DAĞLIK KARABAĞ ZAFERİ, BAKU VE ANKARA

Prof. Dr. Osmasn Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

Dağlık Karabağ’daki çatışmada gelinen noktada, elde edilen zaferle ilgili olarak iki hususa dikkat çekmek isterim.

Birincisi, Azerbaycan Devlet Başkanı Sayın Aliyev’in açıklamalarında gördüğüm  “devlet ciddiyeti” eksikliğidir. Zafer üzerinden Ermenileri, Ermenistan’ı, Ermenistan Başbakanı’nı aşağılamak, onlarla alay etmek, eğlenmek, sade Azerbaycan vatandaşına, Azerbaycan halkına, belki yakışır ama, Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan birine -Sayın Aliyev’e- yakışmıyor diye düşünüyorum.

Niye?

Çünkü bu tür davranışlar, uluslararası ilişkilerin yerleşik nezaket kuralları tarafından himaye edilmez, uluslararası ilişkilerde “hafiflik” olarak görülür, devlet ciddiyeti konusunda soru işaretlerine yol açar. Keza Türk tarihi, Türk kahramanlığı, Türk kültürü de, yendiği düşmanla dalga geçmeyi ve onu aşağılamayı öngörmez, bunu dışlar. Türk töresinde bu yoktur. Törede, yenilen düşmana saygı vardır. Bu nedenle Sayın Aliyev’in, açıklamalarında Ermeniler, Ermenistan, Ermenistan Başbakanı için kullandığı dili ve üslubu doğru bulmuyorum.

İkincisi, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’da Ermenilere karşı elde ettiği zaferin Türkiye’de AKP/Sayın Erdoğan iktidarı tarafından iç siyaset malzemesi olarak kullanılmak istenebileceğine dair emareleri algılamamdır. Eğer iktidarın böyle bir niyeti varsa, bunu da doğru bulmuyorum.

Niye? Çünkü,

– Bu, Azerbaycan’ın zaferine gölge düşürür. Azerbaycan’ı güçsüz gösterir. Oysa Azerbaycan’ın da, Türkiye’nin de, bölgede güce/güçlü gözükmeye ihtiyaçları vardır.

– Azerbaycan, müstakil bir devlet, Türkiye tarafından kontrol edilen bir devlet değil. Eğer AKP/Sayın Erdoğan iktidarı zafere ortak çıkma niyetini taşıyorsa, bunun, hem Azerbaycan’ın müstakilliğini zedeleyeceğini, hem de Azerbaycan’ın Türkiye’den bağımsız olarak atacağı adımların faturasının bundan böyle Türkiye’nin de önüne konulmasının yolunu açmış olabileceğini görmesi gerekir.

– Derler ki, madem Türkiye Azerbaycan’ı Dağlık Karabağ’da zafere ulaştıracak güce sahip, içerideki ve dışarıdaki mevcut durumu ne oluyor? Türkiye, içeride ciddi bir ekonomik sıkıntı içinde gözükmüyor mu? Dışarıda, yaklaşık 40 yıldır başına bela kanlı bölücü/ayrılıkçı terörizmin dış desteğini kesti mi, söndürdü mü; Suriye’nin kuzeyindeki tehdidi bertaraf etti mi; Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta, Ege’de, Batı Trakya’da, Libya’da hak ve menfaatlerini güvenceye kavuşturdu mu, bütün bu mücadelelerden zaferle çıktı mı? Yani böyle bir durumda, AKP/Sayın Erdoğan iktidarı için içeride ve dışarıda zaten oluşmuş güven ve ciddiyet kaybının daha da artması ihtimali söz konusu olabilecektir.

AKP/Sayın Erdoğan iktidarı, Türkiye’yi yeni gaileler ile karşı karşıya getirmemek için, Türkiye’nin üzerindeki baskıyı/kuşatmayı daha da ağırlaştırmamak için, “bir millet, iki devlet” söylemine halel getirmemek için, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’daki zaferini içeride iç politika malzemesi yapmaktan uzak durmalıdır. Durmayacaksa, en azından bunda aşırıya kaçmamalıdır. Bu konu, iktidara oy getirmez, dolaylı kaybettirir. AKP/Sayın Erdoğan iktidarının Dağlık Karabağ zaferine yaklaşımı, ölçülü, gerçekçi, akılcı, geçmişi-geleceği dikkate alan, sorumluluk duyulduğuna işaret eden, bir yaklaşım olmalıdır.

Dün, Ermeniler Dağlık Karabağ’ı işgal ederken ve o tarihten bu yana işgal sürerken Türkiye olarak Azerbaycan’ın ve Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında ne kadar olmuşsak, bugün, bu zaferde de o kadar olmalıyız. Fazlası, bana göre, “haram” olur. “Kardeşlik hukuku”nun ölçüsünün de bu olduğunu düşünüyorum.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 11 Kasım 2020


BU ÜLKEDE SİYASET NASIL YAPILIR HALE GELDİ!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Medyada, CHP Genel Başkan Yarımcısı emekli Büyükelçi Sayın Ünal Çeviköz’ün, bir Amerikan düşünce kuruluşunda yaptığı konuşmaya yönelik eleştiriler yer alıyor. Eleştiriler, münhasıran Sayın Çeviköz’ün konuşmasında ABD’nin yeni Başkanı Biden’ın Türkiye için demokrasi ve temel hak ve özgürlüklere çok güçlü vurgu yapmasını istemesine yönelik eleştiriler… Eleştirilerde, ne toplantı konusunun

TÜRKİYE’NİN TERÖRİZMLE MÜCADELESİ NASIL GÖZÜKÜYOR?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Hakkari’de, PKK terör örgütünün saldırısı sonucu 3 işçi (sivil) hayatını kaybetmiş… Şehit işçilere Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Eli kanlı, bölücü/ayrılıkçı terör örgütünü lanetliyorum. Ancak… AKP/Sayın Erdoğan iktidarının bugün terörle mücadelede izlediği stratejiyi anlamak mümkün değil. Terörizmle mücadelede, “ara, bul, yok et” şeklinde ifade edilen

İYİ PARTİ’DEKİ GELİŞMELERİN DIŞ POLİTİKAYA DAİR ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı İç politika ile dış politika arasındaki karşılıklı bağımlı ilişkiyi bilmeyen yoktur. Bu karşılıklı bağımlılık, son 30 yılda (Sovyetlerin dağılmasından sonra) dış politikanın iç politika üzerindeki ağırlığının arttığı bir şekle dönüşmüştür. İç politikalar, artık daha çok dış politikalar üzerinden yürütülür olmuştur. Öyle ki, bir taraftan Rusya’nın, Çin’in, hatta İran’ın

RUSYA’NIN ATİNA BÜYÜKELÇİLİĞİ’NİN AÇIKLAMASI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Atina’daki Rusya Büyükelçiliği, twitter hesabından, 1982 Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin tüm devletlere karasularını 12 mile kadar çıkarma hakkını verdiğine dair bir mesajı kamuoyu ile paylaşılmış. (Sözcü, 16.10.20, s.14) Rusya’nın Atina Büyükelçiliğinin bu paylaşımı, Türkiye açısından, çok anlamlıdır. Evet, doğru. 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 3. maddesinde, her devletin karasularının

“ÇİN KOMÜNİST PARTİSİ’NİN TEKNO-TİRANLIĞI”

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Aşağıda bağlantı adresi (kaynağı) belirtilen çalışmada, özetle deniliyor ki; ABD Çin’in dolaylı istihbarat faaliyetlerinin önüne geçmeye ve Çin’e veri akışını sınırlamaya çalışırken, Birleşmiş Milletler (BM), Çin merkezli ortak küresel veri merkezleri kurmak için Pekin ile birlikte çalışıyor.

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.