GÜÇLÜ DEVLET-GÜÇSÜZ DEVLET ÜZERİNE…

Demokrasi, anayasada ifadesini bulmuş temel haklar ve özgürlükler…

Hukukun üstünlüğü…

Çağdaş demokratik yönetim…

Farklılıklara rağmen huzur, refah ve mutluluk içinde sürdürülebilir bir toplumsal yaşam…

Kimin yetkisi ne, sınırları nedir, ihlalin müeyyidesi, hepsi belli…

Önceden yayınlanmış, herkes biliyor.

Herkes biliyor ki;

Kolluk güçleri, caydırıcılık için, ihlalin yargısal yaptırımları için var.

Bir denge ve denetim mekanizması kurulmuş, işliyor.

İçeride ve dışarıda duyulan güven…

Bunlar, bir devlete uluslararası ilişkilerinde güç verir, gücüne güç katar.

Peki ya,

Bütün yetkiler şu veya bu şekilde bir elde toplanmışsa,

Devlet organları arasındaki denge kaybolmuşsa,

Yasama, yargı ve idari denetim mekanizmaları anlamlarını ve değerlerini kaybetmişse,

Temel haklar ve özgürlükler sözde kalmışsa,

Yönetime katılma herkesten çok, münhasıran belli bir kesime açıksa,

Halkın yönetime katılma imkânı eriyorsa,

Halk yasal-meşru yollardan hakkını arayıp bulamıyorsa,

Ayrımcılık almış başını gidiyorsa,

Baskılananlar var ve bunlar ülkede “nefes almakta” zorlanıyorsa,

Vatandaş geleceğinden endişe duyar hale gelmişse,

Vatandaş kendisini geliştirme imkânının kaybolduğunu düşünüyorsa,

Vatandaş hukukun çizdiği sınırlar içinde kendisini ifade edemiyor ya da bundan kaçınıyorsa,

Sürekli esen, hiç eksik olmayan bir asılsız ihbar/iftira ve kumpas rüzgârı varsa,

Ülkede kimse kimseye güvenemez hale gelmişse,

Vatandaş korkuyu ve tedirginliği yaşıyorsa,

Vatandaş kendisini çaresiz, bitmiş-tükenmiş görüyorsa!…

Peki, bunlar ne anlama geliyor?

Bunlar da, bir devlet için uluslararası ilişkilerinde güçsüzlük anlamına gelir.

Çünkü bunda, tıpkı fizikte farklı yöndeki vektörlerin bileşkesi gibi bir durum vardır.

Aynı yönde olsalar, biri birlerine eklenecek güçler, biri birlerini yiyor.

Gerçekte var olan güçler eriyor, yok oluyor.

Bu durum, o devleti, dış etkilere/müdahalelere açık getirir.

Hesap vermekten uzak,

Dengeleri gözetmeyen,

Uzlaşma kültürünü dışlamış,

Kişiselleşmiş ya da zümreleşmiş,

Bir güç, ne kadar güçlü görünürse görünsün,

Uluslararası ilişkiler (uluslararası politika) bağlamında güç olarak görülmez.

Ve o devletin bu durumu,  uluslararası ilişkiler (uluslararası politika) bağlamında, rakipleri/hasımları tarafından bir fırsat olarak görülür.

Böyle bir güç, o devletin rakipleri/hasımları nezdinde caydırıcı olmaz.

 

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

ASCMER Başkanı

Ankara, 06 Haziran 2019.

 

 

 

Anahtar Kelimeler: güçlü devlet,  güçsüz devlet, 

MEMLEKETİN HALİ: MASLOW’DAN NAMIK KEMAL’E

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Önce, AKP’nin aralıksız ve tek başına 17 yıllık iktidarında memleketin geldiği noktaya dair bir tespit; (i) geçmişinden koparılmaya çalışılan, (ii) bütün meşgalesi günlük geçimini sağlamak olan, (iii) hayatı günlük geçimini sağalama etrafında döndüğü için geleceği unutmuş gözüken, mevcut Türk Toplumu… Hem geçmişinden, hem de bugünkü geçimine odaklandığı için

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NİN KURULUŞ YILDÖNÜMÜ (CUMHURİYET BAYRAMI) MESAJI

Kıbrıs Türk halkının, hürriyetine ve egemenliğine sahip çıkışının ve bu mücadelesini Cumhuriyet ile taçlandırmasının 36. yılını idrak ediyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bugünlere nasıl ulaştığını çok iyi biliyor ve Kıbrıs Türk Halkının egemen varlığının simgesi olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, bilinçli nesillerle sonsuza kadar yaşayacağına, yaşatılacağına yürekten inanıyorum.

10 KASIM-ATATÜRK’Ü ANMA MESAJI

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ebediyete intikal edişinin 81. yılında rahmetle ve şükranla anıyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk; arka arkaya yaşanan savaşlardan yoksul, yorgun, yıpranmış ve güç kaybetmiş olarak çıkmış Büyük Türk Milleti’ne inanarak ve güvenerek Milli Mücadeleyi başlatmış, “Kurtuluş Savaşı Mucizesi”ni gerçekleştirmiş, Cumhuriyet’i kurmuş, az zamanda her alanda büyük işler yapmış,

MHP VE CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı MHP’de bir strateji tayin-tespit birimi var mı bilmiyorum. MHP’nin iç işleyişine vakıf olabilecek bir durumum da yok. MHP’yi, MHP’nin yayın organı olarak bilinen Türkgün Gazetesi üzerinden takip ediyorum. Dışarıdan gördüğüm, MHP’de bir strateji tayin-tespit biriminin olmadığı; varsa bile, olması gerektiği gibi işlemediği; esasen, MHP’de belirgin bir yönetim sorunu

BEN ABD’Yİ KINAMIYORUM, TÜRK SİYASETİNİ KINIYORUM

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk ABD Temsilciler Meclisi’nde “yine” asılsız Ermeni iddiaları gündeme gelmiş… ABD’ye tepki vermeyeceğim, kınamayacağım, buna gerek görmüyorum. Artık “sıradanlaşmış” bu tür tepkilerin bir anlamı-değeri yok. Olsaydı, bu konu hala önümüze geliyor olmazdı. Konuyu önümüze getirenlerin “emelleri” de, bundan vazgeçmeyecekleri de, belli, biliniyor. ABD, dün olduğu gibi, bugün de, çıkarlarının peşinde, çıkarlarının

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.