KATAR KRİZİ İRAN’A YARAMIŞ GÖZÜKÜYOR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Al-monitor’da yayınlanan “Iran and Oman to strengthen ties amid Gulf crisis” başlıkı haberde[i], Umman’ın başkenti başkenti Maskat’ta bir araya gelen Umman Sultanı ile İran Cumhurbaşkanı’nın, iki ülke arasındaki bağları güçlendirme konusunda anlaştıkları ifade edilmiştir. Haber, Riyad’ın başlattığı Katar krizinin geldiği noktaya işaret etmesi açısından dikkati çekmektedir.

Umman, Hürmüz Boğazını İran ile birlikte kontrol eden bir ülkedir. Hürmüz Boğazı’nın bir yakasında İran, diğer yakasında Umman vardır. Umman, aynı zamanda, Arap Yarımadası’nın güneyinde, Suudi Arabistan’a komşu olan iki ülkeden birdir. Bu iki ülkeden diğeri Yemen’dir ve Yemen’de bir iç savaş yaşanmaktadır. Yemen’deki bu iç savaş ta, gerçekte İran ile Suudi Arabistan arasındadır. İran’ın, Yemen’deki varlığı ve Umman ile olan bağlarını güçlendirme isteğinin karşılık bulması, Suudi Arabistan için tehdit demektir.

İran, hem Basra Körfezi üzerinden Suudi Arabistan ile karşı karşıyadır (kıyıdaştır), hem de Basra Körfezi’nde en uzun kıyı şeridine sahip ülkedir. Temmuz 2015’de P5+1 ülkeleri ile İran arasında imzalanan nükleer anlaşma ve sonrasında İran’a yönelik yaptırımların koşullu olarak kaldırılması, bölgede Suudi Arabistan’ın aleyhine bir tablo ortaya çıkarmıştır. İran’ın Irak’ta, Suriye’de ve Lübnan’da, geçen her gün biraz daha artan varlığı/nüfuzu vardır. İran donanmasının Basra Körfezi’ndeki ve bitişik körfezlerdeki/denizlerdeki varlığı artık dikkat çekicidir. Bunlar, Riyad ile Tahran arasındaki rekabette güç dengesinin Tahran lehine değişmekte olduğuna işaret eden hususlardır. Suudi Arabistan, İran’ın “kuşatma (çevreleme)” politikası ile karşı karşıyadır ve öyle görülmektedir ki, bu kuşatma Katar krizi üzerinden biraz daha ağırlaşmıştır.

Bu tablo nedeniyle, Katar krizinde gerçekte İran’ın hedef alınmış olduğu düşünülürse,  gelinen nokta, Riyad’ın aleyhine, Tahran’ın lehindir. Suudi Arabistan’a yönelik İran kuşatması güçlenmiştir. Riyad, başlattığı kriz ile; hem Katar’ı Tahran’a daha çok itmiş, hem de İran’ın Umman ile bağlarını güçlendirmesine yol açmıştır. Yani Katar krizini başlatan Suudi Arabistan, krizi yönetememiş; kriz, Suudi Arabistan’ın aleyhine bir mecraya kaymıştır.

Diğer taraftan Katar krizinin başlangıç aşamasında Suudi Arabistan ile birlikte hareket eden ABD, kriz devam etmekte iken, hem terörizmle mücadele ve terörizmin finansmanını önleme konusunda Katar ile bir anlaşma imzalamış, hem de Riyad’ın başını çektiği Körfez ülkelerine krize son verme çağrısında bulunmuştur. Bu, ABD’nin Riyad’ı adeta ortada bıraktığı çağrışımına yol açmaktadır ki; ABD ile büyük çaplı silah alımı konusunda bir mutabakata varıldığı daha yeni açılanmış iken, bugünlerde Rusya’nın Riyad’ın en büyük silah tedarikçisi olabileceğinden söz edilmesi de, bu çağrışımı beslemektedir.

Katar krizi ile birlikte, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK)’nin dağılma ile karşı karşıya geldiği konuşulmaya başlanmıştır. Kriz süresince, Arap Birliğinden Riyad lehine ciddi bir açıklama/ses gelmemiştir. Keza Sünni İslam Dünyası da, Riyad’tan yana açık ve net bir duruş göstermemiştir. Bunlar, Riyad için, anlamı iyi olmayan gelişmelerdir. Yukarıda belirtilenlere bir de, Suudi Arabistan’ın iç dengelerindeki mevcut huzursuzluk ve düşük petrol geliri nedeniyle artan ekonomik kaynak ihtiyacı eklendiğinde, Riyad için, oldukça zor ve sıkıntılı bir sürecin söz konusu olduğu değerlendirmesine ulaşılmaktadır.

Bu koşullar ve daha önce yaşanmış olaylar ışığında, yaklaşan Kurban Bayramı münasebetiyle Müslümanların hac farizalarını yerine getirmek için Suudi Arabistan’a akın edecek olmalarının, Riyad için ciddi bir sıkıntı olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda akla gelen bir başka husus ta, bütün Müslümanlar için kutsal olan mekânların Riyad’ın yönetim ve kontrolü altında olmasından duyulan rahatsızlıktır.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 13 Temmuz 2017.

[i] http://www.al-monitor.com/pulse/afp/2017/07/iran-oman-diplomacy.html, 13.7.2017.

 

Anahtar Kelimeler: denge,  İran,  Katar krizi,  Suudi Arabistan,  tablo,  Umman, 

SUUDİ ARABİSTAN’DAKİ RAFİNERİ SALDIRISI: ARKASINDA İRAN MI, ABD Mİ?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Suudi Arabistan’da Aramco’ya ait iki rafinerinin saldırıya uğraması ve bu suretle ortaya çıkan petrol arzındaki daralma sonrasında, İran’ın adı öne çıkmaya, İran’ı bu saldırı ile ilişkilendirmeye yönelik çabalar devam ediyor. Önce saldırının Yemen’deki İran destekli Husilerin silahlı insansız hava araçları ile yapıldığı öne çıkmıştı. Ancak Husilerin elinde, menzil

SUDAN’IN DEVRİK-HAPİSTEKİ DEVLET BAŞKANI ÖMER EL BEŞİR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Bugünkü (10 Eylül 2019) Türkgün Gazetesi’nin 11. sayfasında Sudan’ın devrik ve hapisteki Devlet Başkanı Ömer el Beşir hakkında bir haber var. “Nereden nereye” dedirten bir haber… Haber, ben de o kadar çok şeyi çağrıştırıyor ki… Bu yazı, bu çağrışımları konu edinen bir yazıdır. Haber, Sudan’ın devrik lideri Ömer

İSRAİL’İN IRAK’TA İRAN HEDEFLERİNİ VURMASI ÜZERİNE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı İsrail’in, 1981’de Irak’ın Osirak nükleer santralini hedef alan saldırılarından sonra, şimdi de Irak’taki İran hedeflerini vurduğu medyaya yansıyor. İsrail, bu yöndeki haberleri yalanlamıyor, dolaylı olarak teyit ediyor. Bu duruma bağlı olarak da, İsrail-İran çatışmasında yeni cephenin Irak mı olduğu (olacağı) soruluyor.[i] Haberde geçtiği üzere, İsrail’in Irak’a hava saldırısında

ABD HİNT-PASİFİK BÖLGESİNDEKİ ASKERİ VARLIĞINI ARTIRIYOR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD’nin, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması (INF)’ndan çekildikten sonra, Hint-Pasifik bölgesine yeniden/yeni füzeler konuşlandıracağı, bölgedeki askeri üs varlığını güçlendireceği ifade ediliyor[i]. Bu, münhasıran ABD Savunma Bakanı Mark Esper’in açıklamalarına dayandırılıyor. Bunlara bakılarak da, Başkan Trump’ın Asya stratejisinde hedefin ne olduğu sorgulanıyor.

ERDOĞAN (AKP) YÖNETİMİNİN ABD VE HDP YAKLAŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Erdoğan (AKP) Yönetiminin ABD yaklaşımı ile HDP yaklaşımı o kadar çok biri birini çağrıştırıyor ki… ABD’ye de, HDP’ye de çok ağır eleştiriler tevcih ediliyor… En yetkili ağızlar, ABD’nin Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğünü tehdit eden PKK terör örgütünün Suriye kolu YPG terör örgütüne açıkça ve ciddi şekilde silah/teçhizat

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.