatırlanmaz olmuştur. Devlet ve toplum hayatında Sünni İslam öne çıkmıştır. Türkiye, içeride ve dışarıda İran ya da Suudi Arabistan gibi bir “İslam devleti” olarak algılanmaya başlanmıştır.

i. Milli değerler, bazen görmezden gelinmiş, bazen açıkça çiğnenmiş, bazen de yok varsayılmıştır. Türkçe hedef alınmıştır. Ankara’nın yerine İstanbul’un başkent olması konuşulmuştur. “İstiklal Marşı”nın değiştirilmesi gündeme gelmiştir. “Cumhuriyetin temel nitelikleri”ni değiştirmeye yönelik girişimler yaşanmıştır. Okullarda, “Andımız” kaldırılmış, Arif Nihat Asya’nın “Bayrak” isimli şiirinin okunması yasaklanmıştır. Devlet dairelerinin tabelasındaki “T.C.” kısaltmaları kaldırılmıştır. Türk’ün atası Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” ifadesi, yazıldıkları yerlerden silinmiş, artık fazla duyulmaz olmuştur.

j. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Milli Mücadele’yi hedef alan/aşağılayan olayları içeren haberler artık sıkça medyada yer alır olmuştur. Öyle ki, bu tür haberlerin sıklığı, suç teşkil eden bu tür olayların himaye gördüğü algısına da yol açmaktadır.

k. İlkeli, seviyeli ve temiz olmaktan uzak bir siyaset görüntüsü ortaya çıkmıştır. Hakaret, aşağılama, görüntü/ses kayıtlarını kullanma, yalan, yolsuzluk, rüşvet, görevi kötüye kullanma, adam kayırma, israf, gösteriş, partizanlık gibi, bir kısmı suç teşkil eden, bir kısmı siyasal/toplumsal hastalık olarak görülebilen fiillere dair haberlerin yoğunluğundaki artış dikkat çekicidir.

l. “Milli” eğitimin yanında “medreseler” baş göstermiş; devlet ve toplum hayatında cemaat ve tarikatlar adeta “fink atar” olmuştur.

m. Dış politikada (uluslararası ilişkilerde) yalnız kalmış, dostluğu aranmayan, düşmanlığından çekinilmeyen, sözüne güven duyulmayan, bulunduğu bölgede bile dışlanan bir Türkiye ortaya çıkmıştır. Komşuları ile, ABD ile, AB ile, NATO ile, Avrupa ülkeleri ile, İslam ülkeleri ile, Arap ülkeleri ile, Türk Cumhuriyetlerinin bir kısmı ile sorunlu, radikal İslami gruplar ile ilişkilendirilen, dış politikada “Sünni siyasal İslam” söylemini öne çıkarmış (böyle algılanan) bir Türkiye vardır. TİKA (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı), YTB (Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı) ve TMV (Türkiye Maarif Vakfı) gibi yurt dışındaki Türk varlığına sahip çıkma, geliştirme ve güçlü kılma misyonu yüklenmiş kurumlar, daha çok bu misyonları ile değil, “Sünni İslam” odaklı misyonları ile dikkat çekmiştir.

n. Gelinen noktada, savunma ve güvenlik sorunlarını “tüketen” ve bu suretle insanlarının refahına ve mutluluğuna daha çok kaynak ayıran bir Türkiye değil; sürekli yeni savunma ve güvenlik sorunları “üreten” ve bu nedenle insanların refah ve mutluluğundan “tasarruf” edilen kaynaklarla askeri harcamaları için daha büyük kaynak kullanan bir Türkiye ortaya çıkmıştır.

o. Ekonomide, sermaye “betona” akmış; nitelikli işgücünü gerektirmeyen, düzenli ve artan istihdamı öngörmeyen, ihracat potansiyeli hem sınırlı hem de sürekli olmayan inşaat sektörüne ağırlık verilmiş; sanayi bir bütün olarak ihmal edilmiş; üretimde katma değeri düşük sanayi ürünlerinin ilerisine geçilememiş; turizm sektörü, sorunlu dış politika anlayışının ve uygulamalarının etkisinde, bir taraftan adeta “diken üstünde” olmuş, diğer taraftan da potansiyelini değerlendirmekte hep sıkıntı yaşamış; yer altı kaynakları, işlenmemiş olarak yurt dışına akmış; yabancı sermaye girişi, yatırımdan çok, iç politikaya ilişkin mülahazaların etkisinde yüksek faiz oranlı tahvil alımları şeklinde olmuş; hukuk sistemindeki bozulmanın neden olduğu güvensizlik ve endişe, yerli ve yabancı sermayenin ülke dışına kaçmasına yönelik bir eğilime yol açmıştır.

p. Çitçinin, esnafın, sanatkârın, orman köylüsünün, besicinin, seracının, balıkçının, serbest meslek sahiplerinin, asgari ücretlinin, emeklinin durumuna hiç girmiyorum. Keza ulaşım (otoyol, köprü, tünel) ve sağlık (şehir hastaneleri) sektörlerindeki “imalatlar”ile, bu imalatlar için yıllarca Devlet Hazinesi’nden yerli-yabancı yüklenicilere aktarılacak kaynaklara da girmiyorum. Çünkü ortada, herkesi görüyor ve biliyor.

XV. Sayın Devlet Bahçeli’nin yönetimindeki MHP, ne tek başına iktidardır, ne de “resmen” iktidar ortağıdır. Dışarıdan ve Cumhur İttifakı üzerinden AKP’ye ve Sayın Erdoğan’a destek vermektedir.

Sayın Bahçeli’nin destek verdiği AKP’nin ve Sayın Erdoğan’ın 18 yıllık iktidarında, Türkiye’de yaşananlara ve bugün Türkiye’nin geldiği noktaya, yukarıda özetle değindim.

Parti Tüzüğü ve Parti Programı, ister iktidarda olsun, iktidar muhalefette olsun, MHP’nin yönetimini bağlar. MHP, ancak Parti Tüzüğü ve Parti Programı ile uyumlu ise, AKP’ye ve Sayın Erdoğan’a destek verebilir. Bunun tek istisnası, önce usulüne uygun olarak istihsal edilmiş bir “yetkilendirme” ile taslak bir “destek mutabakatı”nın AKP ile müzakere edilmesi, sonra da bu müzakere neticesinde üzerinde anlaşılacak “destek mutabakatı”nın yine usulüne uygun olarak parti organlarında kabul edilmesidir. Böyle bir “destek mutabakatı” olmadan MHP’nin AKP’ye ve Sayın Erdoğan’a destek vermesi, Parti Tüzüğünü ve Parti Programını açıkça ihlal demektir.

MHP ile AKP arasında, böyle bir “destek mutabakatı” yok. Olsaydı, hem kamuoyuna açıklanırdı, hem de işaretleri görülürdü.

O zaman sormak gerekmez mi; MHP’nin Parti Tüzüğü ve Parti Programı ortada iken, AKP ile resmi bir “destek mutabakatı” imzalanmamış iken, MHP, Cumhur İttifakı üzerinden AKP’ye ve Sayın Erdoğan’a niye destek oluyor, nasıl destek olabiliyor? Parti Tüzüğüne ve Parti Programına aykırı bu destek, hangi yetkiye dayanılarak AKP’ye ve Sayın Erdoğan’a verilmektedir?

Yukarıdaki mülahazalar ışığında, MHP Yönetimi, AKP’ye ve Sayın Erdoğan’a verdiği destekle açıkça Parti Tüzüğünü ve Parti Programını “çiğnemiş” olmaktadır. Ve bu, MHP Yönetiminin hukuksal sorumluluğunu gerektiren bir durum olarak görülmektedir.

Kendi Parti Tüzüğündeki ve Parti Programındaki değerleri bırakıp, bu değerler ile büyük ölçüde örtüşmeyen ve ters düşen değerlere sahip bir başka partiye destek olunması, bir partinin varlığını ve geleceğini tehlikeye atan bir durumdur. Partide savrulmaya, diğer partilere kaçışlara, seçmen tabanında küçülmeye yol açar. Destek işinin usulüne uygun olarak “resmen” adı konulmadan yapılmış olması, bu tehlikeyi daha da ağırlaştırmaktadır. MHP için durumu böyle görüyorum.

Parti Tüzüğünde ve Parti Programında ifadesini bulmuş değerleri nedeniyle Türkiye için “son kale” kabul edilen MHP’nin varlığı ve geleceği konusunda derinden endişeliyim. İşbu kapsamlı çalışma da, bu endişenin ürünü ve işaretidir.

MHP, Parti Tüzüğünde ve Parti Programında ifadesini bulmuş değerlerine dönmek zorundadır. Allah sağlık-sıhhat versin ama, MHP’nin varlığı ve geleceği açısından Sayın Bahçeli’nin kenara çekilmesine ihtiyaç olduğu çok açıktır. Parti yönetimi, Parti Tüzüğünün ve Parti Programının dışına çıkmıştır. Partinin izlediği, Cumhur İttifakı üzerinden AKP’ye ve Sayın Erdoğan’a verilen destekte ifadesini bulmuş siyaset, Parti Tüzüğü ve Parti Programı ile bağdaşmamaktadır. Bu duruma işaret eden, dolayısıyla Sayın Bahçeli’nin kenara çekilmesine ihtiyacı doğuran somut bazı hususlardan söz etmek isterim.

Birincisi, Parti Tüzüğüne/Parti Programına göre, MHP, hür parlâmenter rejimden yanadır. Yasama, yürütme ve yargı görev ve yetkilerinin en rasyonel şekilde dengelenmesinin ve bunların uyumlu bir şekilde icra edilmesinin hayati önem taşıdığına inanmaktadır. Bu üç kuvvetin, anayasal görev ve yetkilerinin sınırları içinde kalarak hareket etmesini öngörmektedir. Parti Tüzüğünde/Parti Programında bu hususların yer aldığı MHP,  önce “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi”ni öngören anayasa değişikliğine dair Nisan 2017’deki referandumda “evet” kampanyası yürütmüştür. Sonra, Haziran 2018’de yürürlüğe giren “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi”nin bugüne kadar olan uygulamasından Sayın Erdoğan’ın yargı da dâhil üç kuvveti nezdindeki konumu belirginleşmiş ve bu suretle kuvvetler ayrılığı “fiilen” anlamlı olmaktan çıkmış olmasına rağmen, MHP, ısrarla Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin bu uygulamasına da Cumhur İttifakı üzerinden müzahir olmaktadır. Parlamenter rejimden ve kuvvetler ayrılığından yana, “kuvvetler ayrılığı” ilkesini demokratik hukuk devletinin hayatiyet kaynağı ve yaşam sigortası olarak gören bir parti olarak MHP, bunlarla örtüşmeyen bir sisteme ve bu sistemin uygulanmasına destek vermiştir, vermektedir.

İkincisi, Nisan 2017’de Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi”ne evet demiş ve Haziran 2018’den bu yana da bu sistemin uygulanmasına destek vermiş olmasına rağmen, MHP’nin bugüne kadar Parti tüzüğünü ve Parti Programını değiştirme/güncelleme gereği duymamış olması, Kasım 2009’da kabul edilmiş Parti Tüzüğü ve Parti Programını yürürlükte tutmasıdır.

Üçüncüsü, MHP Yönetiminin, Parti Tüzüğünde ve Parti Programında seviyeli, ilkeli, dürüst ve temiz siyaset anlayışına işaret edilmesine rağmen, bundan uzak bir görüntü vermesidir.

Dördüncüsü, MHP’nin Cumhur İttifakı üzerinden AKP’ye ve Sayın Erdoğan’a verdiği destek, Parti Tüzüğünde/Parti Programında yer alan birçok hükümle bağdaşmamaktadır. MHP’nin, bir taraftan (i) Türk Milletinin milli değerler manzumesinin tamamını benimseyerek siyaset yapacağım, (ii) Cumhuriyet ile demokrasiyi elzem olan ve birbirini tamamlayan iki ayrılmaz değer olarak kabul ediyorum demesi ve (iii) milletin ortak değerleriyle kavgalı, Cumhuriyetin temel nitelikleriyle çatışan, gerginlikten beslenen, siyaset anlayışlarını ret ediyorum demesi, diğer taraftan da AKP’ye ve Sayın Erdoğan’a destek vermesi, açık bir çelişkidir.

Beşincisi, Parti Programında, 21. yüz yılın bir “Türk asrı” olacağına inandığını deklere etmiş MHP’nin, bugüne kadarki icraatları nedeniyle iç ve dış kamuoyunda “Sünni siyasal İslam” ile ilişkilendirilen AKP’ye ve Sayı Erdoğan’a Cumhur İttifakı üzerinden destek vermesi, anlaşılır olmaktan uzaktır.

Altıncısı, AKP’nin ve Sayın Erdoğan’ın bugüne kadar olan icraatları ortada ve bu icraatlar Parti Programında ayrıntılı olarak işlenmiş “Dokuz Işık” ilkeleri ile kabili telif değil iken, MHP’nin AKP’ye ve Sayın Erdoğan’a destek vermesidir. Çelişki ve anlaşılır olmaktan uzak olma, burada da vardır.

Yedincisi, Parti Programında hem Tük toplumculuğunun MHP’nin temel değer ve ilkelerinden biri olduğu, hem de Türk toplumculuğunun “millî bir duruştan” besleneceği deklere edilmiş iken, MHP’nin, “milli duruşları” kamuoyunda sorgulanan (tartışılan) AKP’ye ve Sayın Erdoğan’a nasıl oluyor da açık ve net bir destek verebildiğidir.

Sekizincisi, MHP’nin Parti Programında “Türkiye’nin bağımsız, etkili ve sonuç alıcı bir dış politika” izlemesinden yana olduğu hususu yer almasına rağmen, dış politikada “Sünni siyasal İslam”ı çağrıştıran bir yaklaşım içinde olduğu algısına yol açmış, yalnızları yaşayan, haliyle dış politikada MHP’nin Parti Programında sayılan özelliklerden oldukça uzak bir anlayışı ve uygulamayı yansıtan AKP’ye ve Sayın Erdoğan’a destek verilmesi, bu suretle AKP’nin ve Sayın Erdoğan’ın dış politikadaki sorumluluğuna ortak olunmasıdır.

Dokuzuncusu, MHP, “Türk Dünyası, dış politikamızın öncelikli ve ayrıcalıklı ilgi alanım” diyor; AKP ve Sayın Erdoğan, Türk Dünyasına, ya sırtını dönmüş, ya mesafeli, ya da ihmal etmiş…

Bu tür hususların sayısı artırılabilir.

Bu hususlar, MHP’nin nasıl yönetildiğine, dolayısıyla parti yönetiminde değişiklik ihtiyacına işaret eden hususlardır. Eğer MHP Türkiye için “son kale” ise, eğer MHP’nin şiarı “önce ülkem” ise, Sayın Bahçeli’nin kenara çekilip bu suretle geçmişi dikkate alacak, bugünü iyi okuyacak ve ufkun ötesine bakarak MHP’ye yön verecek kadrolara yol vermesine ihtiyaç vardır. “Son kale” sağlamlaştırılmalıdır. MHP, “tazelenmeli”dir. Işığı, güçlenmeli ve aydınlattığı alan büyümelidir.

Siyasette bir ufalanma vardır. Ülke, milli ve coğrafi (toprak) bütünlüğe yönelik bir tehdit ile karşı karşıyadır. Kamuoyu, geçimini de olumsuz etkilediğinin farkında olarak, hem savunma ve güvenlik konularının sürekli gündemde olmasından, hem de sürekli sorun üreten dış politikadan rahatsızdır. AKP’de ve Sayın Erdoğan’da bir yıpranma ve yorgunluk görülmektedir. AKP’nin ve Sayın Erdoğan’ın çekiciliğindeki erime dikkat çekicidir. Seçmen, geçim derdinin de etkisinde, bir arayış içindedir. Sanayici bunalmıştır. Dış kamuoyu AKP’den ve Sayın Erdoğan’dan “usanmış”tır. MHP, bu konjonktürü değerlendirmek zorundadır. Ancak mevcut yönetim kadrosu ve siyaset anlayışı ile bunu yapması mümkün görülememektedir.

Belirtilen tablo, “tazelenme” ile birlikte, MHP’yi 1999’u çağrıştıran bir noktaya taşıyabilir. Bu, MHP’nin “Türkiye merkezli yeni bir medeniyet ve yeni bir Dünya düzeni anlayışını” hayata geçirmede bir başlangıç da olabilir.

Umarım, MHP’de “tazelenmeye” yol verilir.

Yol verilmeyecekse, hiç olmazsa, MHP’de, ya Parti Tüzüğüne/Parti Programına uygun bir siyaset takip edilmeli ya da takip edilen mevcut siyaset Parti Tüzüğüne/Parti Programına yansıtılmalıdır. Bu suretle en azından hukuksal ve siyasal yanlıştan dönülmüş olunur.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 13 Mart 2020

Not: Parti Tüzüğü ve Parti Programı MHP’nin resmi web sayfasından alınarak bu çalışmada kullanılmıştır.


RAMAZAN BAYRAMI MESAJI

ASCMER olarak, izleyicilerimizin, dostlarımızın, meslektaşlarımızın ve öğrencilerimizin Ramazan Bayramlarını kutluyoruz. Bayramın, tüm insanlık için, evrensel anlamda hukukun üstünlüğüne samimi olarak saygı gösterildiği; insanların gelecek endişesinden uzak olduğu; entrikaya, hileye, kumpasa ve iftiraya itibar edilmediği; gösterişten ve israftan kaçınıldığı; samimiyetin, iyi niyetin, dostluğun, iyi komşuluğun öne çıktığı; ayrımcılıktan, ötekileştirmekten ve dışlayıcılıktan uzaklaşıldığı; samimi ve akılcı bir

19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI MESAJI

19 Mayıs 1919, Büyük Türk Milleti’nin, vatan topraklarını düşman çizmeleri altında çiğnenmekten kurtarma azim ve kararlığını dışa vurduğu gündür. Osmanlı Yönetiminin özünden uzaklaştığı ve emperyalizme teslim olduğu bir ortamda, Büyük Türk Milleti için güneşin ufukta doğduğu gündür. 19 Mayıs 1919, İstanbul Hükümeti işgalcilerle Saraylarda bir araya gelip işgale direnişi ortadan kaldırmayı konuşurken, bu yolda işgalcilerle

DÜNYA TÜRKLERİNİN GÜNÜ: “3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1923 yılında, Türk Ocakları’nda yaptıkları konuşmada şunları söylemiş: “… Biz milliyet fikirlerini uygulamada çok gecikmiş ve çok ilgisizlik göstermiş bir milletiz.

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK BAYRAMI MESAJI

“Milli irade”nin tecelli yeri Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nin “Büyük Millet Meclisi (BMM)” olarak kuruluşunun, milli egemenliğin ilan edilişinin 100. yılında, aziz Türk Milleti’nin “23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı”nı kutluyorum.

DUYURU

ASCMER Başkanı Prof. Dr. Osman Metin Öztürk’ün, siyasete, dış politikaya ve uluslararası ilişkilere dair güncel gelişmeler hakkındaki, “düzenli” ve çoğu “anlık” olan değerlendirmelerini, twitter.com/osmetoz ve linkedin.com üzerinden takip edebilirsiniz. 

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.