IŞİD SURİYE’DE FIRAT’IN AŞAĞI KISMINDA İSE ABD’NİN YUKARIDA İŞİ NE!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

“ABD liderliğindeki ‘cihatçı karşıtı’ koalisyonun destek verdiği Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri”, Suriye’nin doğusunda, IŞİD unsurlarına yönelik saldırılarına devam ediyormuş[i]… Haber, Mardin’e bağlı Nusaybin’in hemen güneyindeki Suriye/Kamışlı’dan verilmiş…

Bilindiği üzere, Suriye’de, ABD liderliğinde, cihatçılara karşı oluşturulmuş, çok uluslu bir güç var. Bir de, yine cihatçılara karşı kullanılan, Suriye Kürtlerinin liderliğinde, “Suriye Demokratik Güçleri-SDG” adı altında bir başka güç var. Her iki güç de, cihatçılar ile mücadelede birlikte çalışıyorlar.

“Cihatçı” denilerek mücadele edilen IŞİD’tır. IŞİD aleyhine oluşmuş (ya da oluşturulmuş) bir küresel karşıtlık var. ABD, Suriye’deki varlığını IŞİD ile ilişkilendirerek, hem buradaki varlığına meşruiyet kazandırıyor, hem de Suriye konusunda arkasına uluslararası destek alıyor. ABD liderliğindeki IŞİD karşıtı koalisyon bu suretle ortaya çıkmıştır. Ancak ABD, Suriye’deki varlığını IŞİD ile ilişkilendirerek sadece arkasına uluslararası destek almakla kalmıyor; bu ilişkilendirmeyi Suriye Kürtleri için de yaparak, o uluslararası desteği Suriye Kürtlerinin de arkasına koyuyor.

IŞİD’ı ABD ile ilişkilendiren, gerçekte ABD tarafından ortaya çıkarılmış bir örgüt olduğuna dair iddiaları, sanırım duymayan yoktur. Suriye krizinden sonra birden bire ortaya çıkan ve bir ara “kendi devletini kurup para basma noktasına gelecek” kadar güçlenmiş olduğu medyada yer alan IŞİD’in bugüne kadar doğrudan ABD’yi hedef almış ciddi-belirgin bir eyleminin bilinmemesi, IŞİD’ı ABD ile ilişkilendiren bu tür iddialara itibar edilmesine yol açmaktadır. Bu, ABD’nin, IŞİD ile mücadele etmediği, IŞİD’ı çıkar ve hedefleri için kullandığı anlamına gelmektedir.

Buradan hareketle şöyle bir senaryodan söz edilemez mi? ABD, önce IŞİD’ı ortaya çıkardı, sonra IŞİD’ı “vahşet” haberleri ve görüntüleri ile küresel kamuoyunun önüne çıkarıp IŞİD karşıtlığını oluşturdu, arkasında da gerçekte kendi yarattığı IŞİD ile mücadeleye girişti, çok uluslu bir güç oluşturdu, bunun başına geçti, Suriye’de mücadeleye başladı… Böyle düşünülemez mi? Düşünüldüğünde, ister istemez akla şu soru gelecektir: Pek, ABD, bunu niye, niçin yapsın? IŞİD’ı Suriye’den çıkarmak için olabilir mi? Olabilir ama, IŞİD bitti ABD hala var!… O zaman ABD neyin peşinde diye sorulmaz mı? ABD, şimdi de, Suriye’yi İran varlığından temizleme hedefini ortaya koyuyor ama, Amerikan askeri varlığı İran kontrolündeki Şii milislerin olduğu yerde değil, Suriye Kürtlerinin olduğu yerde. Burada, yine ABD’nin neyin peşinde olduğu sorusu kendisini belli etmiyor mu? Bunun cevabı, ABD’nin, önce müstakil bir Kürt devletini ortaya çıkarmak suretiyle Ortadoğu’da “Kürt Kartı”na sahip olma, müteakiben de Kürt Kartı üzerinden değişen koşullarda ve münhasıran enerji ile bağlantılı olarak Ortadoğu’daki varlığını, konumunu ve çıkarlarını koruma, ileriye taşıma peşinde olduğudur. ABD, kendisinin asıl hedefine ulaşmasına aracılık edecek düşmanları kendi eliyle yaratma ve bunları o yolda kullanmayı öngören bir strateji izlemektedir. ABD, bu stratejiyi, hem ülkeleri Suriye’de kendisinin yanına çekmek için, hem de Suriye Kürtlerini desteklemek için kullanmaktadır. ABD açısından bakıldığında, bunların biri birlerini tamamladığı açıkça görülebilmektedir.

ABD, Suriye’de, Suriye Kürtlerinin yanındadır. Sadece ABD değil, “cihatçı karşıtı” Koalisyona dahil ülkeler de ABD ile birlikte Suriye Kürtlerinin yanındadır. ABD, Suriye’deki varlığı ile, Suriye Kürtlerini sadece “koruma” altına almamaktadır. Aynı zamanda, Suriye Kürtlerini her açıdan (askeri, politik ve ekonomik açılardan) Şam’dan bağımsız -ayrı- bir statüye kavuşturma için onlara ihtiyaç duydukları desteği de vermektedir. Bir anlamda dün Irak’ta Irak Kürtleri için yaptıklarını, bugün Suriye’de Suriye Kürtleri için adeta tekrarlamaktadır.

Bunları niye yazma ihtiyacı duydum?

Çünkü söz konusu haberde, ABD liderliğindeki “cihatçı karşıtı” koalisyonun destek verdiği Kürtlerin liderliğindeki SDG’nin, Suriye’nin doğusunda IŞİD’a yönelik olarak yeniden başlattığı saldırı Hajin’de gerçekleşmiştir. Haritaya bakılırsa, Hajin’in, Suriye’nin doğusu ile güneydoğusu arasında kalan bir yerde, Fırat Nehri’nin Irak’a geçtiği noktaya yakın bir konumda, Deyrizor’un güneyinde, Ebu Kemal’ın hemen kuzeyinde yer olduğu görülür. Hajin’in bu konumu, IŞİD’ın Suriye’nin bu bölgesinde olduğu anlamına geliyor.

Şuna dikkat etmek gerekir, IŞİD’ın bulunduğu Hajin de Fırat’ın doğusundadır, Türkiye’nin Suriye’den algıladığı ve bertaraf etmek için “gireceğim” dediği tehdit de Fırat’ın doğusundadır. Ancak aynı yerler değildir. Biri Suriye’nin aşağısında, diğeri yukarısındadır.

Yine bilineceği üzere, Fırat Nehri, Türkiye’de doğduktan sonra, aşağıya doğru, önce Suriye’ye geçiyor, sonra da Suriye’den Irak’a geçiyor. Bu durumda, Suriye için “Fırat’ın doğusu” demek, Fırat’ın Türkiye’den çıkıp Suriye’ye girdiği noktadan başlayıp Suriye’den çıkıp Irak’a girdiği noktaya kadar inen bir çizginin doğusunda kalan bölgenin tamamı demektir. ABD, bu bölgenin (çizginin), hem yukarısında (yani Fırat’ın Türkiye’den Suriye’ye geçtiği noktada), hem de aşağısında (yani Fırat’ın Suriye’den Irak’a geçtiği noktada) vardır.

Eğer ABD, Suriye’deki varlığını IŞİD ile açıklıyor, IŞİD ile mücadele etmek için Suriye’de bulunduğunu ileri sürüyor ve IŞİD, Fırat’ın doğusunun aşağı kesiminde (Fırat’ın Suriye’den Irak’a geçtiği noktaya yakın bölgede) var ise; o zaman, ABD’nin, Türkiye’nin Fırat’ın doğusu söylemine konu olan Suriye’nin kuzeyindeki Türkiye’ye bitişik koridorda işi nedir? Türkiye’nin “Fırat’ın doğusu” diye nitelediği Suriye’nin kuzeyinde IŞİD kalmamıştır, İran’ın kontrolündeki Şii milislerden yoktur. Suriye Kürtlerinin Fırat’ın aşağı kesiminde IŞİD ile mücadele etmeleri de buna delalet eder. Eğer Fırat’ın yukarı kesiminde (Türkiye’ye bitişik bölgede) IŞİD olsaydı, Suriye Kürtleri, kendi yaşadıkları bölgeyi IŞİD’dan temizlemden, IŞİD ile mücadele için aşağıya inerler miydi?

ABD, IŞİD’dan temizlenmiş olmasına rağmen, Fırat’ın doğusunda kalan, Suriye’nin kuzey kesiminde kalmaya devam ediyor. Bununla kalmayıp, hem kendisinin buradaki askeri varlığını güçlendiriyor, hem de bölücü-ayrılıkçı Suriye Kürtlerinin silahlı kanadını teşkil eden YPG terör örgütüne ağır silahlar veriyor. Bunlar, sorgulanması gereken durumlardır. ABD, IŞİD’dan temizlenmiş olmasına ve İran’ın kontrolündeki Şii milisler bulunmamasına rağmen, Fırat’ın doğusunda kalan Suriye’nin kuzey kesiminde niye hala vardır, neyin peşindedir?

Bendeniz, “Kaşıkçı” olayına dair bir-iki yazı yazdım. Yazdıklarımda, Kaşıkçı olayını, Arap Baharının Suudi Arabistan üzerinden tazelenmesinin, Arap Baharının bu kez Suudi Arabistan’a uğrayabileceğinin, işareti gibi yorumlamış ve değerlendirmiştim.  Bu yazılarımın çıkış noktası da, ABD’nin münhasıran enerji zenginliğine pazar arayışı olmuştu. Ancak ABD’nin IŞİD’dan temizlenmiş (ve İran’ın kontrolündeki Şii milislerin bulunmadığı) Fırat’ın doğusunda kalan Suriye’nin kuzey kesimindeki varlığı, burada gösterdiği hareketlilik ve burada kalma kararlılığı, bu defa, bende ABD’nin hedefinde Türkiye’nin de olabileceği algısına yol açmaktadır. Bu algının oluşmasında, Suriye ile ilgili gelişmelerde hep aklıma gelen “Metal Fırtına” isimli kitabın da payı var. Hatta bunlara bağlı olarak, “Kaşıkçı olayının” Türkiye’nin aleyhine bir mecraya kayarak Türkiye’ye karşı kullanılma ihtimali bile aklıma gelebilmektedir.

“Kaşıkçı olayı” ile ilgili bu son ihtimalle birlikte, bugün bir gazetede, Diyanet İşleri Başkanı’nın tartışma konusu ziyaretine dair bir köşe yazısında yer alan  “AKP içinde kripto damar hareketliliği var”[ii] sözü de aklıma geliyor…

Şu soruyu herkesin sorması gerekir: ABD’nin “Fırat’ın doğusundaki” işi, nedir? IŞİD ve İran bağlantılı Şii milisler olmamasına rağmen, ABD buradan niye ayrılmamaktadır? Irak Kürtlerinin Fırat’ın doğusunda ama aşağıda kalan Hajin’de IŞİD ile mücadele etmesi, muhtemel müstakil Kürt devletinin sınırları ile mi ilgili? Ve ABD muhtemel müstakil Kürt devletini Fırat’ın Suriye’nin ülkesinde kalan kısmının tamamı ile mi ilişkilendirmek istiyor? Eğer öyle ise, bu ilişkilendirme niçindir? Belirsizlikler, sorular çok fazla…

Türkiye, hem anlaşmalar uyarınca ABD askeri varlığına ev sahipliği yapıyor, hem de “Fırat’ın doğusunda” Amerikan askeri varlığı varken “bir gece ansızın” buraya girebileceğini söylüyor…

Bana göre, ABD’yi Fırat’ın doğusundan ayrılmaya zorlamanın yolu da, bir gece ansızın “Fırat’ın doğusuna girebilmenin yolu da, Ankara’nın, ABD’nin anlaşmalar uyarınca Türkiye’de belirli TSK Tesislerinde iştirak ettiği “müşterek savunma faaliyetlerini” açıkça gözden geçirmesinden geçmektedir.

Ülke için sürprizler ile karşılaşmamanın yolu, önce şüpheci olmaktan ve farklı bakış açılarına kapalı olmamaktan geçmektedir. Diğerleri bundan sonra gelecektir.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 12 Kasım 2018.

[i] https://tribune.com.pk/story/1845274/3-us-backed-force-says-resuming-anti-assault-eastern-syria/, 12.11.2018)

[ii] Yıldıray Çınar, “Atatürk’ün kurduğu kurumda, Atatürk’e vefasızlık, nankörlük!”, Türkgün, 12.11.2018, s.3.


İDDİA: TÜRKİYE ORTADOĞU’DA SUUDİ ARABİSTAN’IN YERİNİ ALMAYA SOYUNMUŞ…

Prof. Dr. Osman metin Öztürk ABD Başkanı Donald Trump: “Suudi Arabistan olmasaydı İsrail’in başı dertte olurdu” demiş[i]… Haberi görünce, twitter’da ve linkedin’de, habere yer vermiş ancak “yorum yapmayacağım” notunu düşmüştüm… Nedeni, haberin bendeki ilk çağrışımının, “bildiğim”(!) Suudi Arabistan algısı olması idi… Fakat sonra… Bir süredir, olaylardan-gelişmelerden hareketle, artık enerji satıcısı olan ABD’nin, Suudi Arabistan’ın enerji

ABD: TÜRK DIŞ POLİTİKASINDAKİ BÜYÜK SIKINTI…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu açıklama yapıyor, diyor ki; “ABD ile aramızda iki sorun var. FETÖ elebaşının iade edilmemesi ve terör örgütü YPG/PKK’ya destek verilmesi[i]”… Sayın Bakan’ın bu açıklamasına konu dört aktör var. ABD ve üç terör örgütü… Ancak üç terör örgütünün ABD ile olan bağı-bağlantıları dikkate alındığında ortaya sadece

ENERJİDE PAZAR KAPMA PEŞİNDEKİ ABD POLONYA’DA BUNU BAŞARMIŞ GİBİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk ABD’nin Polonya’ya sıvı doğal gaz satmasını öngören anlaşma taraflar arasında imzalanmış… ABD, bu suretle, Polonya’nın enerji açısından Rusya’ya bağımlılığı azaltacakmış… Bu, bir başlangıçmış; ABD, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin tamamını enerjide Rusya’ya bağımlı olmaktan kurtarmayı hedefliyormuş[i]…

YUNANİSTAN’DA HÜKÜMET İLE KİLİSE ARASINDAKİ ANLAŞMA

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Yunanistan Hükümeti ve “bağımsız” Yunan Ortodoks Kilisesi, din ve devlet işlerini biri birinden ayırmaya yönelik, bir anlaşmayı imzalamış… Yunanistan’ın gerçekten laik bir ülke haline gelmesi bağlamında, anlaşma, tarihi önemde bulunuyor[i]. Anlaşma ile; toplam kamu çalışanlarının yaklaşık % 18’ne denk gelen din adamlarının devlet memuru statüsüne son veriliyor, “bordrodan” çıkarılıyor. Fakat

ABD PKK TERÖR ÖRGÜTÜ YÖNETİCİLERİ İÇİN ÖDÜL KOYMUŞ!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk ABD, PKK terör örgütünün üst düzey yöneticilerinden Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan’ın kimlik ya da yer tespitini mümkün kılacak bilgiler için para ödülü verileceğini açıklamış… Bu adım üzerinden, NATO’da müttefiki olan Türkiye ile ABD arasında mevcut olan terörle mücadeleye dair işbirliğine verilen değere dikkate çekmiş… Öncelikle, ABD’nin bu

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.