GAZİLER GÜNÜ: MESAJ VE BU VESİLEYLE BİR DURUM TESPİTİ

Bugün, 19 Eylül…

Gaziler Günü…

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ebediyete intikal etmiş bütün gazilerimizi rahmetle ve şükranla anıyorum. Hayatta olan bütün gazilerimize esenlik içinde bir ömür diliyorum.

Bu topraklar, onlarla vatan.

Milli ve coğrafi bütünlüğümüz, onlarla bugünlere geldi.

Onların aziz hatırları, milli ve coğrafi bütünlüğümüzü koruma inancımızı ayrıca besliyor.

Türkiye, onların aziz hatırları ile, her şeye rağmen istikbale ümitle bakmaktadır.

Hepsini saygı ile anıyor, hepsinin önünde saygı ile eğiliyorum.

Peki, bugün gazilerimiz ne durumda?

İşte onların hissiyatlarında ifadesini bulmuş, durumlarını yansıtan, Sayın Yılmaz Özdil’in “Senede bir gün…” başlıklı bugünkü köşe yazısında (Sözcü, 19.9.19, s.22) yer alan bazı ifadeler:

“… bazen kendimi tuvalet kağıdı gibi hissediyorum, kendi vatanımızı savunduk ama, sanki paçavrayız.”

“… Kimi insanlar, ‘bana ne, benim için mi vurldun’ diyor. Bu cümleler beni bitiriyor.”

“… bazı insanlar ‘devletten maaş alıyorsun, daha ne istiyorsun?’ diyorlar”

“… etrafındaki babaların hepsi çocuklarını kucaklarına alıyor, oğlum da aynısını istiyor, hadi gayret edeyim dedim, kaldırmak istedim, ikimiz birlikte düştük.”

“… belediye otobüs şoförü iki kolu bir bacağı olmayan gaziye ‘şerefsiz’ diye bağırabiliyor, 16 arkadaşım boşuna şehit olmuş, boşuna gazi olmuşuz.”

“… 2000’li yıllara kadar gazinin anlamı vardı, nereye gidersek, devlet kurumlarında müdür bile kapıda karşılardı, güleryüzle buyur ederdi, gazinin şu an anlamı yok, değeri de yok.”

“… Bir ortama girdiğimizde gaziyiz diyoruz, vebalı gibi bakıyorlar. ….”

“… İnsanlar bizi gazi olarak görmüyor, sadece engelli olarak görüyor.”

“… Hükümet bize iyi gözle bakmıyor. Biz ne yaptık vatanımızı korumaktan başka?”

“… Şehit için isyan etmiyorsun, gazi için isyan etmiyorsun, ‘bu çocuk 20 yaşında kör olmuş, kolu bacağı kopmuş’ demiyorsun, ne yapayım böyle halkı, ne yapayım böyle devleti!”

“… Belediye otobüsüne bir kere bindim, otobüs şoförü ‘geç geç bedavacı’ dedi, bir daha belediye otobüsüne binmedim.”

“… Kimseye muhtaç değilken, kucakta taşınmaya başladım, biraz sesimiz çıksa, ‘sana iş veriyoruz, maaş veriyoruz, daha ne istiyorsun?’ diyorlar, bu saatten sonra bana dünyayı verseniz ne olur.”

“… Adamlar gözümüzün içine baka baka ‘ben Pkk’lıyım’ diyor, biz ‘gaziyim’ demeye utanıyoruz.”

“… Bugün Türkiye’ye bakıyorum, meğer kaybettiklerimizin hiçbir değeri yokmuş.”

“… Vatanseverlik mi azaldı, toplum mu çıkarcı oldu, bilemiyorum.”

Gazilerin durumları, hissiyatları üzerinden yukarıda belirtildiği şekilde…

Lütfen dikkat ediniz; gazilerin hissiyatları bu şekilde iken, Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğü yakın ve ciddi bir tehdit ile karşı karşıya… Beka sorunu var.

Peki, bu ikisi örtüşüyor mu? Yani Türkiye bu durumda iken, gazilerin hissiyatının bu şekilde olması doğru kabul edilebilir mi? Doğru kabul edilmez ise, Türkiye’nin geleceği için endişe duyulmaz mı?

Gazilere bakış açısının bugün bu noktaya gelmiş olması, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu tehdidi, beka sorununu ayrıca ağırlaştırmıyor mu?

Gazilere laf vuranlar, yan gözle bakanlar, onları incitenler, yukarıda belirtilen hissiyatlarında ifadesini bulan böyle bir atmosfere yol açanlar, acaba bedelli askerliğin kolaylaştırılmasını ve bedelli askerlikten istifade etmek isteyenlerin sayısındaki ciddi artışı hatırlıyorlar mıdır, bu iki konuyu birlikte mütalaa ediyorlar mıdır? Ellerini vicdanlarına koyup kendilerini bir sorguluyorlar mıdır? Gaziler Günü, bu sorgulamaya vesile olmalıdır.

Gaziler Günü’nde, gazilerin yukarıda belirtilen hissiyatına bakarken, Türkiye’nin bugün gelmiş olduğu noktanın hatırlanması son derece önemlidir.

Türkiye’nin ekonomik açıdan içinde bulunduğu durumu herkes görüyor.

Türk toplumundaki ayrışma ve kutuplaşma, hem çok belirgin, hem de bu durum devam ediyor.

Türkiye, dış politikada, ciddiye alınmayan, düşmanlığından sakınılmayan, dostluğu aranmayan, ABD ile Rusya arasında sıkışıp kalmış bir ülke haline gelmiş; güven duyulmayan, bölgesinde bile dışlanmış, yalnız bir ülke olmuştur.

Türkiye, “15 Temmuz olayı” ve bu olay ile başlayıp buna bağlı olarak halen devam eden operasyonlar üzerinden,  askeri açıdan ciddi güç kaybına uğramıştır, bu güç kaybının devam ettiği açıktır.

Milli değerlere, Milli Mücadele’ye ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bakışı sorunlu ve sıkıntılı bir eğilimin öne çıktığı bir Türkiye vardır artık… Bu çok belirgin olarak görülebiliyor.

Dikkat çekici olan, milli değerler aşağıya doğru bastırılırken, bununla eş zamanlı olarak her konuda “ümmetçi” bakışı açısının dışa vurulması ve dışa vurulan bu “ümmetçi” bakış açısının da, sorunlu olmasıdır. Niçin sorunlu olduğu, “sadece gazilerin” yukarıda belirtilen hissiyatlarından bile çıkarılabilmektedir. Çünkü eğer “vatan sevgisi, şehadet, gazilik, imandan sayılıyor, imanın işaretleri ” ise, bunlar İslam inancının çok somut dışa vurumları ise, gazilerin izhar ettikleri hissiyatları, öne çıkmış “ümmetçi” bakış açısı ile uyuşmamaktadır, sorun var demektir. Türkiye’nin Sünni İslam Dünyasından dışlanmış görüntüsü, bu sorunlu bakış açısının varlığını teyit eden bir başka işarettir.

Türkiye’nin bugünkü durumu, kısaca bu şekilde… En azından ben böyle görüyorum.

Ülke böyle bir durumda iken, gazilerin izhar ettikleri hissiyatları Türkiye’nin geleceği açısından hiç de iyi şeyler söylememektedir.  Ülke bir beka sorunu ile karşı karşıya iken, gazilerin ifade ettikleri özellikle önemli olacağı için; Türkiye’nin geleceği için endişe duymamak elde değil…

Türkiye, bugün bu noktaya nasıl geldi? Bu sorgulanmalıdır.

Ancak bu sorgulama yeterli görülmemeli; bu gidişin devam etmesinin, milli ve coğrafi bütünlüğü koruma bağlamında Türkiye’yi ne gibi tehlikeli durumlar ile karşı bırakabileceği de irdelenmelidir. Türkiye, bu gidiş ile, beka sorununun üstesinden gelir mi, yoksa beka sorunu daha da ağırlaşır mı? Bu da sorgulanmalıdır. Yine böyle bir sorgulama yapılırken, milli ve coğrafi bütünlüğün, “telafi” kabul etmeyen, kabul edilse bile bedeli çok ağır olan konular olduğu da görülmelidir.

Türk Milleti, büyük bir millettir. Ve bu büyüklük, sadece yazarının mensubiyet şuuru ile açıklanamaz; tarihte yazılıdır ve Türk Tarihine objektif bakmış her göz bunu teslim etmiştir.

Türkiye’nin bugün bu noktaya gelmesinin en önemli nedenlerinden biri de, Türk Tarihine sırt dönülmesi, bu tarihten güç ve ilham alınmamasıdır.

Onun içindir ki; yaşanan ve yaşanmakta olan onca şeye rağmen, Türk Tarihine bakarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, milli ve coğrafi bütünlüğünü korumuş, beka sorununun üstesinden gelmiş olarak, bugünkü olumsuz günleri de geride bırakacağına yürekten inanıyorum. Bugünler geride kalacak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti gelişmiş ve güçlenmiş olarak, vatandaşlarını daha güzel günlere taşıyacaktır.

Gaziler Günü münasebetiyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bütün gazilerimizi bir kere daha rahmetle ve şükranla anıyorum. Ebediyete intikal etmiş, yüce Allah’ın cennetine kabul ettiği bütün gazilerimizin ruhları şad olsun. Hayatta olan gazilerimize Yüce Allah’tan sağlık-sıhhat, huzur ve afiyet diliyorum.

Gazilerimizin varlığı ve anıları, yürümekte olduğumuz yolu aydınlatmaya devam edecektir.

Onlara, vatan, devlet ve millet yolunda yaptıkları üstün fedakarlık için içten müteşekkirim.

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

ASCMER Başkanı

Ankara, 19 Eylül 2019.

 

Anahtar Kelimeler: Gaziler günü, 

MEMLEKETİN HALİ: MASLOW’DAN NAMIK KEMAL’E

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Önce, AKP’nin aralıksız ve tek başına 17 yıllık iktidarında memleketin geldiği noktaya dair bir tespit; (i) geçmişinden koparılmaya çalışılan, (ii) bütün meşgalesi günlük geçimini sağlamak olan, (iii) hayatı günlük geçimini sağalama etrafında döndüğü için geleceği unutmuş gözüken, memleketin mevcut manzarası… Hem geçmişinden, hem de bugünkü geçimine odaklandığı için

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NİN KURULUŞ YILDÖNÜMÜ (CUMHURİYET BAYRAMI) MESAJI

Kıbrıs Türk halkının, hürriyetine ve egemenliğine sahip çıkışının ve bu mücadelesini Cumhuriyet ile taçlandırmasının 36. yılını idrak ediyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bugünlere nasıl ulaştığını çok iyi biliyor ve Kıbrıs Türk Halkının egemen varlığının simgesi olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, bilinçli nesillerle sonsuza kadar yaşayacağına, yaşatılacağına yürekten inanıyorum.

10 KASIM-ATATÜRK’Ü ANMA MESAJI

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ebediyete intikal edişinin 81. yılında rahmetle ve şükranla anıyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk; arka arkaya yaşanan savaşlardan yoksul, yorgun, yıpranmış ve güç kaybetmiş olarak çıkmış Büyük Türk Milleti’ne inanarak ve güvenerek Milli Mücadeleyi başlatmış, “Kurtuluş Savaşı Mucizesi”ni gerçekleştirmiş, Cumhuriyet’i kurmuş, az zamanda her alanda büyük işler yapmış,

MHP VE CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı MHP’de bir strateji tayin-tespit birimi var mı bilmiyorum. MHP’nin iç işleyişine vakıf olabilecek bir durumum da yok. MHP’yi, MHP’nin yayın organı olarak bilinen Türkgün Gazetesi üzerinden takip ediyorum. Dışarıdan gördüğüm, MHP’de bir strateji tayin-tespit biriminin olmadığı; varsa bile, olması gerektiği gibi işlemediği; esasen, MHP’de belirgin bir yönetim sorunu

BEN ABD’Yİ KINAMIYORUM, TÜRK SİYASETİNİ KINIYORUM

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk ABD Temsilciler Meclisi’nde “yine” asılsız Ermeni iddiaları gündeme gelmiş… ABD’ye tepki vermeyeceğim, kınamayacağım, buna gerek görmüyorum. Artık “sıradanlaşmış” bu tür tepkilerin bir anlamı-değeri yok. Olsaydı, bu konu hala önümüze geliyor olmazdı. Konuyu önümüze getirenlerin “emelleri” de, bundan vazgeçmeyecekleri de, belli, biliniyor. ABD, dün olduğu gibi, bugün de, çıkarlarının peşinde, çıkarlarının

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.