MEKKE’DEKİ İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI (İİT) ZİRVESİ ÜZERİNE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Suudi Arabistan Kralı Salman’ın daveti üzerine, Mekke’de İslam İşbirliği Teşkilatı İİT) olağanüstü liderler zirvesi gerçekleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu zirveye katılmaması haber yapılmış[i]… Zirvede, Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu temsil etmiş.

Bilindiği üzere, Türkiye, 14-15 Nisan 2016 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşen İİT 13. Zirvesi ile, İİT Zirve Dönem Başkanlığını üstlenmişti. Dışişleri Bakanlığı’nın web sayfasında yer alan bilgilerden[ii], Türkiye’nin Dönem Başkanlığı’nın, “Kasım 2019’da Gambiya tarafından düzenlenmesi beklenen 14. Zirve’ye kadar” sürmesinin beklenildiği anlaşılmaktadır. Fakat medyada yer alan haberlerden[iii]; 14. Zirvenin Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde Mekke’de gerçekleşen zirve olduğu ve Türkiye’nin bu zirvede Dönem Başkanlığı görevini Suudi Arabistan’a devrettiği çıkmaktadır.

Ortada dikkati çeken bir durum var.

Bilebildiğim kadarıyla, diplomasinin yerleşik kuralları, Dönem Başkanlığı görevinin devir-tesliminin en üst düzeyde ve muadiller arasında yapılmasını öngörmektedir. Ancak Mekke’de böyle olmuyor. Türkiye adına Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu görevi devrediyor, Suudi Arabistan adına Kral Salman da görevi devralıyor.

Ankara ile Riyad arasında sıkıntı olduğu yeni bir şey değil, biliniyor. Sıkıntının nedeni konusunda, ilk akla gelenler Kaşıkçı olayı ve Suriye krizi bağlamındaki Ankara-Tahran ilişkilerinin güncel durumudur. Bir de, AKP iktidarı döneminde Türkiye’nin Sünni İslam kimliğinin bugüne doğru giderek uluslararası politikada belirginleşmesi var. Erdoğan, bir taraftan Arap ve İslam Dünyalarında halkın tanıdığı bir isim haline gelmiştir, hem de Sünni İslam Dünyasının hamisi rolünü sergilemeye başlamıştır. Türkiye’nin Arap ve İslam Dünyalarındaki nüfuzunun Suudi Arabistan’ın aleyhine olarak artması; bunun, Türkiye’nin Arap ve İslam Dünyasında Suudi Arabistan’dan “rol çalması ya da kapması” olarak algılanması, Ankara ile Riyad arasındaki sıkıntının belki de en temel nedendir.

Bu tablo, Washington’un, Ankara’yı ve Riyad’ı biri birine karşı “oynama/kullanma” avantajını sunan bir tablodur. Ayrıca, yine bu tablonun, İslam’da, hem mezhepsel hem de mezhep içi rekabet açısından da görülmesi gerekir ki; bu da, İran açısından ve “Medeniyetler Çatışması” tezi bağlamında “İslam-Batı çatışması” açısından anlamlıdır. Yani İslam Dünyasında İran’ın, İslam karşısında da Batının (ABD’nin)  işine gelen bir tablo vardır.

Bir ihtimal olarak, Ankara ile Riyad arasındaki sıkıntı nedeniyle Mekke’deki Zirve için Ankara’ya gelen davetin “niteliği” yerleşik diplomasi bağlamında “sorunlu” bulunmuş olabilir ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mekke’deki Zirveye katılmaması münhasıran bununla ilişkilendirilebilir.  Ancak böyle olsa bile; bu, Ankara-Riyad ilişkilerinde sıkıntı olduğu gerçeğini değiştirmemektedir.

İİT Dönem Başkanı Türkiye’nin Dışişleri Bakanlığı,  İİT 14. Zirvesi’nin Kasım 2019’da Gambiya’da gerçekleşmesini beklerken; İİT 14. Zirvesi, Mayıs sonunda ve Suudi Arabistan’da yapılıyor. Bu durumda, doğal olarak, Riyad’ın önceki Dönem Başkanı Türkiye’ye “emrivaki” yapmış olabileceği akla gelmektedir ki; bu da, bir taraftan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mekke’deki Zirveye katılmamasının asıl nedeni olabileceğini, diğer taraftan da Ankara-Riyad ilişkilerinin “sıkıntılı” olmanın çok ilerisine geçmiş olabileceğini çağrıştırmaktadır.

Bölgedeki mevcut durum ve eş zamanlı güncel gelişmeler,  birikime dayalı sezgiler ile birlikte dikkate alınıp görünür geleceğe ışık tutulduğunda, görünen; yaz aylarının bölgede oldukça harekete geçebileceğidir. Kaşıkçı olayının, yaz aylarındaki “bölgesel atmosferin” etkisinde yeniden hatırlanması ihtimali yüksek bulunmaktadır. Bu ihtimalin, hem Kaşıkçı olayının, hem de Ankara-Riyad ilişkilerindeki “sıkıntının” daha net ve anlaşılır bir şekilde görülmesine kapı aralayabileceği düşünülmektedir.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 02 Haziran 2019.

[i] https://www.yahoo.com/news/turkeys-erdogan-absent-mecca-islamic-summit-afp-024820292.html, 02.6.2019.

[ii] http://www.mfa.gov.tr/islam-isbirligi-teskilati.tr.mfa, 02.6.2019.

[iii] https://www.sozcu.com.tr/2019/dunya/turkiyenin-donem-baskanligini-devrettigi-iit-zirvesi-basladi-5013501/, 02.6.2019.


ABD’NİN MÜSLÜMAN UYGUR TÜRKLERİNE İLGİSİNİN ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD Senatosu’nda, Sincan Uygur Özerk Bölgesi (Doğu Türkistan)’nde Müslüman Uygur Türklerine yönelik, “Uygur Human Rights Policy Act (Uygur İnsan Hakları Politikası Yasası)” tasarısı kabul edilmiş.[i] Senato’dan geçen metne göre; Pekin’in Müslüman Uygur Türklerine yönelik insan hakları ihlallerine karşı, Washington Çin Hükümeti yetkililerine yaptırımlar uygulayabilecek. Bölgedeki işkence, yargısız gözaltı,

YENİ SİSTEMDE HUKUKSAL AÇIDAN ASKERİ HAREKÂTIN SEVK VE İDARESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı İdlib’de 33 Türk askerinin şehit düştüğü günlerde televizyon ekranlarındaki bazı görüntüler nedeniyle, “yeni sistemde” Milli Savunma Bakanı’nın Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları ile olan ilişkilerine değinme ihtiyacı duymuş ancak, acının dorukta olduğu bir sırada yanlış anlaşılabilirim endişesiyle o günlerde bunu yapmamıştım. Televizyon ekranlarındaki o görüntüler, bana göre, bir

ULUSLARARASI HUKUK IŞIĞINDA TÜRKİYE’NİN SURİYE’DEKİ (İDLİB’DEKİ) ASKERİ VARLIĞI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Türkiye İdlib’de 34 askerini şehit vermesinin acısını yaşarken, iç ve dış kamuoyunda bir sorgulama var ki, yetkililerden Türkiye’nin Suriye’deki (İdlib’deki) varlığına dair açıklamaları duyuyoruz.  Türkiye’nin, “Suriye halkı davet ettiği için Suriye’de olduğu” ifade ediliyor, zaman zaman da Adana Protokolü’ne işaret ediliyor. İdlib üzerinden Suriye krizinde bugün gelinen noktada,

İDLİB: ULUSLARARASI HUKUK VE KORONA VİRÜSÜ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Sayın Erdoğan’ın İdlib konusunda muhataplarına verdiği süre dolmak üzere… Son üç güne girildi… Evet, Türkiye’nin İdlib’deki varlığı “önleyici savunma” kapsamında görülebilir, Türkiye Suriye’de terörizmle mücadele edebilir ama, bir de bu işin “aması” var…

PAKİSTAN’DAN İDLİB’E BİR DİZİ ÇAĞRIŞIM…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD’li “The National İnterest”den, Çin’in Pakistan’ı aşağıladığına (sömürge muamelesi yaptığına) değinen ve Pakistan Başbakanı İmran Han’ı Pakistan halkı ile karşı karşıya getirme amacının güdüldüğü algısına yol açan (içeridiğinden böyle bir algı potansiyeli çıkarılabilen) ilginç bir makale[i]… ABD’nin, yeniden Pakistan ile yakınlaşma çabası içinde olduğu çağrışımına da yol açıyor…

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.