IRAK TÜRKMENLERİ VE TÜRK DÜNYASI

Irak Parlamentosu üyesi ve Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşat Salihi; 24 Eylül 2014 Çarşamba günü TEPAV’da gerçekleşen etkinlikte, Irak’ta cereyan eden güncel gelişmeleri Irak Türkmenleri bağlamında değerlendirmiş, görüşlerini katılımcılar ile paylaşmış ve kendisine tevcih edilen soruları cevaplandırmıştır.

Erşat Salihi’nin sunuşunda ve sorulara verdiği cevaplarda dikkati çeken bazı hususlar, özetle aşağıda sunulmuştur:

– Irak’ta yaklaşık 2,5 milyon kadar Türkmen yaşamaktadır. Bunlar Irak vatandaşıdırlar. Sünni ve Şii Türkmenlerin yanında Hıristiyan Türkmenler de vardır.

–  Irak’taki çatışma ortamında Irak Türkmenlerinin içine düştüğü durum birçok yerde anlatılmış ancak, kimse duymamıştır. (Kimlere anlatıldığı ve/veya kimlerin duymasının beklendiği, soru konusu da yapılmasına rağmen, somut/net olarak belirtilmemiştir.)

– Peşmerge IŞİD’in hedefinde olduğu için ülkeler Peşmergeyi silahlandırmak için adeta yarış içindedirler. Türkmenler de IŞİD’in hedefindedir. Ancak aynı yarış, Türkmenler için görülmemektedir.   (Türkmenlerin de silahlanma girişimleri var mı, varsa bu konuda hangi ülkeler nezdinde girişimlerde bulundukları konularına değinilmemiştir.)

– Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı yerleşim yerlerinden olan Telafer ile Tuzhurmatu’nun idari yapı içindeki statüsü, il düzeyine çıkarılmalıdır. (Bunun Türkmenlere ne gibi avantaj(lar) sağlayacağına değinilmemiştir.)

– 2005’te yürürlüğe giren ve halen yürürlükte bulunan Irak Anayasası’nın 140. maddesinde öngörülen referandum konusunun bugüne kadar hayata geçirilememiş olması, bu düzenlemenin bir çözüm olmayacağına işaret etmiştir.

– 22 Eylül 2014’de başlayan BM (69.) Genel Kurul çalışmaları sırasında BM Genel Sekreteri tarafından yapılan konuşmada ve BM’nin Irak’a ilişkin güncel yazışmalarında, Irak Türkmenlerine ya hiç değinilmemiştir, ya da azınlık olarak yer verilmiştir. (Türkiye’nin BM nezdinde New York’da ve Cenevre’de görev yapan Daimi Temsilcilik Ofisinin buna bir tepki verip vermediğine değinilmemiştir.)

– Irak Parlamentosu’nda 07 Ağustos 2014 tarihinde, oy çokluğu ile kabul edilen bir kararda, Irak Türkmenleri azınlık olarak geçmiştir. Buna itiraz edilmiş, fakat, kararın sadece çoğunluk oyları ile geçmesi sağlanabilmiştir. (Ankara’nın bu konuda bir girişiminin olup olmadığına değinilmemiştir.)

– IŞİD, Irak Türkmenlerini rehin alırken ve rehin alınan Irak Türkmenler için fidye isterken, Kürtler ne rehin alınmıştır, ne de Kürtlerden fidye istenmiştir. Kürtlerin bu durumu için “niye?” sorusu ifade edilmiştir. IŞİD karşısında Türkmenlerin bugüne kadar 200 dolaylarında kayıpları olmuştur. Başkaları “bir” olan kayıplarını “yüz” olarak göstermiş iken, Türkmenler kayıpları ne kadar ise bunu ifade etmekle yetinmiş, gerçeklerin sonradan anlaşılacağına inanmışlardır. “Türkmen Akıncılar”dan 65 kişi, IŞİD tarafından boğazları kesilerek öldürülmüş ve öldürülenlerin cenazeleri evlerinin önüne bırakılmıştır. (Boğazı kesilerek öldürülen -bir elin parmakları kadar bile olmayan- yabancı gazeteciler gündemde kendilerine yer bulurken, boğazı kesilen 65 kişi, Türkiye gündeminde kendisine yer bulamadığı gibi IŞİD’ı hedef alan yabancı ülkelerin gündeminde de yer almamıştır.)

– Irak Türkmenleri, Irak Ordusu’nda ve Irak siyasetinde söz sahibi olmalıdırlar. Yeni kurulan Irak Hükümeti’nde Türkmenler gerektiği gibi kendilerine yer bulamamışlardır.

– Irak Türkmenleri, 2004 yılından bu yana Irak’ın güneyine göç etmektedir. Göç edenler, orada asimile olma (“Araplaşma”) ile karşı karşıyadır ve bunların sayısı “şimdilik” 150 bin dolaylarındadır.

– Sadece yaralı Irak Türkmenleri değil, Irak Türkmen Cephesine müracaat eden ve yardım isteyen diğer etnik/dinsel unsurlara mensup yaralılar da, tedavi amacıyla Türkiye’ye geçebilmektedirler. Zaman zaman ortaya çıkan yaralıların pasaport sorunu ise, Türkiye’nin Erbil’deki Başkonsolosluğu üzerinden aşılmaktadır. Türkiye’ye geçişte bir sorun yoktur.

Etkinlikte tevcih edilen bir soruda ise; Şii Türkmenlere atfen, IŞİD’in arkasında Türkiye’nin olduğu iddiasına cevap istenmiştir.

Etkinlikte yapılan konuşmalar, doğal olarak bazı çağrışımlara neden olmuştur.

Bir zamanlar, Türkiye’nin “Dış Türkler” konusunda “Milli Siyaset” belgesi olduğu medyada yazılıp konuşuluyordu. Bu tür bir siyaset belgesinin, hala varlığını koruyup korumadığı bilinmemektedir. Ancak gerek “Türk İşbirliği ve Kalkına İdaresi Başkanlığı (TİKA)” adı altında bir birimin varlığına, gerekse bu kurumun yanında “Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB)” adı altında ilave bir kuruma yer verilmiş olmasına bakarak, “Dış Türklere” ilişkin bir belgenin var olduğu ve bunun güncellenerek yaşatıldığı ileri sürülebilir.

Ancak yönetsel yapılanma buna işaret ediyor olsa da, Erşat Salihi’nim açıklamalarında ifadesini bulan Irak Türkmenlerinin durumu, bunu teyit etmemektedir.

Oysa Türkiye’nin bilinen jeopolitik değeri aşınmaktadır ve Ankara’nın bu aşınmadan doğan boşluğu Türk Dünyasının değerlenen jeopolitiği ile doldurmayı düşünmesi gerekmektedir.

Ankara Yönetiminin “Sünni İslam” olarak “karşılanan”, “algılanan” ya da “anlaşılan”  söylemi, Irak Türkmenlerinin bölünmesine yol açmakta; Erşat Salihi’nin ifadesinden, Şii Irak Türkmenleri ile Sünni Irak Türkmenlerinin kendilerine ayrı ayrı yollar çizdikleri anlaşılmaktadır.

Irak Türkmenleri, ufalanmakta; dolayısıyla güç kaybetmektedir. Herhalde kimse, bunda Ankara Yönetiminin “Sünni İslam” söyleminin payının olmadığını söylemeyecektir.

Oysa, Orta Doğu’daki kriz ve gerginlikler Türkiye’nin hemen güneyine kaymıştır. Bu, Türkiye’nin ileri derecede söz konusu kriz ve gerginliklere angaje olacağı ve bu angajman durumunun Irak Türkmenlerine olan ihtiyacın artacağı anlamına gelir. Irak Türkmenleri; Türkiye’nin güneyindeki kriz ve gerginlikler bağlamında Türk Diplomasisinin elini kuvvetlendirme ve harekat alanını genişletme potansiyelini içerir. Türk Diplomasisinin bu avantajı elde edebilmesi ve etkin bir şekilde kullanabilmesi için, Irak Türkmenlerine sahip çıkılması; bu sahip çıkmanın da, onları bulundukları yerlerde bir-bütün olarak tutma, ekonomik olarak ve siyaseten güçlü kılma şeklinde olması gerekmektedir.

Türkiye’nin yeni Cumhurbaşkanı’nın ve yeni Başbakan’ın ilk ziyaretlerini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve Azerbaycan’a yapmaları ile, Irak Türkmenlerinin Erşat Salihi’nin ifadesinde bulunan durumu örtüşmemektedir. İlki Türk Dünyasına vurguyu çağrıştırırken, ikincisi tam tersini çağrıştırmakta; sonuçta, bu çelişkili çağrışımlar, kafalarda “güven” karmaşasına yol açmaktadır.

Türk Dünyasının jeopolitik değerinin görmezden gelinmesi, Türkiye için bir “kaynak israfıdır”. Türkiye, eğer Türk Dünyasına eğilir ve bu bağlamda Türklerin Orta Asya’dan çıkışı sonrasında gittikleri yerlere bakar ve oralardaki Türk izlerinin üzerini örten külleri/toprağı temizlerse; (i) hem Türk Dünyasının “güncel” jeopolitiğini ve bu jeopolitiğin ne kadar değerli olduğunu görülecektir, (ii) hem de bütün Dünyada Türk Diplomasisinin elini kuvvetlendirecektir. Bu kuvvetlenme de sadece politik açıdan görülebilecek bir durum değildir. Kuvvetlenmenin, çok ciddi askeri/güvenlik ve ekonomik getirileri de olacaktır.

osmetoz/ascmer, 26 Eylül 2014, www.ascmer.org

Anahtar Kelimeler: Irak,  Irak Türkmenleri,  ışid,  Türk Dünyası, 

KAZAKİSTAN’DAKİ SON OLAYLAR NASIL GÖRÜNÜYOR?

 Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Geçtiğimiz hafta Kazakistan’ın güneyinde, özellikle Almatı ve civarı ile Jambıl Eyaletinde yoğun olarak kendisini gösteren, başkent Nursultan’a ve diğer bazı şehirlere de sirayet eden kaos/anarşi ve terör ortamı, 8-10 gün gibi kısa bir sürede etkisini kaybetmiş gözüküyor. Medyaya yansıyan haber, yorum ve açıklamalardan, olayların, “saman alevine” benzer şekilde ortaya çıkmış

TÜRKİYE: DIŞARIDAKİ VE İÇERİDEKİ ŞU TABLOYA BİR BAKIN!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Türkiye, dışarıdan adeta kuşatma altında… Batıda, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunlara Atina lehine artık ABD de angaje olmuş; Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’yi karşısına almış ABD, Yunanistan’da da Türkiye’yi karşısını almış ve buradaki askeri varlığını sürekli artırmaktadır. PKK/YPG terör örgütüne verdiği destek, artık herkesçe biliniyor. Doğuda, Azerbaycan-Ermenistan sınırında sıcak çatışma

KAFKASYA’YA DAİR BİR KAÇ HUSUS DAHA…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Kısa bir süre önce, “Kafkasya’yı ne bekliyor?”[i] diye bir yazı kaleme almıştım… Aşağıdaki hususlar o yazıyı tamamlıyor…

YA HİNDİSTAN KAOSA/İSTİKRARSIZLIĞA SÜRÜKLENİRSE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk “ABD demek kaos demek”, ne kadar doğru olur bilemiyorum. Ancak ABD’nin genelde kaoslarla anıldığı, gittiği hemen her yerde bir şekilde kaos çıktığı ya da kaoslara angaje olduğu ifade edilebilir. Türkiye’den bakıldığında da böyle görülebiliyor. Türkiye için, ABD’nin kaos üreticisi bir ülke olma özelliği artık o kadar belirgin ki… Kaos, kelime

PEŞMERGE “TÜRK KERKÜK”E NİYE GERİ DÖNER!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Irak’ın kuzeyindeki “Türk Kerkük”ün güvenliğinin sağlanmasının Bağdat ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasında varılan anlaşma uyarınca IKBY’e bağlı Peşmergeye bırakılmasına gösterilen tepki giderek büyüyor[i]. Konuyu, geçtiğimiz 29 Ekim’de twitter ve linkedin hesaplarım üzerinden dile getirmiş, Irak Türkmen Cephesi (ITC)’nin önceki Başkanı ve Kerkük Milletvekili Sayın Erşat Salihi’nin kişisel twitter

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.