KIBRIS, EGE VE DOĞU AKDENİZ ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

Kıbrıs konusunda, hem uluslararası politika bağlamında, hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nin iç politikası bağlamında kritik/hassas günlerden geçiliyor.

Ege’de Yunanistan’ın uluslararası hukuku görmezden gelen ve oldu-bitti stratejisini yansıtan yaklaşımı artık Türkiye’nin tahammül sınırlarını zorlayan bir mahiyet arz etmektedir.

Doğu Akdeniz’de, bölge dışı ülkeleri de içine alan, ciddi bir gerginlik yaşanıyor. ABD ve Rusya açıktan, Çin dolaylı yollarla gerginlik ile bağlantılı. Türkiye ve KKTC, yaşanan gerginliğin önemli bir parçası ve gerginliği en üst seviyede hisseden ülkelerden. Türkiye’nin de, KKTC’nin de, uluslararası hukuktan kaynaklanan ve tarihten gelen hak ve menfaatleri çok açık tehdit altında; görülmüyor ya da görmezden geliniyor.

Önümüzdeki ay KKTC’de Cumhurbaşkanı seçimi var ve Doğu Akdeniz’deki mevcut tablo, bu seçimi, Türkiye için ayrıca önemli kılıyor. Bunların hepsi, bir bütün olarak, askeri, ekonomik ve politik açılardan doğrudan Türkiye’yi de, KKTC’yi de etkiliyor.

Rusya ve ABD Dışişleri Bakanlarının Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)’ne yaptıkları (KKTC’yi ihmal eden) ziyaretleri, fevkalade önemli ve anlamlı buluyorum; bu iki ziyareti, Ankara’ya verilmiş çok açık mesaj olarak görüyorum.

Kıbrıs, Ege ve Doğu Akdeniz konusundaki mevcut gelişmeler, bana göre, AKP/Sayın Erdoğan iktidarının nasıl bir dış politika takip ettiklerinin ve bu politikanın Türkiye’yi nereye getirdiğinin çok somut ve güncel işareti niteliğindedir.

AKP/Sayın Erdoğan iktidarı, dün, bugünleri göremeyerek Annan Belgesi’nin kabulü için çaba harcamış, bu belgenin Rumların AB’ye katılımında bir araç olarak kullanıldığını fark edememiş ve sonuçta, Rumların (GKRY’nin) uluslararası hukuka açıkça aykırı bir şekilde, üstelik Ada’nın tamamı adına, AB’ye tam üye olmasına yol vermişti. Kıbrıs Türkleri, Annan Belgesi’ne evet dediği halde, ortada bırakılmış, Kıbrıs Türklerine verilen sözler de tutulmamıştır.

AKP/Sayın Erdoğan iktidarı, bunları unutmuş, dün uluslararası hukuku görmezden gelenlere bugün Doğu Akdeniz’deki ve Ege’deki deniz yetki alanları anlaşmazlığında uluslararası hukuku işaret ediyor…

Dün uluslararası hukuku görmeyenlerin bugün görmeleri mümkün mü?

Elbette ki, uluslararası hukuk önemli. Ancak uluslararası ilişkilerde, güç, hukuktan daha işlevseldir, daha etkilidir.

Gerçekçi bakış açısı ile bakıldığında, Türkiye, ekonomik, askeri ve politik açılardan güç kaybetmiş gözükmektedir.

AKP/Sayın Erdoğan iktidarında Türkiye’nin güçlü olduğu yıllarda kendisine ait olmayan adaları sahiplenen ve askerileştiren muhatapları, Türkiye güç kaybına uğramış iken,  deniz yetki alanları anlaşmazlığında uluslararası hukuk zeminine kayar mı?

Yunanistan, Ege’de bildiğini okuyor, Doğu Akdeniz’de yakın müttefikler ediniyor; Ada’da İngilizler, statüleri anlaşmalar/deklarasyonlar ile belirlenmiş askeri üslerinden, Türkiye’yi ve Kıbrıs Türklerini görmezden gelerek, sivil Rumlara toprak tahsis ediyor; NATO’da müttefikimiz ve askeri tesislerimizi müşterek savunma için kullanımına açtığımız ABD, Rumlara uyguladığı silah ambargosunu Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye’nin aleyhine olarak gevşetiyor; Suriye’de beraber olduğumuz Rusya ile, Libya’dan sonra Kıbrıs’ta ve Doğu Akdeniz’de de mesafeliyiz…

Görünen o ki; AKP/Sayın Erdoğan iktidarı, dış politikada, stratejinin temel unsurları olan zamanı, mekanı ve gücü görmezden gelmekte; duygusal/kişisel, irrasyonel, istikrardan uzak, muhataplarına güven vermeyen bir anlayış sergilemeye devam etmektedir. En basitinden, sağlam/caydırıcı bir askeri gücün, ancak sağlam bir ekonomi ile mümkün olabileceği bile görülememektedir.

Maalesef, Ege ve Doğu Akdeniz anlaşmazlıklarında da ifadesini bulan/bulmuş gözüken bu anlayış, Türkiye’nin geleceği adına iyiye işaret etmemektedir. Bana göre, Türkiye’nin hak ve menfaatlerinde ciddi geriye gidiş ihtimali belirmiştir.

Milli Savunma Bakanı Sayın Akar’ın son açıklamalarında yer alan  “tansiyonun düşmesi için bazılarının susması yeter” ifadesini, hem bu ihtimalin farkında olunduğu anlamına alıyorum, hem de dış politikada anlayış değişikliği için işaret/aydınlatma fişeği atıldı gibi görüyorum. Umarım, konusuna hâkim, diplomasiyi bilen, Dünyayı iyi takip ettiğini düşündüğüm Sayın Bakan’ın belirttiğim minvalde gördüğüm söz konusu çıkışına AKP/Sayın Erdoğan iktidarı itibar eder.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 13 Eylül 2020


test

test

TÜRKİYE: DIŞARIDAKİ VE İÇERİDEKİ ŞU TABLOYA BİR BAKIN!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Türkiye, dışarıdan adeta kuşatma altında… Batıda, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunlara Atina lehine artık ABD de angaje olmuş; Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’yi karşısına almış ABD, Yunanistan’da da Türkiye’yi karşısını almış ve buradaki askeri varlığını sürekli artırmaktadır. PKK/YPG terör örgütüne verdiği destek, artık herkesçe biliniyor. Doğuda, Azerbaycan-Ermenistan sınırında sıcak çatışma

KAFKASYA’YA DAİR BİR KAÇ HUSUS DAHA…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Kısa bir süre önce, “Kafkasya’yı ne bekliyor?”[i] diye bir yazı kaleme almıştım… Aşağıdaki hususlar o yazıyı tamamlıyor…

YA HİNDİSTAN KAOSA/İSTİKRARSIZLIĞA SÜRÜKLENİRSE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk “ABD demek kaos demek”, ne kadar doğru olur bilemiyorum. Ancak ABD’nin genelde kaoslarla anıldığı, gittiği hemen her yerde bir şekilde kaos çıktığı ya da kaoslara angaje olduğu ifade edilebilir. Türkiye’den bakıldığında da böyle görülebiliyor. Türkiye için, ABD’nin kaos üreticisi bir ülke olma özelliği artık o kadar belirgin ki… Kaos, kelime

PEŞMERGE “TÜRK KERKÜK”E NİYE GERİ DÖNER!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Irak’ın kuzeyindeki “Türk Kerkük”ün güvenliğinin sağlanmasının Bağdat ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasında varılan anlaşma uyarınca IKBY’e bağlı Peşmergeye bırakılmasına gösterilen tepki giderek büyüyor[i]. Konuyu, geçtiğimiz 29 Ekim’de twitter ve linkedin hesaplarım üzerinden dile getirmiş, Irak Türkmen Cephesi (ITC)’nin önceki Başkanı ve Kerkük Milletvekili Sayın Erşat Salihi’nin kişisel twitter

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.