HENRY KISSINGER VE JIMMY CARTER NE SÖYLÜYOR?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

The Wall Street Journal’ın 16 Ekim 2015 tarihli nüshasında, Henry Kissinger’in “A Path Out of the Middle East Collapse” başlıklı yazısı yayınlanmıştır.Başlığından da çıkarılacağı üzere, yazı Orta Doğu ve Suriye üzerinedir.

Yazıda, özetle; Rusya’nın Suriye’ye müdahalesinin bölgede düzenin yeniden sağlanmasına hizmet edebileceği; ABD’nin çelişkili ve karmaşık politikalarının bölgede boşluğa yol açtığı ve boşluğun Rusya tarafından doldurduğu; Rusya’nın Suriye müdahalesinin ideolojik değil, jeopolitik olduğu; Bölgedeki ideolojik çatışmanın İran (Şii)-Suudi Arabistan (Sünni) ekseninde yaşandığı; Rusya’nın Suriye müdahalesinin, İran’ın Suriye’deki Şii nüfuzunu sürdürme politikasına hizmet ettiği; Moskova’nın Esad’ı kayıtsız-şartsız desteklemediği; Rusya’nın IŞİD ile mücadelede rahat bırakılması; Rusya’nın IŞİD’ı bertaraf etmesinin Mısır, Ürdün, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin durumlarını gözden geçirmelerine neden olacağı, hususlarına yer verilmiştir.

Belirtilen hususlar gerçekten önemlidir. Henry Kissinger’in 1969-1975 yılları arasında ABD Başkanı’nın Ulusal Güvenlik Danışmanlığı yaptığı, 1973-1977 yılları arasında ABD’nin 56. Dışişleri Bakanı olarak Başkan Richard Nixon ve Başkan Gerald Ford ile çalıştığı ve bu çalışma dönemlerinin Mao Yönetimindeki Çin’in BM’ye kabul edilmesi ve ABD ile Çin arasında diplomatik ilişki tesis edilmesine yönelik çabalar ile anıldığı hatırlanırsa, belirttikleri ayrıca önem kazanmaktadır.

IŞİD’ın Rusya tarafından bertaraf edilmesi, İran ile Suudi Arabistan arasındaki rekabet (mezhepsel çatışma) nedeniyle sonrasında bölgenin içine düşeceği durum tahayyül edildiğinde, İran’ın IŞİD’ı bertaraf etmesine (ya da bertaraf edilmesinde ön planda olmasına) göre daha kabul edilebilir gelmektedir. Kimin tarafından yapılacağından bağımsız olarak IŞİD’ın bertaraf edilmesi, herkesten çok İran’ın işine gelecektir. Çünkü İran karşısındaki Sünni Cephe, İran’a karşı IŞİD “aracından” yoksun kalmış olacaktır. Eğer IŞİD’ın bertaraf edilmesi Rusya’ya bırakılır ve İran geri planda tutulur ise, Sünni Cephe güç kaybederken, İran kaynaklarını muhafaza etmiş olacağı için, Tahran’ın işine gelecek ve bölgesel dengelerin Tahran lehine değişmesine hizmet edecektir.

IŞİD’ın bertaraf edilmesinde Rusya’nın öne çıkarılması ve İran’ın geri planda tutulması, muhtemelen Moskova-Washington ilişkilerini de olumlu yönde etkileyecektir. Çünkü Rusya’nın IŞİD ile mücadelesi Suriye ile sınırlı kalmayacak, muhtemelen Irak’a da kayacaktır. Bu, Rusya’nın ABD’nin desteğine ihtiyaç duymasına yol açacak ve Rusya’yı ABD ile birlikte çalışmaya itecektir.

IŞİD’ın Rusya tarafından bertaraf edilmesi ve bu işte Rusya’nın ABD ile birlikte çalışması, Suudi Arabistan’ın hareket serbestisini kısıtlayacaktır. Bu, ABD ile Rusya’nın Dünyanın en büyük enerji üreticileri olması bağlamında da görülmesi gereken ve Suudi Arabistan’ın enerji fiyatlarını aşağıya çekme politikasını boşa çıkarma potansiyelini içeren bir durum olacaktır. Eğer IŞİD’ın ABD destekli olarak Rusya tarafından bertaraf edilmesinin İran’ın işine geldiği ve İran’ın da ABD ve Rusya gibi Dünyanın önde gelen enerji üreticilerinden olduğu dikkate alınırsa, İran-ABD-Rusya cephesi gibi bir birlikteliğin ortaya çıkmakta olduğunu söylemek de mümkündür.

Henry Kissinger’in bahse konu yazısı ile eş zamanlı ve bu yazıya paralel bir başka gelişme de, Rusya’nın Suriye’deki hava operasyonlarında kullandığı IŞİD’ın ve diğer gruplarını “işlenmiş” olduğu haritaların, 1977-1981 yılları arasında ABD’nin 39. Başkanı olarak görev yapmış Jimmy Carter’ın ofisi tarafından Rusya’ya verildiğidir. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova tarafından yapılan açıklama üzerinden öğrenilen bu gelişme, Henry Kissinger’in yazısı ile birlikte, Rusya ile ABD arasında cereyan eden yakınlaşmaya işaret etmektedir. Jimmy Carter’ın ofisinin “işlenmiş” haritaları kendisinin ürettiği (oluşturduğu) düşünülmeyeceğine göre, Obama Yönetiminden temin edilmiş olduğu kabul edilmek durumundadır. ABD’ye Başkanlık yapmış birinin Obama Yönetimine rağmen haritaları Rusya vermiş olabileceği ise, düşünülemeyecek bir husustur. “Eski başkan” Jimmy Carter’ın Suriye krizi konusunda üstlendiği “özel” bir görevi olmadığı bilindiği için, ofisinin bu haritalara ihtiyacının olmadığı da açıktır. Bunlar, Jimmy Carter’ın ofisinin, Rusya’nın Suriye’ye ilişkin “işlenmiş-işaretli” harita ihtiyacının karşılanmasına aracılık ettiği anlamına gelmektedir. Washington’un Ukrayna krizi ile ilgili mevcut angajmanı nedeniyle, haritaları doğrudan Moskova’ya vermekten imtina ettiği için, Jimmy Carter’ın ofisinin devreye sokularak Washington’dan alınan işlenmiş haritaların Moskova’ya ulaştırıldığı değerlendirilmektedir.

Her iki gelişmenin ortak yanları; konularının Suriye krizi ve IŞİD olması ve, dolaylı olarak Washington-Moskova yakınlaşmasına işaret etmeleri, bunu işlemeleridir.

Bu gelişmeler Henry Kissinger’in Amerikan Dış Politikasında aktif olarak yer aldığı dönemde Çin ile ilgili olarak yürütülen örtülü/dolaylı diplomasiyi çağrıştırdığı için, Kissinger’i söz konusu yazıyı yazmaya özellikle Washington tarafından isteklendirilmiş olabileceği de akla gelmektedir.

Bu tabloda, akla gelen başka hususlar da var. Kış yaklaşırken Ukrayna krizinin oluruna bırakılacağı; ABD’nin, Rusya’nın ve İran’ın “birlikte” yeni bir yakınlaşmayı yaşayabileceği; Rusya-Çin cephesinde bir ayrışmanın baş gösterebileceği; benzeri bir ayrışmanın Batı içinde de uç verebileceği; Batının Avrupa kanadı ile Çin arasında yeni bir dönemin başlayabileceği; Suriye krizinin Suudi Arabistan’ı ve Türkiye’yi tehdit eden bir mecraya kayabileceği…

1991’de Sovyetlerin dağılmasından bu yana aranan yeni Dünya düzeni yeni yeni şekilleniyor gibi…

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 02 Kasım 2015


SUUDİ ARABİSTAN’DAKİ RAFİNERİ SALDIRISI: ARKASINDA İRAN MI, ABD Mİ?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Suudi Arabistan’da Aramco’ya ait iki rafinerinin saldırıya uğraması ve bu suretle ortaya çıkan petrol arzındaki daralma sonrasında, İran’ın adı öne çıkmaya, İran’ı bu saldırı ile ilişkilendirmeye yönelik çabalar devam ediyor. Önce saldırının Yemen’deki İran destekli Husilerin silahlı insansız hava araçları ile yapıldığı öne çıkmıştı. Ancak Husilerin elinde, menzil

SUDAN’IN DEVRİK-HAPİSTEKİ DEVLET BAŞKANI ÖMER EL BEŞİR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Bugünkü (10 Eylül 2019) Türkgün Gazetesi’nin 11. sayfasında Sudan’ın devrik ve hapisteki Devlet Başkanı Ömer el Beşir hakkında bir haber var. “Nereden nereye” dedirten bir haber… Haber, ben de o kadar çok şeyi çağrıştırıyor ki… Bu yazı, bu çağrışımları konu edinen bir yazıdır. Haber, Sudan’ın devrik lideri Ömer

İSRAİL’İN IRAK’TA İRAN HEDEFLERİNİ VURMASI ÜZERİNE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı İsrail’in, 1981’de Irak’ın Osirak nükleer santralini hedef alan saldırılarından sonra, şimdi de Irak’taki İran hedeflerini vurduğu medyaya yansıyor. İsrail, bu yöndeki haberleri yalanlamıyor, dolaylı olarak teyit ediyor. Bu duruma bağlı olarak da, İsrail-İran çatışmasında yeni cephenin Irak mı olduğu (olacağı) soruluyor.[i] Haberde geçtiği üzere, İsrail’in Irak’a hava saldırısında

ABD HİNT-PASİFİK BÖLGESİNDEKİ ASKERİ VARLIĞINI ARTIRIYOR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD’nin, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması (INF)’ndan çekildikten sonra, Hint-Pasifik bölgesine yeniden/yeni füzeler konuşlandıracağı, bölgedeki askeri üs varlığını güçlendireceği ifade ediliyor[i]. Bu, münhasıran ABD Savunma Bakanı Mark Esper’in açıklamalarına dayandırılıyor. Bunlara bakılarak da, Başkan Trump’ın Asya stratejisinde hedefin ne olduğu sorgulanıyor.

ERDOĞAN (AKP) YÖNETİMİNİN ABD VE HDP YAKLAŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Erdoğan (AKP) Yönetiminin ABD yaklaşımı ile HDP yaklaşımı o kadar çok biri birini çağrıştırıyor ki… ABD’ye de, HDP’ye de çok ağır eleştiriler tevcih ediliyor… En yetkili ağızlar, ABD’nin Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğünü tehdit eden PKK terör örgütünün Suriye kolu YPG terör örgütüne açıkça ve ciddi şekilde silah/teçhizat

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.