KÜRESEL POLİTİKADA ASKERİ TATBİKATLAR DİPLOMASİSİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Geçtiğimiz haftalarda Arktika’da gerçekleşen tatbikatların, Ukrayna krizi üzerinden Batı ile Rusya arasında ortaya çıkan gerilimin geldiği noktaya işaret ettiğine ve Batı ile Rusya arasında güç gösterisine dönüştüğüne daha önce değinilmiş; tatbikatların, aynı zamanda, Arktika’nın artan önemine ve uluslararası politikada yeni mücadele alanı olduğuna işaret ettiği de belirtilmişti. Keza ABD (Batı) ile Rusya arasındaki çekişmede, ABD’nin (Batının) Çin’i Rusya’ya doğru ittiğine de daha önce değinilmişti. Bunlardan sonra ortaya çıkan ve Pekin-Moskova ikilisinin mukabil adımları olarak görülen gelişmeler, işlemekte olan sürecin ve bu sürecin Çin’i Rusya’ya itme boyutunun giderek güçlendiğine işaret etmektedir.

Kamuoyuna yansıyan verilere göre; Rusya, geçtiğimiz hafta içinde, üç tatbikat gerçekleştirmiştir. Birincisi, 10-12 Haziran 2015 tarihleri arasında, Mısır karasularında ve açık sularda, “Dostluk Köprüsü 2015” adı altında, Mısır ile ortaklaşa gerçekleştirdiği tatbikattır. İkincisi, Güney Osetya’da, değişik tiplerdeki insansız hava araçları üzerine bina edilmiş bir senaryo dâhilinde, icra ettiği tatbikattır. Üçüncüsü de, 08-11 Haziran 2015 tarihlerinde, Japon Denizi’nin kuzeyinde, Rusya’nın Mançurya’ya dâhil Primorye Bölgesi ile Japonya’nın Hokkaido Adası arasında kalan bölgede, Çin ile ortaklaşa gerçekleştirdiği tatbikattır. Bu son tatbikat, iki ülkenin geçtiğimiz ay (Mayıs 2015) Akdeniz’de icra ettiği “Joint Sea 2015” tatbikatının bir parçası ve devamı olarak kabul edilmektedir.

Rusya’nın Mısır ile Akdeniz’de icra ettiği tatbikat -daha önce aynı bölgede icra edilen Çin-Rusya ortak tatbikatı da dikkate alınmak suretiyle- değerlendirildiğinde, Rusya-Çin ikilisinin; (i) Orta Doğu’daki nüfuzlarını güçlendirmek, (ii) enerji piyasasına hâkim olmak ve (iii) Batının iki kanadı arasındaki bağı zayıflatmak istedikleri sonucuna ulaşılmaktadır. ABD’nin Çin nedeniyle ve enerjide Orta Doğu’ya ihtiyacının kalmaması nedeniyle Asya’ya yönelmesi, bölgede bir boşluğa yol açmıştır. Tatbikatlar, Pekin-Moskova ikilisinin bu boşluğu doldurmaya yöneldiklerine işaret etmektedir. ABD’nin enerji piyasasında önde gelen satıcı statüsüne erişmesi, mevcut pazarda paylaşım sorununa ve tekelleşme endişesine yol açmıştır. Rusya pazar kaybetmek, Çin de enerjide ABD’ye bağımlı olmak, riskleri ile karşı karşıyadır. Eğer Pekin-Moskova ikilisi Orta Doğu’daki nüfuzlarını güçlendirebilirse, bu, onların söz konusu sorunlarını ve endişelerini aşmalarına, riski küçültmelerine hizmet edebilecektir. Ayrıca (i) hâlihazırda Avrupa’nın enerji yönünden Orta Doğu’ya ve Rusya’ya bağımlı olduğu, (ii) Batının Çin’i ve Rusya’yı karşısına alan yaklaşımları ve (iii) Avrupa’nın doğudan Orta Doğu’ya komşu (fiziki olarak yakın) olduğu dikkate alındığında; Orta Doğu’da Çin-Rusya nüfuzunun (varlığının) güçlenmesi, Avrupa ülkelerinin Çin ve Rusya konusundaki hareket serbestîlerini kısıtlayacak; bu da, ABD’nin Çin ve Rusya karşısında Avrupa’dan beklediği desteği istediği ölçüde alamamasına neden olabilecektir. Ancak ABD’nin Avrupa’nın enerji ihtiyacını karşılamada öne çıkması, bu değerlendirmenin kısmen ağırlık kaybetmesine neden olabilecektir.

Rusya ile Mısır arasındaki güncel gelişmelere bakıldığında, iki ülkenin sadece tatbikat yapmakla yetinmediği ve taraflar arasında ciddi bir yakınlaşmanın olduğu da görülür. Abdülfettah El Sisi’nin, Mısır Savunma Bakanı olarak Şubat 2014’de Moskova’ya yaptığı ziyaret sırasında, Novo Ogaryovo’daki konutunda Putin tarafından kabulünde giydiği parkının sol kolundaki büyük “kızıl yıldız” ve Sisi’nin Mısır Cumhurbaşkanlığına aday olduğunu bu ziyaret sırasında açıklaması, daha o zaman Rusya-Mısır yakınlaşmasına işaret etmişti. Sisi’nin Haziran 2014’de Mısır Cumhurbaşkanı olarak göreve başlamasından sonra, Şubat 2015’de Putin’in Kahire’yi ziyaret etmesi ve Sisi’ye Kalaşnikof marka silah hediye etmesi, yakınlaşmanın sürdüğünün işareti olarak alınmıştır. Bu süreç içinde, Mısır’ın Rusya’dan silah alacağı açıklanmış; hatta İsrail, Mısır’ın Rusya’dan S-300 alacağını duyurmuş; iki ülkenin, nükleer işbirliğine gitmek istediği ifade edilmiştir. Bu gelişmeler, Soğuk Savaş yıllarındaki Cemal Abdül Nasır dönemini çağrıştırmış; Mısır’ın Batıdan uzaklaşıp Moskova’ya yaklaşmasını hatırlatmıştır. Bunlar; Rusya ile Mısır’ın Akdeniz’de yaptığı ortak deniz tatbikatının sıradan bir tatbikat olmadığı, Mısır’ın bölgede Moskova ile birlikte hareket etmeyi öngören bir sürecin içine girdiği ve Çin’in de bu sürecin bir parçası olduğu anlamlarına alınabilecektir. Pekin’in, Moskova’nın ve Kahire’nin Akdeniz’de yakınlaşması, Batının bu denizdeki hareket alanını daraltacak ve Süveyş Kanalının kullanılmasında risk algılamasına yol açacaktır. ABD ile olan ilişkilerinde gerileme görülen Suudi Arabistan’ın Mısır ve Çin ile olan yakın ilişkileri bu algılamayı ayrıca beslemektedir.

Rusya’nın Güney Osetya’da gerçekleştirdiği tatbikat ise; Ocak 2004-Kasım 2013 tarihleri arasında Gürcistan Cumhurbaşkanı olarak görev yapmış Mihail Saakaşvili’nin geçtiğimiz ay (Mayıs 2015) Ukrayna vatandaşlığına kabul edilmesi ve Ukrayna’da Odessa Valisi olarak atanması sonrasına denk gelmesi ile dikkati çekmektedir. Mihail Saakaşvili, Gürcistan Cumhurbaşkanı olduğu dönemde, ABD’ye yakın duruşu ve Rusya ile yaşadığı sorunlar üzerinden hatırlanmaktadır. Saakaşvili’nin Rusya ile yaşadığı sorunlardan biri de Güney Osetya’dır. Gürcistan’daki Osetlerin, Moskova’ya bağlı Kuzey Osetya’nın varlığının da etkisinde, Gürcistan’dan ayrılmak istemeleri ve bağımsızlık yoluna girmeleri, 2008 yılında Rusya ile Gürcistan’ı karşı karşıya getirmiş; yaşanan çatışmada Rus kuvvetleri Güney Osetya’ya girmiş ve çatışma, Gürcü kuvvetlerinin Güney Osteya’dan çekilmesi ile sona ermişti. Rusya, bu çatışmadan sonra, Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanımıştı. Bu geçmiş ve Rusya’nın Ukrayna ile yaşamakta olduğu ciddi kriz birlikte mütalaa edildiğinde; Gürcistan’ın önceki Cumhurbaşkanı’nın Ukrayna’nın Karadeniz kıyısındaki şehri Odessa’ya vali olarak atanması, Kiev merkezli Rusya’ya yönelik muhtemel yeni bir senaryonun varlığını ve Güney Osetya’daki tatbikatın da buna verilmiş bir cevap olduğunu akla getirmektedir. Mihail Saakaşvili’nin Odessa Valisi olarak atanması, “düşmanımın düşmanı benim dostumdur” anlayışı çerçevesinde, Ukrayna’nın; (i) Rusya karşısında Gürcistan’ı yanına çekmek, (ii) Rusya’yı Gürcistan ile angaje ederek Moskova’nın ilgi ve kaynaklarını “ufalamak” ve (iii) bu suretle kendisi karşısındaki cepheyi zayıf düşürmek istediği anlamına gelmektedir. Rusya ise; Güney Osetya’da yaptığı tatbikat ile, hem Ukrayna’ya bunun farkında olduğu mesajını vermiş, hem de Osetler üzerindeki nüfuzunu (kontrolünü) tazelemiş olmaktadır. Ukrayna-Batı ilişkilerinin güncel durumu dikkate alındığında ve “renkli devrimler” hatırlandığında, Rusya için, Kafkasya’nın, yeniden, Moskova’yı meşgul edecek ve endişeye sevk edecek bir coğrafyaya dönüşme ihtimali akla gelmektedir. Bu noktada, Odessa’nın Moldova’nın hemen doğusunda yer aldığı ve Moldova içinde, -tıpkı Güney Osetya gibi- Moskova destekli olarak, tek taraflı bağımsızlığını ilan etmiş Transdinyester Cumhuriyeti de dikkate alınmalı ya da hatırlanmalıdır. Ukrayna, Rusya’nın aleyhine olarak, “cepheyi” genişletmektedir.

08-11 Haziran 2015 tarihlerinde, Japon Denizi’nin kuzeyinde, Rusya’nın Mançurya’ya dâhil Primorye Bölgesi ile Japonya’nın Hokkaido Adası arasında kalan bölgede icra edilen Rusya-Çin ortak tatbikatı ise, daha önce ifade edildiği üzere, geçtiğimiz Mayıs (2015) ayında Akdeniz’de icra edilen “Joint Sea 2015” tatbikatının devamı/parçası niteliğindedir. Hazırlık çalışmaları Vladivostok’tan yürütülen bu tatbikatın dikkat çekici iki yanı olduğu düşünülmektedir. Birincisi, tatbikatın, hava indirme ve deniz piyade unsurları üzerine bina edilmiş olmasıdır. İkincisi de, tatbikatın icra edildiği yer, yani tatbikat bölgesidir. Tatbikatın özellikle hava indirme ve deniz piyade unsurlarını içermesi, Asya’nın doğusundaki sorunların doğası ile genel olarak örtüşmektedir. Eğer “Joint Sea 2015” tatbikatının Akdeniz’deki bölümü Çin’in bölgede Rusya’ya verdiği destek olarak alınırsa, aynı tatbikatın Japon Denizi’ndeki bölümü de Rusya’nın bölgede Çin’e verdiği destek anlamına gelecektir. Asya’nın doğusunda Çin’in ve Rusya’nın birlikte hareket etmesi son derece önemlidir. Bilineceği üzere, Asya’nın doğusunda, Çin ile bağlantılı olarak, Doğu Çin Denizi Anlaşmazlığı, Tayvan sorunu ve Güney Çin Denizi anlaşmazlığı vardır. Rusya’nın Çin ile birlikte Japon Denizi’nde tatbikat yapması, bu sorunların üçünde de, Moskova’nın Çin’in yanında yer alma ihtimaline işaret eder ve her üç sorunda da, muhatapları karşısında Çin’e güç verir. Rusya’nın iç denizi kabul edilen Ohotsk Denizi’ndeki Rus askeri varlığı (üsleri) nedeniyle, Rusya’nın Çin’e vermiş olduğu destek hatırı sayılır bir destektir. Rusya’nın Ohotsk Denizi kıyılarındaki ve kıyı gerisindeki askeri imkân ve yeteneğinin, Soğuk Savaş koşularında, münhasıran Büyük Okyanus’un karşı kıyısındaki ABD’ye yönelik olarak oluşturulmuş olması, Rusya’nın Çin’e verdiği desteğin niçin “hatırı” sayılır kabul edilmesi gerektiğini açıklamaktadır.

Ancak Japon Denizi’ndeki Çin-Rusya ortak tatbikatına sadece Çin açısından yaklaşmak eksik bir yaklaşım olacaktır. Söz konusu tatbikat, Ukrayna krizi üzerinden Rusya’yı karşısına alan ABD’nin Büyük Okyanus’un karşı kıyısından algıladığı tehdide ciddiyet kazandıracaktır. Çünkü Rusya’nın Ohotsk Denizi bölgesinde sahip olduğu askeri imkân ve yeteneğe Çin’in katkı sunması ihtimali belirmiştir. Keza ABD Asya’nın doğusundaki sorunlarda Çin’in karşısında yer alan ülkelere arka çıktığı için; ABD’nin Çin karşısındaki ülkelere verdiği desteğin maliyeti de çok yönlü artacaktır. ABD, hareket serbestisini kısıtlayabilecek olmasına rağmen, Çin ile Rusya’yı biri birine itmiş olmaktadır. Eğer (i) Japonya ile Rusya arasındaki Kuril Adaları anlaşmazlığı, (ii) Japonya’nın Batının Rusya’ya uyguladığı ambargoya iştirak ettiği, (iii) Japonya’nın Asya’nın doğusunda kuzeyden güneye uzanan bir hat üzerinde birçok konuda Çin ile karşı karşıya bulunduğu ve (iv) Asya’nın doğusunda Japonya düşmanlığının kendisini göstermeye başladığı dikkate alınırsa, Japon Denizi’ndeki Çin-Rusya ortak tatbikatının Japonya’nın da hareket serbestîsini kısıtlayabileceği ileri sürülebilecektir. Rusya’yı karşısına almak Japonya’nın çıkarına değildir; Rusya ile Çin’in biri birlerine itmek Japonya’nın hiç çıkarına değildir. Bu bağlamda görülmesi gereken bir başka husus da, küresel ısınmanın etkisinde buzulların erimesine bağlı olarak, kuzeyde Arktik Okyanusu kıyıları üzerinden işleyecek yeni bir deniz ticaret yolunun devreye girecek olması ile ilgilidir. Söz konusu tatbikat; Çin-Rusya birlikteliğinin, görünür gelecekte ortaya çıkabilecek bu yeni deniz ticaret yolunun kontrolü bağlamında da görülmesini gerektirmektedir.

Yukarıda belirtilen gelişmeler, uluslararası politikada yaşanmakta olan değişime işaret eder. Sovyetlerim 1991’de dağılması ile baş gösteren “sert güç”ten “yumuşak güç”e geçiş süreci, günümüzde tersine dönmeye başlamıştır. Eğer barış ile savaş arasındaki süreç beyazdan başlayıp siyaha kadar uzanan bir çizgiye benzetilirse, bu çizgi üzerindeki beyaz bölgelerin hızla tüketilmekte olduğunu, gri bölgeye geçildiğini ve grinin siyaha çalan tonlarına doğru yol alınmakta olduğunu söylemek mümkündür. Diplomasinin en sarıdan, en çok bilinen, araçları; yerlerini, az kullanılan ve tehlikenin/riskin büyüdüğüne işaret eden araçlara, yani askeri tatbikatlara bırakmış gözükmektedir. Çünkü tatbikatlar, sıcak çatışmaya hazırlık durumlarının gözden geçirilmesine aracılık eder ve muhataplarına, “seninle savaşı göze aldım” ve “savaşmak için hazırlanıyorum” mesajlarını verir.

Uluslararası politikadaki değişim çok hızlıdır. Bu hız, çok ciddi bir maliyeti artışını beraberinde getirmektedir. Sorun, bu maliyet artışının nasıl ya da nereden karşılanacağındadır. İsabetli öngörüler ve sahip olunan sınırlı kaynakları yerinde kullanmış olmak için, bu son husustan yola çıkan değerlendirmelere ihtiyaç vardır.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 13 Haziran 2015


MOKSOVA’NIN “ŞAM ONAYI” DAYATMASI NELER SÖYLÜYOR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan daha yeni yapılan bir açıklamada, Türkiye’nin Suriye topraklarında düzenlemeyi planladığı herhangi bir harekât öncesinde Şam hükümetinden onay alması gerektiği ifade edilmiş[i]… Zamanlaması çok manidar gelen bir gelişme… Çünkü açıklama, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna operasyon yapmayı konuştuğu, Ankara ile Washington’un Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturmayı müzakere ettiği,

LÜBNAN HİZBULLAHI’NA SİLAH VEREN ABD, YPG’YE SİLAH VERMEKTEN VAZGEÇER Mİ?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD, askeri yardım paketi kapsamında Lübnan Ordusuna 150 zırhlı araç hibe etmiş[i]… ABD yıllardır Lübnan’a askeri yardımda bulunuyor. Hatta bu yardımın kapsamında zaman zaman ağır silahların ve insansız hava araçlarının olduğu da biliniyor. ABD’nin Lübnan Ordusuna yaptığı bu yardımlar, hem Ortadoğu’daki mevcut konjonktür bağlamında, hem de Türkiye açısından

SURİYE’DE ABD İLE GÜVENLİ BÖLGE GÖRÜŞMELERİ “TAM GAZ” GİDİYOR AMA…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Bilindiği üzere, Suriye’nin kuzeyinde bir güvenli bölge oluşturulması konusu, Türkiye ile ABD arasında görüşülmektedir. Medyaya yansıyanlardan, bu görüşmeden çıkan ilk mutabakatın “ortak hareket merkezi” oluşturulması olduğu anlaşılmaktadır. Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturulması konusu bu mecrada iken; Türk medyasında, bugün, konu bağlamında dikkatimi çeken iki açıklama ile karşılaştım[i]. Açıklamalardan

KÜRESEL ISINMA VE TÜRK DİPLOMASİSİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Dünya medyasında birkaç gündür dikkat çekici bir haber var. Sibirya’nın, İskandinavya’nın kuzeyinin, Alaska’nın ve Grönland’ın geniş bölgelerinin alevler içinde olduğu ifade ediliyor. Anılan bölgelerde bugüne kadar genelde yıldırım düşmesi nedeniyle çıkmış yangınlar, bu yıl, iklim değişikliğinin etkisinde ortalamanın üzerine çıkan yaz sıcaklarına bağlanıyor. AB’nin Dünya gözlem programı Copernicus’un

TÜRKİYE’NİN SURİYE’NİN KUZEYİNDE ABD İLE BİRLİKTE ÇALIŞMASI DOĞRU DEĞİL

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD ile ilgili bir haber, bir-iki gündür ekonomide yaşananlar ve yine özellikle bir-iki gündür ilgili Bakanların medyaya yansıyan açıklamaları, haberleri ve görüntüleri… Bu çalışma, bunları, bunlara yapılmış anlam yüklemelerini ve konuya ilişkin değerlendirmeleri içerir.

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.