“CUMHUR İTTİFAKI” ÜZERİNE FARKLI BİR DEĞERLENDİRME

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Aynı zamanda siyaset bilimci kimliğine de sahip, bir uluslararası ilişkiler uzmanı olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’nin, “şu an itibarıyla” çok zor bir durumda olduğunu düşünüyorum.

Neden böyle düşündüğümü açıklayayım:

AKP’nin bugünlere gelmesinin arkasında münhasıran bir şekilde dışarıdan aldığı destek vardı. Denilebilir ki; seçimlerde aldığı yüksek oy (görünürdeki halk desteği) ne oluyor? Bunlar, bana, realpolitik açıdan çok da anlamlı gelmiyor. Çünkü bu da, dolaylı olarak, dışarıdan aldığı destek ile bağlantılı.

Anladığım, AKP’nin, yıllardır arkasında gördüğü dış desteği kaybetmekte olduğu; çıkardığım da, AKP’nin bu kaybı, “Cumhur İttifakı” ile karşılama peşine düştüğüdür.

Ancak durum bu kadar basit değildir ve konu bağlamında özellikle iki hususa dikkat çekmek isterim.

Birincisi; “Cumhur İttifakı”nı, sadece Cumhurbaşkanı seçimi için aranan “ % 50+1” şartını yerine getirme ile ilgili görmüyorum. Bu ittifakı, “gerçekte” seçimlerin hepsi için görüyorum. “Cumhur İttifakı”nın sadece Cumhurbaşkanı seçimi ile ilişkilendirilmesine, AKP’nin, şu an itibarıyla içinde bulunduğu zor durumu gölgeleme, gözlerden uzak tutma işlevini yüklemiş olduğunu değerlendiriyorum.

İkincisi; AKP, sanırım, dış destekteki kayıplarını “Cumhur İttifakı” üzerinden telafi etmek istiyor. Ancak iç siyasete yansıyan nüfuzları/etkileri açısından bakıldığında, dış destek ile “Cumhur İttifakı” paydasında AKP ile bir araya gelen partiler “siyasal güç olarak” aynı değerde değillerdir. Yani AKP’nin dış destekteki kayıplarını “Cumhur İttifakı” üzerinden telafi etmesi oldukça güçtür. Eğer bunun aksi söz konusu olsaydı, yani “Cumhur İttifakı” üzerinden AKP’ye yanaşan partiler o kadar güçlü olsaydılar, AKP bugün iktidar koltuğunda olmazdı.

MHP, taban olarak, gerçekten güçlü bir partidir. Ancak MHP’nin “mevcut yönetiminin” bu tabanı ne kadar kontrol edebildiği, bana göre, tartışmaya açıktır. Denilebilir ki, MHP’nin daha yeni (18 Mart 2018 tarihinde) yapılan 12. Olağan Büyük Kurultayı ne oluyor? Buna cevabım, mevcut konjonktür nedeniyle, bu kurultayı fazla anlamlı bulmadığımdır.

1991 sonrasında, küreselleşme üzerinden Dünyanın “küçük bir köye” dönmesinin, iç ve dış politika arasındaki karşılıklı bağımlı ilişkiyi derinden etkilediği bir gerçektir. Bu gerçek, dış politikanın iç politika üzerindeki belirleyici etkisinin öne çıkması yönündedir.

Yukarıda belirtilen hususlar ve mevcut konjonktür ışığında, şu iki haber bana oldukça anlamlı gelmiştir. Birincisi, yasa dışı şekilde sınırı geçtikleri için Türkiye’de tutuklu bulunan iki Yunan askeri ile “15 Temmuz olayı” sonrasında Yunanistan’a kaçan sekiz Türk askeri konusunda, iki ülke arasında baş gösteren gerginlikte, Yunanistan Başbakanı Çipras’a atfen verilen “Yunanistan’ın Başbakanı var, Sultanı değil!” sözüdür.[i]  İkincisi de, birinci haberden sonra geldiği anlaşılan, ABD’nin Yunanistan’daki Büyükelçisine atfen verilen “Yunanistan ve ABD, iki ay içinde Türkiye ile karışıklıklar yaşayacak” ifadesidir.[ii] Ancak bu iki haber kapsamında, son günlerde ABD’den gelen açıklamalar ile Washington-Ankara ilişkilerinde yaşananların da bana anlamlı geldiğini ayrıca ifade etmeliyim.

Türk Dış Politikasında bunlar olurken, iç politikada da, normalde 2019’a yapılması gereken seçimlerin erkene alınması ve bu bağlamda “Cumhur İttifakı” konuşuluyor.

Benim aklıma gelen ise, yürürlükteki anayasanın “seçimlerin geriye bırakılması ve ara seçimler” başlığını taşıyan 78. maddesinin birinci fıkrası ve bu fıkra ışığında seçimlerin 2019 sonrasına sarkabileceği ihtimali…

Bu ihtimal de, doğal olarak,  “Cumhur İttifakı”nın “mevcut” anlamını kaybedeceğini, söz konusu ittifakın daha kapsayıcı yeni bir mecrada kendini gösterebileceğini çağrıştırıyor.

Bilgi varsa, sürpriz yoktur. Ve bilgi, bunun için değerlidir.

[i] http://www.korhaber.com/haber/Cipras-Erdogan-gerginligi-%E2%80%9CYunanistan-in-Basbakani-var-Sultani-degil%E2%80%9D/248280

[ii] http://www.korhaber.com/haber/-Yunanistan-ve-ABD-iki-ay-icinde-Turkiye-ile-karisikliklar-yasayacak-/248279


IŞİD SURİYE’DE FIRAT’IN AŞAĞI KISMINDA İSE ABD’NİN YUKARIDA İŞİ NE!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk “ABD liderliğindeki ‘cihatçı karşıtı’ koalisyonun destek verdiği Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri”, Suriye’nin doğusunda, IŞİD unsurlarına yönelik saldırılarına devam ediyormuş[i]… Haber, Mardin’e bağlı Nusaybin’in hemen güneyindeki Suriye/Kamışlı’dan verilmiş… Bilindiği üzere, Suriye’de, ABD liderliğinde, cihatçılara karşı oluşturulmuş, çok uluslu bir güç var. Bir de, yine cihatçılara karşı kullanılan, Suriye Kürtlerinin liderliğinde,

ENERJİDE PAZAR KAPMA PEŞİNDEKİ ABD POLONYA’DA BUNU BAŞARMIŞ GİBİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk ABD’nin Polonya’ya sıvı doğal gaz satmasını öngören anlaşma taraflar arasında imzalanmış… ABD, bu suretle, Polonya’nın enerji açısından Rusya’ya bağımlılığı azaltacakmış… Bu, bir başlangıçmış; ABD, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin tamamını enerjide Rusya’ya bağımlı olmaktan kurtarmayı hedefliyormuş[i]…

YUNANİSTAN’DA HÜKÜMET İLE KİLİSE ARASINDAKİ ANLAŞMA

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Yunanistan Hükümeti ve “bağımsız” Yunan Ortodoks Kilisesi, din ve devlet işlerini biri birinden ayırmaya yönelik, bir anlaşmayı imzalamış… Yunanistan’ın gerçekten laik bir ülke haline gelmesi bağlamında, anlaşma, tarihi önemde bulunuyor[i]. Anlaşma ile; toplam kamu çalışanlarının yaklaşık % 18’ne denk gelen din adamlarının devlet memuru statüsüne son veriliyor, “bordrodan” çıkarılıyor. Fakat

ABD PKK TERÖR ÖRGÜTÜ YÖNETİCİLERİ İÇİN ÖDÜL KOYMUŞ!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk ABD, PKK terör örgütünün üst düzey yöneticilerinden Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan’ın kimlik ya da yer tespitini mümkün kılacak bilgiler için para ödülü verileceğini açıklamış… Bu adım üzerinden, NATO’da müttefiki olan Türkiye ile ABD arasında mevcut olan terörle mücadeleye dair işbirliğine verilen değere dikkate çekmiş… Öncelikle, ABD’nin bu

MENBİÇ’TEKi ORTAK DEVRİYE GÖREVİNİ NASIL GÖRÜYORUM YA DA ANLIYORUM?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Geçtiğimiz Haziran (2018) ayında Menbiç’te başlaması gereken Türk askerinin Amerikan askeri ile ortak devriye görevi daha yeni başlıyor. Ortak devriye görevinin gerektirdiği “ortak eğitim” daha yeni gerçekleşti. Türk topçuları Fırat’ın doğusunu bombaladı, Menbiç’te ortak devriye görevi ancak bundan sonra fiilen başladı!… Önce “devriye” nedir, ona bakalım. Devriye, kelime anlamı olarak;

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.