ERDOĞAN (AKP) YÖNETİMİNİN ABD VE HDP YAKLAŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

Erdoğan (AKP) Yönetiminin ABD yaklaşımı ile HDP yaklaşımı o kadar çok biri birini çağrıştırıyor ki… ABD’ye de, HDP’ye de çok ağır eleştiriler tevcih ediliyor… En yetkili ağızlar, ABD’nin Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğünü tehdit eden PKK terör örgütünün Suriye kolu YPG terör örgütüne açıkça ve ciddi şekilde silah/teçhizat verdiğini söylüyor… İçişleri Bakanlığı, HDP’li belediyelerin belediye imkânlarını PKK terör örgütüne kullandırttığını, bunların somut olaylar üzerinden belgeli olduğunu ileri sürüyor…

ABD’nin yaptığı, uluslararası hukukun çok açık ihlalidir. HDP’nin yaptığı da, iç hukukun çok açık ihlalidir. Bu hukuksal ihlallerin, hukukta karşılığı bellidir. ABD’yi karşına alırsın, HDP’yi de kapatırsın… Uluslararası hukuk da, iç hukuk da, buna yol vermekte, yani himaye etmektedir.

Peki, Erdoğan (AKP) Yönetimi, ABD’yi karşısına alıyor mu? Karşısına almadığı gibi, Suriye’nin kuzeyinde ABD ile birlikte hareket etme peşinde…

Peki, Erdoğan (AKP) Yönetimi, HDP’yi PKK terör örgütü ile açıkça ilişkilendirmesine ve elinde belgeler ve ortada HDP mensupları (milletvekilleri ve üyeleri) hakkında verilmiş onca yargı kararı olmasına rağmen, HDP hakkında hukuksal bir süreci başlatıyor mu? Hayır.

ABD’ye de, HDP’ye de, hep söz, söz, söz…

ABD’ye karşı atılmış somut bir adım var mı? Yok. HDP hakkında, hukuksal açıdan bir işlem başlatılmış mı? Hayır.

Bu belirtilenler, Erdoğan (AKP) Yönetiminin ABD yaklaşımı ile HDP yaklaşımı arasında bir benzerlik olduğuna işaret etmiyor mu?

Erdoğan (AKP) Yönetiminin ABD ve HDP hakkında söyledikleri, doğal olarak, kamuoyunda bunlar hakkında işlem yapılacağı ya da yapılması beklentisi doğurmaktadır. ABD’ye ve HDP’ye ilişkin söylem en yüksek seviyede ve ısrarla sürdürülüyor ama, bu söylemler ABD ve HDP konusunda somut adım atılmasına (ABD ve HDP hakkında işlem yapılmasına) açıkça “yol vermesine” rağmen, bir türlü bu yapılmıyor.

Söylenenler çıkış noktası alındığında; uluslararası hukuk açısından, ABD, Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğünü hedef almış PKK/YPG terör örgütüne açıkça destek vermiş olmaktadır. Türkiye’ye yönelik açık ve ciddi bir saldırı vardır; ABD de, bu saldırganı desteklemekte ve himaye etmektedir. Yani ortada bir suç vardır. İç hukuk açısından da, HDP’nin PKK terör örgütü ile ilişkili olduğuna dair elde somut belge/delil olması demek, HDP’nin Anayasa ile birlikte siyasal partilere ve terörle mücadeleye dair mevzuatı açık ihlal ettiği anlamına gelir. Üstelik önceki kayyum uygulamasından ders çıkarılmamış olması nedeniyle, mevzuatı ihlalde “ısrar” da söz konusudur. Yani “resmi” söyleme göre, HDP, yürürlükteki mevzuatın dışına çıkmış, suç işlemiştir ve “ısrarla” işlemeye devam etmektedir.

Durum böyle olmasına rağmen, Erdoğan (AKP) Yönetimi, ne ABD’ye karşı somut bir adım atıyor, ne de HDP hakkında hukuksal bir işlem başlatıyor.

Bilemiyorum, acaba Erdoğan (AKP) Yönetimi de dâhil herkes bu görüntünün farkında mı?

İnandırıcılık, dış politikada da, iç politikada da çok önemlidir. İktidarlara, ayrıca güç verir, etki alanlarını genişletir. Tersi de, doğal olarak, güç kaybına yol açar, etki alanlarını daraltır.

Elbette ki bu, Erdoğan (AKP) yönetimi için de geçerli olan bir husustur. Hem ABD’yi ve HDP’yi en yetkili ağızlardan en ağır şekilde eleştireceksin, hem de bu eleştirilerin konusu uluslararası hukukun ve iç hukukun açık ve ağır ihlali olmasına rağmen bunlar hakkında caydırıcı adım atmayacak, işlem yapmayacaksın…

Bu, çok açık bir çelişkidir ve bu çelişki de, inandırıcılığı aşındırır, nüfuz gerilemesine yol açar.

Eğer bu çelişki dış ve iç politikaya dair “politik” mülahazaların empoze ettiği bilinçli bir tercihin ürünü bir durum ise; bu takdirde de, Erdoğan (AKP) yönetiminin ABD ve HDP konusundaki söylemlerinin ağırlığını ve yoğunluğunu gözden geçirmesine ihtiyaç vardır. “Bunlar böyle böyle söylüyor ama, ne ABD’ye karşı, ne de HDP’ye karşı bir şey yapıyorlar, sadece söz, söz, söz!..” şeklinde bir algıya yol açılmamalıdır. Neticede, olan, dışarıda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, içeride de Devletin itibarına olmaktadır. Türkiye bir beka sorunu ile karşı karşıya ise, Devletin bu suretle iki yönlü itibar kaybına uğraması doğru değildir. Kabul edilemez. Çünkü beka sorununu ayrıca ağırlaştırır.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 01 Eylül 2019


BARIŞ PINARI HAREKATI’NA ARA VERMEYE DAİR MUTABAKAT BELGESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in dünkü Ankara ziyaretinde ortaya çıkan “Barış Pınarı Harekâtı’na 120 saatliğine (5 günlüğüne) ara verme”ye dair Mutabakat belgesini, şu aşamada, ayrıntılı olarak değerlendirmeyeceğim. Barış Pınarı Harekâtı başlarken verdiğim bir söz var. O söze sadık kalacağım. En azından 120 saat sonrasını beklemekte yarar görüyorum. Ancak

ŞAM’A ŞU MESAJI DA VERMELİ!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Medyada, Barış Pınarı Harekâtı nedeniyle sığınacak yer (hami) arayan PYD/YPG’nin Şam Yönetimine yanaştığı ve bu yanaşmanın sonucu olarak Şam Yönetiminin Menbiç de dâhil Suriye’nin kuzeyine yöneldiği, Türkiye ile karşı karşıya gelebileceği ifade ediliyor. Şam Yönetiminin PYD/YPG ile birlikte hareket etmesi, Türkiye ile Suriye arasında, 20 Ekim 1998’de imzalanmış

SURİYE KONUSU: ABD, GÜVENLİ BÖLGE VE TÜRKİYE İÇİN BİR ÖNERİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı I. Türkiye açısından Suriye konusunda belirgin bir hareketlilik var.

TÜRKİYE’NİN ÇEK CUMHURİYETİ’NE ATADIĞI BÜYÜKELÇİ VE ABD

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Sayın Egemen Bağış, Türkiye’nin Çek Cumhuriyeti (Çekya) nezdindeki yeni Büyükelçisi… Kamuoyunda ve Türk siyasetinde oldukça geniş yer bulmuş, tartışma konusu olmuş, bir atama… Bu, medyaya yansıyan haberlerden ve yorumlardan anlaşılabiliyor. Bu yazıda, önce kısaca bunun nedenine, sonra da işbu yazıyı yazmama neden olan, “küçük” gibi olsa da “benim

MÜNİH’İN HONG KONG’UN YERİNİ ALMASI ÖNERİSİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Hong Kong, daha önce Britanya Krallığı’na (İngiltere’ye) bağlı iken 01 Temmuz 1997 tarihinden itibaren Çin’e bağlı “özel yönetim” bölgesine dönüşen, bu tarihten itibaren “bir devlet, iki sistem” olarak ifade edilen bir yaklaşım ile Pekin tarafından “uzaktan” yönetilmektedir. Çin’in ana karasının bir parçasıdır. Hong Kong, Çin’in güney kıyısında yer

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.